RÖPORTAJ — 6 Şubat 2015 at 17:37

EDİRNE TİCARET BORSASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI ÖZAY ÖZTÜRK: EDİRNE YATIRIM PATLAMASINA HAZIR!

by

 

DSC_0011

Edirne’de bugüne kadar sanayinin istenen gelişimi gösteremediğini, ancak tarım ve hayvancılıkla birlikte turizm ve eğitim alanında önemli bir merkez olabileceğini vurgulayan Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk, “Edirne’de bir enerji birikmesi sözkonusu ve bunun da bir yatırım patlamasına dönüşmesi çok uzak görünmüyor. Ben, Türkiye’deki tüm yatırımcılara, Edirne’deki yerlerini bir an önce almaları gerektiği mesajını veriyor ve Edirne’ye yatırım yapmaya davet ediyorum” diyor.

 

Sınır ilimiz Edirne geniş ve verimli arazileriyle tarımsal faaliyetin ağırlıkta olduğu bir ekonomiye sahip. Tarım ve hayvancılığın yanında tarih ve sağlık turizmi potansiyeli de taşıyan Edirne’nin gelişim hedeflerini ve yapılması gerekenleri Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk ile konuştuk.

 

Edirne’nin değişim ve gelişim hedefleri doğrultusunda hangi alanlarda potansiyeli var sizce?

Edirne’nin fotoğrafına baktığımızda, tarım ve hayvancılığın ön planda olduğu, turizm anlamında daha olması gereken yere gelememiş ve üniversitenin öne çıktığı bir şehir görüyoruz. Bugün Edirne’nin 150 bin nüfusu Edirne’ye yakışan bir nüfus değil. Ancak nüfusun çok artarak, şehrin dokusunu bozmasını da istemiyoruz.

 

Edirne’nin şu anda bir organize sanayi bölgesi var ve tam anlamıyla dolu değil. Organize sanayi bölgesi doldurulabilir. Şu anda da sanayi bölgesinin arazi fiyatları çok uygun. Tabii sanayi bölgesini doldururken çevresel atıkları olmayan yatırımları oraya getirmeliyiz. Sanayi yatırımlarının OSB’lerin haricinde yapılmasını ben çok doğru bulmuyorum. Doğru sanayileşmek lazım; verimli arazileri fabrikalarla doldurup heba etmemek gerekiyor.

 

Edirne eğitilmiş insan kaynağının bol olduğu bir yer. Burada yazılım ve bilişim teknolojileri alanlarında yatırımlar olabilir.  İstanbul’a 2 saat uzaklıktayız. Türkiye’nin kalbi birçok sektörde İstanbul’da atıyor. İstanbul’da konumlanmış şirketlerin bir parçası da burada olabilir diye düşünüyorum.

 

Diğer taraftan Edirne, Floransa’dan sonra metre kareye düşen tarihi eser bakımından Avrupa’da 2. Şehir olarak ciddi bir turizm potansiyeli sunuyor. Birçok tarihi eserimiz gün yüzüne çıkartılmayı bekliyor. Son dönemde Edirne’ye  hem yabancı hem yerli olarak yoğun bir turist ziyareti göze çarpıyor. Bu potansiyeli değerlendirmek adına şehre ciddi yatırımlar yapılabilir. Bu yapılan yatırımlarla beraber Edirne bir kongre şehri haline de gelebilir.

 

Üniversite şehrin kendi dokusuyla özdeşleşmiş durumda. Farklı üniversitelerin de şehre gelmesiyle buradaki yapıyı daha büyütebiliriz diye düşünüyorum.

 

Tarım ve hayvancılığa baktığımızda; Edirne Bölgesi elverişli arazilere sahip ve de Türkiye genelinde bilinçli, teknolojik altyapısı ile güçlü bir tarım faaliyeti olan bir bölge. Aynı zamanda hayvancılığın yapılması için çok önemli bir lokasyonda. Metrekareye düşen yağış açısından, sulanabilir arazi açısından, pazara yakınlığı açısından çok güzel bir lokasyonda. Bugün özellikle büyükbaş hayvancılıkta ciddi bir açıktan söz ediliyor, büyüyen nüfusumuzun süt ihtiyacı da artıyor. Büyümesi gereken hayvancılık sektörü için bu bölge önderlik yapabilir. Çünkü ekonomik bir hayvancılık yapacaksanız kaba yem kaynaklarına ihtiyacınız var. Bu bölgede de kaba yem kaynaklarını tedarik edebilirsiniz. Çünkü yağışı fazla, geniş meralara   sahip ve diğer taraftan kaba yem üretilebilecek arazilere sahip. Tarım dediğimizde burada buğday, ayçiçeği, çeltik üretimini yoğun bir şekilde görüyorsunuz. Son dönemde mısır ve mısır silajı gibi üretimler yapılıyor. Bu arazilerde sulama imkanlarıyla beraber ürün yelpazesinin de geliştirilmesi gerekiyor.

 

Pekiyi bu ürünler tam anlamıyla doğru ürünler mi bölge için?

Kimi bölgelerde doğru ürünler üretiliyor, kimi bölgelerde ise daha katma değerli ürünlere geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bugün Anadolu’nun kıraç arazilerinde yetiştirilen buğdayı buradaki verimli arazilerde ekmek benim gözümde çok mantıklı değil. Katma değerli ürünlerle hem bölge ekonomisine katkıda bulunabilir hem de Türkiye’nin farklı ihtiyaçları giderilebilir. Ondan dolayı bölgemizde son dönemde meyve üretimiyle ilgili yatırımlar başladı. Bağcılıkla ilgili yatırımlar var. Bu yatırımların artmasıyla beraber buna bağlı sanayiler de gelişmeye başlayacaktır.

 

Edirne’nin sağlık sektöründe de iddiasının var olduğu görülüyor. Sizin sağlık sektörünün gelişimi ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Edirne şu anda Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile Balkanların en büyük hastanesine sahip konumda olan bir il. Tüm bölümleriyle oturmuş bir hastane. Diğer taraftan yeni bir devlet hastanemiz yapılıyor, özel hastanelerimiz var. Yeni hastane yatırımlarıyla birlikte Balkanlar’dan sağlık turizmini geliştirebiliriz.  Balkanlar’da bir yanda teknolojik anlamda sıkıntılı ülkeler var. Bazılarında da sağlık hizmetleri çok pahalı. Burada o hizmetleri vererek ciddi bir sağlık turizmi yaratabiliriz.

 

Tarım ve hayvancılık alanında, et ve süt sektöründe Anadolu’da ilerleme görüyoruz da neden Edirne’de bu ilerleme olmuyor, eksikler nelerdir?

Aslında bu bölgede yatırımlar başladı. Tabii bugüne kadar Türkiye’de hayvancılık faaliyeti özellikle aile tipi işletmelerde yapılıyordu ve bunlar küçük ve orta ölçekteydi. Buna iş veya sektör gözüyle bakılmıyordu. Hükümetin 7 yıllık sıfır faizli ve 2 yıl ödemesiz teşvikleriyle beraber bu işe bir sektör gözüyle bakılmaya başlandı. Ve de bölgede çiftlik yatırımları arttı. Bugün yurtdışına da baktığımızda üretimin endüstriyel çiftlikler tarafından gerçekleştirildiğini görüyoruz. Ancak bunu Türkiye ölçeğinde çok doğru bulmuyorum. Bildiğim kadarıyla Amerika’da bile aile tipi işletmelerin belirli bir oranı var; yüzde 30 büyük çiftlikler, yüzde 70 aile tipi işletmeler gibi. Türkiye ölçeğinde de böyle bir dengeye ihtiyaç var. Şu anda büyük çiftliklerin Trakya’da payı yüzde 15’lere ulaştı. Yüzde 85 aile tipi işletmelerden oluşuyor. Bugün aile tipi işletmeler çok ufak ölçekte, 6-8 hayvanla üretim yapıyor. Ölçek ekonomisinde Aile tipi işletmelerin büyütülmesi gerekiyor. 50-70 hayvanı olan, teknolojik altyapısı güçlü, verimliliği yüksek bir işletme yapısının konumlandırılması gerekiyor. Bunun için Trakya, Edirne bir pilot bölge olabilir mi? Bence olabilir. Çünkü o altyapıya da, o bilince de sahip.

 

Bu konuda Edirne Ticaret Borsası’nın ya da Edirne’deki sivil toplum örgütlerinin veya sektör temsilcilerinin girişimleri var mı?

Edirne Ticaret Borsası olarak yeni bir projemiz var. Bugün Trakya hastalıklardan ari bir bölge. Ve de hayvan kalitesi ve ırkı açısından da Türkiye’de önemli bir potansiyele sahip. Bu bağlamda Edirne Ticaret Borsası olarak baktık burada ciddi bir damızlık üretimimiz var. Bir taraftan da bakıyoruz yurt dışından hayvan ithalatı yapılmaya çalışılıyor. Biz de Edirne Damızlık Üreticileri Birliği ile beraber buraya Türkiye’nin ilk damızlık hayvan satış borsasını açma kararı aldık. Bakanlıktan gerekli izinlerimizi aldık, yerimizi de tespit ettik, projelerini de yaptırdık. Kısa zamanda izinleri tamamladığımızda, burada damızlık hayvan satış borsamızı konumlandıracağız. Bu ne fayda sağlayacak? Bir kere kaliteli damızlık satışını teşvik edeceğiz orada. İşte, belirli bir çıta koyacağız ve bu çıtanın üzerindeki hayvanları satacağız diyeceğiz. Damızlık borsasındaki hayvanlar daha değerli satılacak. Hayvanların diğer bilgileri yanında kan analizlerini de yapıp tamamen ariliğini de netleştirmiş olacağız. Üretici aldığı hayvanı çiftliğe götürdüğünde çiftliğine arilik belgesi de alabilecek. Siz evinize et, süt alıyorsanız mutlaka ari bir çiftlikten almayı tercih edeceksiniz.  Öyle bir avantaj sağlayacağız. Hayvan başına 1.000 ila 1500 lira fiyat artıyor. Alan kişi açısından da yurt dışından getirme riskini taşımadan buraya gelip hayvanını alıp gidecek. Yani üretici kazanacak.

 

Üniversitenin Edirne özelinde tarım ve hayvancılığa katkısı nedir ve Edirne Ticaret Borsası olarak üniversite ile nasıl bir işbirliği içindesiniz?

Trakya Üniversitesi’nin Tekirdağ ve Kırklareli’deki bölümleri ayrıldı. Ziraat ve Veterinerlik Fakülteleri Tekirdağ’da kaldı. Şu anda meslek yüksekokulu düzeyinde yeni bölümler açılmaya başlandı. Yağlı tohumlar konusunda uzman olan öğretim görevlileri var. Onlarla beraber bölgede nasıl katma değerli üretim yaparız diye çalışıyoruz. Bugün Edirne Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden bir tanesi. Ben bunu her platformda dillendiriyorum. Trakya Üniversitesi bünyesinde mutlaka Ziraat Fakültesi ve Veterinerlik Fakültesi olması gerekiyor. Biz bunu Edirne olarak istiyoruz.

 

Genel itibariyle Edirne, 2023 hedefleri için nasıl hareket ediyor?

Burada katma değer yaratacak projelerle tarımı geliştirebiliriz. Arazileri büyütemeyiz. Ancak katma değer yaratarak aynı araziden daha fazla ve daha kaliteli mahsul alabiliriz. Kendi kendine yetebilme, verimliliği ve kaliteyi arttırma konularında aile tipi işletmelerin büyütülmesi benim gözümde en önemli konulardan bir tanesidir. Bunlar Türkiye’de ve Edirne’de hayvancılığın geleceği için çok önemlidir. Edirne’nin sanayisi çok gelişmediği için üretim ve ihracatla ilgili hedeflerine ulaşması zor. Biz Borsa olarak tarım ve hayvancılığa odaklanmış durumdayız. Diğer taraftan Balkanlar’dan Edirne’ye gelen ciddi bir öğrenci kitlesi var. Özel üniversiteler ile beraber niye Balkanlar’dan daha fazla öğrenciyi Edirne’ye çekmeyelim? Balkanlar’da Edirne’nin ayrı bir yeri var. Onun da gücünü, etkisini kullanarak burayı üniversite şehri yapabiliriz. Edirne’nin turizm şehri olabilme potansiyeli de var. Edirne’de bir enerji birikmesi sözkonusu ve bunun da bir yatırım patlamasına dönüşmesi çok uzak görünmüyor. Ben Türkiye’deki tüm yatırımcılara Edirne’deki yerlerini bir an önce almaları gerektiği mesajını veriyor ve tüm yatırımcıları Edirne’ye davet ediyorum.