RÖPORTAJ, VIP — 4 Ocak 2014 at 17:16

ERKANLI GRUP YÖNETİM KURULU BAŞKANI RIZA HÜSEYİN ERKANLI : “HEDEFİMİZ, KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MARKA OLMAK”

by

Hüseyin Erkanli-1

İnşaat işini de ve atık yönetimini de çok iyi bildiklerini iddia eden Erkanlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Hüseyin Erkanlı, iki iş kolunda entegre çalışacaklarını ve çok iyi projelerle kentsel dönüşümde de marka olacaklarını söyledi.

 

Atık dönüştürme teknolojilerine yaptığı 60 milyon dolarlık yatırımla dikkatleri çeken Erkanlı Grup, atık yönetimindeki tecrübesini kentsel dönüşüme de taşımak istiyor!

 

Kentsel dönüşüm sürecinde yıkılacak binaların atıklarının da önemli bir sorun oluşturacağını vurgulayan Erkanlı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Hüseyin Erkanlı ile kentsel dönüşümü ve Erkanlı Grup’un kentsel dönüşümdeki hedeflerini konuştuk.

 

Erkanlı Grubu’nun atık dönüşümündeki çalışmaları ile başlayalım. Bu alanda ciddi yatırımlarınız var…

Dönüşümle ilgili geldiğimiz noktada alt başlıklar çeşitlendi. Erkanlı olarak atık dönüşüm işimiz devam ederken, bugün itibariyle inşaat sektöründe kentsel dönüşüm projelerine odaklanmış durumdayız. Hatta bu dönüşümü entegre ediyoruz. Yeni kurduğumuz şirketlerle yıkılan binaların atıklarının dönüşümü işine girdik. Aslında grubumuz entegre olarak büyümeye devam ediyor. Artık Türkiye’de atık sektörü önemli bir sektör haline geldi.  AB uyum süreciyle birlikte yeni yasalar ve yönetmelikler geldi. Biz de 2001 yılında başladığımız atık sektörüne 2005 yılında daha da konsantre olduk. O yıllardan bu yıllara dek tesis sayımız arttı. Ara depolama, ön işlem ve geri dönüşüm tesisleri kurduk. Yakında beş işleme tesisimiz devreye girecek. Endüstriyel ve tehlikeli atık kurutma ve bertaraf etme tesisimiz devreye giriyor. Bu tesis tehlikeli atık çamurları dönüştürerek, kurutarak, kalorisini yükselterek çimento fabrikalarına ham madde vermek için kuruldu. Aynı tesisin bir benzerini şimdi Trakya’da kuruyoruz. Erkanlı Şirketler Grubu olarak, Erksan Çevre Teknolojisi ve Atık Yönetimi ve bunun alt iştiraki olan kuruluşlar tamamen sektöründe yatırım işine odaklanmış durumda.  Biz, kaynağından bertarafına kadar olan süreci yönetiyoruz. Türkiye’de birçok sanayicinin işini yaptık, yapıyoruz. Şirketimiz bu anlamda büyümeye devam ediyor. İleride umuyoruz ki borsaya açılan ilk çevre atık şirketi olacağız. Bugün dünyada bu sektör çok büyük ama Türkiye’de gelişimi devam ediyor.

 

İlgili bakanlığın sektöre teşvik ve desteğini görüyor musunuz?

Bu konuda yasal düzenleme ve altyapı oluşumu iyi bir şekilde devam ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ciddi teşvikleri var. Son yıllarda birçok sanayi kuruluşuna çevreyi kirlettiği gerekçesiyle ciddi cezalar verilmeye başladı. Bu sektör nasıl gelişir? Yasal altyapıyla gelişir. İkincisi denetlemeyle olur. Bu konuda kamunun, yasa koyucunun daha aktif olması gerekiyor. Üçüncüsü de bilinç düzeyini attırmak gerekiyor. Burada herkesin zararlı atıklar konusunda hassas olması gerekiyor. Bu uygulamalar yapıldığı zaman sektör ilerler. Bakanlığın bu yönde çalışmaları var ama sektörün daha fazla desteğe ihtiyacı var. Son dönemde Çevre ve Bayındırlık Bakanlıklarının birleştirilip Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olması hem atık, hem de inşaat sektörünü içinde barındıran bir yapı oluşturdu. Bu yapı bizim gibi atık sektörünün yanı sıra inşaat sektöründe de faaliyet gösteren bir grup için iyi oldu.

 

Erkanlı Grup’un kentsel dönüşüme yönelik faaliyetlerini konuşalım biraz da…

Erkanlı Grup olarak hayalimiz İstanbul’da kentsel dönüşümde marka olmaktır ve kurduğumuz şirketlerle atık dönüştürmektir. Kentsel dönüşüme yatırım yapacağız ve çok iyi tasarlanmış binalar yapacağız. İnşaatı iyi biliyoruz. Atık yönetimini de iyi biliyoruz. Dolayısıyla iki dönüşümde de entegre bir şekilde çalışacağız. Kentsel dönüşümde yıkılacak binaların atıkları tahminen 10 milyon tonun üzerinde olacak. Bu yükü yönetmek lazım.. Atık dediğimizde evsel atıklar, sanayi atıkları, maden atıklar var. Bir de inşaat ve yıkıntı atıkları var. Yıkılan binalardan insana ve çevreye zararlı asbest gibi maddeler var ve bunun yanında demir, çelik, plastik gibi geri dönüşümle ekonomiye kazandırılacak atıklar da var. Bina yıkıldığı zaman atıkların yüzde 60’ı ham madde olarak geri dönüşebilir. Yeşil binalarda bu oran yüzde 80’i bulacaktır.

 

İstanbul ölçeğinde kentsel dönüşümü nasıl değerlendirmeliyiz?

Bugün İstanbul insanıyla, tarihiyle, kültürüyle, konumuyla, ekonomik gelişmelerden aldığı hızla son yıllarda popüler bir şehir oldu ama dünyada adı üst sıralarda değil. Yani bir Londra, Paris gibi değil. Şimdi bunu oluşturacak altyapıyı kentsel dönüşümle yapmamız lazım. Bunun için yolları, altyapıyı, yeşil alanları, yeşil binaları oluşturmalıyız. Yeni kurulacak bölgelerde kentsel dönüşüme öyle teşvik verilmeli ki tersine beyin göçünü sağlayalım. Bunu düşünmek bile heyecan veriyor. Bu şekilde kentsel dönüşümü uygularsak, hem insanlar daha sağlıklı binalarda oturacaklar, hem deprem riski minimize olacak, hem de büyüyen, gelişen Türkiye insana yakışır kalitede marka şehirlerde yaşayacak.

 

Siz kentsel dönüşümde nasıl bir model uygulanmasını hayal ediyorsunuz?

Türkiye’de 2012 yılı Mayıs ayında bir yasa çıktı. Bu zaruretten çıkan bir yasa oldu. Bu neydi?  Afet riski taşıyan yerlerin dönüştürülmesini düzenleyen yasaydı. Buradaki amaç deprem riskini minimize etmek ve insan hayatını garantiye almaktır. İnsan hayatı her şeyden önemli. O yüzden sağlıksız binaların bir an önce yıkılıp yerine yenilerinin yapılması lazım. Deprem riskinin getirdiği olumsuzlukları nasıl pozitife çeviririz diye tartışmamız lazım. Acil dönüşüm yapalım ama bunu yapmışken, Türkiye’yi geleceğe hazırlayalım. Türkiye’de bugüne kadar plansız, çarpık kentleşme ve sağlıksız konut stoku oluştu. Dönüşümde sadece eski binayı yıkıp yenisini yapmak değil, bir mastır plan çerçevesinde; daha makro düzeyde geleceğimizi şekillendirecek marka şehirler yapmak hedef olmalı. Kentsel dönüşüme böyle bakmak lazım!

 

Kentsel dönüşüm bakıldığında iştah kabartıyor. Ama uygulamalara bakıldığında bazı eksikler göze çarpıyor. Konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Kentsel dönüşüm, Türk inşaat sektörünün en önemli başlıklarından bir tanesi. Aslında 20 yıllık geleceğini planlayan bir yapı. 20 yıllık süreçte 6.5 milyon bina yıkılıp yapılacak, bir kısmı güçlendirilecek. 10 yıl içinde 3.5 milyon binanın dönüşmesi gerekiyor. Fakat bu kolay bir iş değil. Çünkü sadece inşaatı bilmek yeterli değil, karşınızda insan odaklı bir süreç var. Yani siz bir yeri yıkıp yapayım dediğiniz zaman minimum yüzlerce aileden binlerce aileye kadar insanların yaşadığı alanları dönüştürmek istiyorsunuz. O yüzden insan psikolojisini iyi bileceksiniz, onları bir araya getireceksiniz, hukuk departmanınız iyi olacak, inşaat bitene kadar onları bir yere yerleştireceksiniz. Zamanında işi bitireceksiniz vs. O bakımdan çok zorlu bir süreç. Dolayısıyla, altyapısı iyi olan firmaların karşılayabileceği bir kentsel dönüşüm süreci olacak. Şimdi bunun yönetilmesi için Çevre ve Şehircilik bakanlığı var. Artı sektördeki müteahhit ve gayrimenkul yatırımcıları var. Bunun yanında kat malikleri var. Burada önemli olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygulamaları ve yasalardır. Bunları dengeye oturtacak bağımsız bir denetleme kurulunun yerine belki yerel yönetimler daha aktif hale getirilebilir. Ama sadece bu yetmez. Sürecin sağlıklı işlemesi için her türlü yapının tartışılması gerekir. Konuyla ilgili Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Derneği kurduk ve başkanlığını ben yapıyorum. Aslında bu bir platform..  Bu platformda amaç tüm tarafları bir araya getirmektir. Burada gayrimenkul geliştiricileri, inşaatçılar, bankalar ve mimarlar var. Mülk sahiplerinin de girmesini istiyoruz.  Beraber tartışacağımız bu tür sivil toplum örgütlerine de ihtiyaç var.

 

Şu anda kentsel dönüşümde eksik olarak gördüğünüz neler var?  

Dönüşümle ilgili 2012’de yasa çıktığında uygulama açısından bazı aksaklıklar çıkmaya başladı. Herkes tedirgin oldu. Ardından bu yıl mayıs ayından beri 3. yönetmelik çıktı. Tabii ki devletin bu işe ciddi bir şekilde sahip çıkışıyla beraber, hem yapımcı firmalar, hem de hak sahipleri rahatlamış oldu ve olaya daha ciddi yaklaşmaya başladı. 2013’te kamu ağırlıklı projelerde dönüşüm oldu. Özel sektör fazla işin içinde değildi ve bence bilinçlenme yılı oldu. Ama 2014’ün bu anlamda inşaatçıların yılı olacağını düşünüyorum. Buradaki zorluklar her iki tarafta yeterli bilinçlenme olmadığından kaynaklandı.

 

Kentsel dönüşüm ciddi bir iş. Yapacağınız projede bir-iki arsa sahibiyle değil yüzlerce, binlerce insanla muhatap olma durumu var. Dolayısıyla bir projenin aksaması veya bitirilmemesi durumunda büyük sosyal vakalar ortaya çıkar. Onun için finansal, kurumsal altyapısı olan ve inşaatı iyi bilen firmaların girmesi gerekir. Sektörde çok iyi gayrimenkul firmaları var. Buna karşılık sektörü baltalayan gayrimenkul firmaları da var.

 

Emsal artışı taleplerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kentsel dönüşüm sadece emsal arttırmak demek değildir. Elbette ki bir artı değer oluşmalıdır. Bu da gayrimenkul geliştirici ve müteahhit firmalara bu işe girebilme imkanı sağlamalıdır. Ama mutlaka yasa koyucular bir mastır planla bölgesel ve şehir olarak yatırımcıya bir yön vermeli. Bunu sadece yatırımcıya bırakmamalı. Dünyada örneğin bir Hamburg ve Fransa’da bazı bölgelerde kentsel dönüşüm çok başarılı uygulanmış. Yani bir kenti marka haline getirirseniz, sadece emsal artışıyla değil, değer artışıyla kazanırsınız. Emsal önemlidir ama siluete ve kentin yoğunluğuna dikkat etmek gerekir.

 

Erkanlı Grubu olarak, inşaat alanında Ankara’dan sonra İstanbul’a odaklandınız. Önümüzdeki dönemde İstanbul’da planladığınız projeler nelerdir?

Kentsel dönüşüm odaklı projeler üreteceğiz. Stratejik olarak kent merkezinde olmak istiyoruz. Şehir dışındaki yerlerle ilgilenmiyoruz. Yani Kadıköy, Levent,  Beşiktaş,  Bakırköy vb. yerlerde olmak istiyoruz. Şu an hazırlık çalışmalarımız devam ediyor. Şimdilik netleşen bir şey yok.

 

Oluşturacağınız projelerle nasıl bir fark yaratacaksınız?

Tabii ki, burada tasarım çok önemli. Farklı olacağım diye başarılı olanlar da var, olmayanlar da. Ankara’da uyguladığımız tasarımlarla güzel projeler ürettik. Dünyaca ünlü mimarlarla çalışıyoruz. İstanbul’da da aynı şekilde başarılı olmak istiyoruz. Yani içlerinde insan olduğunu düşünerek yaşanabilir mekânlar yapmak gibi bir niyetimiz var. Kentsel dönüşümde çok önemli bir şey yapmak istiyoruz. O da şu: Yeşil binanın ötesinde ortak kullanım alanları için kendi enerjisini kendi üreten konut projeleri. Bu sayede yüzde 30’a varan enerji tasarrufu sağlanmış olacaktır. İhtiyacı karşılayan konforlu alanlar olması önemli. Dolayısıyla, bu uygulama hem kat malikine bir avantaj sağlıyor, hem projeye değer katıyor, hem de atık dönüşümü işimizle uyumlu olmuş oluyor. Bu ve benzer projelerle sektörde fark yaratmayı hedefliyoruz.