RÖPORTAJ — 1 Şubat 2016 at 12:04

EMSAN GENEL MÜDÜRÜ UĞUR KAYMAK: EMSAN, YENİ NESİL ÜRÜNLERLE İSTANBUL’A ODAKLANACAK!

by

 

Emsan Genel Müdürü Uğur Kaymak-1

Emsan’ın şimdiye kadar hep Anadolu markası olarak algılandığını söyleyen Emsan Genel Müdürü Uğur Kaymak, İstanbul ve çevresinde yaşayan ciddi kitleye de daha fazla bayi ve yeni nesil ürünlerle hitap edeceklerini vurguladı.

 

Mutfak eşyaları sektörünün önde gelen markalardan birisi olan Emsan hem yenilikçi ürünleri hem de yaygın satış ağı ile tüm Türkiye’ye hitap eder konumda. Ekonomideki olumsuzluklara rağmen büyüme hedefinden vazgeçmeyen Emsan’ın hedeflerini ve ekonomideki gelişmeleri Emsan Genel Müdürü Uğur Kaymak ile konuştuk.

 

İlk olarak geçtiğimiz yılın bir değerlendirmesini alalım sizden… 2015 Emsan açısından nasıl bir yıl oldu?

2015 yılını yüzde 15 büyümeyle, koyduğumuz hedefin biraz üstünde kapattık. 2015 zor bir sene oldu. 2015’in zor olacağı konusunda bir görüşümüz vardı ama buna rağmen büyüme hedefi koymuştuk. Sene içinde maliyetlerimiz yükseldi, ama artan maliyetleri fiyatlara yansıtmak kolay olmadığı için fiyat ayarlamasını geciktirdik, karlılıktan biraz fedakârlık yaptık. Maliyetlerin artışında sadece kur değil, aynı zamanda ithal kalemlere gelen ek vergiler de etkili oldu. Bir de bizim gibi sağlam sermaye yapısı ve istikrarlı satış grafiği olmayan firmaların bir kısmı piyasadan çekildi. Onlardan boşalan raf alanlarını biz hızlı bir şekilde doldurduk. Bu da ciromuza artış olarak yansıdı. Bir de bayi sayısını arttırdık.

 

Büyüme stratejinizi 2016 için nasıl şekillendirdiniz?

970 civarında satış noktasındayız şu anda. Nerdeyse tamamen yurtiçindeyiz. Yurtdışındaki satış noktalarında azalmalar oldu komşu ülkelerdeki problemler nedeniyle. 2015’in özellikle ikinci yarısında bayi sayısını arttırmak için özel çaba sarf ettik, daha yaygın hale geldik. Seçim dönemlerinde sıkıntılarımız oldu. Seçimin arkasından Güneydoğu’da çıkan tabloya ve diğer bütün olumsuzluklara rağmen büyümemiz devam etti. 2016’da büyüme hedefimiz yüzde 8. Türkiye’nin büyümesinin yüzde 4,5-5’lerde olduğu bir yerde Türkiye büyümesinin üstünde bir hedef koyduk. Bu da agresif bir büyüme değil. Agresif büyüme olmamasının nedeni de, 2016 yılını tahsilat risklerinin arttığı bir sene olarak görmemizdir. Bu riskleri göz önünde bulundurarak ciromuzu daha sağlıklı bir hedefe oturttuk. Biz sağlam yürümek istiyoruz. Bu sene sağlam duran firmalar 2017’de çok daha hızlı büyümeler kat edebilirler. Bir de 2016’da büyüme stratejimizde bayi sayısını 1000’in üzerine çıkartmak var. Böylelikle hem riskleri dağıtmış olacağız hem daha yaygın olacağız.

 

Özellikle hedef bir bölge var mı?

Her yerde büyüme var. Baktığınız zaman aslında en büyük büyümeyi de İstanbul ve çevresinde göreceğiz. Markamız şimdiye kadar hep Anadolu markası olarak algılanan bir marka, ama yeni çıkardığımız ürünlerle ve ürün gamıyla İstanbul’da da hatırı sayılır bir hedef kitle var. Tüketici hedefine ulaşabilmek için fazla bayi ile çalışıyor olmamız lazım. Özellikle batı tarafında. Bu nedenle de İstanbul ve çevresi önemli bu sene.

 

Bu yeni bayi hedeflerinde önceliğiniz AVM mağazaları mı, yoksa cadde mağazaları mı?

AVM mağazacılığı ve AVM alışverişi tüketicinin alışkanlığı açısından göz ardı edilemeyecek bir şey. Gittikçe de önem kazanan bir kanal. Biz Emsan olarak, henüz mağazacılık yapmıyoruz. Dolayısıyla biz daha ziyade bayi açısından değerlendirme yapıyoruz. Bizim hitap ettiğimiz bayi kesiminin de AVM’de yer alması daha zor. Biz daha ziyade cadde üzerindeki bayilere yönelik çalışmalar yapıyoruz.

 

Kendi mağazalarınızı açmayı düşünmüyor musunuz?

Bu, gündemimizde olan bir konudur. O noktaya ürün gamı açısından da geldik. Kendi mağazalarımızı açmak için 2016 uygun bir sene olabilir. Ama önümüzdeki birkaç ay içerisindeki şartların gelişmesine bağlı. Bu fırsatların doğacağı bir sene de olabilir, risklerin daha da artacağı bir sene haline de gelebilir. Bu dengelerin nasıl oturacağını tam olarak göremiyoruz. Biraz bekleyip görmemiz lazım. Sektörde hareketli bir dönemdeyiz. Birçok değişiklik oluyor. Biz de bu değişim içerisinde kendimize göre bir strateji tayin edeceğiz.

 

E-ticaret kanalında hedefler neler?

Biz e ticarette bu sene geçen seneye göre yüzde 300 büyüyoruz. E-ticaret sayfasının yenilenmesi ve e-ticaret sayfasındaki erişimin artması açısından ciddi bir yatırım yaptık. Yapmış olduğumuz yatırımın da sonuçlarını ocak ayı içerisinde gördük. Ocak ayı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 300 büyüdü. Bu ciddi bir büyüme. Tabii ki hem ocak ayında tanıtımını yaptığımız ürünler hem de e-ticarete yönelik olarak yapmış olduğumuz çalışmalarla büyümeyi getirdi. E-ticaret hızlı büyüyen bir kanal. Bu kanalı daha başından beri çok önemsiyoruz ve bu kanalda çok etkiniz. Sesimizi daha fazla duyurabilmek, oradaki trafiği daha çok arttırmak için çalışmalar yapıyoruz. Nitekim de trafik hızlı bir şekilde artıyor. Sosyal medya tarafına baktığınız zaman aşağı yukarı bütün medya kanallarında birinci sıradayız Türkiye’de.

 

Totalde e-ticaretteki satışlar ne kadar bir paya sahip?

Biz şu anda toplam cironun yüzde 5’indeyiz ama hedefimiz bu sene yüzde 10’u yakalamak. Görünüşte bu imkânsız bir şey değil. Sadece o konuda daha fazla konsantre olmamız gerekiyor ki satışlar orada da artsın.

 

Yeni ürünlerinizden bahseder misiniz?

Bizim en son çıkarttığımız füzyon yeni nesil düdüklü tenceremiz var. Nedeni de, ev kadınının işini kolaylaştıran ve de eskimeyen bir ürün. Ev kadınının mutfakta geçirdiği vakti azaltacak, bunun karşılığında da endişe ettiği ya da risk oluşturan birtakım sıkıntıları ortadan kaldıracak bir ürün. Aynı anda iki yemeği, iki yiyeceği pişirebiliyor. Cam kapaklı olması nedeniyle de içini görebiliyorsunuz, istediğiniz anda kapağını açıp müdahale edebiliyorsunuz. Tanıtımını yaptığımız andan itibaren de çok beğeni kazanan bir ürün.

 

Biraz da ekonomiyi konuşalım… Hükümetin açıklamış olduğu ekonomik eylem planını genel olarak nasıl buldunuz?

Bunlar aslında yapılması gereken şeyler. Ve de hepsi doğru teşhis. İş, bunların nasıl gerçekleşeceği ile ilgili. Söylem olarak doğru ama realitede bunların nasıl hayata geçeceğini ve sonuçlarını göreceğiz. Bundan çok emin değilim. Çok sıkı takiple ve de disiplinli bir çalışmayla olabilir. İnşallah o disiplinli çalışmayı da görürüz. Bunun sağlanması gerekiyor.

 

Asgari ücret artışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Asgari ücretin bıçak sırtı bir durumu var. Yani asgari ücreti belli bir seviyeye getirdiğiniz zaman tüketicinin gelir artışının piyasaya harcama olarak yansıması söz konusu. Ama öte taraftan bu gelir artışını zamlarla geri aldığınız zaman da bizim ürettiğimiz ve ertelenebilir satın alma kategorisine giren ürünler için ne yazık ki olumsuz oluyor. Çünkü tüketicinin önceliği nedir? Gıda, yakacak, enerji, kira… Dolayısıyla biz bu açıdan daha geride kalıyoruz satın alma tercihlerinde. Bununla birlikte asgari ücretin artışı bizim gibi birçok firmanın da maliyetini artırıyor. İster istemez bu maliyetleri aynı mertebede olmasa bile yansıtmamız gerekiyor. Yansıttığınız zaman da satın alma tercihinde bir sıra daha aşağıya düşüyorsunuz.

 

Asgari ücret artışı istihdam artışında da bir sıkıntı doğuracak gibi görünüyor…

Mümkün olduğu kadar otomasyona gidip, İşçilik maliyetlerini sabit tutmak ya da aza indirmek gibi bir strateji zaten var. Bu daha ciddiyetle bakılacak bir konu. İstihdamı olumsuz yönde tabii ki etkileyecektir. 2016 yılı içerisinde eğer büyümeyi planlıyorsanız bunun içinde ek bir kadroya ihtiyacınız varsa, belki bu ek kadroları açmayı biraz daha erteleyeceksiniz sanayici olarak.

 

Pekiyi, Devlet bu yükte kendi payını üstlendi mi yoksa sanayiciye mi bıraktı tamamen?

Bana göre topu taca attı. Yapmayı taahhüt ettiklerini yapmaktan imtina eder gibi bir durumda hükümet. Yani çok da belliydi, sürpriz değil bu. Asgari ücretin artışını taahhüt ederken bunun bir şekilde vergilerden ya da işverenden karşılanacağını zaten herkes biliyor olmalıydı. Çünkü devletin elinde de belli bir imkân var. O imkanı ne kadar kullandırabilir?

 

Türkiye’nin 2023 ihracat hedefi vardı. Size göre mevcut koşullarda Türkiye, 2023 hedeflerine ne şekilde ulaşabilir, bunun ne kadarını gerçekleştirebilir?

Sektör olarak en önemli pazarları şimdilik kaybetmiş durumdayız. Ortadoğu pazarı, buna Mısır dâhil, ihracatta ciddi pazarımızdı. Bir diğer pazarımız da Rusya pazarıydı. Bu iki pazar bizim ihracatımızda önemli kalelerdi. Bunların yerine ilk etapta Afrika ülkeleri geliyor. Biz Güney Afrika’da, Kenya’da, Tanzanya’da araştırmalar yaptık. Tabii bütün bunlar aslında global ekonominin önümüzdeki birkaç sene içerisinde nasıl şekilleneceği ile de ilgili. Bu seneki kriz ya da Çin’in yavaşlaması bu ülkelerin ekonomilerini de olumsuz şekilde etkiliyor. O nedenle 2023 rakamları korkarım ki önümüzdeki birkaç sene içinde birkaç kere revize edilecektir.

 

İran, ambargoların kalkmasıyla Türkiye’nin de gündeminde olan bir pazar. İran, Türkiye’nin rekabet edebileceği bir pazar mı şu an itibariyle?

İran, son birkaç senedir zaten Türkiye’deki işadamının, sanayicinin iyi bir ihracat pazarıydı. Özellikle de ambargo sebebiyle başka ülkelerin yapamadıkları ticareti Türkiye yapıyordu. Ancak son zamanlarda siyasi ilişkilerdeki gerginlik olumsuz yönde hadiseler ortaya çıkardı. Bir de bu ambargonun kalkmasına paralel olarak birçok ülke son iki senedir içten içe İran pazarında altyapı çalışmalarını zaten yaptılar. Ambargo nedeniyle aç olan pazara farklı ürünleri sunacaklar. Bundan dolayı İran, Türkiye’ye için önemli ancak rekabeti de bol bir ihraç pazarı olacak. Bu rekabet içerisinde Türkiye, komşu olma avantajını ve fiyat avantajını kullanırsa beklenen ihracatı gerçekleştirir.