RÖPORTAJ — 6 Şubat 2015 at 17:40

BOSSA’DA 2023 İHRACAT HEDEFİ 200 MİLYON DOLAR!

by

IMG_1049

 

Bossa’nın bugünkü üretim altyapısı dikkate alındığında 2023 yılında 50 milyon metrelik üretimi hedeflediğini belirten Bossa Genel Koordinatörü Mustafa Metin, sürdürülebilir bir karlılıkla yüzde 80 büyüyerek yaklaşık 110 milyon dolarlık ihracat rakamını 2023’te 200 milyon dolara taşıyacaklarını ifade etti.

 

Türkiye’nin ve de Adana’nın en eski sanayi kuruluşlarından birisi olan Bossa’nın Genel Koordinatörü Mustafa Metin ile Bossa’nın bugününü ve gelecek hedeflerini konuştuk.

 

1951 yılında kurulan Bossa TAŞ;  Denim, Dış Giyim & Spor Giyim ve Gömleklik üretimi olmak üzere, 3 fabrikadan oluşan ve toplam 750 bin metrekarede faaliyetlerini sürdüren bir tekstil kuruluşudur. Bossa’nın lokomotifi olan denim fabrikası ise 1986 yılında kurulmuştur. 20 yıldır hisseleri halka açık bir şekilde faaliyetine devam eden şirket yine 1996 yılında Ür-Ge bölümünü kurmuştur. 2006 yılında Turquality marka programına dahil olan Bossa 2008 yılında ise Sabancı Holding bünyesinden çıkarak Akkardan Grubu’na satılmıştır. Akkardan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Ebubekir Bey’in 2012 yılında vefatından sonra ailenin büyük kızı Serap Kantül Hanım, Bossa’nın yeni Yönetim Kurulu Başkanı olmuş ve Eşi Can Uğurcan Kantül Bey de 2012 yılından bu yana şirketin CEO’su olarak görev yapmaktadır.

 

Yeni yönetimin mevcut profesyonel kadro ile yoluna devam ettiğini ifade eden Bossa Genel Koordinatörü Mustafa Metin, Uğurcan Kantül Bey’in yönetime katkısını ise şu sözlerle dile getiriyor:  “Üçüncü bir göz yıllarca aynı işte çalışmanıza rağmen sizin göremediğiniz şeyleri fark edebilir. Bunun için mutlaka tekstil sektöründen gelmesi gerekmiyor. Uğurcan Bey de göreve geldiği andan itibaren işin içine girerek, süratle detayları görüpsürdürülebilir karlılık için yenilikçi ve yaratıcı bir yönetimin temellerini attı.”

 

Bossa, hisse devrinden sonra 2011 yılında BİST’teişlem gören en karlı şirket oldu. 2013 yılından bu yana çevre dostu yeşil ürünler üretmek üzere Ar-Ge çalışmalarını hızlandırdı. Bunu yaparken de kendi elektriğini, maliyet tasarrufu da temin etmek kaydıyla 2011 yılında kurulan kojenerasyon tesisinde üretmekte. Üretiminin yaklaşık yüzde 60’ı direkt ihracat, geriye kalan yüzde 40’ının da yüzde 20’si endirekt ihracat olarak gerçekleştirmektedir. En son yapılan JCR Euro Rating kuruluşunun değerlendirmesinde de kredi notu A olarak belirlendi.

 

Mustafa Bey, 2008’deki hisse devrinden bugüne kadar yapılan yatırımları konuşalım öncelikle…

Zaten Bossa hiç yatırım yapmıyorum dediği zaman en az 5 milyon dolar yatırım yapmaktadır. Yani verimliliği ve randımanı devam ettirebilmek, teknolojiyi takip etmek adına yatırım yapılması kaçınılmazdır. Akkardan Grubu’na satışı öncesinden başlayarak Bossa’ya son 15 yılda 100 milyon dolara yakın bir yatırım yapılmıştır. Akkardan Grubu’na devrinden sonraki dönemde belli başlı ve akılda kalıcı yatırımlara bakıldığında; Denim ve Dışgiyim Fabrikalarımızda mevcut dokuma tezgâhlarının yüzde 50’si oranında yeni DORNIER ve PICANOL tezgâhlar alınmıştır. Böylece daha seri ve kaliteyi artırıcı nitelikte üretim süreci hızlandırılmıştır. Aynı şekilde gömlek fabrikasında da daha kaliteli üretim için makine yenilemeleri yapılmıştır. Bossa’nın kuruluşundan bugünlere gelmesinde ve güvenilir bir Marka olmasında Ar-Ge ve Ür-Ge yatırımlarının yapılmasının, Avrupa’dan teknik ve tasarım konularında danışmanlık hizmeti alınması ve güncelin takip edilmesinin önemli etkileri olmuştur.

 

Bossa, Ar-Ge ve Ür-Ge yatırımlarıyla sektöründe farkındalık yaratan firma oldu. Bu yöndeki çalışmalarınız hakkında neler söylemek istersiniz?

1951 yılında kurulmuş 64 yıllık bir firmadan bahsediyoruz. Bu 64 yıllık birikim know-how hazinesi oluşturmuştur. 1996 yılından beri yaklaşık 80 kişilik AR-GE ve ÜR-GE ekibiyle çalışıyoruz. Biz Ar-Ge için ciromuzun en az yüzde 3’ünü; karımız üzerinden bakıldığında ise her yıl yüzde 15-20 oranında bir tutarı Ar-Ge ve Ür-Ge için harcıyoruz. Çünkü para harcamadan ben Ar-Ge yapıyorum demek olmuyor. Bunun yanında özellikle İtalyan danışmanlardan aldığımız gerek teknik gerek tasarım desteği ile pazarın ihtiyaçlarına göre veya sektörün trendine göre çok daha esnek, kullanıcının ihtiyaçlarına hitap eden fonksiyonel ürünler yapma kabiliyetimizi artıyoruz.

 

Bu ekipler tamamen yerli personelden mi oluşuyor?

Bu ekipler tamamen yerli. Bu bölgenin sanayisi tekstil ağırlıklı olduğu için mühendis olsun, teknisyen olsun insan kaynağında pek sıkıntımız olmuyor. Bunun yanı sıra insan kaynağı açısından gereken tecrübeyi de 64 yıllık geçmişiyle Bossa çok daha hızlı ve yetkin olarak kendi imkanlarıyla tesis edebilmektedir. Tabii ki her şirkette olduğu gibi emekli olup ayrılanlar olabiliyor. Önemli olan ayrılanların yerine aynı vasıfta ya da çok daha iyi nitelikte personeli koyabilmek. Ar-Ge de sürdürülebilir olmalı. “Bir şekilde üretiyorum, hep böyle gider.” demekle olmuyor. Şimdi de daha çevreci, daha tasarruflu, daha az hammadde harcayan, daha az kimyasal harcayan ürünler için çalışmaları Ar-Ge ekibimiz başlatmış bulunmaktadır. Farklılık yaratmak gerekiyor. Katma değer yaratabilen piyasada ayakta kalacak. Yaratamayan başka yere gidecek ya da rekabette geride kalacaktır. Tüm bunları müşteriye sunarken, ticari hale getirip fuarlarda tanıtırken, projeleri ve ürünleri birtakım uluslararası kabul görmüş sertifikalarla beslemeniz gerekiyor.

 

Biraz da ürün gamınızdan ve yeni ürünlerden bahseder misiniz?

Üründe farklılık ve müşterilerde farkındalık yaratmak önemli. Özellikle kaplamalı ve özel harmanlı ürünler buna en güzel örnektir. Bizim yarattığımız formüllerle kopyalanması zor hale geldiği için bize özel ürünler bunlar. Bunun dışında, solmayan siyah ve indigo tonunda ipliklerle ürettiğimiz denim kumaşı müşterilerimiz tarafından çok rağbet gördü. Bir başka yenilik ise termo-regülatör dediğimiz ısı düzenleyici kumaş. Ortama veya vücut ısısına göre kendisini ayarlayabilen, havayı içeri alan nemi dışarıya veren, antibakteriyel ve su itici ürünler üretebiliyoruz. İşte bunlar bizi rakiplerimize göre ön plana çıkaran, ihracatçı kimliğimize güç katan özelliklerimiz. Bunun dışında yine pamuklu kumaş üretiminde premium ürünlerimiz de var. Dış giyimde jakar görünümlü, transparan, özel kaplamalı ya da örme görünümlü, parlak ipeksi kuşe kalitesinde, natürel görünümlü kumaşlar üretebiliyoruz. Gömleklik’te  ise indigo iplikle üretilen kumaşlarımız, yenilikçi ve yaratıcı kimliğimizi daha üst seviyelere taşımaktadır. Yani pazarın talep ettiği bütün ürünleri üretecek know-how’a sahibiz.

 

Küresel denim pazarı ne büyüklükte? Bu pazarda Türkiye’nin yeri nedir?

Global denim pazarının büyüklüğü 70 milyar dolar. 2006 yılında 3 milyar metre üretilirken,  2013 yılında yaklaşık 6 milyar metre üretilmiştir. Üretim nerede daha çok yoğunlaşmış diye baktığınızda yüzde 50’den fazlası Çin, Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Bangladeş’te. Tüketim nerde yoğunlaşmış diye baktığınızda ise yüzde 70’ten fazlası Amerika, Avrupa, Japonya ve Güney Kore’de tüketiliyor. Denim ihracatının toplam tekstil ihracatındaki payı ise yaklaşık yüzde 5’tir.

 

Günümüzdeki müşteri trendlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu an, Hızlı Moda Akımı, Yüksek Teknolojili Ürünler ve Doğala Dönüş olmak üzere üç ana müşteri trendinden bahsedebiliriz. Hızlı moda akımında, daha küçük metrajlarda daha sık sipariş veriyorlar. Daha sık koleksiyon değiştirdikleri için. Bu noktada daha esnek üretim kabiliyeti devreye giriyor. Yüksek teknolojideki ürünler var ki, bu ürünlerle fiyat baskısından kurtuluyorsunuz. Bu ürünler size kar marjıesnekliği veriyor ve daha karlı ürünler yapabiliyorsunuz. Ayrıca özellikle Kuzey Avrupa’da Organik ve BCI gibi ürünlere talep artmaktadır ki bu şekilde de niş üretimle müşteriler nezdinde ayrıcalık yaratabilmekteyiz.

 

İhracatçı bir firmasınız. İhracatınız ağırlıklı olarak hangi bölgelere yapılıyor?

Sektörde geçmiş 10 yıla baktığınız zaman İhracatta hep “ilk 5-7 firma” arasına girmişiz. Bugün üretimimizin % 60’ını, yaklaşık 110 milyon dolar üzerinde ihraç ediyoruz. İhracat yapılan ülkeler ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleridir. Amerika’ya ise ihracatımız % 20 seviyelerindedir. Bossa ihracata başladığı yıllardan beri Amerika’ya ihracat yapmayı başarmış bir şirket konumundadır. Ben Amerika’ya mal satan şirketler Avrupa’ya çok daha kolay ihracat yapabilir diye düşünüyorum

 

2023 için nasıl bir hedefiniz var?

Bizim yıllık satışlarımız yaklaşık 35-40 milyon metredir. Tabii bu müşterilerin hem fiyat hem kalite beklentilerini karşılamakla bağlantılıdır. Projeksiyon olarak bugünkü kabiliyetlerimizi dikkate aldığımızda bizim 2023 hedefimiz 50 milyon metredir. Tabii sadece bu rakama bakarsak yanıltıcı olabilir. Sürdürülebilir karlılıkla daha dengeli, daha verimli, daha efektif büyümemiz lazım. Yoksa biraz fiyat düşürdüğümüzde 3 senede 50 milyon metreyi yakalamak zor değil. Yaklaşık 110 milyon dolarlık direkt ihracatımızı da 200 milyon dolar seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Yüzde 80 oranında bir büyüme öngörüyoruz.

 

Adana’nın teşviklerden yararlanamayan illerden biri olması dikkate alındığında, ileriye dönük beklentileriniz nelerdir?

Hemen yanı başımızda, Osmaniye’de 5. Bölge teşviki alıyorsunuz; Adana’da ise alamıyorsunuz. Bize şu mesaj mı veriliyor? Siz alın fabrikanızı Osmaniye’ye taşıyın. Önceki yıllarda özel önem taşıyan sektörler veya yatırımlar vardı. Bir tarafta 10 milyon dolarlık yatırım yapacak orta ölçekteki işletme ile diğer tarafta 150-200 milyon dolarlık yatırım yapacak bir şirketin aynı kefeye konması bana çok adil gelmiyor. Ben işletmenin, tesisin büyüklüğüne göre teşvik verilmesi gerektiğini düşünüyorum. İstihdamı düşünerek, bölgemizde kapanan işletmelerin hayata döndürülmesi için bazı özel teşvikler verilerek bu müesseler de hayata geçirilebilir, bölge ekonomisi çok daha canlı ve hareketli bir duruma gelebilir diye düşünüyorum.