RÖPORTAJ, VIP — 02 Ekim 2015 at 00:19

GAMATEKS YÖNETİM KURULU BAŞKANI OSMAN AYDINLI: GAMATEKS, DÜNYAYA GAMA HOME İLE AÇILACAK!

IMG_1740

 

Bir dünya markası çıkaramayan Türkiye’de herkesin, işini marka haline getirmesi gerektiğine vurgu yapan Gamateks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Aydınlı, kendilerinin de bu amaçla çalıştıklarını ve yeni oluşturdukları Gama Home markasının dünyaya açılan pencereleri olacağını ifade etti.

 

Gamateks, tekstil sektöründe Denizli’nin önde gelen markalarından birisi. İlk 500 sıralamasında yer bulan firma, son dönemde markalaşma adına önemli bir adım attı ve Gama Home markasını oluşturdu. Ev tekstilinden mobilyaya ev ihtiyaçlarının önemli bir kısmını kapsayan bu konseptin dikkat çekici tarafı yeni nesil akıllı cihazlarla evin ısıtmasından güvenliğine kadar birçok sisteminin uzaktan kontrol edilebilmesi. Gamateks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Aydınlı ile Gama Home konseptini ve Gamateks’in hedeflerini konuştuk.

 

Osman Bey, bu ülkenin önemli işadamlarından biri olarak, ülkemizdeki son gelişmelerle ilgili düşüncelerinizi aktararak söyleşimize başlamak isteriz…

Ateş düştüğü yeri yakıyor ama tüm ülke yasa boğulmuş durumda. İnşallah bunu en kısa zamanda aklıselimi ortaya çıkararak yok ederiz. Yine eski barış günlerimize dönmeyi temenni ediyorum. Şehitlerimiz için bütün ulusumuzun başı sağ olsun diyorum. Ülkemiz, çok güzel bir ülke olmakla beraber stratejik konum bakımından da devamlı başkalarının gözü olduğu bir ülke. Bu nedenle bizi hiçbir zaman rahat bırakmayacaklar. Bunu bir kere kendi bilincimize yerleştirmemiz gerekiyor. Onun için ulusça çok akıllı olmamız gerekiyor. Ama nedense maalesef bazı şeyleri idrak etmekte zorlanıyoruz. İnşallah bu günler de geçer. Bence üretime daha çok önem vermemiz lazım. Bunların gelip geçici olduğunu bilerek hareket edersek, paniğe kapılmazsak, ülkenin selamete çıkacağına ben inanıyorum.

 

Bu inançla kendi işimizde de devamlı büyümeye devam ediyoruz. Sektör olarak da devamlı çalışarak her sene belli bir büyüklüğe ulaşıyoruz. Biz Gamateks olarak; her sene inovasyonla, Ar-Ge ile müşteri portföyümüzü arttırıyoruz. Üretimimizi, istihdamımızı arttırıyoruz. Yeni bir marka üzerinde çalışmamız var. O markayı da nasıl bir dünya markası yapabiliriz diye örnek bir mağazadan başladık.

 

Hangi alanla ilgili bu markanız?

Bu Gama Home diye bir marka. Bu konsept evdeki bütün ihtiyaçları kapsıyor. Örneğin; mobilya, örneğin ev tekstili, örneğin yatak odaları, çocuk odaları ve günümüzde çok fazla gündem yaratan akılı ev sistemleri… Biz bunu farklı bir konseptte yapıyoruz. Bu konseptte ev tekstili, mobilya ve akıllı ev sistemlerini ve cihazlarını bir arada tüketicinin beğenisine sunuyoruz.

 

Hayatı kolaylaştıran, evdeki her türlü ihtiyaca çok seri çözüm bulan ürün sistemlerini barındıran bir konsept bu.. Aslında bu akıllı ev sistemlerinden fazla akılı eşya konsepti üzerine. Akıllı ev sistemi yıllardır Türkiye’de kullanılıyor. Akıllı eşya olayı daha farklı.. Akıllı telefondan veya bilgisayardan aydınlatmayı, ısıtmayı, güvenlik sistemini, kamerayı kullanabilme olanağını getiriyor bu akıllı ev konsepti. Akılı cep telefonlarının olması ve çoğalması bu işi, bu eşyaları çıkarıyor. Hem güvenlik hem enerji hem de konfor yönünden hepsi kolay uygulanabilecek, kolay satılabilecek fiyat uygunluğunda, mağazada satılan akıllı eşya dediğimiz ürünler bunlar.

 

Bu konudaki çalışmalarınız nasıl devam edecek?

İlk etapta Avrupalı firmalardan Türkiye distribütörlüğü almayı hedefliyoruz. Özellikle Fransa, bu sektörün çıkış noktası durumunda. Yani Fransa bu sektörü geliştirme ve büyütme hedefinde.

 

Bu sistemleri konut alanındaki girişimlerinizde de kullanıyor musunuz?

Bizim ilk etapta akıllı ev konseptinde temelden yaptığımız villalar var. Projeyi de biz yaptığımız için ısı yalıtımında olsun, enerji sistemleri olsun, akıllı evler olsun bunların hepsini kontrol edebildiğimiz için gerçekten farklı bir konsept var. Avrupa’da bile çoğu inşaatın kalitesinden çok daha yüksekteyiz. Isı tasarrufu konusunda kullandığımız ürünler Fransa’da yeni kullanılmaya başlayan ürünler. Bunlar ilgi çeken sistemler.

 

Bizim isteğimiz Türkiye’de herkesin ısı yalıtımına önem vermesidir. Bütün inşaatları biz yapacağız diye bir durum yok. Enerji çok önemli ve Türkiye’de enerji yok zaten. Buna Fransa 1970’ten beri önem veriyor ve orada yalıtımı zayıf olan binaya elektrik bağlamıyor devlet. Fransa’nın nükleer enerjisi var. Bütün Avrupa’ya elektrik satıyor. Buna rağmen enerji tasarrufuna çok önem veriyor.

 

Gama Home markanızla öncelikleriniz, orta ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Türkiye olarak yok denecek kadar çok az dünya markası çıkardık. Herkesin yaptığı işi öncelikle bir marka haline sokması ve o mantaliteyle çalışması lazım. Onun için biz yaptığımız işi bir dünya markası yapmak için uğraşıyoruz. Bu yenilikleri onun için yaptık. Ekonomi Bakanlığı’ndan Turquality belgesi aldık. Bu desteklerle beraber bir dünya markası olmak için yola çıktık. İnşallah bir gün bu işi başardık diyebileceğimiz günler gelecek. Amacımız dünyada Türkiye’nin ve markamızın adını tanıtmak. Ve artık devamlı markayla uğraşmak artık Türkiye’nin gündemi olmalı. Çünkü biz bu konuda geri kaldık. Örneğin Güney Kore, bizden sonra sanayileşmeye başladığı halde dünya markalarını yarattı. İşte Gama Home olarak bir konsept yarattık. Bundan sonra bunu daha da geliştirmek için uğraşacağız. Bunun yanında villa inşaatı yapıyoruz. O tarafta da enerji ve ısı konusunda özel çalışmalarımız, sistemlerimiz var. Yani daha ziyade dünyanın gerisinde kalmadan daha öncelikle ülkemizin ihtiyacı olan alanlarda ilerliyoruz. Bu konuda bilgi birikimimizi herkese vermek istiyoruz. Amacımız ülkemizde ne eksik varsa onu tamamlamak. Önümüzdeki sene inşallah mağaza sayımızı arttıracağız.

 

Dünyaya açılan penceremiz Gama Home olacak. Burada kendimize özgü tasarım, inovasyon, Ar-Ge’si kendimize ait kumaşlar da var. Bu kumaşlardan yatak örtüsü, nevresim ve giysi üretiyoruz. Bunların hepsini Gama Home konseptinde tüketiciye sunuyoruz.

 

Toplamda şu an kaç kişi istihdam ediyorsunuz?

Gamateks olarak; 2.200 kişiyi Denizli’de, 500 kişi Afyon Dazkırı’da, 200 kişiyi de Hocalar kazasında çalıştırıyoruz. Bunu yanında Batman tesislerimizde de 180 kişi olmak üzere toplamda 3.000 civarında istihdamımız var. Ayrıca, Mısır’da da konfeksiyon tesisimiz var. Orada da 250 kişi çalışıyor. Grubumuzun mermer ve mısır hariç 120 milyon dolar ihracatı var. Geçen sene İlk 500’de 445. sıradaydık. Daha yukarı çıkmak için uğraşıyoruz.

 

Ar-Ge’ye son yıllarda devlet eliyle bir destek söz konusu. Bu destek yeterli mi?

Rekabetin yolunun Ar-Ge’den geçtiğinin herkes farkında. Ama yerel sanayi ve üniversite işbirliği yeterince olmadığı ve bilgi eksikliği olduğu için uygulama çok yetersiz. Üniversiteler sanayi ile daha fazla ilgilenmeli. Bence en büyük eksiklik bu.. Onun için her doğan şey maalesef bizde yarım doğuyor. Üniversitelere burada çok görev düşüyor. Üniversiteler bulundukları bölgede yerel veya lokomotif sektörleri ön plana çıkarmalı. Bunlarla ilgili Ar-Ge yapmalı. Avrupa’da üniversite-sanayi işbirliği ön planda tutuluyor. Denizli bir tekstil kenti.. Kendi tasarımcısını kendisinin yetiştirmesi lazım. Okul var ancak uygulamada da sıkıntılar var. İşletmemizde işe başlayan mühendislerden en az 2-3 sene sonra randıman alınıyor. Bunların önlenmesi lazım.. Ülke olarak kıt olan kaynaklarımızı çok verimli kullanmamız lazım ama biz çok bonkör kullanıyoruz.

 

Denizlili sanayici olarak, Denizli’nin sorunları ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Bana göre Denizli’nin en büyük sorunlarından biri insanların tekstilin bittiğini zannetmesidir. Halbuki insanlar var olduğu sürece tekstil bitmez. Mesela geçenlerde İngiltere’nin Manchester şehrinde irili ufaklı, 100 ile 200 kişi arası çalışanı olan işletme sayısının 2.500 tane olduğunu öğrenince, İngiltere’de tekstil bitmeyince Türkiye’de de bitmez dedim. Bizim bunları iyi araştırmamız lazım. Bana göre motivasyon eksikliği var Türkiye’de. Ayrıca Türkiye, lojistik bakımından Avrupa’ya en yakın ülkelerden. Şimdi moda çok kısa sürede değişiyor. Modanın hızına uygun üretim ve tabii ki lojistik yakınlık olması gerekiyor. Mesela Gamateks olarak, 4-5 hafta arasında yeni tasarımlı modeli verebiliyoruz. Bu bizim için avantaj. Onun için Uzakdoğu ile rekabet edebiliyoruz. Bizim insanımız biraz daha motive edilirse bunların üstesinden geliriz ama en önemlisi moral. Morali ekibinle beraber götürdüğün müddetçe bunlar aşılır. Biz, o güvenle, o inançla devam ediyoruz.

 

Ancak, bildiğiniz gibi son zamanlarda Ortadoğu’da sorunlar var. Ortadoğu pazarından epeyce pay alıyorduk; bu çok azaldı. Rusya’da payımız azaldı, oradaki konjonktür nedeniyle. Yani Türk ekonomisi gün geçtikçe daralıyor. Bu daralmayı aşmak için batıya yönelme oldu ama batıda da sıkıntı var. Dünyada bir daralma var. Bunu aşmak için mevcutları iyi korumamız gerekiyor. Bunun için inovasyona, Ar-Ge’ye önem vererek, daha katma değerli mal üreterek ekonomik çıkmazı aşmak gerekiyor. Bana göre bu konuda yeterli teşvik var. Bu teşviklerin devam etmesi halinde, özel sektör dinamikliğini koruduğu müddetçe Türkiye bazı sorunları aşabilir.

 

Peki, siyasi parti liderlerinin asgari ücretle ilgili vaatlerine bakış açınız nedir?

Çok güzel bir soru sordunuz. Ben uygulayıcıyım. Ben işin içinde yaşıyorum. Bu konunun sektör bazında, çalışan bazında ele alınması gerektiğini söylüyorum. Yoksa yapamazsınız zaten. Ben Uzakdoğu’da 100 dolarla çalışan, Mısır’da 150 dolarla çalışan insan gücüyle rekabet ediyorum. Ben 100 kişi çalıştırıyorsam yüzde 5 teşvik vereceksin; 500 kişi çalıştırıyorsam daha farklı vereceksin örnek olarak. Yan sektör bazında bunların ayağı yere basarak yapılması lazım. İyi araştırılarak yapılması lazım.. Ben kiminle rekabet ediyorsam o şartlar altında teşvik uygulanması gerekiyor. Yani biz daha ziyade kolayına kaçıyoruz işin.

 

Genel büyüme oranlarınız itibariyle 2015 sizin için nasıl bir yıl oluyor?

Bu sene yüzde 10-15 civarında bir büyüme göstereceğimizi öngörüyoruz. Zaten bizim her sene yüzde 10 büyüme hedefimiz var. Yüzde 10 büyüyemediğimiz zaman çalışan herkes kendini eksik hisseder.