RÖPORTAJ — 6 Şubat 2015 at 17:42

MB HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM BALAT: BAŞARI EN BÜYÜK MUTLULUKTUR!

by

 

IMG_1082 

 

 

Gaziantep’in güçlü sanayi altyapısıyla ve bölge ülkelerdeki gelişmelerden dolayı çok önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayan MB Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Balat, iyi bir planlamayla Gaziantep’in Türkiye’nin en gelişmiş ilk üç ilinden biri olabileceğini ifade etti.

 

Marka şehir olma yolunda gelişkin sanayi altyapısı önemli bir yol kat eden Gaziantep’in sanayisi kadar köklü kuruluşlarından birisi de MB Holding… “Başarı En Büyük Mutluluktur” ilkesiyle kurucusu Muharrem Balat’ın kaptanlığında inşaattan enerjiye, yapı malzemesinden tarıma, medikal tekstilden jeotermal enerjiye kadar birçok sektörde başarılı işlere imza atıyor. Son olarak Hamptonby Hilton Oteli ileturizm sektörüne de adım atan MB Holding’in faaliyetlerini ve Gaziantep’in gelişimini Uluslararası Jeotermal Birliği Başkanı ve MB Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Balat ile konuştuk.

 

Muharrem Bey öncelikle, kendinizden ve de elli yılı aşan bir birikime sahip MB Holding’in bugüne gelişinden kısaca bahsedebilir misiniz?

1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden inşaat yüksek mühendisi olarak mezun oldum ve hemen çalışmaya başladım. Bayındırlık Bakanlığı Statik Fen Heyeti’nde 6 ay gibi kısa bir süre görev yaptım. 1968 yılında MB Holding’in temelini oluşturan Muharrem Balat İnşaat Şirketi’ni kurdum. Dolayısıyla MB Holding olarak 51 yıllık bir inşaat sektörü geçmişimiz var. Ben bir sıvacı ustasının oğlu olarak sevdiğim işi yapıyorum.

 

İnşaat sektörü Türkiye’nin gelişimine paralel olarak gelişen bir sektör.  Ben çalışmaya başladığımda Türkiye imar ihtiyacı yüksek olan bir ülkeydi. İlk işim de Harşit Hidroelektrik Santrali inşaatında şantiye şefliğidir. Bunun sonrasında Mekke Çevre Tünelleri inşaatı ihalesi uluslararası alandaki ilk ihalem oldu.İnşaat sektöründeki dalgalı seyrin getirdiği dezavantajlar bertaraf etmek amacıyla 1975 yılında Balpa Tekstil’i kurdum.

 

Aradan geçen yarım asırlık iş hayatımızda şirketlerimizin büyümesi tamamen organik ve dengeli oldu. Biz adım adım, sindirerek büyümeyi seçtik; önce emin olduk sonra adım attık.  Başarımızın en büyük sırlarından bir tanesi de budur; işimize hep sahip olduk.  Baltaş İnşaat olarak inşaat sektörü ile başladığımız yolculuğumuz daha sonra sırasıyla Balbet Hazır Beton, Balpa Tekstil, İnper Perlit, Menderes Geothermal, 3teks Medikal Tekstil, Sultan Sera ve BLT Turizm ile devam etti.

 

Jeotermal üretiminde geldiğiniz nokta nedir?

Aydın Salavatlı’da Türkiye’nin ilk jeotermal elektrik santrali olan 8,5 megavat kurulu gücündeki Dora-1’i 2006’da, 11,5 megavat kurulu gücündeki Dora-2 santralini 2008’de ardından 34 megavat gücündeki Dora-3’ü 2014’te açtık. 17 megavat kurulu gücü olacak Dora-4’ü de 2015 sonu itibariyle devreye almayı planlıyoruz. Şu anda MB Holding’in toplam kurulu jeotermal elektrik gücü Aydın’da 54 megavata ulaşmış durumda.

 

Biz Dora-1 santrali için Gaziantep’teki iplik fabrikamızın enerjisini karşılamayı hedefleyerek elektrik üretme yetkisi aldık. 2006’da Dora 1’i açarken serbest elektrik üretim yasası çıktı. Biz de böylece ürettiğimiz elektriği TEİAŞ’a satma şansını elde ettik. Dora 1 Santrali Türkiye’nin jeotermaldeki ufkunu açmış oldu. İki sene çalıştırdıktan sonra Dora 2’yi yaptık. Daha önce Türkiye’de bir örneği olmadığı için her aşamasını kendi bilgi ve tecrübemizle gerçekleştirdik. Bilinmeyen bir sektör olduğu için herhangi bir kredi ya da destek alamadık. Aslında bu yenilenebilir enerji kaynağını bulmak petrol bulmak kadar hatta daha da önemli. Petrol bir gün bitebilir ancak jeotermal doğru kullanıldığında birkaç yüzyıl yetebilir. Yaklaşık 14 yılımızı bu işe harcamış olduk. Şu anda beşinci santralimiz Dora-5’i planlıyoruz.

Bizim başarımızın ardından bölgedeki jeotermal alanlarını MTA özel girişimcilere satarak yaklaşık 500 milyon dolar gelir elde etti. Şimdi birçok firma ruhsatlarını alıp çalışmaya başladı. Bu sene sonuna kadar ülkemizde jeotermal kaynaktan elektrik üretimi 500 megavata ulaşacak. Ve bu ülkemiz için oldukça önemli bir gelişme…

 

Diğer yenilenebilir kaynaklardan da enerji üretme düşünceniz var mı?

Baklava yiyen başka bir tatlıyı yiyebilir mi? Jeotermal baklava gibidir. Çünkü jeotermal 365 gün 24 saat enerji sağlayan bir kaynaktır. Buna baz enerji deniyor. Jeotermal petrolden de, doğalgazdan da, kömürden de kıymetli bir kaynaktır. Çünkü bu kaynakların yenilenebilir vasfı vardır. Örneğin, bir kuyudan petrol çekersiniz bir müddet sonra o kuyudaki potansiyel biterse kuyu kapanır. Kömür kısmında da ise kazarsınız kömür havzası bitebilir. Ama jeotermal enerjide kaynağı dikkatli kullanırsak yenilenebilir vasfı hiçbir zaman kaybolmaz. Bu kadar önemli bir kaynağımızı korumak için de jeotermal bölgelerin çok büyük bir titizlikle tespit edilmesi lazım. Jeotermal bölgelerden alınan suyun, re-enjekte edilerek geri dönüşümü sağlanması gerekir. O yüzden diğer kaynaklara el atmak yerine jeotermali geliştirmede yardımcı olmayı istiyorum.

 

Jeotermalin elektrik üretim potansiyeli nedir Türkiye’de?

Türkiye jeotermal enerjide üretim kapasitesi olarak Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada bulunuyor. Menderes Grabeni dediğimiz oluşum boyunca birçok kaynak ortaya çıktı. Manisa bölgesinde de çalışmalar devam ediyor. Takriben bin megavata çıkabilecek bir potansiyel var. Bu da 250 milyon dolarlık bir büyüklük demek. Böylece cari açığın kapatılmasına katkı sağlayacak. Biz şu anda yaklaşık 35 milyon dolarlık bir üretim yapıyoruz.

 

Jeotermal kaynağını tarımda da kullanıyorsunuz. Konu hakkında bilgi verir misiniz?

Kış aylarında 50 metreküplük bir jeotermal kaynak fazlamız oluşuyor. Bu suyu değerlendirmek için bir sera kurduk. Sultan Sera’yı özel kılan birkaç nokta var. Bunlardan en önemli iki tanesi seranın daha önce bataklık halinde olan ve ekonomiye hiçbir katkısı olmayan araziler üzerinde yatırımın gerçekleştirilerek atıl durumdaki arazilerin ekonomiye kazandırılması ve seranın ısıtılmasında elektrik üretimi sonrasında arta kalan atık jeotermal enerjinin sera ısıtmasında kullanılmasıdır. Türkiye’de jeotermal kaynakla ısınan ilk serası. Birinci etapta 41,400 m2’lik sera yatırımı ile MB Holding  tarım sektöründe de üretime başlamış oldu. Şuan seramızı 4 katı büyüklüğüne çıkarmak istiyoruz. Avrupa’dan burada üretilen ürünlere talep var. Şu anda sadece domates üretiyoruz. Karbonsuz üretim yaptığımız için teşvik alıyoruz. Her anlamda sürdürülebilirlik ve yenilenebilirlik ilkelerine göre hayata geçirilmiş olan projemizde özellikle kadın istihdamına üzerinde durduk.  Bu özellikleri ile de Sultan Sera civar köylere istihdam imkânı sağlamaktadır. Ayrıca bu projeyle seracılıkta kalifiye insan gücü yetiştirilmesine de katkıda bulunuyoruz.

 

Turizm alanında neler yapıyorsunuz?

İspanya’dan mimarlar davet ettik. Her köyde Avrupalıya hitap eden ve termal kaynak kullanan tesisler kuralım dedik. Bunun araştırması devam ediyor. Yine bir ilk olacak. Orada yaşayanlar pansiyonculukla turizme hizmet edip gelir elde edecekler. Böylece gençlerimize de iş alanı açılmış olacak.

 

Aydın’daki jeotermal otel yatırımı çok yüksek katlı olmayacak, doğayla barışık bir tesis olacak. Bu projeye start verdik. Amacımız Tarihi Akharaca kaplıcalarını yeniden canlandırmak. Biz bu proje ile insanları klasik dört duvar arasında yapılan termal hamamdan çıkarıp Ege’nin harika havasında zeytin ağaçları arasında doğa ile içiçe psikolojik ve bedensel rahatsızlıklardan arınmalarını sağlayacağız.

 

Hilton yatırımınızı da konuşalım biraz…

Gaziantep sanayi şehri ama turizm geçmişi de var. Yemek kültürü de gelişmiş. İpekyolu üzerinde tarihi bir şehir. Ulaşım olanaklarının artmasıyla gelen turist sayısı artmaya başladı. Hilton da turistik konaklama ihtiyacına hitap eden önemli bir dünya markası. Biz bu mantıkla hareket ettik. Şuan kararımızın ne kadar yerinde ve doğru olduğunu görebiliyoruz.

 

Türkiye’de müteahhitliğin bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de inşaat yapacak insan çok. Birçok mühendislik fakültemiz, mühendislerimiz ve ustalarımız var. İnşaat için gerekli 274 kalem malzemeyi üretecek insanlar da var. Komşularımızda da savaş ve yıkım var. Bir gün gelecek bu ülkelerde savaş bitecek ve imar faaliyetleri hız kazanacak. Parasal kaynakları da bol olan bu ülkelerin inşaat ihtiyaçlarına bizim de cevap veriyor olmamız lazım. Bu yüzden müteahhitliği öldürmemek gerekiyor. Eksiklerini giderip tecrübe kazanmalarını sağlamak lazım. TOKİ ve diğer kuruluşlarımız müteahhitlerimizin eğitimini ve gelişimini sağlamak için çalışmalı. Standartları geliştirmek ve yükseltmek önemli. Geçmiş dönemde karne uygulamasının benzeri bir uygulama ile müteahhitler kabiliyet ve kalitelerine göre sınıflandırılmalı.

 

Eğitimde varlık gösteriyor musunuz? Üniversite kurma planı var mı?

Daha önce bir anaokulu inşa ettik. Halihazırda ise birçok üniversite öğrencisinin eğitimine katkı sağlıyoruz. Hilton ve Ballı Han’ın gelirini yine bu yönde harcamayı düşünüyoruz. Ayrıca bir mimarlık fakültesini de üniversiteye kazandırmayı planlıyoruz. Unutmamak lazım ki en iyi yatırım insana olan yatırımdır.

 

Sağlık sektörüne yönelik üretiminiz ne durumda?

3teks Medikal Tekstil firmamız şuan modern tıbbın gereği olan steril tek kullanımlık ürünler üreterek yurtiçi ve yurtdışı pazarlarına sunmaktadır ve 56 ülkeye ihracat yapmaktadır.çevre dostu bir üretim sağlayan şirketimizdeki ürünler hastalara, sağlık personeline ve ziyaretçilere ekstra hijyen ve rahatlık sağlaması bakımından benzersiz ve ekonomik ürünlerdir.  Firmamızı yurtdışında da büyütmek amacıyla yakın zamanda Suudi Arabistan’da üretim tesisi kurmayı planlıyoruz.

Gaziantep’in gelişimini konuşacak olursak, neler söyleyebilirsiniz?

Gaziantep aslında bölge ülkelerdeki gelişmelerden dolayı çok önemli bir konumda bulunuyor. İyi bir planlama yapılırsa gelecekte Türkiye’nin en gelişmiş ilk üç şehrinden biri olabilir. Sanayisi gelişmiş bir şehir olması yanında sağlıkta ve eğitimde bölgenin cazibe merkezi olacaktır. Bir de Suriye sınırı boyunca uzanan mayınlı arazinin temizlenmesi organik tarım için çok büyük bir potansiyele sahip. O topraklara suni gübre hiç atılmadı. O bölge tarıma kazandırıldığında Gaziantep ve Kilis’i organik tarımda uçurur diye düşünüyorum. Gaziantep için hiç durmak yok. Çalışkan bir halkız ve buda gelişmemizde önemli bir rol oynuyor.

 

Son teşvik yasası Gaziantep’in gelişimi için olumsuz bir etki yarattı mı?

Diğer illere verilen teşviki kıskanmamak lazım. Rahmetli Özal döneminde turistik otel yatırımları için teşvik verildi. Kamuoyu o dönemde karşı çıkmıştı. Şimdi bu oteller turizme hizmet veriyor, ülkeye döviz kazandırıyor. Aynı şey sanayi tesisleri için de geçerli. Gaziantep sanayiye yatkın bir şehir. Biraz daha dengeli bir şekilde uygulanırsa teşvikler daha yararlı olur diye düşünüyorum.