RÖPORTAJ — 14 Temmuz 2017 at 17:11

EGE BÖLGESİ SANAYİ ODASI (EBSO)YÖNETİM KURULU BAŞKANI ENDER YORGANCILAR: TÜRKİYE’NİN MEGA YATIRIMLARA İHTİYACI VAR!

by

enderyorgancilar (5)

 

Meclis’te görüşülen üretim reform paketi yasalaştıktan sonra ekonominin daha da olumlu yönde ilerleyeceğini söyleyen Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO)Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Türkiye’nin küçük yatırımlardan ziyade mega yatırımlara ihtiyacı olduğuna dikkat çekti.

 

Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 5 büyüme göstererek herkesi şaşırttı. Sanayici üzerinde de olumlu motivasyon yaratan bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak gerekiyor. Bu konuda görüşlerine başvurduğumuz Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ile ekonominin yol haritasını ve Sanayi 4.0’ı konuştuk.

 

Türkiye’nin 2017 ilk çeyreğindeki büyüme performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin ilk 3 aylık büyüme verileri açıklandığında yüzde 5’lik büyümenin gerçekleştiğini gördük. Bu hakikaten hiç kimsenin beklemediği, yüksek bir oran. Özellikle geçen senenin ilk çeyreğiyle karşılaştırdığımızda çok iyi bir yükseliş olduğunu gördük. Türkiye’nin büyüme oranını Avrupa Birliği ülkelerinin hiçbirisinde görmüyoruz. Bu sonuç Türk sanayicisinin ve müteşebbisinin önemli bir başarısıdır. Diğer taraftan imalat sektörünün gayrisafi yurtiçi hasıladaki payı yüzde 16 seviyelerinde şu anda. Bu oran Almanya’da yüzde 21, Güney Kore’de 28. Bizim de o seviyelere gelebilmemiz için mutlaka daha çok üretim yapmamız lazım. Biz bunu başarabilecek kapasiteye ve bilgi birikimine sahibiz.

 

Bu büyümeyi sürdürülebilir kılmak için neler yapmak gerekir?

Türkiye gerek coğrafi konumu itibariyle gerekse iç siyasi gelişmelerle ilgili sıkıntıları geride bıraktı. Son 3-4 yıldaki gelişmeler bir başka ülkenin başından geçseydi bugün ayakta durması bile zordu. Ama biz kendi dinamiklerimizle bunların üstesinden geldik. Bugüne kadar hükümetin verdiği destekler çok önemli. Meclis’te görüşülen üretim reform paketi yasalaştıktan sonra ekonominin daha da olumlu yönde ilerleyeceğine inanıyorum. Türkiye, artık bugün küçük yatırımlardan ziyade mega yatırımlara ihtiyacı olan bir sürecin içinde. Örneğin; en az üç-dört dev petrokimya tesisi yapılması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük bir hayali olan yerli otomobil üretimi önemli bir yatırım gerektiriyor. Dünyada ilk 10 büyük ekonomiye baktığınızda hepsinin arkasında önemli otomotiv markalarının olduğunu görüyorsunuz. Diğer taraftan Türkiye bugün çok önemli bir hurda çelik ithalatçısı, ama aynı zamanda demir-çelik ihracatçısı konumunda. Kendi demir-çeliğimizin cevherini üretecek olan hadde tesislerinin yapılması gerekiyor. Bunların belirli kısmının özel sektör, belirli kısmının da devlet eliyle yapılarak bu sıkıntıyı aşacağımızdan eminim. Önümüzdeki 2 senelik seçim olmayan süreyi çok iyi değerlendirerek ilk çeyrekte yakaladığımız yüzde 5’lik büyümeyi sürdürülebilir hale getirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

 

Özel önem verdiğiniz Sanayi 4.0 da büyüme için çok büyük öneme sahip…

EBSO olarak “Sanayi 4.0/Uyum Sağlayamayan Kaybedecek” başlığıyla kitap yayımladık. Herkes bu kitabı okuduktan sonra bu konu Türkiye gündemine girdi ve her platformda konuşulup tartışılır hale geldi. Bu tartışmalar neticesinde özellikle Sanayi Bakanlığımız konuyla ilgili ayrı bir ekip kurdu. Şu anda sanayi 4.0 ile ilgili önemli çalışmalar yapılıyor. Özellikle yazılım teknolojisi en çok gelişmesi gereken ve Sanayi 4.0’ın altında yatan esas sektördür.

 

Bir dönem Ar-Ge ve inovasyonu çok konuştuk. Aynı şekilde Sanayi 4.0 sadece sözde kalır, uygulama yönü eksik kalır gibi kaygılar baş gösterdi…

Eğer insanlar havanda su dövmeye devam ederse kaybedecekler. Ama bu işin ciddiyetini önemini bilen insanlar var. Onlar bu işle ilgili çalışmaya başladılar. Sonuçta bu bir bakış açısıdır, kimseyi Sanayi 4.0’a girmeye zorlama imkanı yok ama bu sistemin dışında kalan firmalarımız önümüzdeki dönemde rekabet edemeyecek hale gelecekler.

 

Orada öncülük yine devlette mi olmalı?

Şu anda Türkiye’nin en büyük eksiklerinin başında eğitim geliyor. Eğitim sistemi mutlaka Sanayi 4.0’a uygun bir şekilde planlanmalı ve uygulanmalıdır. Bunu sağlayacak olan da devlettir.

 

Peki, Türkiye şu an bunun neresinde? Firmalar, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve en önemlisi devletimizde bu bilinç yerleşti mi sizce?

Bu bilinç bizde yeni yeni gelişmeye başladı. Sanayi 4.0 ile ilgili toplantılar, konferanslar, seminerler, konuşmalar artmaya başladı. Her şeyden önce Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın yaptığı konuşmalarda Sanayi 4.0’ı vurgulamasını çok olumlu buluyorum.

 

Sanayicilerimizin iştahı nedir şu an?

Tekrar diyorum; uyum sağlayamayan kaybedecek. İştah diye bir şey yok. Eğer işini biliyorsan, seviyorsan bu işin içinde olmak mecburiyetindesin. İştahın yoksa bugün belki yemek yiyebilirsin ama yarın yiyemeyebilirsin.

 

Eğitim sisteminde nasıl bir reforma ihtiyaç var bu anlamda?

Tüm eğitim sistemi ayrı bir tartışma konusu. Ancak özellikle Türkiye’deki mesleki eğitim yapısının mutlaka ve mutlaka yeni baştan dizayn edilmesi gerekiyor. Almanya 2. Dünya Savaşından yıkıntı halinde çıktıktan sonra büyük bir gelişme gösterdi ve bugün sermayesiyle, teknolojisiyle, bilgi birikimiyle Avrupa Birliği’ni sürükleyen ülke konumunda. Almanya’nın bu kadar başarılı olmasının altında meslek eğitiminde uyguladıkları verimli sistem yatıyor. Avusturya da benzeri bir sistemle başarı sağladı. Türkiye, Almanya-Avusturya meslek lisesi modellerini uyguladığı takdirde bugün herkesin ihtiyacı olan nitelikli ara elemen ihtiyacı otomatik olarak ortadan kalkacak. Üniversitede ise 4 yıllık bir öğrencinin her eğitim yılının 4 ayını mutlaka işyerinde çalışmayla geçirmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Üniversite-sanayi işbirliğini bugün için nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm sanayi odalarımız özellikle son 5-6 senedir önemli çalışmalar yapıyor. Hükümetimizin, Ar-Ge yapan üniversite öğretim üyelerinin döner sermaye paylarını yüzde 15’ten 85’e çıkarması çok olumlu bir gelişme oldu. Bunun sonucunda Ar-Ge yapmak akademisyenlerimiz için daha cazip hale geldi. Üniversitelerdeki bilginin transfer edilmediği müddetçe sanayiciye hiçbir faydası yok. Bilgi transfer edildiği müddetçe değer kazanıyor. İkincisi; Ar-Ge çalışmalarının mutlaka ticarileşmesi gerekiyor. Yani piyasaya ürün olarak girip satılmadığı müddetçe yapılan çalışmanın da bir faydası yok. Ar-Ge çalışmalarının bu esaslar dahilinde yapılıp geliştirilmesi gerekiyor.

 

İlk çeyrek büyüme rakamlarına baktığımızda yatırımlardaki artışın yüzde 2,2’de kaldığını görüyoruz. Siz bunu neye bağlıyorsunuz?

Geçen sene yaşanan darbe girişimi, bölgemizde yaşanan çatışmalar ve dış politikada yaşanan sorunlar Türkiye’nin birçok cephede mücadele vermesine neden oldu. Bunların hepsi yatırımcının önünü görmesini engelledi. Ama bundan sonraki süreçte biz de önümüze bakıp işlerimizi büyüteceğiz.

 

Bugün küresel ekonomide de bir sıkıntı var…

Dünyadaki küresel ticaret ile küresel sanayide yukarı yönlü bir eğilim başladı. Ancak bizim dünya ticaretinden aldığımız pay yüzde 1,6’dır. Bu rakam Türkiye için düşük. Bizim önümüzde o kadar büyük bir pazar var ki kaynaklarımızı buna konsantre etmeliyiz.

 

O heyecan var mı ülkemizde?

Ben dünyanın her yerinde Türk malı, Türk markası olsun istiyorum. Buzdolabı olsun, pantolon olsun yeter ki her eve Türk malı girsin. Olması gereken bu.

 

Ekonomiyi büyütmemiz için yol haritamız nasıl olmalı?

Türkiye’nin öncelikle büyük endüstri bölgelerine ihtiyacı var. Kümeleşen, liman bağlantıları ve büyük yatırımları olan büyük bölgelere ihtiyacı var. Bunu hükümetimiz mutlaka değerlendirecektir. Tabii, bu bölgelerin gelişmiş bir ulaşım ağı ile hızlı bir şekilde bir birine bağlanması gerekiyor. Bunlar sanayiye ve ekonomiye olumlu bir şekilde yansıyacaktır. Son 25 senede yapılan otoyolların etrafında şehirleşmenin arttığını, bunun sonucunda sanayinin, tarımın, ticaretin, turizmin de arttığını gördük.

 

En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Avrupa Birliği ile olan ilişkilerimiz bizim için son derece önemli. Bize Avrupa Birliği tarafından verilen sözlerin mutlaka yerine getirilmesi gerekiyor. Bazen ülkeler arasında gerilimler oluyor, sonra da yumuşama ve anlaşma sürecine giriliyor. Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin önümüzdeki süreçte tekrardan rayına gireceğine inanıyorum.

 

Son olarak İstanbul Sanayi Odası’nın son olarak açıkladığı ilk 500 listesinde Ege Bölgesi’nin performansını konuşalım…

İstanbul Sanayi Odası, Türkiye genelini açıklıyor, biz de İzmir’i açıklıyoruz. Bu listelerin kriterleri var. Ciro, karlılık oranı, borçluluk oranı, yatırımlarda kullandığı kredi teşvikleri vb. Yapılan analizlerin sonucunda; Ege Bölgesi’ndeki gelişme ile İstanbul’daki gelişmenin hep aynı olduğunu görüyoruz.

 

 

Kaydet