RÖPORTAJ — 1 Mayıs 2016 at 13:37

YAKIN DOĞU ÜNİVERSİTESİ MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI DOÇ. DR. İRFAN S. GÜNSEL: KKTC’NİN FERRARİ’Sİ OLMAK İSTİYORUZ!

by

_DSC9775

 

Günsel Ailesi olarak, hep eğitim yolunda ilerlemek istediklerini vurgulayan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, bu yolda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ferrari’si olmak istediklerini söyledi.

 

1988 yılında Lefkoşa’da kurulan Yakın Doğu Üniversitesi, bugün 104 ülkeden gelen 27 bin öğrencisiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yüksek düzeyde eğitim olanakları ve yetkin öğretim kadrosuyla uluslararası bir kimlikte bir yükseköğretim kurumu. Yakın Doğu Üniversitesi’nin genç ve vizyoner Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel ile Yakın Doğu Üniversitesi’nin Kuzey Kıbrıs’taki iddiasını ve hedeflerini konuştuk.

 

Grubunuzun eğitimdeki iddiasından başlayalım isterseniz…

Bizim hedefimizde eğitim var. Ancak, sağlık alanında da faaliyet gösteriyoruz. Bir tıp fakültesi hastanesiz olamaz. Diş hekimliği fakültesi diş hastanesi olmadan olamaz. Yine Veteriner Hekimlik Fakültesi ki dünya üzerinde sadece 3 üniversitede veteriner hekimlik fakültesi var: İspanya’da, İngiltere’de ve Kuzey Kıbrıs’ta Yakın Doğu Üniversitesi’nde. O eğitim de çiftliği olmadan, hastanesi olmadan olamaz. Günsel Ailesi olarak, yürüdüğümüz yol eğitim yoludur. Ve hep eğitimde yürümek hedefimiz. Neden eğitim? Çünkü eğitim ülkemizin altın madeni. Bizim ülkemizin denizi, güneşi, kumu var. Turizm için ideal bir nokta. Fakat bu tür yatırımlar eskidikçe değer kaybeder. Bugün sahiliniz kirlenir değer kaybeder, oteliniz eskir tercih edilirliği azalır. Moda olmaktan çıkar, demode olursunuz. Fakat eğitimde eksikçe kıymetlenirsiniz. Bugün Türkiye’mizin, Avrupa’nın 500 yıllık, 700 yıllık üniversitelerinden bahsediyoruz. Önde üniversiteler hep bu yaşlanmış üniversiteler. Kendisinin yaşlanmış olması kıymetini arttırıyor. Sanayinin olmadığı ülkemizde bize eğitim ve turizm kalıyor. Uzun vadede turizm sektörünün sönme ihtimali var. Ama eğitimde zaman geçtikçe doğru adımlar atarsanız zaman geçtikçe daha tercih edilir, daha istenir, daha aranır üniversite olursunuz, ülke olursunuz.

 

Özet olarak, bizim istediğimiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ferrari’si olmaktır. Bugün İtalya’nın bayrağını gördüğünüzde aklınıza Ferrari geliyor. İşte bizde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ferrari’si olmak ve “Ben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden mezunum.” denecek noktaya gelmek istiyoruz. Bugün Amerika’nın 3 bin üniversitesinin 2.999’uncusundan mezun olan bile ben Amerika mezunuyum der. Ben Londra’dan mezun oldum der. Böyle olmalıyız. Ama Yakın Doğu’dan ama diğer güzide üniversitelerimizden mezun olanlar övünerek “Ben Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden mezunum.” diyebilmeli. Bize büyük iş düşüyor yüksek öğrenci sayımızdan dolayı ama bunu tüm üniversitelerle birlikte başarmamız gerekir.

 

Peki, böyle bir ruh var mı Kuzey Kıbrıs’ın eğitim sektöründe?

Bu ruh oluşacak. Önce çoğalırsınız sonra birbirinizi yersiniz, sonra bir bütün olursunuz. Küçük ülke olma avantajını kullanarak birbirimizi yeme kısmını atlayacağımızı düşünüyoruz. Burası bir eğitim adası oldu. Burada yaklaşık 84 bin yabancı öğrenci var. Gerçi biz Türkiye’mizin öğrencisini yabancı saymıyoruz ama neticede ülkesini bırakıp yavru vatana okumak için gelmiş. Dolayısıyla bu rakam ülke nüfusumuzun 250-300 binler olduğunu düşünürseniz çok yüksek bir rakamdır ve bir dünya rekorudur aslında. Bu kadar yüksek oranda öğrenci alan başka ülke yoktur.

 

Siz bilime, sanayiye, hizmet sektörüne akademik çalışmalar anlamında ne tür katkılar sağlamaktasınız?

Ben yurtdışında toplantılara gittiğimde Türk Hava Yolları ile gurur duyan bir insanım. Ama ben Türk Hava Yolları ile gurur duyduğum gibi Yakın Doğu Üniversitesi de hem Kıbrıslı Türkler için hem Türkiye insanı için bir gurur kaynağı olsun isterim. Bu da o derecelere yükselmekten başka bir şey değildir. Tabii dünyada ilk 500 üniversite arasında olabilmek çok önemli ve gurur kaynağı, fakat oralara baktığınız zaman birçoğu birkaç yüzyıllık üniversiteler. Ama biz 200 yıl sonra o listeye girecek değiliz. Bunun formülü belli. Sırf bu yüzden proje ve araştırma gibi konulara çok yoğun zaman ayırıyoruz. Şahsen tüm fakülte yönetimleriyle 15 günde bir toplanırım. Tek konumuz yayın, makale, proje, araştırma, bilime katkı. Ve bütçemiz elverdiğince yüksek rakamlar ayırırız projelere. Çünkü üniversiteyi Ferrari yapacak olan yayını, projesi, patenti, araştırması ve değerli hocalarıdır.

 

Peki, hocalar demişken kadronuz hakkında da biraz konuşalım…

Akademik kadrosu Türkiye’de en yüksek puanı almış 19. üniversiteyiz. Dünya sıralamasında 1.300’lerdeyiz. Biz 28 yaşında bir üniversiteyiz. Bizim avantajımız dinamik bir yapıya sahip olmaktır. Birçok köklü devlet üniversitelerinde bürokrasi 6 aylık işi 1 yılda yaptırabiliyor. Biz de o avantajı kullanmak istiyoruz. Kadro olarak çok iyi bir yerdeyiz.

 

Üniversite-sanayi işbirliğinde Yakın Doğu Üniversitesi’nin politikası nedir?

Sadece sanayi demeyelim, reel sektörü de ekleyelim. Sadece KKTC’nin turizm örneğine bakalım; bugün ülkenin turist sayılarında üniversite öğrencilerinin çok büyük etkisi vardır. Bir öğrencinin mezuniyeti 4 kişi demektir, bir öğrencinin kayda getirilmesi 1-2 kişi demektir, bir öğrencinin annesinin kız arkadaşının, nişanlısının, arkadaşının ziyareti… İşte bunlar hep turist sayılarını artırmaktadır. Ve öğrencilerimizin gidiş gelişleri… Aslında öğrencilerimiz de turizmin içinde yer alır. Sonuçta 4 yıl boyunca her yıl minimum 9 ay para harcayan nüfus oluşturan bir kitledir. Bu yıl çok yeni başlatmakta olduğumuz bir projemiz var. Kredisiz öğrenci sistemi ile biz üniversitenin tıp fakültesinin anatomi dersinden ilahiyat fakültesinin Arapça dersine kadar tüm dersleri halka açıyoruz. Bir öğrenci gibi kaydolmak şartı ile dilediği dersi takip edebiliyor. İşte anne adayısınız çocuk gelişimi ve psikoloji dersini mi takip etmek istiyorsunuz; İngilizce öğretmenisiniz ama kendinizi geliştirmek istediğiniz İngiliz dili ve edebiyatı bölümüne mi katılmak istiyorsunuz; çiftlikleriniz var hayvan besleme derslerine mi katılmak istiyorsunuz, dilediğiniz derse kayıt yaptırarak katılabiliyorsunuz. Bunun sonucunda bir sertifika sahibi olacaksınız. Ama sertifikadan daha önemlisi; bir anne adayı olarak çocuk gelişimi ve psikoloji dersini takip etmek gelecek nesli yetiştirmede çok büyük artıdır. Veya yine çiftlik sahibiyseniz gıda konusunda bilgili olmak süt verimini yüzde 10 arttırsa gıda sektörüne bir katkıdır. Turizmde de aynı şekilde… Turizmde de birçok hizmet ve yönetim kadrolarını geliştirir. Bunu almak için İstanbul’a, İngiltere’ye gitmek zorunda kalmayacak kimse.

 

Bir sorum da Girne Üniversitesi ile ilgili olacak. Neden ikinci bir üniversite kurma ihtiyacı duydunuz?

Aslında ihtisas üniversite modeliyle kuruldu Girne Üniversitesi, fakat destekleyen eğitim dallarına da sahip olan bir üniversite olacak. İkinci üniversiteyi düşünürken, Türkiye’mizde bir yerde düşünmedik. Yine Kuzey Kıbrıs’ın içerisinde düşündük. Burada amaç bu ülkenin kökleşmesidir. O yüzden ikinci bir üniversite ve yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diyoruz.

 

Yakın Doğu Üniversitesi’nin hedefi Ferrari olmaksa, Girne Üniversitesi’nin hedefi nedir?

Ferrari olmak için önce doğarsınız, sonra her şeyinizi tamamlarsınız ve hedefinizi belirlersiniz. Girne Üniversitesi yeni doğdu, önce gelişimini tamamlasın sonra o da kendine göre rolünü biçecektir. Ama şöyle algılanmamalı: Yakın Doğu Üniversitesi başa koşuyor, Girne Üniversitesi’nin hedefleri yok. Girne Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi’nin bütün bilgi birikimiyle kurulan bir üniversitedir.

 

Sağlık alanında neleri başarmaktasınız?

Şu içinde bulunduğumuz Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi binası tıbbın yüzde 98 imkanlarını bize sunabiliyor. İstanbul’da bir hastane ben genel bir hastaneyim ama kalpte iddialıyım, diğerlerinde sadece iyiyim diyebilir. Bizim MR’ımız yok, falan hastaneden çektir de gel deme lüksümüz yoktur. Bizim her cihazımız yedekli kuruldu. Mutlaka bir cihanız arıza yapabilir. Ama adada olduğunuz için hemen servis bulamazsınız. O yüzden ikinci bir cihazınız yoksa kesintisiz sağlık hizmetini getirmediniz demektir. Dolayısıyla her dalda mümkün olduğunca çok iddialı olmak zorundasınız. O yüzden bizde ona göre kadrolar kuruldu. Bunun maliyetten başka bir zorluğu yoktur. Bugün teknoloji ile kadroyu bir araya getirdiğinizde başka bir şeye ihtiyacınız yoktur en iyilerden biri olmak için.

 

Sağlık alanında yaptığınız yatırımlar Kuzey Kıbrıs’ta sağlık turizminin geliştirilmesini de hedefliyor olsa gerek…

Evet. İklim olarak, lokasyon olarak müsait bir ülkeyiz. Türkiye’miz bugün dünya sağlık turizmi sıralamasında 4’ncü sırada. Kuzey Kıbrıs’ın da sağlık turizminde iyi bir yerde olması kaçınılmaz. Sağlık turizmi yaşlandıkça popülerliği geçen bir turizm şekli de değil. Önce Kuzey Kıbrıs’tan yurtdışına sağlık ihtiyacı için gidişlerin terse dönmesi gerekiyordu ve bu gerçekleşti. Bugün 15 bin İngiliz’in Kıbrıs’ta yaşadığı söyleniyor. Bu 15 bin nüfus sağlık sorunlarını İngiltere’ye dönerek giderirken, Bizler İstanbul’da, Adana’da, Ankara’da buluyorduk sağlık imkânlarını. Bu gidişler yavaşladı. Şu an İngilizler gitmiyorlar artık İngiltere’ye, burada alıyorlar sağlık hizmetlerini. SGK kapsamında olduğumuz için burada olan öğrencimiz katkı payı ödemeden bu hastaneden yararlanabildiği için artık her hangi bir rahatsızlığında Türkiye’ye dönmüyor, burada tedavisini oluyor. Kısacası, dışa akış durdu. Şimdi yavaşça ve ivme kazanarak buraya akışın başlayacağı dönemdeyiz.

 

Spor alanında neler yapmaktasınız?

Gelecek için dünya uyuşturucu ile mücadelesini spor üzerinden götürdü hep. Polisiye tedbirlerle bir yere kadar başarılı olabilirsiniz. Gençliğinizi spor ile meşgul edeceksiniz ki bu kötü alışkanlıklara daha az vakti olsun. Bizim bünyemizde 950-1.000 civarında sporcumuz var. Atıcılıktan badmintona, profesyonel basketboldan masa tenisine kadar birçok dalda liglerde müsabakalara çıkan sporcularımız var. Bu anlamda başarılı kabul ettiğimiz bir yıl geçirdik. Bayan Basketbol takımımız Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde bir galibiyetle hedefi olan playoff’a çıkmayı kaçırdı. Umarım gelecek yıl daha başarılı oluruz.

 

Eğitimde orta ve uzun vadeli hedefleriniz konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Bizim ülkemizin şu an 114 farklı ülkeden öğrencisi var. Ancak siyaseten tanınmıyoruz. Yakın Doğu Üniversitesi’nin 104 farklı ülkeden öğrencisi var. 104 farklı ülkeye mühendis, doktor, hemşire, havacı, denizci, haberci, hukukçu yetiştiriyoruz. Bu uluslararasılığı başka türlü tarif edemeyiz. Bu 114 farklı ülkeden gelen öğrencilerin nüfusumuza oranı yüzde 40’tır. Bu çok yüksek bir rakamdır. Dolayısıyla benim üniversite anlayışım gökkuşağı ile çok benzeşir. Üniversiteler böyle olmalı. Bir rengi eksik olmamalı. Üniversite, kazanç getirmez deyip veteriner hekimlikten eksik kalmamalı. Öğrencilerle diyaloğunu iyi yapmalı, kampüs üniversitesi olmalı. Kişisel networkünüzü geliştirmeniz için uluslararası olmalı. Meslek gruplarında geniş bir yelpazede eğitim veriyor olmalı.