RÖPORTAJ — 7 Eylül 2016 at 14:50

NOVO NORDISK TÜRKİYE BAŞKAN YARDIMCISI VE GENEL MÜDÜRÜ DR. BURAK CEM: NOVO NORDISK TÜRKİYE’DE YATIRIM FIRSATLARINI YAKINDAN TAKİP EDİYOR!

by

5555555

 

Novo Nordisk’in tüm dünyada yatırım fırsatlarını değerlendirdiğini dile getiren Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem, Novo Nordisk’in Türkiye’de bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarla görüşmelerin devam ettiğini ifade etti.

 

Diyabet, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın bir sağlık sorunu. Bu alanda faaliyet gösteren önemli ilaç firmalarından birisi de Novo Nordisk. İlaç sektöründe küresel rekabetin ve yerli üretimin konuşulduğu bir dönemde biz de Novo Nordisk Türkiye Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Dr. Burak Cem ile yerli üretimi ve Novo Nordisk’in hedeflerini konuştuk.

 

Novo Nordisk’in Türkiye’deki organizasyon yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Novo Nordisk, 1923 yılından beri diyabet tedavisi için yapılan araştırmalar ve başarılarla dolu bir geçmişe sahip global bir sağlık şirketidir.  Nordisk insülinleri ilk kez Türkiye’ye 1974 yılında geldi.  O dönem Müderrisoğlu tarafından yürütülen ithalat ve dağıtım faaliyetleri, iki Danimarkalı şirket birleştikten sonra 1995 yılında Novo Nordisk Sağlık Ürünleri olarak devam etti.

 

Diyabet bugün en önemli odağımızı oluşturuyor. Dünyada ve Türkiye’de diyabet alanının lideri olan Novo Nordisk olarak insülin portföyü ile Türkiye’de yaklaşık 650.000 hastaya hizmet sunuyoruz.

 

Genel merkezi Danimarka’da bulunan Novo Nordisk, 75’in üzerinde ülkede yaklaşık 41,600 kişiyi istihdam etmekte ve ürünlerini 180’in üzerinde ülkede pazarlamaktadır. Türkiye’de ise İstanbul ve Ankara olmak üzere iki ofiste yaklaşık 300 kişilik çalışanımızla faaliyet göstermekteyiz. Diyabet dışında, büyüme hormonu eksikliği tedavisi, hemofili, hormon replasman tedavisi alanlarında da öncü firma olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

Novo Nordisk Türkiye; İran, Irak, İsrail, Ürdün ve Pakistan’ın da içinde bulunduğu Yakın Doğu Bölgesi içerisinde faaliyet göstermektedir.  Türkiye, artan nüfusu ve diyabet sıklığı nedeniyle diyabetle yoğun mücadele eden ülkelerin başında yer almaktadır.  Stratejik konumu ve diyabetle mücadelede örnek girişimleri ile Novo Nordisk Türkiye, bölgenin üssü konumundadır ve Yakın Doğu Bölgesi’nin tüm faaliyetleri de İstanbul’da bulunan bölge ofisinden yönetilmektedir.

 

Novo Nordisk’in Türkiye ilaç pazarındaki konumu nedir?

Diyabet, Birleşmiş Milletler tarafından salgın olarak nitelendirilen ve ulusların topyekün mücadele etmesi gereken bir hastalıktır. Ülkemizde her 100 kişiden 14’ü diyabet hastasıdır ve Türkiye, Avrupa’da en yüksek diyabet görülme sıklığına sahip ülkedir. 7 milyon diyabet hastasının olduğu öngörülen ülkemizde son 10 yılda diyabet hastalığı görülme sıklığı 2 kat arttı. Bu veriler dikkate alındığında, Novo Nordisk Türkiye diyabetle mücadelede önemli bir oyuncudur.

 

Faaliyetlerimizin büyük bir bölümü diyabet ile ilgili. Türkiye’de, insan insülinleri, analog insülinler ve enjeksiyon sistemleri temin eden lider firmayız. Novo Nordisk insülinleri ile yaklaşık 650.000 hastaya hizmet veriyoruz. 2001 yılından bu yana hemofili, büyüme hormonu eksikliği, hormon replasman tedavileri alanlarında aktif olarak çalışıyoruz ve bu alanlara da önderlik ediyoruz.Novo Nordisk,Türkiye toplam ilaç pazarı satış verilerine göre ilk 30 firma arasında 13. sırada yer alıyor.

 

Novo Nordisk’in AR-GE ve inovasyon politikalarını anlatabilir misiniz?

Novo Nordisk Türkiye, AR-GE çalışmalarında önemli bir rol üstlenmektedir. Yüksek teknolojili yenilikçi tedavilerin geliştirilmesi ve hizmete sunulması için aktif olarak kinik çalışmalar yürütüyoruz. Toplam yürütülen klinik çalışma sayısı olarak değerlendirildiğinde Novo Nordisk Türkiye, ilk beş ilaç firması arasında yer alıyor. 2002 yılından beri Türkiye’de 49 erken faz çalışma yürüttük. Ülkemizde istihdam edilen personelin yaklaşık %10’u AR-GE projelerinde çalışmaktadır.

 

Global olarak değerlendirildiğinde, Novo Nordisk dünyanın en büyük farmasötik AR-GE yatırımcı firmaları arasında ilk 15’de yer alıyor. Dünya genelinde Novo Nordisk bünyesinde AR-GE’de yaklaşık 7000 kişi çalışmakta ve 50’den fazla ülkede klinik araştırma yapılmaktadır.

 

Novo Nordisk, yıllık cirosunun yaklaşık %14’ünu AR-GE faaliyetlerine ayırmaktadır. 800’den fazla aktif patent grubu ve 4000’den fazla bilimsel yayını vardır. Verilen sayılara, sadece diyabet, hemofili, büyüme hormonu eksikliği ve hormon replasman tedavisi alanlarında faaliyet gösteren bir firma için baktığımızı düşününce, firmanın AR-GE’ye verdiği önem daha da ön plana çıkıyor.

 

NovoNordisk sadece klinik çalışmaya verdiği önemle değil, AR-GE işbirliklerine verdiği önemle de ayrışmaktadır. Bunun önemli bir göstergesi olarak 2011 yılında Novo Nordisk olarak Kocaeli Üniversitesi diyabetle mücadele konusunda güçlerini birleştirmek üzere bir anlaşma imzaladık. 3 yıl boyunca şu ana başlıklarda birçok faaliyet yürüttük:

 

-Diyabet ve obezite farkındalığını artırmak için toplumsal projeler oluşturmak

-Başta diyabet olmak üzere yenilikçi tüm araştırmalara destek sağlamak

-Ülkenin diyabet ile ilgili bilimsel ve sosyal ihtiyaçlarına yönelik çözümler bulmak ve hastaların yaşam kalitesini artıracak ortak çalışmalar yürütmek

 

Yerli ilaç üretimine bakışınızı da konuşalım biraz…

Novo Nordisk tüm dünyada yatırım fırsatlarını değerlendirmektedir.  Buradaki en önemli unsur elbette hem şirketimize, hem topluma, hem çalışanlarımıza, hem de hissedarlarımıza fayda sağlayacak yatırımlar gerçekleştirmektir. Türkiye’de yerel üretim fırsatları için de ilgili kurum ve kuruluşlarla görüşmelerimiz devam ediyor. İnsülin üretimi genel olarak 3 aşamadan oluşuyor. Birincisi; hammadde üretimi, ikincisi; dolum-paketleme, üçüncüsü ise; insülin enjeksiyon kalemi. Biz Novo Nordisk olarak bu aşamaların her birini ayrı ayrı değerlendiriyor, Türkiye pazarına uygun olabilecek bir üretim modeli üzerinde çalışıyoruz.

 

Türkiye’de üretildiği takdirde bunun ihraç potansiyeli nedir?

Olası bir lokal üretim durumunda öncelik bizim için Türkiye pazarıdır. Ama ihraç edebileceğimiz ülkeleri de mutlaka düşünmeliyiz. Çünkü bu üretim maliyetini düşürecektir. Biz hem ülkemiz ekonomisine hem de Novo Nordisk’e fayda sağlayacağını düşündüğümüz tüm modeller üzerinde çalışıyoruz. Öyle bir strateji geliştirelim istiyoruz ki 5 yıl sonra teknolojimiz eskidi demeyelim.

 

Türk ilaç sektörü küresel çapta ne düzeyde size göre?

Türkiye mevcut tedavilere erişim konusunda oldukça iyi düzeyde. Hali hazırda diğer ülkelerde hastalara sunulan ileri teknoloji ile üretilen tedavilerin de Türk tıbbının hizmetine sunulabilmesi için sağlık politikalarının buna göre şekillenmesi gerektiğini düşünüyorum. Avrupa ve Amerika’dan sonra Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerde yeni ürünlerin lansmanını yaptık. Türkiye’de bu ürünler henüz yok. Ama bakıldığında birçok gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye olarak hem ekonomik açıdan hem de sağlık hizmetleri olarak çok daha ileri düzeydeyiz. Sağlık alanında da son 10-15 yıldır yapılan reformlarla hep iyiye giden bir trend var. Örneğin; şehir hastaneleri projesi mükemmel bir proje. Hükümet 4 saatlik uçuş mesafesindeki ülkelerden hastaları buraya getirmek istiyor. Fakat 4 saatlik mesafede Dubai’deki hasta buraya geldiğinde dünyadaki diğer ülkelerde mevcut olan ileri teknoloji ile üretilen ilaçları Türkiye’de de bulabilmeli. Tedavi kalitesinin artması için yenilikçi ilaçların erişilebilir olması büyük önem taşıyor. Umarız devlet yerli üretim için gerekli yatırım ortamını hazırlar; hem üretim hem de ticari anlamda sağlık alanında lider uluslararası firmaları teşvik eder. Bizde böylelikle yeni ilaçların üretimini burada gerçekleştirebiliriz.

 

Burada fiyat baskısı mı var?

Bugünkü uygulama daha ziyade ilaç fiyatları üzerinden maliyet kontrolü politikasına dayanıyor. Bu yaklaşım ileri teknoloji ile üretilen ürünlerin Türkiye’ye gelmesine engel oluşturuyor. Hastaların daha iyi bir yaşam sürmelerini için geliştirilen bu yeni ürünler ülkemizde de olmalı ve Türkiye’deki hastalar da bu ilave faydalardan yararlanmalı.  Son dönemde gündeme gelen alternatif geri ödeme modelleri gibi uygulamaların fiyatlandırma politikaları açısından olumlu adımlar olduğunu düşünüyorum.

 

Son olarak 2016 hedeflerinizi de konuşalım…

Novo Nordisk tarafından son dönemde geliştirilen, diyabet hastalarının yaşamlarını kolaylaştıran ve komplikasyonları en aza indirgeyen birçok yeni tedavi mevcut. Bu tedavilerin diyabetle mücadelede sağladığı faydaları ve sağlık harcamalarına sağladığı tasarrufu en iyi şekilde karar vericilere anlatmak temel görevlerimiz arasında.

 

Yeni nesil insülinlerimizin Türkiye pazarına verilmesi konusunda çalışmalarını sürdürecek ve Tip 2 diyabet tedavisi için geliştirilen GLP-1 analoğumuzu da daha geniş kapsamda hastaların erişimine sunmak için çalışmalarımızı yürüteceğiz.

 

Novo Nordisk olarak temel hedefimiz, diyabet hastalarının en iyi şekilde tedavilerini sağlayabilecek ürünlere erişebilmelerini ve devlete büyük bir yük getiren bu komplikasyonların azalmasını sağlamaktır. Bu hedefle devletin diyabetle mücadele politikalarını yakından takip etmeye ve kamu-özel sektör işbirlikleri geliştirerek katkı sağlamaya devam edeceğiz. AR-GE’ye yatırım yapmaya ve yenilikçi ürünlerin Türk tıbbının hizmetine sunulması için zemin oluşturacak klinik çalışmalara devam edeceğiz.

 

Sağlık mesleği mensuplarının diyabet tedavisi ile ilgili en yeni bilgilere erişebilmelerine sürekli eğitim projeleri ile destek olmaya devam edecek ve diyabet hastalarının öz bakım konusunda ve diyabetlerini kontrol altına almaları için farklı tedavi seçenekleri hakkında bilgilendirilmelerine imkan tanıyacağız. Yerel ilaç üretimi konusundaki ilgili paydaşlarla görüşmelerimize devam edecek ve olası fırsatları analiz edeceğiz.

 

Sürdürülebilirlik hedefimizin önemli bir parçası olan çalışan bağlılığı ve gelişimi konusunda da çalışmalarımıza devam edeceğiz.   Sahip olduğumuz ‘Çalışılacak En İyi Firma’ ödüllerimize yenilerini ilave edeceğiz. Elbette tüm faaliyetlerimizi gerçekleştirirken etik değerlerimizden asla ödün vermeden çalışmaya devam edeceğiz.