RÖPORTAJ — 04 Eylül 2017 at 22:07

INTRO GROUP KURUCUSU BORA CAN YILDIZ: DİJİTALDE REKABET ÜSTÜ BİR KONUMDAYIZ!

 

Dijital içerik üreten firmalar arasında medikal sektöre proje üreten ilk Türk firması olarak, daima birçok yeniliğin öncüsü olduklarını dile getiren INTRO Group kurucusu Bora Can Yıldız, Türkiye’de dijital mecradaki yoğun rekabete karşın uzmanlıkları ve ürettikleri global ödüllü projelerle rekabet üstü bir konumda olduklarını vurguladı.

 

Bora Can Yıldız Türkiye’nin başarılı genç girişimcilerinden birisi. Kurucusu olduğu EID inşaat Ortadoğu’da toplam değeri 300 milyon doların üzerinde birçok hastane, otel, konut, endüstriyel tesis, ve petrol boru hattının anahtar teslim inşaatını gerçekleştirdi. Yıldız’ın kurucusu olduğu bir diğer şirket olan INTRO ise multichannel digital marketing (çoklukanal dijital pazarlama) alanında uzman. INTRO’nun bir alt kuruluşu olan Platorm Istanbul ise anahtar teslim müzeler kuruyor.

 

INTRO özellikle medikal sektörde, Türkiye’de ve dünyada dijital pazarlamada önemli bir marka. Bu alanda ilk Türk firması olarak birçok ülkeye ihracat yapan INTRO’nun proje ve hedeflerini Bora Can Yıldız ile konuştuk.

 

Intro Group’u kısaca tanıyabilir miyiz?

INTRO Group İstanbul’da teknoloji ağırlıklı olarak kuruldu. Bugün inşaat, teknoloji-güvenlik, kültürel hizmetler ve dijital pazarlama alanlarında faaliyet gösteriyor. Tüm faaliyet alanlarımızda yenilik ve ileri teknoloji odaklı çalışıyoruz. Türkiye dahil birçok ülkede projeler üretmeye devam ediyoruz.

 

Dijital pazarlamada neler yapıyorsunuz?

Biz dijital animasyon konusunda medikal sektörde startup olduk.  İlk projemiz bir antibiyotiğin dijital tanıtım filmiydi. Bu film Türkiye’de beğenildi. Daha sonra Türkiye’de çalıştığımız çok uluslu ilaç şirketleri bizim işlerimizi Avrupa’daki paydaşlarına gösterdiler. Böylece biz bu alanda dünyaya da açılmış olduk.

 

Projeniz dünyada bir ilk miydi?

Dünyada yapılıyordu ama bu kadar detaylı değildi. Tabii, Türkiye’de hiç yoktu. Bu projeyle hem Türkiye’de iyi bir pazar yakaladık hem de Avrupa’daki, Amerika’daki ilaç şirketlerinin ya da medikal şirketlerin merkezleriyle çalışmaya başladık. Daha sonra dünyada bu işleri yapan büyük reklam ajanslarıyla ilişki kurduk ve onlara ihracat yapmaya başladık. Türkiye’de benzer ürünlerin maliyetinin çok altında maliyetle üretim yapıyoruz. Aynı zamanda her yeni çıkan teknolojiyi yakından takip edip Türkiye’ye adapte etmeye çalışıyoruz.

 

Kültür alanında ne tür hizmetler sunuyorsunuz?

Anahtar teslim müze kuruyoruz. Hem tasarımı hem uygulamasını yapıyoruz. Bunun için bünyemizde tasarım, yazılım, animasyon, prodüksiyon, başta olmak üzere farklı departmanlar zaten kurulmuştu. Daha önce ayrı ayrı departmanların ürettiklerini kombine edip modern müzecilik sektörüne girdik. İlk olarak Kazakistan’da bağımsızlık müzesi projesini aldık. Daha sonra da Türkiye’de Kültür Bakanlığı, valilikler ve TSK ile çalışmaya başladık. Şu an Türkiye’de yürüyen dört müze projemiz var; bunlar Milas, Uşak, Ankara ve Van’da…  Uluslararası bir bilim müzesinin hazırlıklarını Çankırı için yapıyoruz. Bu da dünyada bir ilk olacak. Bilim müzesi dünyada çok yaygın bir konsept ama ülkemizde maalesef yaygın değil.  Biz bu konuyu millileştirmek ve yaygınlaştırmak için yatırım yapıyoruz.

 

Var olan müzelerde de teknoloji odaklı çalışmalar yürütüyor musunuz, yoksa sıfırdan mı ele alıyorsunuz?

Genelde yeni müzelerde yapılıyor bu çalışmalar. Ama müzecilikte teknolojinin çok fazla ön planda olmaması gerekiyor. Müzecilikte objelerin ön planda olması lazım. Ama arka planda da bu objenin ne işe yaradığını, nasıl kullanıldığını gösteren detaylı bir animasyon veya grafik olması gerekiyor. Bunların da renkten ışığa uygun bir konseptte bir bütünlük göstermesi lazım. Bunlar Türkiye’de biraz eksikti geçmiş yıllarda. Bugün ise Kültür Bakanlığı çok güzel çalışmalar yapıyor bu konuda. Bizim de çalışmalarımızı beğendiler ve devam ediyoruz bu şekilde.

 

Dünyada bu alanda uzmanlaşma oluşmuş mu?

Tabii, dünyada uzman yabancı şirketler var. Biz de rahat durmadık ve bu işi yapan büyük şirketlerle konuştuk. Beraber çalışalım dedik. Onlarla çok güzel bağlar ve çözüm ortaklıkları kurduk. Onlarda çok büyük bir know-how var.  Bizde ise altyapı var; önümüze konan bir projeyi hızlı bir şekilde yapabiliyoruz. Maliyet avantajı sağladıkları kimi üretimi bize yaptırıyorlar. Biz de bazen onlardan know-how alabiliyoruz.

 

Türkiye’deki dijital reklam mecrasını da biraz konuşalım, siz nasıl görüyorsunuz bu mecranın gelişimini? Nasıl bir rekabet var bu alanda?

Türkiye’de niş alanda özel sektör için yazılımlar geliştirip dijital proje yapıyoruz. Harcı alem projelere çok fazla girmiyoruz açıkçası. Ama dijital mecrada çok büyük rekabet var. Artık dünya 6 inçlik ekrana bakıyor. İnsanlar evde, sokakta, otobüste, metroda, restoranda telefona bakıyor. Ancak Türkiye’de dijital sektörde büyük bir kirlilik var şu anda. İnsanlar dijital reklamlardan usandılar. Dolayısıyla bundan sonra biraz daha kullanıcı dostu dijital reklama yönelim olacak.

 

İnşaat sektöründe neler yapıyorsunuz?

Irak’ta devam eden büyük bir hastane projesi var. Ancak son dönemde savaşlar yüzünden bu bölge biraz daha yavaşladı. Diğer taraftan başka ülkelerde de büyük çaplı projelerin takibini yapıyoruz. Suudi Arabistan, İran, Katar ve Rusya için şu an büyük gruplar ile görüşmelerimiz devam ediyor. Dubai’de yıllardır varlığımız sürüyor. Dubai’yi Ortadoğu için bir hub olarak kullanıyoruz. Çünkü bizim inşaat alanında ana müşterimiz olan petrol şirketlerinin Ortadoğu merkezleri hep Dubai’de. Bu yüzden Dubai’de de bir şubemiz bulunuyor.

 

Şimdi Türk ekonomisinde katma değerli ekonomiye geçiş ve 4. Sanayi Devrimi konuşuluyor. Bu yönde neler yapılmalı sizce?

Benim gördüğüm kadarıyla bu konuda devlet elinden geleni yapıyor. Yeni firma kurmak, atılım yapmak isteyen girişimciye devlet birçok destek veriyor. Burada girişimcinin vizyonu çok önemli. Ben üniversitelerde bazen ders ve seminer de veriyorum. Gözlediğim kadarıyla bir ahlak sorunu var. Sosyal medya kültürünün etkisiyle herkes kendi hayatını başkasınınkiyle karşılaştırıyor. Bunu yapınca da mutsuzlaşıyorlar. Orada gördükleri yaşama ulaşmak için kolay yoldan para kazanmaya odaklanıyorlar. Sohbetlerde edindiğim izlenim; üniversite gençliğinde de böyle bir eğilim var. Hep bunun peşinde insanlar. Bir kere bunu değiştirmemiz lazım. Kolay yoldan para kazanılacak iş yok dünyada. Bilime yatırım yapmak gerekiyor. Sadece teknolojiye yatırım yaparak olmuyor. ABD’deki en büyük üniversitelerin mezunlarının yarattıkları ekonomik değer neredeyse Avrupa Birliği’nin toplam gayri safi milli hasılasına denk geliyor. Gerek ABD gerekse AB’de temel bilimlere yatırım yapılıyor. Bizim de bu yoldan ilerlememiz gerekiyor. Ancak diğer taraftan insanlardaki para hırsının ve başkalarının hayatlarına özenmenin yanlışlığını gidermek için devlet ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek bu yönde bir eğitim programı oluşturmalı.

 

Türkiye’de genel olarak ekonomik gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de son iki yılda olan yaşanan terör saldırıları ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi olaylar herhangi bir Avrupa ülkesinin başına gelse beş yıl toparlanamazdı. Biz buna rağmen büyümeye devam ediyoruz. Bir şekilde ekonominin çarkları dönüyor. Evet, sıkıntılar var piyasalarda ve zor günlerden geçiyoruz, dünya zor günlerden geçiyor. Ama bütün yaşanan zorluklara rağmen ben ekonominin daha iyiye gideceğini düşünüyorum. Türk insanı bir şekilde bu zorlukların altından kalkar.

Kaydet