RÖPORTAJ — 8 Mart 2014 at 17:25

ENDEKS HOLDİNG, 1 MİLYON TON İŞLEME KAPASİTEYLE DEMİR ÜRETİMİNDE İDDİALI!

by

Resim 011

 

Maxore firmasıyla demir üretiminde 1 milyon ton yıllık işleme kapasiteye sahip olacaklarını, 20 milyon ton olarak hesapladıkları rezerv ile 40 yıllık üretim planladıklarını belirten Endeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Oral, Türkiye’nin mevcut 4.5 milyon ton demir üretiminde yüzde 14 ile önemli bir paya sahip olmayı hedeflediklerini ifade etti.

 

Demir tüm dünyada talebi artan önemli madenlerden birisi. Türk Demir çelik sektörünün son 10 yıldaki yükselişiyle birlikte kaliteli demir cevheri ihtiyacını da artırdı. Türkiye’nin 2013 yılı demir çelik üretim 34.7 milyon ton. Buna karşılık demir üretimi ise 4.5 milyon ton. MTA verilerine göre ise güncel demir metali rezervi 83 milyon ton civarında. Bu rakamlar bize ülkemizde rezerv araştırmalarına ve güncelleştirmelere  neden destek verilmesi gerektiğini gösteriyor. Mevcut rakamlara 1 milyon ton/yıl işleme kapasiteyle Endeks Holding’e bağlı Maxore Madencilik dikkat çekici bir şekilde ekleniyor. Endeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Oral ile madencilik ve diğer sektörlerdeki faaliyetlerini ve madenciliğin ve demir üretiminin Türkiye ve dünyadaki durumunu konuştuk.

 

Endeks Holding günümüzde hangi sektörlerde faaliyet gösteriyor?

Endeks Holding’in  faaliyet alanları dört sektördedir. Birincisi nakit akışı hizmeti. Alman Otto Group’a ait EOS- Solution  şirketi ile bir ortaklığımız var. Türkiye’de hiçbir bankadan varlık satışından ihale kazanamadığımız için bu faaliyete giremedik. Çünkü varlık şirketi kurabilmeniz için ihale kazanmanız gerekiyor. Bunu başaramadık amaYunanistan’da, Romanya’da faaliyetler bu alanda çok hızlı gelişti. Yabancı ortağımız bizden çok daha büyük olduğu için kendisini fonlama çerçevesinde katkımız çok düzgün olamadı. Enerji sektöründe çok büyük yatırımcı olmayı hedeflemiyoruz. Toplam 49 MWbunun ilk etapta 26 MW rüzgar enerji santraline bir ortak grup ile girmeyi planlıyoruz. Bunun lisansları yeni alındı. Bunların yatırım finansmanını değerlendiriyoruz şu aşamada. Mayıs’ın sonunda inşaata başlayabiliriz. Santraller Tekirdağ bölgesindedir. Zannedersem bu yaz sonuna doğru nihaiaşamalar tamamlanmış olacaktır.

 

Bilişim sektöründe de varsınız galiba…

Heyecan duyduğumuz sektörlerden birisi bilişim sektörü. Neden derseniz, bugün dünya trendine baktığımızda cep telefonsuz yaşayamıyoruz. Artık hayatımızın bir parçası oldu. Dünyada pazarlama ağırlıkla internet üzerinden yapılmaya başladı. İnsanlar artık alış verişlerini mağazalardan yapmak yerine internet üzerinden yapmayı tercih ediyorlar. Bu konuda Almanya ve Fransa’da bu sektörde faaliyet gösteren arkadaşlarla işbirliğine girdik. Biz onlara adapte oluyoruz. Tahminen bu sene Haziran, Temmuz ayında Türkiye’de faaliyete geçmeyi planlıyoruz. Onların değişik pazarlama ayaklarında tecrübelerinden yararlanmaya çalışıyoruz. Kadromuzu Türkiye’de kurmak istedik. Umut ederiz bir eksik olmadan tam aktif hale geleceğiz. Bizim amacımız sadece know-how almak değil, aynı zamanda know-how geliştirip artı değerle onlara da faydalı olabilecek bir noktada olmaktır.

 

Ana faaliyet alanınız olan madencilik sektöründeki faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Bizim uzun senelerdir yatırıma odaklandığımız sektör madencilik. Amiral yatırım gemimiz. Madenciliğe 2002 senesinde başladık. Madenciliğe neden başladık? Baktığımız takdirde dünyada gelişmiş ülkelerdeki belirli seviyeye gelmiş firmaların hepsinin arkasında dolaylı da olsa madencilik var. Bu birincisi. Onların bu tecrübelerinden bir şekilde faydalanmak istedik. İkincisi, dünya borsalarının ilk açılma nedeni madenciliktir. Borsa ve madencilik bir şekilde hep beraber büyümüşler. Ülkemizde İstanbul Borsası var. Topu topu bir tane madencilik şirketi var. Buna karşılık Kanada’da, Avusturya Borsalarında binlerce maden şirketi var. Biz bu konuda çok tecrübeli olmadığımız için başka bir yolu seçtik. Dedik ki: madenciliği hem öğrenelim, hem de yanımıza güçlü partner alalım. Onun tecrübesinden yararlanalım ve ona göre madencilik yapalım. Biz uzun süren araştırmalar sonucunda Güney Afrikalı  EXXARO adlı maden firmasıyla anlaştık. EXXARO Dünyada önde gelene Madencilik şirketlerinden birisidir. Bu anlaşmada güzel bir noktaya geldik. Onlar bize dediler ki ilk etapta, ‘biz madencilik üretimi yapmayacağız. Öncelikle rezerv çalışması yapacağız. Bu çalışmalara istinaden ne kadar üretim yapabiliriz, sahayı nasıl değerlendirebiliriz, ekonomiye nasıl bir katma değer kazandırılabilir. Bunlar çıktıktan sonra üretim yapacağız. Biz bundan uzun süre para kazanmayacağız. Bunu kabul ediyorsanız sizinle ortak olalım’ dediler. Ortaya koydukları projeksiyon bizim için çok değerliydi. Sonuçta Biz, EXXARO ile birlikte çok ciddi yatırım yaptık.

 

Üretim kapasiteniz nedir?

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, kendi maden sahalarımızda demir cevherinde rezerv çalışmasını bu derece ileri noktaya getirmiş olan tek firmayız. Bu maden sahaları Sivas sınırındadır. Türkiye’nin senelik demir cevheri ihtiyacı 20-25 milyon ton. Bunun 4.5 milyon tonu ülkemizden çıkıyor. Gerisi ithal ediliyor. Cari açığın en önemli kalemlerinden biri demir cevheridir. Brezilya’da sadece bir firma 308 milyon ton üretim yapıyor. Dünyada demir cevheri üretimi 2.5 milyar tondur. Biz 4.5 milyon tonla dünya demir cevheri sıralamasında yokuz. Dünyada  40 senedir demir fiyatlarını büyük birkaç firma belirliyordu. Ancak, 2003 yılından itibaren artık demirin gündelik fiyatı çıktı. Bununla beraber demirin çok önemli katma değeri ortaya çıkıyor. Baktığımızda otomotivde, inşaat sektörü, beyaz eşya üretiminde çok önemli miktarlarda kullanılıyor. Çin’in dünyaya açılmasıyla beraber demir çok önemli noktaya geldi. Biz demir çelik sanayisinde dünyada ilk 10’a girmemizle beraber hammadde demir cevheri olduğu için Türkiye’de yerel üretim desteklenmeye başladı. Bu desteklemeyle beraber yine 4.5 milyon ton demir üretiliyor. Bunun içinde bizim senelik üretim kapasite çerçevemiz 500-600 bin tondur.

 

Neden bu miktarla sınırlı? 

Taşımacılık kapasitesi sınırlı. İkincisi, dünyadaki regülasyonlarve maden rezervlerinin azalması maliyetlerin yükselmesine bu da zenginleştirme tesislerini zorunlu kılmaya başladı. Çünkü cevheri madenden çıkartmak tek başına yeterli değil. Önemli olan maden sahasını en ekonomik katma değerle beraber nihai kaliteli ürüne dönüştürmek. Dünya standartları belirlendi. Eskiden özelleştirmeden önce demir çelik üreticileri tüvenan cevher olarak satıyordu. Demir çelik sanayinde kaliteli mamul üretilmesi için kullanılan cevherinde kaliteli olması lazım. Onun için de zenginleştirme yapılması gerekiyor. Bizim zenginleştirme tesisimiz bu sene kuruluyor. Bunun için 3 sene uğraştık. Maden sahasından çıkan madenlerin laboratuvar analizlerinin en optimal şekilde yapılması, ıslak ve kuru zenginleştirmenin doğru yapılabilmesi ve aynı kalitede ürün çıkabilmesinin sağlanması, satın tedarikçi  ile ona göre anlaşma yapılabilmesi çok önemli. Hazırlıklarda son aşamaya geldik. Bununla birlikte Büyük ÇED Raporu almak gerekiyordu, bu da zaman aldı. Biz üretimimizi yaptık. Bugün için rahatlıkla nihai ürünü satacak pozisyondayız. Ama amacımız zenginleştirmeyi yaptıktan sonra hepsiyle birlikte aynı kalitede üretebilme taahhüdü vermektir piyasaya. Kendi ülkemizde çıkardığımız madeni demir çelik sektörüne vermek istiyoruz.

 

Peki, devlet teşviklerinden ne ölçüde faydalanıyorsunuz?

Biz, 4.bölgedeyiz teşvikimiz var ve 5.bölge avantajlarından faydalanıyoruz. Bu kapsamda yurt dışından getirdiğimiz makinelerde KDV  ve gümrük avantajlarından yararlanıyoruz.

Bir de çevresel faktörler ön plana çıktı. ÇED Raporu almak zorlaştı.

 

Madenin çıktığı alan ne kadar doğayla barışık?

Bizim avantajımız demir doğadan çıktığında ayrıştırmak için su ile temizleniyor. Diğer bazı madenler gibi asit ,kimyasal vs. ile temizlenmiyor. Dolayısıyla demir en çevreci maden. Tabii fiyat olarak da demir en ucuz maden. Üretim günden güne zorlaşıyor. Saha verimliliğini arttırabilmek için modern tesisler kullanılması ve daha kaliteli mühendislik tecrübesine sahip olunması gerekiyor.

 

Daha fazla kaynak daha mı derinde genel olarak konuşursak?

Hayır değil. Ekonomiye katma değer sağlanabilmesi için mümkün olduğu kadar rekabet edebileceğiniz fiyatlarlaüretim yapmanız gerekiyor. Yani bir maden sahasının verimli olup olmadığının evvelden araştırma ve analizlerinin yapılmış olması lazım. Demir madeninde yüzeyin 100 metre altına kadar demir cevheri yoksa, daha fazla derinlikte çıkartılması, ekonomiye katma değer kazandırması çok zor. Biz derinlik olarak rezerv çalışmasını ilk etapta 60 metreye kadar yaptık. Şu anda planlanan tesisin senelik işleme kapasitesi 1 milyon tondur. Nihai satılabilir ürün 500-650 bin ton arasıdır. Türkiye’de toplam üretim 4.5 milyon ton olduğuna göre bizim kapasitemiz bunun yüzde 14’ü demektir. Ama dünya için baktığımızda kıyaslanmayacak kadar düşük bir orandır. Demir madenciliğinde Türkiye’de 3 büyük firma var ama dördüncüsü yok.

 

Türkiye genelinde demir rezervi tahmini olarak ne kadardır?

Tahmini rezerv 83 milyon ton gözüküyordu MTA verilerine göre ancak bu veriler sağlıklı ve detaylı sondaj çalışmaları sonucu değildir. Şirketimizin toplam saha alanı  41 kilometre karedir ve demir  maden sahası üzerinde 11 bin metre, 60 metre derinlik, 186 sondaj ile rezerv çalışması yaptık. İlk 60 metrede ekonomik katma değeri olan 20 milyon tonpotansiyel rezerv çıktı. Biz buradan neyi görüyoruz? Düzgün çalışabilirsek ve ileriki yıllarda sondajlarımıza devam ederek 500 bin ton üretimle 40 senelik kapasitemiz olduğunu görüyoruz.

 

Bu rakamlara bakılırsa, Türkiye’de daha fazla demir rezervi olduğunu söyleyebilir miyiz?

Aslında rezerv çalışması yapmadan bir şey söylemek doğru olmaz. Ama şunu söyleyebilirim. Demir rezervinin en fazla olduğu yer Malatya ve Kayseri’dir. Orada bakıldığında mesela Kayseri’de Özkoyuncu firması senelerdir, yaklaşık yılda 1.5 milyon ton üretim yapıyor. Bizim bulunduğumuz bölgede Demir Export var. Onlarda ciddi bir rakam üretiyor. Geçmişten bu yana bakıldığında demir cevher yapılaşması /rezerv  MTA ‘nın verilerinden daha fazla olma ihtimali gözüküyor. Ama biz kendi sahamızla ilgili olarak konuşursak; biz üç sonuca ulaştık. İlk olarak rezerv çalışmasını devam ettirmemiz gerekiyor. İkinci olarak ekonomiye katma değeri sağlayabilecek bütün zenginleştirme tesislerini beraber kuralım ki verimliliğini arttırabilelim. Üçüncü olarak geleceğe yönelik doğru projeksiyonlar sunabildiğimiz takdirde genişletme yatırımlarımızı finanse edebilecek araçlara sahip olabiliyoruz.

 

Sektör bugün hak ettiği noktada mı sizce?

Türkiye 4.5 milyon ton üretiyorsa, demir çelik sanayinin 24 milyon ton demir ihtiyacı varsa, bu çok yetersiz demektir. Ve demir çelik üretimi büyüyor. Bakıldığı takdirde demir fiyatları aşağı düşmüyor. Çin’in demir ihtiyacının giderek artması fiyatların yükseleceğine işarettir.

 

Maden üretiminde başlıca sorunlar nelerdir?

Bizim kurmuş olduğumuz tesissenelik1 milyon 60 bin tonluk kapasitede. Tabii ki en büyük sıkıntımız taşımadır. Bulunduğumuz  bölgede başka firmalarda var. Onların yıllık üretimleri ile birlikte aynı taşımacılığı kullandıkları için sıkıntı oluyor. Zamanla nakliye sorunu aşılırsa kapasitemizi artırabiliriz. 2016’ya kadar Devlet Demir Yollarının kapasite artış planlaması var. Ama bu bugünden yarına olacak bir şey değil. Bu sektörde yatırım yaptığınızda geri dönüşü uzun oluyor. Bir tesis yaptığınızda üretimin oturması yaklaşık 5 seneyi alıyor. Madencilik Türkiye’de çok desteklenmediği için daha çok yerel madencilik var. Dolayısıyla 10 bin ton, 20 bin ton üretimle rekabet edebilecek düzeye gelemiyorsunuz. Demir çelik sanayi de 10 sene öncesi gibi değil. Bugün İskenderun Demir Çelik artık kaliteli mamul üretiyor. Kullanılan hammadde de kaliteli olmak zorunda. Onun için demir cevheri yurtdışından ithal ediliyor. Bugün dünyada demir-çelik sektöründe Avrupa’da üretim küçülüyor. Esas motor Çin oldu. Daha sonra Hindistan ve Rusya’nın hakimiyeti var. Bunun haricindeki ülkelerde hammadde üretici ve satıcı pozisyonu var. Bir de coğrafi olarak Brezilya, Avustralya’ya gidin kilometrelerce düzlükte maden sahaları var. Bizdeise jeolojik yapılaşmamız daha fazla dağlık bölgelerde  olduğundan dolayı Türkiye’de madencilik daha zor.

 

Orta ve uzun vadede borsaya girmeyi düşünüyor musunuz?

Evet orta vadede borsaya girmeyi düşünüyoruz. Borsa ve madencilik kardeş olduğu için girmemiz gerekir.  Birkaç sene içinde bunu gerçekleştirmeyi planlıyoruz ama ne için girmek istediğinizi de iyi bilmeniz lazım. Kaynak yaratmak için mi, hisse küçültmek için mi? Bunun hesabını yapmak lazım. Biz bütün eksiklerimizi tamamladıktan sonra düzgün bir yapıyla borsada olmayı planlıyoruz. Ülkemizde Madenciliği finanse edecek bankalarımız daha oluşmadı. Bugün Güney Afrika, Avustralya ve İskandinav ülkelerindeki maden firmaları rezerv çalışmalarına istinaden veya yıllık üretimlerini teminat göstererek finans sağlayabiliyorlar.