RÖPORTAJ — 28 Kasım 2014 at 18:54

TÜRKİYE MOBİLYA SANAYİCİLERİ DERNEĞİ (MOSDER) YÖNETİM KURULU BAŞKANI İSMAİL DOĞAN: 2023 HEDEFİMİZ, DÜNYA MOBİLYA İHRACATINDA İLK 5’E GİRMEK!

by

Sn. İsmail DOĞAN (13)

 

Türk Mobilya Sektöründe 2023 hedefinin ihracatta dünyada ilk 5’e girmek olduğunu belirten Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Doğan, bugünkü büyüme oranı devam ettirildiğinde beşinciliği çok rahat elde edeceğimize inanıyor. Fakat Doğan’ın bir uyarısı var: “Türkiye, katma değeri yüksek ürünleri üretemezse 2023 hedefleri hayal olur.”

 

Mobilya sektörü son yıllarda markalaşma yolunda büyük atılım gösteren ve yüksek istihdama sahip sektörlerden bir tanesi. Sektörü üst düzeyde temsil eden Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği’nin yeni Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Doğan ile MOSDER’in faaliyetlerini ve Türk Mobilya Sektörünün geleceğini konuştuk.

 

MOSDER, sektörü temsil noktasında inanılmaz bir çıkış sergiliyor. Bu anlamda MOSDER’in genel yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Bizim şu anda 58 tane üyemiz var. Kayıtlı olanlar Türkiye’nin en seçkin, en öncü markaları. Gerek ihracat gerekse iç pazarın yüzde 60’ını bizim üyelerimiz oluşturuyor. Bizim en önemli organizasyonumuz fuardır. 10 yıldır geleneksel olan dünyanın 3. büyük mobilya fuarını bizim derneğimiz yapıyor. Başta dernek üyelerimiz olmak üzere sektörün diğer firmaları da bu fuara katılıyor. Tabii müthiş bir talep var. Şu anda 400 katılımcı var. Bir o kadar da sırada bekleyen girmek isteyip de giremeyen firma var.

 

MOSDER’in sektöre kattığı değerler neler olmuştur?

Her şeyden önce Ar-Ge ve tasarım konusunda çok ciddi çalışmalar var. Tasarım yarışmaları yapılıyor. Bence mobilyada en büyük katkı Ar-Ge ve inovasyon tarafında olmuştur. Marka bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Bunu yaptıkça yurtdışında da kendimizi göstermiş oluyoruz. Yurtdışında Çin, İtalya gibi ülkelerde fuarlara katılıyoruz. Bu haliyle dünyada kendimizi gösterme imkanı veriyor.

 

Bütün üyelerimize Ar-Ge’lerini güçlendirmeleri gerektiğini, markayı ayakta tutmak istiyorsanız, dünya rekabetinde olmak istiyorsanız Ar-Ge’niz ve inovasyonunuz güçlü olmalı diye her dernek toplantısında dile getiriyoruz. Dışarıdan danışmanlar, hocalar getiriyoruz ki üyelerimize tam olarak bu konuyu benimsetelim. Tabii hükümet nezdinde de Ar-Ge desteklerinin arttırılması yönünde görüşmelerimiz oluyor. Zaten hükümet bu konuda güzel çalışmalar yapıyor ve destekler veriyor.

 

Mobilya üreticilerinin bu noktadaki yaklaşımları nelerdir?

Ben şu mesajı veriyorum: Büyümeye niyeti olan birleşecek. Ar-Ge ve inovasyon için bütçeler yetersizse mesela 10 firma bir araya gelip birleşmeli. Bu yapılmadığı zaman düşündüğünüz şeyleri gerçekleştirmenin imkanı yok.

 

Bu mesajınız sektörde nasıl karşılanıyor?

Sektörde algılama problemi de var. Benim yerimde gözün varsa bu halinle olmaz, birleşerek güçlen benim yanıma gel, benimle rekabet et diyorum. En basit bu şekilde anlatıyorum. KOBİ’leri neden küçümsüyorsunuz diyenler var. Halbuki bizim KOBİ’leri küçümsediğimiz yok. Devlet de KOBİ’leri önemsiyor ve benden daha fazla destek veriyor. Zaten fuarımızın yüzde 50’sinden fazlasını KOBİ’ler oluşturuyor.

 

Özgün tasarım noktasında bugün Türkiye, dünyanın neresinde?

Daha önce belirttiğim gibi tasarımda var olabilmek için Ar-Ge ve inovasyon olmazsa şansınız olmaz. Mesela bugün İtalya aynı ürünün kilosunu 6 liraya satıyor, biz, 2 liraya satıyoruz. Bakıldığında malzeme aynı ama marka değeriyle birlikte Ar-Ge ve inovasyonunu bizden üç katı fazlasına satıyor. Biz o hale gelebilir miyiz? Geleceğiz tabii ki. Çünkü bu konuyla ilgili çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. 8 firmamız dünyanın en meşhur mobilya fuarı I Saloni’ye girmeyi ve Çin’e ihracat yapmayı başardı. Demek ki bu çalışmalar meyvesini vermeye başladı. Türk Mobilya Sektöründe 2023 hedefimiz, dünyada ilk 5’e girmektir. Bu büyüme oranını devam ettirirsek beşinciliği çok rahat elde edeceğimize inanıyoruz.

 

Sektörün bugün yaşadığı temel sorunlar neler?

Bizim en büyük sıkıntımız yaşanan kayıt dışılık. Tekstil sektörü bu konuda mücadelesini kazandı. Bakıldığında mobilya ile tekstil aynı aslında. Mobilya üretiminin yüzde 30’u kumaş.. Dolayısıyla KDV konusu orada bir haksızlık ve bizim için ciddi bir sorun. Yüzde 18 KDV yüksek geliyor. O yüzden kayıt dışılık artıyor. Ama KDV yüzde 8 olduğu zaman zaten yarısını ödemiyorduk deyip kayıt içine girebiliyor insanlar. Yani KDV’nin düşmesi caydırıcı etki yapıyor. Aslında devlet 8’le başlayıp kademeli olarak KDV’yi artırabilir ama önce insanları kayıt içinde olmaya alıştırması lazım. Tabii devlet, gelirleri düşecek diye korkuyor. Bir de dünya ortalamalarını baz alarak oranları belirliyorlar. Mesela Almanya örneğini veriliyor. Fakat Almanya ile Türkiye’nin dinamikleri bir değil ki. Almanya sağlam ekonomisi sayesinde batan Yunanistan’ı, İspanya’yı, İtalya’yı, kurtardı. Altyapısını kale gibi oturtmuş, ihracat fazlası veren bir ülke. Onun için Almanya örneği doğru değil, kıyaslama bile yapılamaz. Türk mobilya sektörü cari açık vermeyen ve önemli sayıda istihdam sağlayan bir sektör.. Yan sanayi olarak da çok gelişmiş durumda. O bakımdan önemsenmesi ve desteklenmesi gereken bir sektör.

 

Türk mobilya üreticileri hangi ülkelere ihracat yapıyor?

Ağırlıklı komşu ülkelere mobilya satıyoruz. Irak, İran, Libya, Azerbaycan, Türkmenistan gibi ülkeler var. Avrupa’da da Almanya ve İngiltere ağırlıkta.. Irak’ta yüzde 25 düşüş var. İran zaten iki yıldır sıkıntılı bu gümrüklerden dolayı. Suriye zaten 3-4 yıldır kapalı, savaş nedeniyle. Bu arada Afrika ülkelerine ve diğer ülkelere yönelik ihracatta artış var. Orada yüzde 18’lik bir artış sağladık. Bu ciddi bir rakam.. Komşu ülkelerdeki ihracat açığımızı Afrika gibi farklı pazarlara açılarak kapatıyoruz.

 

Son olarak sektörün 2023 ihraç hedefini soralım…

2023’te hedefimiz 10 milyar dolar ihracat gerçekleştirmektir. Bu yıl 2 milyar 600 milyon ile kapatacağız. Daha önümüzde 9 yıl olduğuna göre, 2023’te 10 milyar doları yakalayacağımıza inanıyoruz. Şu an dünyada önümüzdeki 4-5 ülkeye çok yakınız. İlk 10 içine çok rahat gireriz, önümüzdeki 3-4 sene içinde de ilk 5’i zorlamaya başlarız diye düşünüyoruz.