RÖPORTAJ, VIP — 02 Kasım 2015 at 17:22

MB HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUHARREM BALAT: TÜRKİYE GENÇ NÜFUSUNA VE DEMOKRASİSİNE SAHİP ÇIKMALI!

IMG_1766

 

Çok kavgalı, gürültülü bir yılı geride bıraktığımızı, bundan ekonominin de zarar gördüğünü ifade eden MB Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Balat, eğitimli genç nüfusa ve demokratik cumhuriyete sahip çıkmanın Türkiye için hayati önemi olduğunu, ikisinin de ihmal edilemeyeceğini vurguladı.

 

Komşu ülkelerde yaşanan sorunların etki alanında olan Gaziantep’in köklü kuruluşlarından birisi olan MB Holding inşaattan tarıma, enerjiden medikal tekstile birçok sektörde başarılı işlere imza atıyor. MB Holding’in kaptanlığını yürüten Muharrem Balat ile yakıcı gündemi ve MB Holding’in hedeflerini konuştuk.

 

Ülkenin ekonomik gündemi ve buna bağlı olarak bölge ekonomisine ve sanayisine yansımalarını ele alırsak neler söylemek istersiniz?

Türkiye harika bir memleket. Yani öyle bir coğrafi konumu var ki belki dünyada bir tanedir desem yeri var. Bizim çok genç bir nüfusumuz var. Bu genç nüfus, ekonomilerde çok büyük önem arz eder. Türkiye’nin şu anda komşu ülkelerinde yıkılmadık yer kalmadı. Bu memleketlerin inşa edilmesi lazım. Bu savaş ilelebet devam etmeyecek. Bunları inşa edecek insanlar ise Avrupa’da yok. Neden yok? Müteahhitlik hizmetleri lazım. Müteahhitlik hizmetleri de insan gücüne dayalıdır. İnsan gücüne dayalı hizmet olunca bunu genç nüfus yapabilir. O genç nüfus da bizde var. İnşaat sektöründe takriben 274 kalem iş var. Bu işleri yapacak sanatkârların hepsi Türkiye’de mevcut. Eğer bu kavga, dövüş biterse en çok Türkiye’yi mutlu eder. Bu petrol kuyusundan da iyi, doğalgaz kuyusundan da iyi. İmkanları değerlendirebilirsek ülkemiz için çok iyi olacaktır. Hatta şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye, bir Türkiye daha olur.

 

Seçimlerden sonra tek partili ya da çok partili bir hükümet kurulacak. Türkiye’nin çevresindeki ülkelerle ilişkilerini tekrar eski günlere döndürmesi yeni hükümetle ne kadar mümkün olur sizce?

Demokrasinin de güzel tarafı budur. Bir iktidar hüküm sürerken, onun belirli bir politikası var; 4 sene sonra değişik bir iktidar geliyor. Diyelim ki yarın bir koalisyon oldu ve dış politikayı AK Parti değil de diğer parti aldı. Ne olacak? Belki bir yumuşama başlayacak. Bir anda çözümlenmesi zor. Milletlerin 1 gün içerisinde öpüşüp barışacak halleri yok. Zaman içerisinde bunlar hatalarını anlayacaklar, dost yaşamanın her iki tarafa da faydalı olduğu meydana çıkacak. Ben ümitliyim ki hem Arap âlemi hem Türkiye Cumhuriyeti bu yakınlaşmadan çok büyük yarar sağlayacaktır. Şimdi buna seçimlerin neticesi karar verecektir tabii. Politikacıların da buna hazırlıklı olması lazım. Proje üretmek, o projeleri yapmak kolay iş değil. Harşit Hidroelektrik Santralini yaptıktan sonra Mekke çevre tünellerinin ihalesini kazandık. Yeterlilik belgesine sahip tek Müslüman ülke firması olarak 4 adet 4 km’lik çevre tünelini biz yaptık ve teslim ettik. Teslimden sonra Mekke Valisi bizi tebrik etti, ziyafetler verdi.

 

Türk insanı olarak, Müslüman ülkelerde iş yapmak aynı dini değerlere sahip olduğumuz için önemli bir avantaj…

Tabii ki öyle… O ülkelere işçi götürmek istediğimiz zaman, herkes gitmek için can atıyor. Oraya giden işçi hem hac görevini görüyor hem de çalışmış oluyor. Yine iyi neticeler alır mıyız? Alırız. Yeter ki bu ara düzeltilsin. Kolay mı düzelir? Evet, kolay düzelir. Politikacılarımız eğer diyaloğu başlatırsa düzelir. Çünkü bizim menfaatimize olduğu kadar o ülkelerin de menfaatine.

 

Projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Bugüne kadar İnşaat alanında 30.000’i aşkın konut, yurtiçi ve yurtdışında birçok üniversite, hastane, cami, sanayi sitesi, toplu konut, organize sanayi sitesi, serbest bölge inşaatı, hidroelektrik santrali, kapalı spor salonu, stadyum ve fabrika inşaatı tamamladık. Şuan da ise hali hazırda Gaziantep’te ve İstanbul’da büyük projelere imza atıyoruz. Ayrıca yeni olarak inşaat yalıtımıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bu önemli bir madde. Özellikle tarihi binalarda başlayan yangınlar oluyor. Yeni ürettiğimiz bu malzeme 2.000 derecede dahi yanmayan, ısı yalıtımı yapan, ses geçirmeyen güzel bir malzeme olacak. Bilhassa Arap ülkelerinde de önemli bir hadise olacak. Çünkü dış ortam sıcaklığı, iç ortam sıcaklığı bakımından güzel netice verecek. Bu fabrika ise Gaziantep’te olacak.

 

Enerji alanında ise 3 santralimiz ülkemize hizmet vermekte olup, 4.santralimizin temelini attık. Ayrıca Avrupa’nın incisi Hırvatistan’da jeotermal enerji ile alakalı yeni bir projeye başladık. Bildiğiniz gibi2000 yıllarında jeotermal yatırımlarımızla Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiş olduk. Aydın’da yerden çıkan 170 derecelik suyla Türkiye’nin ilk jeotermal santralini yaptık. Herkes bu santrallere bakarak jeotermal santral kurmaya başladı. Üretim 550 MWe’e çıktı. Bu şu demek; Türkiye’nin, 2 milyar dolarlık bir ithalat yapması önlenmiş oldu. Bunu üretmek için ya petrol ya doğalgaz ya da kömür alacaktık. Bu inşallah yakında 1.000 MWe’e kadar çıkacak. Ve memleketimize güzel bir döviz kazandıracağız.

 

Doğayla en barışık enerji türü Jeotermal galiba…

Jeotermal çevre dostu ve yenilenebilir dediğimiz bir enerji kaynağı. İyi kullanıldığı zaman petrolden de, doğalgazdan da iyi netice verir. Jeotermal enerjide re-enjeksiyon sistemi kullanıldığından yani üretilen enerji devri daim olduğundan bitmez bir kaynaktır.

 

Türkiye’nin sürdürülebilir enerji politikası var mı sizce?

Türkiye enerji fakiri bir ülke. HES projeleri, termik santraller, yenilenebilir enerji var. Geriye nükleer enerji kalıyor. Var olan enerji santralleri artsa bile yine Türkiye’ye yetmez. Demek ki tek kurtuluş çaresi, nükleer santrallerin yapılması. Nükleer santral olmadan bizim enerji ihtiyacımızı kimse karşılayamaz. Diğer taraftan güneş ve rüzgâr enerjisi üzerinde de çalışılması lazım. Bunların depolanması sorunu var. AK Parti doğru bir enerji politikası izliyor. Türkiye’de nükleer santrallerin kurulması lazım. Bir de enerji tasarrufuna gidilmesi lazım. Bizim bu iki konuda da çalışmalarımız var.

 

Pekiyi, enerji konusunda yeni yatırımlarınız var mı, yoksa mevcut yatırımlar ile mi devam edeceksiniz?

Şuan Hırvatistan’ın ilk özel jeotermal tesislerini biz kuruyoruz. 2016 yılında devreye almaya planladığımız Hırvatistan’da ülkemizi temsil edeceğiz. Onun dışında yurtdışından teklifler oldu jeotermal konusunda. Başka ülkelerde de yatırım yapabiliriz. Bu alanda iyi bir tecrübemiz oldu. Bu tecrübeyi değerlendirmek istiyoruz.

 

HES’lere bakış açınız nedir? Doğaya zarar verdiği konusunda bazı karşı çıkışlar var bu projelere…

Ben doğaya zarar verdiği düşüncesinde değilim. O biraz abartı bence.

 

2015 sizin için nasıl bir yıl oldu hedefleriniz açısından?

İyi değil tabii. Çok kavgalı, gürültülü bir yıl oldu. Ekonomi de bundan zarar gördü. İnşallah düzelecek diye ümit ediyoruz. Ama demokratik bir cumhuriyete alışmış artık Türkiye. Bu çok büyük bir vasıf. Bunun değiştirilmeye teşebbüs edilmesi büyük bir yanılgı olur. Yüzde 20’lere varan oranda üniversite mezunu genç bir nüfusa sahibiz. Bundan daha değerli bir şey olamaz. Bunların kullanılması halinde bu memleketi kimse yenemez. Teknik ilerlemede artık bilek gücünün kıymeti harbiyesi kalmadı.  Bugün bakıyorsunuz okyanustan füze atıyor, Irak’taki hedefi vuruyorlar. Osmanlı zamanında kılıçla zaferler kazanılmıştı ama o devirler bitti artık. O yüzden bizim öyle sultanlarımız, böyle sultanlarımız devrini de kapatmamız lazım. Sultanlık bitti. Şimdi teknikte kim bir adım ileriye giderse o galip gelir. Bunun için insanlık da bir sürü mücadele verdi. Dünyanın döndüğünü kabul ettirene kadar bir sürü insan cezalandırıldı.

 

Bugün AK Parti, Başkanlık Sistemi ısrarından vazgeçmiş görünmüyor. Başkanlık Sistemini siz nasıl yorumluyorsunuz?

Ben Türkiye’nin Başkanlık Sistemine hazır olduğunu düşünmüyorum. Bir tehlike de var. Çünkü bizim milletimiz bir padişahlık döneminden bugüne gelmiş. Hemen, çabucak, bunun hikmetinden sual olmaz diye peşine takılıp gider. Bu çok tehlikeli olur. Demokrasinin güzel tarafı nedir? Demokrasinin güzel tarafı iktidarın değişebilmesidir. Mesela; Celal Doğan Gaziantep’te 15 yıl Belediye Başkanlığı yaptı. Giderken de “Ben Gaziantep’e yapılabilecek her şeyi yaptım.” dedi.  Kendisinden sonra gelen belediye başkanları kıyamet kadar iş yaptı. Demokrasi neyi getirdi bize? Bakış açısı. Bir insanın bakışı böyle, başka birisi de şöyle bakar. O da o yönünü geliştirir. İşte demokrasinin de güzel tarafı bu. Her insan kabiliyetine göre başka şeyler yapar ki memleket de ileriye doğru gider. Başkanlık Sistemi olabilir ama demokrasinin kurumsallaştığı bir ülke olması lazım. Milletin de buna hazır olması lazım.

 

Özellikle siyasilere ve vatandaşa son mesajınız neler olabilir?

Seçim kadar, demokrasi kadar güzel bir şey yoktur. Biz buna dört elle sarılmalıyız. Rahmetli Levent Kırca’nın söylediği gibi Atatürk’le kalın, cumhuriyetle kalın, hoşça kalın. Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri bu memlekete çok büyük yararlar sağlamış kriterlerdir. Bunları muhafaza etmek için büyük gayret sarfetmemiz lazım.