RÖPORTAJ — 6 Mayıs 2017 at 13:18

SAXO CAPITAL MARKETS CEO’SU SAVAŞ DİVANLIOĞLU: YENİ SPK MEVZUATI SONRASINDA FX DIŞINDAKİ YATIRIM ÜRÜNLERİNE ODAKLANIYORUZ!

by

Saxo_07

 

SPK’nın yeni mevzuatının birçok Foreks kurumunu kapanmanın eşiğine getirdiğini belirten Saxo Capital Markets CEO’su Savaş Divanlıoğlu, artık aracı kurumların FX ve CFD haricindeki ürünlere yönelmesinin önemini vurguladı. Divanlıoğlu, kurum olarak uluslararası hisse senetleri ve yabancı vadeli işlemler piyasalarında büyük fırsatlar gördüklerini belirtti.

 

Saxo Bank Grubu’nun Türkiye iştiraki olan Saxo Capital Markets Menkul Değerler A.Ş. 2012 yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Müşterilerine 30 bine yakın yatırım aracını sunan Saxo Capital Markets’ın CEO’su Savaş Divanlıoğlu ile OHAL’den foreks düzenlemelerine, Avrupa Birliği ile ilişkilerden piyasalardaki gelişmelere kadar birçok konuyu konuştuk.

 

OHAL’in Türkiye piyasasına etkisi nedir sizce?

OHAL ilan edilmesinin amacı darbe girişimini gerçekleştiren grubun bir şekilde kamudan uzaklaştırılmasını ve yargılanmasını sağlamak. Sonuçta hiçbirimizin tasvip etmediği şeyler oldu. Bir daha olmaması için devlet ve hükümet tabii ki elinden geleni yapacak. Benim gördüğüm kadarıyla OHAL başladığından beri yabancı yatırımcıda bir tedirginlik var. Bizim günlük yaşantımız açısından bir problem görünmüyor ama yabancı yatırımcı olağanüstü hal dendiğinde bir durup düşünüyor. Yapacağı yatırımı erteliyor.  Bu yüzden OHAL’in doğrudan yatırımlara olumsuz etkisi olduğunu düşünüyorum. OHAL kalkarsa daha pozitif bir havanın olacağına inanıyorum. Umarım yakın zamanda biter.

 

Referandum sürecinde Avrupa ile ilişkiler biraz daha gerildi. Bunu nasıl toparlayacağız? 

Genel görüş şu ki: Birkaç senedir Avrupa Birliği’ne giriş konusunda ilerleme kaydetmedik. Daha önce müzakereler yapılıyordu, kanunlar Avrupa Birliği’ne uyumlu hale getiriliyordu, her geçen sene ilerleme kaydediliyordu. Avrupa Birliği’ne girelim, girmeyelim ama yapılan çok güzel şeyler var. Avrupa Birliği bize iyi bir çıpa oluyor. Bazı konularda elbette pazarlık yapacağız. Ancak AB sürecinde yapılanlar ülkemizi biraz daha gelişmiş ülkeler ligine çektiği için hem ekonomimize hem finansımıza hem de medeni seviyemize yararlıdır. Son iki-üç senedir çok bir ilerlememiz olmadığı gibi son birkaç aydır da Avrupa ile ilişkilerde bir gerginlik hakim. Ortak bir yol bulunup ilişkilerin düzeltilmesi iki taraf için de iyi olur.

 

Avrupa’da Brexit süreciyle başlayan bir çalkantı var. Hollanda ve Fransa seçimlerinin ardından sonbaharda Almanya’da seçim var. Bir de AB içinde farklı ülke gruplarına farklı kurallar uygulanması yönünde görüşler ortaya çıkmaya başladı. Bunlar doğal olarak piyasaları da etkiliyor. Siz bu gelişmeleri nasıl yorumlarsınız?

Çok güzel bir atasözü var: “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” Avrupa Birliği üyesi ülkelerde “Avrupa Birliği içinde kalalım mı, çıkalım mı?” tartışmaları var. Ama bence Avrupa Birliği’nin dağılması zor. Bu Almanya’nın hiç işine gelmez, Fransa’nın da gelmez. Yani Amerikan ekonomisiyle ya da Rusya ile rekabet edebilmesi için Avrupa’daki küçük ülkelerin bir araya gelip büyük bir ülke şeklinde davranmaları lazım. Yoksa bu büyük güçlerle rekabet etmeleri mümkün değil. Peki, bu kadar tartışma içinde bu birlik nasıl ayakta duracak? Mutlaka orta yollarda anlaşılacak. Belki de Avrupa Birliği 1, Avrupa Birliği 2, Avrupa Birliği 3 gibi bir gruplama yapılıp, her ayrı grup için ayrı kurallar ve standartlar belirlenecek. Ama birliğin ortak para birimi korunacak. Olmayan bankalar birliğinin ve mali birliğin kurulması gerek. Önümüzdeki beş sene içinde ortak çözüm bulunacak. Avrupa Birliği daha değişik kurallarla, daha esnek bir şekilde bütünleşerek yoluna devam edecek.

 

Brexit sonrasında Londra’nın konumu da tartışılıyor. Brexit sonrasında bazı kuruluşların başka ülkelere geçiş yapacağı, bu ülkelerin de o pastadan pay kapmaya çalıştığı söyleniyor. Bu nasıl bir gelişme sizce?

Şimdi bunun bir kısmı başladı bile. Bazı şirketler merkezleri olmasa da mesela; Belçika’da da bir şube açıyor ki çalışanların bir kısmını oraya kaydırsın. Daha önce Avrupa Birliği’nin diğer ülkelerinde çalışanlar rahat rahat Londra’da çalışabilirken bundan sonra bu rahatlıkta çalışamayacak. En büyük sıkıntı bu. Bu çözülebilir ama bir sürü pazarlık yapacaklar. Şu anda pazarlıkları durduran şey; İngiltere’nin bu çıkıştan önce ya da çıkış pazarlıkları sırasında mevcut ticari anlaşmaları korumak istemesidir. Avrupa Birliği diyor ki: “Sen önce bir çık, sonra ticari anlaşmaları oturur tek tek konuşuruz.” Burada bir takılma var. Bu nasıl çözülecek çok da belli değil. Ama bir şekilde bu süreç ilerleyecek.

 

İstanbul’un hep finans merkezi olacağını konuşuyoruz ama basamak basamak aşağıya iniyor son yıllarda. Bu süreç geriye döndürülebilir mi?

Bu konudaki benim en önemli söyleyeceğim şu: Terör, darbe girişimi vb. büyük sorunlarımızın olmadığını varsayalım. O halde bile bir finans merkezi olmak için iki tane şey çok önemli; bir tanesi kanunlarımız, öbürü de aslında bunun bir parçası vergi düzenimiz. Bu ikisinin öyle düzenlenmesi lazım ki yabancı yatırımcının ya da yabancı bir finans kuruluşunun ülkeye girip çıkması çok kolay olsun. Bir şirketi kurmak, yönetmek, kanunlarda siyah ile beyaz gibi olmalı. Bakıldığında çok rahat anlaşılabilmeli. Vergi düzeni de aynı şekilde siyah ile beyaz gibi olmalı ve çok rahat anlaşılabilmeli. Bugün hala birçok grilik var. Yani kişisel olarak da var, kurumsal olarak da var. Onları olabildiğince çözersek o zaman finans merkezi olarak ilerleyebiliriz.

 

Son foreks düzenlemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Piyasayı bitirdi sanki…

Bence foreks mevzuatımız doğru bir yönde çıktı ama önlem astronomik boyutta oldu. Bir sene önce foreks piyasası içinde birçok kurumun kötüye de kullanabildiği bir düzen vardı. Birçok müşteri mağdur duruma geliyordu. Ortalama kayıp-kazanç oranları yüzde 90’a 10’du. Bu arada bizim yüzde 50-50’lerdeydi. Tabii, bizim çok büyük bir ürün spektrumumuz vardı, sadece foreks yoktu. Öbür tarafta ortalama müşterinin ömrü üç aydı. O zaman da SPK haklı olarak yatırımcının mağdur olup üç ayda parasını kaybetmesini engellemek için bu düzenlemeyi çıkardı. Kaldıraç 1’e 10’a düşürüldü, asgari yatırım limiti de 50.000 TL veya eşdeğeri dövize yükseltildi. Bazı kuruluşlar da bu nedenle kapandı.

 

Başka ülkelerde bu düzenlemeye benzer örnekler var mı?

Tabii var. Şu anda İngiltere’de de kaldıracın kaldırılması ya da 25’e düşürülmesi düşünülüyor. Ama “Profesyonellerle amatörleri ayıracağız. Bunu yapmanın yolu da yatırımcının tecrübesine, parasının büyüklüğüne göre; profesyonele daha yüksek oranda kaldıraç, amatöre daha düşük oranda kaldıraç vermektir.” diyorlar. Çıkan haliyle mevzuat maalesef foreks sektörünü bitirdi. Tezgah üstü dolar-TL kaldıracını 10’a düşürdüğünüz zaman daha yüksek kaldıraçla New York’ta yatırım yapanlar neden buraya gelip iş yapsın? Son birkaç aydır bazı yatırımcılar yurtdışında bir kurumda internetten kredi kartıyla bir hesap açıp 1’e 100, 1’e 400, 1’e 800 kaldıraçla iş yapmaya devam ediyor. Onlar mağdur olmaya devam ediyorlar bu arada. İnternet sınırlaması getirileceği söyleniyor, ama nasıl yapılacak? Bana göre işin doğrusu 5-6 sene önce yapıldığı gibi bu işin yurtdışında yapılmasının kurallarının konup merdiven altında yapılmasının önüne geçilmesidir.

 

Malum siyasi baskılar nedeniyle örtük bir şekilde faiz artışı oluyor aslında. Faizler nereye gidiyor sizce?

Piyasalarda çok hızlı gelişmeler oluyor. Mesela geçen Eylül-Ekim aylarında Dolar kuru 2.90’dı. Sonrasındaki birkaç ay içinde 2.90’dan 3.93’e yükseldi. Ocak ayına kadar Merkez Bankası bu yükselişe karşı hiçbir şey yapmadı. O zaman birçoğumuz “Keşke Merkez Bankası önlem alsa, çünkü bu kur böyle giderse enflasyonu tetikler, enflasyon kuru daha kötü tetikler, bunun önüne geçemeyiz ve bir döngüye gireriz.” diye konuştuk ama önlem geç geldi. Geldikten sonra etkili oldu. Faizler artıp, bankalar arası borçlanma limitleri de azaltılınca herkes geç likidite penceresinden borçlanmak zorunda oldu. Bu da işe yaradı. Böylece Dolar kuru 3.90’dan 3.50-3.60’lara geldi. Böyle devam edersek enflasyon da stabilleşecek. Ondan sonra kur da stabilleşecek, ondan sonra faizler hafif hafif düşürülebilir ki anladığım kadarıyla Merkez Bankası’nın görüşü de o.

 

Türkiye’de faizler yükseldi, döviz yatay durumda ama borsa yükseliyor.  Nedir bu yükselişin sebebi sizce?

Borsamız 2-3 ay önceki geldiği dipte dolar bazında çok ucuzlamış durumdaydı. Öyle olunca tabii biraz alım geliyor. Ülkedeki her şey aynı kalsın, şirketler aynı kalsın, hiçbir büyüme olmasın ama Dolar kuru 3.70’den 4.70’e gelsin; borsa artar mı? artar. Çünkü birçok şirketin Dolar ve Euro geliri var. TL değer kaybedince onların gelirleri göreceli olarak artıyor. O zaman borsanın fiyatlanması da değişiyor. Bugüne geldiğimizde gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırdığımızda hala pahalı değiliz.

 

Son olarak Saxo Capital’ın çalışmalarından bahsedebilir misiniz?

Bizim geçmişten gelen, hep büyük ve profesyonel yatırımcıya yönlenen stratejimiz değişmedi. Fakat stratejimizin bir bölümü değişti. Önceden, geliri yüksek ürün grubu olduğu ve herkesin çok ilgisini çektiği için FX piyasasına yönelik pazarlama faaliyeti de yapıyorduk, şimdi artık hiç yapmıyoruz. Genel olarak dünya hisse senetleri, türev araçlar, opsiyonlar, vadeli işlemler, riskten korunma teknikleri, daha sabit getirili araçlarla nasıl getiri sağlanabileceği üzerine yoğunlaşan müşterilere servis vermeye çalışıyoruz. Eğitimlerimiz, yaptığımız seminerler biraz değişti. Daha çok FX haricindeki uluslararası piyasalara doğru yöneliyoruz şu anda.

 

Kaydet