RÖPORTAJ — 3 Şubat 2017 at 18:04

OBA MAKARNA YÖNETİM KURULU BAŞKANI MUSA ÖZGÜÇLÜ: HEDEFİMİZ PAZAR LİDERİ OLMAK!

by

DSC_0755

 

Marka bilinirliğinde istedikleri düzeye ulaştıklarını ifade eden Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Musa Özgüçlü, bundan sonra bulunurluktaki eksiklerini tamamlayarak pazar lideri olmayı hedeflediklerini vurguladı.

 

Makarna sektörünün öncü kuruluşlarından birisi olan Oba Makarna, 2005 yılında Özgüçlü Ailesi tarafından satın alınarak adeta yeniden doğdu. Bugün günlük 1.000 ton üretim kapasitesiyle Türkiye’de birinci, dünyada ikinci sırada yer alan Oba Makarna’nın hedeflerini ve makarna sektörünün sorunlarını Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Musa Özgüçlü ile konuştuk.

 

Satın aldığınız 2005 yılından bu yana Oba Makarna’nın gelişimini anlatabilir misiniz?

Oba Makarna’yı biz 2005 yılında aldık. 2005 yılında kapanmıştı, bir ekonomik kriz geçirmişti, 5 yıl kapalıydı. Ve ben Oba’nın müşterisi pozisyonundaydım. Daha önce yem fabrikamız vardı, Oba’dan ham madde alırdık. Benim çocukluğum Oba’da geçmişti. Oba’yı o dönem Osmanlı İmparatorluğu’na benzetirdim. Oba, Gaziantep’te saygın, güvenilir bir firmaydı. 2009 yılına kadar Oba’yı yeniden canlandırma faaliyetlerimiz devam etti; eski bir fabrikaydı ve kapasitesi yeterli değildi. Günlük 80 ton üretim kapasitemiz vardı. Oba Makarna 1966’dan beri kaliteli üretim yapan bir firma olarak biliniyordu ve pazara çok rahat bir şekilde girdik. İhracat ağımız hızlı büyümeye başladı. Oğlum ve kızımla birlikte, bu şekilde bir yere gelemeyeceğimiz düşüncesiyle üzerinde bulunduğumuz organize sanayi bölgesinde 110 dönem arazi satın aldık. Bu arazi üzerinde ilk etapta günlük 300 ton kapasiteli bir tesis kurduk. Ve 2010 yılının ortasında İtalyan teknolojisi ile üretime geçirdik. Eski fabrika devam ediyordu, ayrıca 2 fabrika da üretim için kiraladık. Burada 300 ton üretim devreye girince bir yıl sonra baktık ki bu da yetmemeye başladı. Toplam 380 ton üretim üzerine tekrar ilave bir 300 tonluk daha yatırım yapma kararı aldık. Arazimiz genişti, bir yıl içerisinde o 300 tonu da devreye aldık ve günlük 600 tona çıktık. Her geçen gün satış ağımız artıyor, ihracatta pazar payımız büyüyordu. Son olarak 1.000 tona çıkalım dedik. Geçen yılın ortasında 1.000 ton üretim kapasitesine ulaştık. Bu kapasiteyle dünyanın en büyük üretim kapasitesine sahip olduk. Türkiye’de en büyük ve dünyada ikinci büyük üretim kapasitesine sahibiz. Avrupa’da da tek fabrikada yine en büyüğüz.

 

Bugün Avrupa ülkeleriyle kıyasladığımızda ülkemizde makarna tüketimi istenilen düzeyde değil. Bunun sebebi nedir sizce?

Bizim coğrafyamızın insanı eti sever. Türkiye’de makarna bir türlü ana yemek olarak kabul edilmedi. Şu an Türkiye’de kişi başı ortalama 6 ile 7 kg arasında yıllık tüketim var. Bu İtalya’da 28 kg, birçok ülke de bizim çok çok üzerimizde. Fakat yeni nesil yavaş yavaş makarnaya alışıyor. Tabii, ben bunun üzerine şunu ilave edeyim; Sayın Cumhurbaşkanımız yatırım hamlesi dedi ve seferberlik ilan etti. Biz Türk halkına makarnayı daha çok sevdirmek için önümüzdeki dönem 9 milyon Avroluk bir bütçe ayırttık. Farklı türlerde makarna üreteceğiz. Alışıla gelen makarna çeşitleri değil de çok daha farklı spesiyal ürünler olacak. Bunun için Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Makineleriyle ilgili çalışmalar yapılıyor. Bununla ilgili TÜBİTAK’tan da destek alıyoruz. Oba Makarna’yı önümüzdeki dönemde çok farklı ürünlerle piyasada göreceksiniz. Türkiye’deki tüketim trendlerini takip ediyoruz. Bu takipte makarnayı fazla tüketen öğrenciler ve çocuklar karşımıza hedef kitle olarak çıkıyor.

 

Bunu yapan başka şirketler var mı sektörünüzde?

Birkaç firma bazı farklı şeyler denediler. Ama bizimki aynı kulvarda değil; onlar elma yaptıysa biz armut yapacağız. Birinin yaptığı işin aynısını ya da benzerini yapmayı kesinlikle istemeyiz. Firma olarak hep farklı olanı yapmayı hedefleriz. Onun için bizimki çok farklı olacak. Aslında bizim yaptığımız bu Ar-Ge yatırımları bize büyük kazançlar olarak dönecek şeyler değil. Sonuçta bunlar biraz da niş ürünler. Biz bu yatırımımızı tanıtım gideri olarak da düşünebiliriz. Bu işin biraz da PR tarafı var ki yeni ürün, yenilikçi anlayış sizi PR’da da güçlü kılıp, farklı kanallarla daha çok tüketiciye ulaşma yolu sağlıyor. Bunun ilk örneğini oyuncaklı makarna olarak verebiliriz. Geçtiğimiz yıl 23 Nisan Çocuk Bayramı’nda oyuncaklı makarnanın lansmanını yaptık. Bu hem Türkiye’de hem dünyada ilk.

 

Türkiye’de makarna sektörünün geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz 2005 yılında bu işe girdiğimizde Türkiye’nin toplam makarna ihracatı yıllık 80 bin ton civarındaydı. 2016 yılını 800 bin ton ihracatla kapattık. İç pazarda bir değişiklik olmadı. Ama bizim son 5 yılda iç pazardaki satış hacmimiz yüzde 40 arttı. İhracatta büyük artışın sebeplerinden biri biziz. Firmamızın etkin çalışması, yaptığımız yatırımlar, tüketicileri buraya çağırıp toplantılar düzenlememiz büyük bir etki yarattı. Tüketici gelip bizde bu kapasiteyi görünce sektörün tamamı bu işe yatırım yaptı. Bu şekilde Türkiye’nin, dünyadaki pazar payı artmış oldu. Dünyanın en büyük ihracatçısı konumunda olan İtalya’nın, Fransa’nın, kısmen de Almanya’nın ihracat pazarlarından pay aldık.

 

Türkiye’de tarım sektörünün gelişmesi ve ihracatını artırması konusunda neler söylemek istersiniz?

Daha önce Türkiye’deki buğday üretimi ihtiyacı karşılıyordu, şu anda yetmiyor. Bunun en büyük nedeni ihracatın çok artmasıdır. Mesela bundan 20 sene önce 80 bin ton makarna ihracatı vardı, şimdi 800 bin ton. Ekmeklik buğday unu bugün artık milyon tonlarla ifade ediliyor. Bu yüzden bugün Türkiye’de üretilen buğday bize yetmiyor. İhtiyacın yüzde 30-40’ını ithal ediyoruz. Ama üretimimizin yüzde 50’sini de katma değerli makarna olarak ihraç ediyoruz. Bu çok önemli. İhraç kayıtlı buğday ithalatı gümrük vergisiz yapılıyor. Normalde devlet çiftçiyi desteklemek için buğday ithalatından yüzde 130 vergi alıyor.

 

Çiftçimiz kazanç konusunda neden bu kadar dertli sizce?

Çiftçimiz kaliteli tohum ekmiyor, kaliteli gübre kullanmıyor, kaliteli ilaçlama yapmıyor. Sermaye azlığı nedeniyle mazotu, gübreyi, ilacı borçla alıyor. Mahsulü de biçtiği zaman aldığı borcu çok ağır şartlarda geriye ödüyor. Çiftçiler bu yüzden para kazanamıyor. Kendi öz sermayesi olan çiftçi her şeyi peşin alıyor ve çok da güzel para kazanıyor. Çünkü devletin açıklamış olduğu taban fiyatlar dünyanın çok çok üzerinde. Örneğin; biz tonu 220 dolara Meksika’dan buğday alırken, bizim hükümetimiz 350 dolara Türk çiftçisinden buğday alıyor.

 

Oba Makarna 2016 yılını nasıl kapattı?

Biz 2016’yı 700 milyon TL ciroyla kapatıyoruz. Ciromuzun yaklaşık yüzde 30’u yurtiçinden, yüzde 70’i yurtdışından geliyor. 2016 yılındaki reklam kampanyasıyla iç pazardaki pazar payımız yükselmeye başladı. Şu anda 600 işçimiz var. Vergi rekortmenliğinde Gaziantep’te şu an 10., İSO 500’de 262. sıradayız, Gaziantep’te İSO 500’e giren firmalar arasında ilk 10’dayız, Türkiye’nin ilk 1.000 ihracatçısı arasında 145. sıradayız, Türkiye’nin en büyük makarna ve irmik üretim kapasitesine sahibiz; ülkemizde yapılan her 3 makarna paketinden biri Oba Makarna’nındır.

 

Oba Makarna’nın pazar hedefi nedir?

İç pazarda istediğimiz; maksimum seviyede haneye girmek, maksimum seviyede bulunur olabilmek. Bilinirlikte sıkıntı yok. Türkiye, Oba’yı biliyor. Önemli olan bulunurluğu tamamlamak. Şu anda biz, bulunurluk aşamasındayız, bilinirliği çok güzel tamamladık. Olmadığımız bazı noktalar var, o noktalara da giriş yaptıktan sonra pazarda lider olmayı hedefliyoruz. 2016 yılında pazar payını rahat bir şekilde yüzde 10 kadar artırdık. Aralık ayı dataları daha çıkmadı; onu da aldığımızda daha net bir rakam görebileceğiz.

 

Gıda sektöründeki şirketlerin en ciddi problemi nihai ürünlerde ülke geneline yayılamamak, yani raflara ulaşmamaktır. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Bu Türkiye’nin ciddi bir sorunu, fakat biz Oba olarak bu konuda büyük bir sorun yaşamıyoruz. Ulusal zincirlerin birçoğunda varız ve olmaya da devam ediyoruz. Tabii ki bizim de olmadığımız noktalar var. O noktaların önemli bir kısmında da başka markalar için ürettiğimiz private label ürünlerle varlık gösteriyoruz. Diğer yandan; olmadığımız noktalarda gerçekten kurulu tesis çok fazla, makarna kategorisinde verilecek olan raf yeri de belli. Bu sefer çok ciddi bir rekabet oluyor o rafta yer alabilmek için. Burada rekabet biraz da haksız rekabete dönüşüyor.