RÖPORTAJ — 01 Şubat 2018 at 21:55

BEREKET DÖNER CEO’SU MUHAMMET NEZİF EMEK: TÜRK DÖNERİNİ DÜNYAYA TAŞIYORUZ!

 

Geleneksel Türk yemeği olan döneri birçok ülkenin sahiplenmeye başladığını belirten Bereket Döner CEO’su Muhammet Nezif Emek, buna karşılık Bereket Döner’in yeni dönemde misyonunu yeniden tanımlayıp Türk Döneri’nin dünyadaki sözcüsü ve savunucusu olarak Türk dönerini dünyaya taşıyan marka olmayı hedeflediklerini vurguladı.

 

Önüne koyduğu 2015-2019 iş planındaki agresif büyüme hedefleriyle dikkat çeken, döner sektörünün lider oyuncusu Bereket Döner, yurtiçinde gösterdiği büyüme performansını dünyada da göstermek istiyor ve yeni dönem hedeflerini de buna göre belirliyor. 2019 yılında 500 milyon TL ciroya ulaşarak Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almayı istediklerini, bu yönde ciddi ivme kazandıklarını ifade eden Bereket Döner CEO’su Muhammet Nezif Emek ile yurtiçi ve yurtdışı hedeflerini konuştuk.

 

2017 Bereket Döner özelinde nasıl bir yıl oldu? Hem yatırımlar, hem yurt dışına açılma ve hem de markalaşma anlamında…

2014 yılında 2015-2019 iş planını yaparak yola koyulduk. Biz Bereket Döner olarak bu dönemi agresif büyüme dönemi olarak belirledik. Bu bağlamda agresif büyüme planımızın ilk yılı olan 2015’i yüzde 40’ın üzerinde, ciddi bir büyüme ile kapattık. 2016’da yüzde 20’nin üzerinde, 2017’de ise tutar bazında yüzde 50 bir büyüme gerçekleştirdik. Bütçenin bile yüzde 10 üstüne çıkmayı başardık. Bu sene yüzde 30’un üzerinde bir büyüme bütçeliyoruz. 2019’da artık hayalini kurduğumuz 300 mağazalı 500 milyon TL cirolu Türkiye’nin sanayi devlerinin yer aldığı İSO ilk 500’de yer alan bir firma olarak faaliyetimizi sürdürmek istiyoruz.

 

2017’de özellikle yılın ilk yarısındaki besi ve et fiyat politikalarındaki yaşanan genel sorunlar ve rekabet sorunları yüzünden maalesef karlılıkta istediğimize ulaşmamızı zorlaştırdı. Hatta ilk 6 ay kar edemedik bile denebilir. Ama biz bunun geçici bir süreç olduğunu ülkemizin, hükümetimizin bunlarla ilgili tedbir alacağını öngörerek ve motivasyonumuzu hiç bozmadan durmadan mücadeleye devam ettik, satışlarımızı artırmaya çalıştık. Tüm bu olumsuz piyasa koşullarına rağmen hem ilk yarıda bir gerileme olmadı hem de yılı çok büyük büyümeyle kapatmayı başardık. Kar kaybımızı da ikinci yarıda telafi ederek istediğimiz büyüklükte olmasa da tatmin edici bir noktaya ulaştık. Ciro bazında bakacak olursak oldukça tatmin edici bir büyümeyle yılı kapattık diyebiliriz. Bunun yanı sıra 43 yeni restoran açtık. Çiftliğimizin kuruluşunu gerçekleştirdik. Bunun dışında Niksar’daki süt ürünleri fabrikamızda kapasite artırımı yaptık ve yeni dönem hedeflerimizde bu kapasiteyi daha da büyütmek var. Ayrıca Hadımköy’deki fabrikamızda da sonradan eklenen 3 katın yerleşimini tamamlayarak üretim ve depolama kapasitemizi artırdık.

 

Bundan ayrı olarak mimarlık faaliyetini bünyemizde ancak bağımsız ve profesyonel bir şirket üzerinden sürdürmek adına Projet Mimarlık A.Ş.’yi kurduk ve 1 Ocak itibariye faaliyete başlattık. Ayrıca yapılanma sürecimize yeni bir soluk getirerek bize ait olan 9 restoranımızı yönetecek tamamen bağımsız Beser A.Ş.’yi kurduk. Böylelikle Niksar Süt, Bereket Hayvancılık, Bereket Döner,  Projet Mimarlık A.Ş. ve Beser A.Ş. olarak 2018 yılına Bereket Döner çatı markasına ait 5 şirketle başladık. 2017 yılını 200 milyon eşiğinde bir ciroyla kapattık.  2018’i 300 milyon ciroyla kapatmayı hedefleyerek bu yıla başladık. İnşaAllah 2018 yılında bu hedefi gerçekleştirerek şube sayımızı da 150’nin çok üzerine çıkartacağız. Bu süreçte yurt dışında da en az 10 şubeyi açmış olarak yılı tamamlamak istiyoruz. Tabii, bunu yaparken hayvancılıkta kapasite hedefimiz olan 5 bin hayvana ulaşmayı da yakın tarih hedeflerimize alarak yoğun bir çalışma temposu içerisinde yolumuza devam ediyoruz.

 

Şu an hayvan sayısı nedir?

Toplamda 5000 baş kapasiteye ulaşan bir çiftlik kurduk, şu anda 500 baş dana ile besicilik faaliyetlerimize ilk adımımızı attık. Bu kapasite hedeflerine ulaşmayı 3 aşama halinde planladık. Başlangıç sayısı olarak kapasiteyi bu şekilde kullanıyor olma nedenimiz hayvan ve et kalitesini görüp ona göre devam ederek süreci daha verimli ve doğru yönetmek aslında. Kesimlerin sonuçları istediğimiz gibi olduğunda hemen 1000er hayvan daha ekleyerek yılı 5 bin hayvan kapasiteye ulaşmış olarak kapatacağız.

 

Besicilikte nihai hedefiniz ne?

Aslında bizim hayvancılık tarafında 25 yıllık projeksiyonumuz var. 25 yılın sonunda Bereket Döner, kendi damızlıklarıyla, kendi tarlalarındaki otu kendi fabrikasında yeme, üç ayrı lokasyon da kendi çiftliklerindeki ellibin hayvanı yetiştirip onu dönere dönüştürecek tam bir entegrasyonu hedefliyor. Bu arada süt ürünlerini de tamamlayıcı olarak koyduk. 2018 yılında bunun birinci aşamasında ilk çiftliğimizi tam kapasiteye getirmek istiyoruz. Daha sonra biri Trakya’da, biri Balıkesir veya Afyon bölgesinde olabilecek 2 çiftlik daha planlıyoruz. Bu arada ot, yem ve damızlık tarafında da çalışmalar yapacağız. Bu çalışmaların öncesinde 3 yıllık ciddi bir Ar-Ge var. Bu konuda Türkiye’de bildiğimiz kadarıyla bir ilki denedik. Amerika Teksas ve bazı Avrupa ülkelerinde bulunan açık besi sistemini uyguladık. Bizim çiftliğimizde sadece çevre duvarı var. Hayvanın konforunun, beslenme ve kilo alma neticelerinin en yüksek olduğu bir besi çiftliği kurduk. Çiftliğimizin bulunduğu Niksar bölgesi Teksas’a çok benziyor, nem yok ve soğuk kadar şiddetli değil. Bu çiftliğimizle birlikte dönercilikte öncü olduğumuz gibi besicilikte de sektöre öncü olmak istiyoruz. Çünkü biz besiciliğin yaygınlaşmasını, gelişmesini istiyoruz. Türkiye’de sermaye yetersizliği nedeniyle birçok başarısız örnek görüyoruz. Burada sermayenin büyük bölümünün hayvan alımına ayrılması çok önemli. Bu başarılırsa besicilik gelişir ve ülkemizin hayvan sorunu çözülür. Biz de bu alanda Türk dönerinin dünyadaki sözcüsü, savunucusu misyonumuzla büyük motivasyona sahibiz.

 

Yurt dışı demişken, Suudi Arabistan’a ayrı bir önem veriyorsunuz gördüğümüz kadarıyla. Konu hakkında bilgi verir misiniz?

Suudi Arabistan’a giderken mobil satış duraklarından başlayarak gittik. İnovasyon yaptık ve mobil satış istasyonları konseptinde Bereket Döner Durakları yaptık. Bu projemizle kayıt dışı satışın önüne geçmek istedik. Seyyar, vergi ödemeyen, hijyen şartlarını sağlayamayan modellerin karşısında Bereket Döner Durak olarak biz çıkalım dedik. Ama maalesef ülkemizde mevzuat karmaşası nedeni ile yaygınlaşma konusunda oldukça olumsuz ve zorlaştırıcı koşullarla karşı karşıya kaldık. Ruhsat alamadık, geçici ruhsatla devam ettik; şu anda 3-4 tane durağımızın yerini değiştirdik, 3-4 durağımızı da kapatmak zorunda kaldık. Halbuki biz ülkemize değer katan, sağlıklı beslenmeye her alanda imkan sağlayan, gıda terörünün ve gayri resmi ticarete karşı koyan güvenilir, markalı ticaret yapan bir sistem kurmuştuk.

 

Dünyada mobil satış almış başını gitmiş. En son bizim paylaştığımız istatistikte 2.7 milyar dolar mobil satış var dünyada. Ama biz hala bürokratik engellerle bu konseptin hayata geçirilmesini önlüyoruz. Böyle olunca rotayı yurt dışına çevirdik. Suudi Arabistan’a birini yolladık. Riyad’da bugün toplamda 120 durak için görüştüğümüz kuruluşlar var. Aynı şekilde Avrupa’da, Amerika’da; Afrika’da talipler var. Bunun devamında biz Suudi Arabistan’da 2 master franchisemızla 3 bölge için anlaşma yaptık ve bu grupla 75 şubenin sözleşmesini imzaladık. 15 Ocak’ta Taif ‘te bölgedeki ilk şubemizi açtık. Yine Riyad’da durağımızı yakın tarihte açıyoruz. Daha sonra Riyad, Medine, Cidde ya da Mekke’de olmak üzere diğer şehirlerde açılacak şubelerimiz var. 2018 yılında Suudi Arabistan başta olmak üzere yurt dışında şubeleşmeyi hızlandırıp 10 şubeye ulaşmayı hedefliyoruz. Pakistan’da yine bir anlaşmamız prensipte tamamlandı. Niyet anlaşması yapıldı; süreçler mart ayına kadar tamamlanması halinde Pakistan’da 1 veya 2 şube açmış olacağız. Yine orada 20 şubelik bir sözleşme üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.

 

İran pazarına nasıl bakıyorsunuz?

İran’a döner gönderme sorunumuz olduğu için istediğimiz hızla büyüyemiyoruz. İran’a işlenmiş et ithalatı direk olarak yasak. Bu nedenle henüz bu ülkeye giremedik. Orada et üreticisi bir grup ortaklık teklifinde bulundu ama konu ile ilgili halen görüşmelerimiz devam etmektedir.

 

Amerika’da bir ara gündeminizdeydi…

Evet. Gittik, araştırdık; bizim için muhteşem bir pazar, muhteşem bir fırsat. Oraya gideceğiz. Nihai hedefimiz o. Ama döner gönderemediğimiz için ABD’de tesis kurmamız lazım. O da ciddi bir hazırlık gerektiriyor. Şöyle bir güzergah çizdik diyebiliriz: Önce Ortadoğu, Kuzey Afrika, daha sonra Avrupa; o bölgelerde başardıktan sonra Amerika en büyük pazarımız olacak.

 

Avrupa Birliği’nde son dönemde dönerdeki fosfatın yasaklanması yönünde bir tartışma oldu. Bu tartışmayı nasıl yorumluyorsunuz?

Burada sanki fosfat hazır dönerin olmazsa olmazı gibi sunuluyor. Ama geleneksel dönerde fosfat yok. Fosfat, kıymada parçaların birbirilerini tutmasını sağlayan bir katkı maddesi. Aslında sağlığa zararı kanıtlanmamış, helal belgelerinin onayladığı bir ürün. Yani temiz, sağlıklı bir gıda tutucusu diyelim. Sadece et değil birçok gıdada kullanılan bir katkı maddesi. Avrupa Birliği içindeki tartışmanın fosfata mı yoksa dönere mi yönelik olduğu belirsiz. Eğer bu hareket dönere karşıysa başarılı olamayacaklarını söyleyebilirim. Almanya’da 20 binden fazla dönerci dükkanı var, Fransa’da 10 binden fazla döner büfesi var. Bütün Avrupa’da dönerci restoranlarının sayısı 50 bini aşmış durumda. Böyle büyük bir ticareti olan, böyle büyük bir nüfusu besleyen bir kaynağı durdurma şanslarının olduğunu ben düşünmüyorum. Zaten konu ile ilgili son atılan geri adımlar da bunun göstergesi.

 

Bir de ‘orijinal dönerde kıyma olmalı mı?’ tartışması hala devam ediyor…

Dönerin gelişimine baktığımızda ilk ortaya çıkan ürün cağ kebabı gibi hep kıymasızdı. Zaten kıyma o dönemlerde yok. Kıyma daha sonra bir inovasyon gibi ortaya çıkıyor. Kıymanın kötü bir ürün olarak sunulması doğru değil. Ancak hiçbir riski yok da denemez. Ancak uygun koşullarda hazırlanmış ve saklanmış bir kıyma için olumsuz bir şey denemez. Bugün meşhur Bursa İskenderi yüzde 100 kıymadan yapılıyor. Biz Bereket Döner olarak yüzde yüz yaprak, yüzde 80 yaprak yüzde 20 kıyma, yüzde 60 yaprak yüzde 40 kıyma olmak üzere müşterinin talep ve tercihine göre döner yapıyoruz. Ben şahsi olarak söylüyorum, yüzde 20 oranında kıymanın döneri yumuşattığı, yapısını düzleştirdiği ve lezzetine olumlu yönde çok da katkısı olduğunu düşünüyorum. Yüzde 20 kıymalı dönerin daha çok taraftarıyım.

 

İşlem görmüş gıda ürünlerinin şoklanarak satış noktalarında tüketiciyle buluşması konusunda görüş ve düşünceleriniz nedir?

Ben gıda mühendisi değilim. O alanda yorum yapmam uygun olmayabilir ama bir döner işletmecisi olarak şunu söyleyeyim: Bir kere bir şeyin kanserojen olması içindekilerle ilgili midir yoksa donmasıyla ilgili midir? Öncelikle bunu anlamak lazım. Biz evimizde de yemediğimiz yemeği buzdolabında saklayıp daha sonra tekrar yiyebiliyoruz. Diğer taraftan taze döner ocağa takılırken merkezinde bir ısı var. Bir de ocak yandıkça bu merkezdeki ısıyı artırdığı için oradaki çiğ bölümde mikrobiyolojik üreme başlar ve dönerde bakteri oluşur. Dolayısıyla taze döner pişerken merkezdeki bakteri yükü artar ve sağlıksız bir ürüne dönüşme riski var. Ama bizim hazır döner dediğimiz donuk dönerde bu risk yok. Çünkü merkez ısısı

-18 derece, pişerken de halen merkez kısmı soğuk kalıyor. Dolayısıyla merkezde mikrobiyolojik üreme olmuyor. Bu anlamda donuk dönerle taze döneri karşılaştırmanın da bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Kesinlikle donuk döner daha güvenlidir diyebiliriz.

 

Bereket Döner dünyada markalaşırken diğer taraftan Türk dönerini ön plana çıkaracak çalışmalarınız olacak mı?

Döner geleneksel bir Türk yemeği. Ve şu anda dünyada en gözde gıda ürünü.  Öyle ki bir Amerikan fast food zinciri Amerika’nın belli bir bölgesinde dilim et yerine döner kullanmaya başladı. Almanya’da endüstriyel döneri, hazır döneri tanıtan Türklerdir. Araplar döner kelimesinin karşılığı olarak şavarma diyorlar, Yunanlılar, Yunanca dönmek fiilinden gyros diyor, şimdi Amerikalılar taco demeye başladı. Yani döneri herkes sahiplenmeye başladı. Böyle olunca biz de misyonumuzu yeniden tanımlayarak. Türk Dönerinin dünyadaki sözcüsü ve savunucusu olarak “Türk dönerini dünyaya taşıyoruz.” dedik. Bunun hakkını verebilmek için ne yapıyoruz? Biz Japonya’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Afrika’ya ve Ortadoğu’ya hemen her yere yetiştirilmiş usta gönderdik. Örneğin; şu anda Japonya’daki meşhur dönercilerin bazıları bizim tedrisatımızda yetişmiştir. Daha birçok ülkede bizim yetiştirdiğimiz dönerciler var. Gönderdiğimiz dönerciler de geleneksel dönerciliği devam ettirdiler, bozmadılar. Bu çalışmalarımızı kurumsallaştırmak adına Bereket Döner Akademi’yi kurduk. Akademi eğitim çalışmalarını daha büyük boyutta yapmaya başladı. Bunun yanında Bereket Döner dünyaya dönercilik konusunda danışmanlık hizmeti sunuyor. Almanya’da her şeyiyle bizim imzamızı taşıyan bir işletme dönercilik yapıyor. Bulgaristan’da bizim katkılarımızla kurulan bir döner işletmesi var. Geçen yıl Suudi Arabistan’da faaliyete aldığımız bir fabrika ve döner restoranı var; bizim ekiplerimiz orada çalışmaya devam ediyor. Bu sene tamamlayacağımız Tunus projemiz var. Şu anda bir et tesisi ve restoran zinciri olan bir kuruluşla tamamen Bereket Döner know-how ‘ıyla geleneksel dönercilik yapmak üzere franchising sözleşmesi imzaladık. Bizim eğitimimizden geçiyorlar. Biz dünyanın her yerine know-how aktarımı yapıyor ve Türk dönerini yaymaya devam ediyoruz.

 

Son zamanlarda bayilerinize yönelik agresif bir pazarlamayla dillendirilmeye başlandınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Biz franchising sistemini tersine döndürdük. Bereket Döner tüm yol haritası boyunca hep ezber bozan işler yapmaya çalıştı. Franchise modellerinde franchise alanlardan bir lisans bedeli, royalty ve reklam katkı payı alınır. Bu bedelleri almayanlar da var. Biz girişteki lisans bedeli dışında sadece reklam katkı payı alıyorduk.  O da cironun yüzde 1’iydi. 2017’de de bunu aldık. Biz bu tutarın 5 katı bir bütçe koyarak ciddi reklam harcaması yaptık. Bu para bizim gelirimiz olmadı. Biz 2018 yılında bayilerimizden reklam katkı payını almayacağız. Reklamı harcamalarının tamamını kendi bütçemizden yapacağız. Çünkü bayilerimizin 2018’de daha motive olmalarını, daha çok yatırım yapmalarını ve sonucunda daha fazla kar etmelerini istiyoruz. Tabii bununla bitmiyor; bu sene 2. Şubesini açanlara açılıştaki döneri biz hediye edeceğiz. Üçüncü şubesini açanlardan da franchise bedeli almayacağız.

 

Peki, şubeleşmede hedefinizin neresindesiniz?

Biz 2019 yılını 300 şubeyle kapatmak istiyoruz. Şu an 125 şubemiz var. 300 şube derken de 300’ün hepsi açılmış olmasa bile hepsinin sözleşmesinin yapılmış olması şartını koyduk. Haliyle bu sene 150 ile 200 bandında bir hedefe ulaşalım, 2019 yılında da açılmış ve sözleşmesi yapılmış olan 300’e çok rahat ulaşırız diye öngörüyoruz.