RÖPORTAJ — 6 Mayıs 2017 at 13:08

SANKO ÜNİVERSİTESİ REKTÖR VEKİLİ PROF. DR. GÜNER DAĞLI: SANKO ÜNİVERSİTESİ KABINA SIĞMIYOR!

by

SANKO Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Güner Dağlı

 

Dört yıl önce kurulmasına karşın SANKO Üniversitesi’nin birçok hedefine ulaştığını belirten Rektör Vekili Prof. Dr. Güner Dağlı, üniversiteyi tercih eden öğrencilerin artan ilgisinin, puanların yükselmesine yol açtığını, bunun da atılan adımların ve uygulanan eğitim-öğretimin doğru olduğunu gösterdiğini söyledi.

 

Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından SANKO Holding, ülke ekonomisine olduğu kadar Gaziantep’in eğitimine de büyük katkı sağlıyor. Sani Konukoğlu Vakfı çatısı altında 2013 yılında kurulan SANKO Üniversitesi, 2014-2015 akademik yılından bu yana tıp ve sağlık bilimleri alanında eğitim veriyor. Bu genç üniversitemizin çalışmalarını ve hedeflerini Rektör Vekili Prof. Dr. Güner Dağlı ile konuştuk.

 

SANKO Üniversitesi’ni kısaca tanıyabilir miyiz?

SANKO Üniversitesi olarak 3 yıllık bir mazimiz var. Sağlık odaklı bir üniversiteyiz. Tıp ve Sağlık Bilimleri olmak üzere iki fakültemiz var. Diş Hekimliği Fakültesinin hazırlık çalışmaları sürüyor. Bunun dışında Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsü olmak üzere iki enstitümüz var. Sağlık Bilimleri Fakültemizde yine tıp veya sağlık bilimlerine destek olacak şekilde fizyoterapi ve rehabilitasyon, beslenme ve diyetetik ile hemşirelik bölümlerimiz bulunuyor. İlk öğrencilerimiz üçüncü sınıftalar ve önümüzdeki yıl ilk mezunlarımız olarak eğitimlerini tamamlayacaklar. 73 öğretim görevlimiz var. Öğrencilerimizin toplam sayısı 957. Tıp Fakültesinde 259, Sağlık Bilimlerinde 658 öğrencimiz bulunuyor.

 

Sağlık Bilimleri Enstitüsünde hemşirelik ve moleküler tıp ana bilim dallarımız var. Burada da 40 öğrencimiz yüksek lisans eğitimi görüyor. Fen bilimleri enstitümüz için de kuruluş dosyamızı YÖK’e gönderdik, gelecek onayın ardından bu enstitümüzde de yüksek lisans eğitimine başlayacağız. Üç sene içerisinde bunları yapmak hakikaten kolay değil. Eğitimle ilgili olarak bir kampüs alanı ihtiyacımız var. Hastaneye yakın olmamız, bizim için çok büyük bir şans. Şehrin içindeyiz, halkımızla iç içeyiz tamamen. Pek çok üniversitede 4’üncü sınıfta öğrenciler hastaneye çıkarken biz, 3’üncü Sınıftan önce öğrencilerimizi hastaneye göndermeye başladık. Hiçbiri ek bir ulaşıma ihtiyaç duymadan adeta hastanede yaşıyorlar.

 

Yeni bir kampüse neden ihtiyaç olacak?

Büyümemize paralel olarak yeni bölümler açma durumunda yeni bir kampüse ihtiyacımız olacak. Çevremizdeki 12 ildeki vakıf ve devlet üniversitelerini inceledik; bölgenin ihtiyaçları neler olabilir diye. Önümüzdeki yıllarda bu ihtiyaçları karşılamaya dönük olarak meslek yüksekokulları açmaya çalışacağız. Türkiye’de birçok sektörde ara eleman sıkıntısı var. Tıp Fakültesinde çalışacak teknisyenleri kendimiz yetiştirmek istiyoruz. Önümüzdeki dönemde komşu ülkelerdeki iç karışıklıklar son bulduğunda bu bölgede bize çok büyük ihtiyaç olacağı kanaatindeyim. Hem sağlık hizmeti olarak hem öğrenci eğitimi olarak… Bunları öngörerek çalışmalarımızı yapmak istiyoruz. Özel Sani Konukoğlu Hastanesi tamamen bölgeye hizmet amaçlı kurulmuş ve 60 bin metrekare kapalı alanda 611 yatağa sahip bir hastane. Kurulduğundan bu yana bölge insanına hizmet sunmuş, kar etmeyi ikinci plana atmış. Şimdi üniversitemiz kanalıyla hastaneyi daha da desteklemek istiyoruz.

 

Orta ve uzun vadede yapmak istedikleriniz nelerdir?

Kurulalı üç sene olmasına rağmen pek çok hedefimizi yakalamış durumdayız. Yüzde 99’u aşkın doluluğa sahibiz. Meslek okullarıyla ve tıp fakültesiyle ilgili projelerimiz var. Bunlar ileriye yönelik projeler. Daha uzak vadede gerçekleştireceğimize inandığımız ve bu bölgeye hitap edecek bir Ar-Ge Merkezi projemiz var. Daha ilk kurulduğumuz yıl inovasyon çalışmalarına başladık. Uluslararası nitelikteki toplantılarımızın bu yıl üçüncüsünü yapacağız.

 

Bu yıl ilaç ve biyoteknolojide inovasyon konusunu ele alacağız. Üniversitelerin bir görevi de bilgi üretmek, insanımızı bilinçlendirmek. Bununla ilgili olarak Amerika’da ve Avrupa’da başarılı olan Türk bilim insanlarını, misafir öğretim üyesi olarak şehrimize davet ediyoruz. Onları öğrencilerimizle, çevre illerdeki akademisyenlerle ve halkımızla buluşturuyoruz.

 

SANKO Üniversitesi nasıl bir kadroya sahip?

Tıp fakültemizde 49 akademik personelimiz var, sağlık bilimlerinde 19. Beş İngilizce okutman personelimiz var. Toplamda 73 akademik personele sahibiz. Ama şu anda 3’üncü sınıftayız, gelecek sene 4’üncü sınıftaki öğrencilerimiz hastanede aktif olarak çalışmaya başlayacaklar. Bugüne kadar gözlemci olarak çalışıyorlardı. Tıp fakültemiz için 11 kişilik kadro ilanına çıktık; şu ana kadar 9-10 civarında bir müracaat var. Bu müracaatlar tamamlandığında önümüzdeki haftalarda 20 kişilik bir kadro için daha ilana çıkmayı düşünüyoruz. Hem hastanemizi güçlendirmek hem öğrencilerimizi hastanede hocalarımızla buluşturmak adına öyle bir akademik çalışma da yürütüyoruz. Kendi etik kurulumuzu kurduk. Sağlık Bakanlığı ve diğer yetkili kurumlardan izinler alındı, hocalarımızın eğitimleri tamamlandı. Etik kurulumuza bugüne kadar 41 araştırma müracaatı oldu. Çünkü tıpta bir araştırma yapmanız için mutlaka etik kurulundan izin almanız gerekiyor. Bunlardan 23’ü kabul edildi. Bu, önümüzdeki yıl 3 senelik üniversite olmamıza rağmen en az 20 bilimsel yayınımızın çıkacağı müjdesidir.

 

Yabancı öğrenci alımı başladı mı?

Evet başladı. Her yıl her program için 10’ar tane yabancı öğrenci kontenjanımız var. Müracaat eden öğrencileri önce mülakata tabi tutuyoruz. Mülakat sonrasında klasik dil seviye tespit sınavına tabi tutuluyorlar. Eğer yeterince Türkçe konuşamıyorlarsa kursa gönderiyoruz. O kursta seviye sınavını geçtikten sonra öğrencimiz olarak kabul ediyoruz. Bu şekilde Almanya’dan, Suriye’den, Irak’tan gelen çocuklarımız var. Gayet güzel bir uyum içinde eğitim görüyorlar.

 

Eğitim diliniz nedir?

Eğitim dilimiz tamamen Türkçe. Bu konu çok tartışıldı. Yüzde 30 İngilizce olsun dendi. Ancak YÖK “Ya yüzde 100 İngilizce ya da Türkçe olsun” dedi. Biz Türkçeyi seçtik. Çünkü bölge insanımıza hitap edeceğiz. Biz bu yıl 1. sınıflarımıza haftada 6 saat İngilizce dersi okuttuk. Önümüzdeki sene planlamamız; 1. ve 2. sınıfta haftada 10’ar saat İngilizce vermek. Yani, yılda 300 saat, iki senede 600 saat ve 3’üncü sınıfta da 4 saatlik mesleki İngilizce olacak şekilde İngilizce eğitimi vermek. Öğrencilerimiz Türkçe eğitim alıyorlar ama İngilizceyi de uluslararası geçerliliği olan bir sınavdan (TOEFL gibi)  iyi bir not alabilecek ve ilerideki akademik yaşantılarında yararlanabilecek bir seviyeye çıkmalarına da gayret ediyoruz.

 

Uluslararası alanda üniversiteniz neler yapıyor?

Erasmus bizim klasik programımız. Erasmus kapsamında idari personeli bile gönderiyoruz. Önümüzdeki günlerde iki personelimiz yurtdışına gidecek Erasmus kanalıyla. Üniversitemize, misafir öğretim üyesi olarak gelen hocalarımızla ülkelerine döndükten sonra da irtibatımız sürüyor. Onlarla yazışmalarımız devam ediyor. Gelecekte neler yapabileceğimiz konusunda önümüzde projeler var ama daha çok ham. Yakın bir gelecekte SANKO Üniversitesi ile ilgili çok güzel şeyler duyacağınızı garanti ederim.

 

Üniversiteler de birbiriyle yarış halinde. Devlet ve vakıf üniversitelerinin yanı sıra, özel üniversitelerin de açılması gündeme geldi. Sizin bakış açınız nedir özel üniversitelerin açılması noktasında?

Çerçevesinin güzel çizilmesi lazım. Yani, kanun koyucularımızın yasaları belirlerken çerçevesini çok güzel belirlerlerse kesinlikle ve kesinlikle çok güzel olabileceğini tahmin edebiliyorum. Ama hatırlarsanız vakıf üniversiteleri ilk yıllarda birtakım sıkıntılar yaşadı. Hala sıkıntı yaşayan vakıf üniversiteleri var. Ama içlerinde bizim gibi çok iyi konuma gelmiş olanlar da var. Burada da YÖK’e görev düşüyor sanırım.

 

Türkiye’de üniversite sayısı 200’e yaklaştı. Genel anlamda üniversite-sanayi işbirliği konusuna değinecek olursak neler söylemek istersiniz?

Kendimden örnek vereyim. Ben anestezi kökenliyim. Asistanlığıma başladığım zaman çok küçük aparatlar vardı; biz bunları 4 yıl boyunca kullanırdık. Çünkü yurtdışından gelirdi ve çok pahalıydı. Bugün biz Türkiye’de bunları bir kere kullanıp çöpe atıyoruz. Üretilir hale geldi. O zamanlarda da üretilir haldeydi. Ama plastik sektörü tıpta böyle bir ihtiyaç olduğunun farkında değildi. İşbirliğinin hem sanayici için hem de bizler için önemi çok büyük. Bizler araştırma-geliştirmemizi o yönde yapacağız, sanayici de ne ürettiğini bilecek. Bizim belki de milyonlarca dolar para ödeyerek ülkemize getirttiğimiz malzemeleri Türkiye’de üretebilir hale geleceğiz. Bu konuda pek çok örnekler var zaten bu sektörde. Mutlaka yaptığınız her işin sanayiye yansıması ve bunun ülkeye faydalı bir getirisi olması gerekir. Belki de araştırma merkezlerini tıp, sanayi, hatta gerekirse tarımı da dahil ederek yapmamız lazım. Bu tür projelerin geliştirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

 

Malum önümüzde üniversite tercih dönemi var. Bununla ilgili mesajınızı da almak isteriz…

Biz öğrenci aramıyoruz. Biz şu an bizlere emanet edilmiş olan koltuklara gelecek akademisyen adayları arıyoruz. Bizim niyetimiz bu. Standart doktor, standart hemşire ya da diğer bölümlerden öğrenci yetiştirmek yerine hakikaten kariyer sahibi olacak ve bu üniversitenin yönetimine gelecek öğrencilere ihtiyaç duyuyoruz. Bunları arıyoruz.