RÖPORTAJ — 1 Eylül 2015 at 19:01

ŞAHİN SUCUKLARI GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA DEMİRPALTA: YENİLİKÇİ ÜRÜNLERLE FARK YARATIYORUZ!

by

IMG_7662

 

İrili ufaklı birçok sucuk üreticisiyle rekabet etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Şahin Sucukları Genel Müdürü Mustafa Demirpalta, bu rekabette yenilikçi ürünlerle fark yaratarak öne geçtiklerini vurguladı.

 

Endüstriyel et ürünleri dendiğinde akla gelen önemli markalardan birisi de Şahin Sucukları. Klasik ürünlerin yanına son birkaç yılda yenilikçi ürünlerini de katan Şahin Sucukları’nın hedeflerini ve sektördeki sorunları Genel Müdür Mustafa Demirpalta ile konuştuk.

 

Şahin Sucukları, 2015 hedeflerinin neresinde?

Bizim 2015 yılında 225 milyon TL gibi bir hedefimiz vardı. 150 milyon ciroyla kapatmıştık 2014’ü. Aslında tahminler 2015 ciro hedefimizin tutmayacağı yönündeydi. Bizim sektörümüzde hammaddede 8 ayda yüzde 40’a yakın fiyat artışı oldu. Fiyat artışlarını mamullere de yansıttık elbette. Daha doğrusu yansıtmak zorunda kaldık. Dolayısıyla oradaki artışlarla reel olarak söylemiyorum, sadece cirosal manada hedeflerimize yaklaşacak gibi görünüyoruz. Çünkü 6 aylık ciromuz 105 milyon lira. Yani ikinci 6 ayda da 105 milyon yaparsak 210 milyon liralık ciroya ulaşmış oluruz. Zaten hedeflediğimiz 225 milyon lira civarındaydı. Yani cirosal manada bir sıkıntı yok. Ama bunun kaynağı nedir? Hammaddedeki fiyat artışı..

 

Biraz da mevcut ürün gamınızı ve yeni ürünlerinizi konuşalım…

Biz yaptığımız reklamlarda firmamızı tanıtıyoruz, ürünümüzü tanıtıyoruz tamam da, asıl biz sektöre reklam yapıyoruz. Şimdi biz özellikle sucuk ürünü ki et sektörünün toplam tonajı içerisinde yüzde 50 paya sahiptir. Pastırma, kavurma, salam, sosis vs. diğer yüzde 50’yi oluşturur. Dolayısıyla hep sucuk ürünü üzerinden istatistikleri yaparız. Dolayısıyla sucuk dendiğinde işte hep baharatlıdır, yendiğinde terlemeyle beraber kötü koku yapar gibi algı vardır. Sucuk kahvaltılarda yenilebilecek, yemeklerde kullanılan çok güzel bir üründür aslında. Bu algıyı kırabilmek için 2014’ten itibaren kokusuz, acısız sucuklar, tuzu azaltılmış sucuklar gibi ürünlerle ürün gamımızı geliştirmek istedik. Yaklaşık 6 bin ton aylık üretim var sektörümüzde. Türkiye’nin nüfusu 77 milyon. Böldüğünüzde ayda 100 gr kişi başına tüketim düşüyor. Bu çok düşük bir oran sektör için. Tamam sucuk pahalı bir ürün, gelir dağılıma baktığımızda belli insanımız var bunu tüketecek ama bu belli insanımıza da gidebilmemiz lazım.

 

Yeni ürün olarak 2012 yılında sunduğumuz Kayseri mantısı var. Başlarda çok zorluklar çektik ama bayağı tonajlara geldik şimdi. Sucukta her şehirde bir sucuk üreticisi var. Bu firmalar üretimin yüzde 51’ini oluşturuyor.  Dolayısıyla bizim ürün gamımızı artırıp tüketiciye gitmekten başka şansımız yok. Bu doğrultuda 2012 yılında 35 gramlık Altın Kesim adlı ürünümüzü piyasaya verdik. Hayatında fast food olan insanlar için biz de doğal ürünler sunmak istedik. Bu yılın içerisinde Şahin Piliç diye yeni ürün çıkardık. Bizim piliç ürünlerimiz vardı ama onları başka markalar adında yapıyorduk. Tabii şu var. Siz kırmızı et ürününe tavuk eti katamazsınız ama tavuk etine kırmızı et katabilirsiniz. Dolayısıyla biz de farklı bir lezzet olsun diye Şahin Piliç Et ürünlerine yüzde 15 dana eti katıyoruz.

 

Yapılan denetimleri yeterli buluyor musunuz?

Yeterli görmüyoruz. İfşa edilmesinin karşısındayız. Çünkü ifşa edildiğinde herhangi bir yerde zararını ben çekiyorum. Algı sektörü ilgilendiriyor. İfşa edilen adam için önemli değil, vereceği ceza 10-12 bin lira. Ama sektör çok etkileniyor bundan. Çünkü algı operasyonu denilen son dönemdeki deyim var. O algı operasyonu tüm sektörü etkiliyor. Cezalar caydırıcı değil. 10 lira ceza vermek yerine dükkanını kapatsınlar, ruhsatını alsınlar, ticaretten men etsinler ikinci, üçüncü seferde. Ben yaparsam bana da yapsınlar. Denetimlerin daha da sıklaştırılması lazım.. İşyeri denetimleri yapılmıyor veya çok az yapılıyor. Sadece yapılan denetimler satış noktalarında numune alınmakla yapılıyor. Yöntem olarak iyi görünüyor aslında. Çünkü benim fabrikama gelip numune alacaksa en iyisini veririm. O bakımdan mantıklı ama numune toplamada sıkıntı var. Çünkü hep belli başlı yerlerden numune alınıyor, o da sağlıklı sonuçlar vermiyor.

 

Sektörünüzü temsil eden STK’larla ilgili neler söylemek istersiniz?

Bizim sektörel birliklerimiz var ama onların çok önemli çalışmaları yok. Örneğin ETBİR var, SETBİR var… Bunlar zaten bizatihi sektörün kendi sorunlarıyla uğraşıyorlar. Zaten bizim kendi içimizde sıkıntılarımız var. Bugün 2013’te değiştirilen et tebliğinden sonra birçok sıkıntımız devam ediyor. İşte soya proteinlerinin katılması, belli protein sayılarının oluşması, etiket tebliğinin yeniden değişmesi gibi… Tebliğin arkasındayız, tebliğde bir sıkıntımız yok ama detaylarda sıkıntı var.

 

Teşvikler konusundaki düşüncelerinizi aktarır mısınız?

Bir defa küçük işetmenin teşvik edilmesi lazım kesinlikle.. Onlar için bir yatırım yapmamız gerekiyor. Eskiden beri bildiğimiz Türkiye, kendi kendine yeten ülkelerden biriydi. Yem bitkimiz pahalı ve yem ithal ediyoruz artık. Kaba yem dediğimiz samandır, ottur. Bunları ekmiyoruz, teşvik etmiyoruz veya düzenli ekmiyoruz, tarım arazilerini imara açıyoruz. Bir anlamda kendi kendimizi öldürüyoruz. Bu et ithalatından 8 ay önce dana ithalatı serbest bırakıldı Türkiye’de ama o bile yetersiz kalıyor. Çünkü içeride üretimi arttırıcı yönde bir çalışmamız yok. Buradaki en etken şey süt fiyatlarıdır. Eğer siz süt fiyatlarını aşağıda tutarsanız besici ineğini kesiyor. Çünkü yedirdiği yemin karşılığını alamıyor. Karşılığını alamayınca süt gidiyor. Doğuracağı dana gidiyor. Onun için dengeyi çok iyi korumak lazım. Yani bizim yeni adıyla Et ve Süt Kurumumuz sadece şu andaki piyasayı regüle etmek adına yapmış olduğu ithalatı süt tarafında da çok iyi yapmalı.