MAKALE — 01 Şubat 2018 at 22:18

ÜLKEMİZDE SERACILIK SEKTÖRÜ VE SORUNLARIMIZ

SERA YATIRIMCILARI VE ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ GAYE NESLİHAN BUDAKLI

Sera Üreticileri ve Yatırımcıları Birliği Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı gözetilerek ve alternatif enerji kaynaklarından yararlanarak çevre dostu üretim yapan, teknoloji ile tarımı uyumlu kullanan üreticileri bir araya getirmek amaçlı 2007 yılında kurulmuş birlik statüsünde bir dernektir.

 

Profesyonel seracılık diye tanımlanan teknolojik sera yatırımcı ve üreticilerinin bir araya gelerek oluşturdukları ve bugün üstlendiği misyonlar ile doğru yatırımlarla, hedef pazarlara ihracat imkanlarını gerçekleştiren ve kadın istihdam potansiyeline önemli katkılarda bulunan bir sivil toplum kuruluşudur.

 

Seracılık sektörüne daha geniş bakıldığında; Dünya’da yaklaşık 310.000 hektar sera alanı bulunmakta olup, bu seraların yaklaşık 200.000 hektarı Avrupa ülkelerinde yer almaktadır. Toplam sera alanının % 85’i plastik örtü, % 15’i ise cam seralardır. Dünyada sera alanında Çin, 2 milyon 700 bin hektar ile birinci sırada yer alırken, bu ülkeyi sırasıyla Güney Kore, İspanya ve Japonya izliyor, Türkiye ise beşinci sırada bulunuyor. Ülkemiz modern seralarının %90’ında ise domates yetiştiriciliği yapılmaktadır. Gıda piyasasında arz talep grafiklerinde domatesin standart bir çizgisi vardır. Taze domatese olan talep yıl boyunca istikrarlı bir tüketim trendine sahiptir ve yatırım maliyetlerinin geri dönüşü yönünden de salkım domates üretmek ticari anlamda akılcı bir yoldur. Ülkemizde örtü altı yetiştiriciliği ekolojik koşullara bağımlı olarak gelişme gösterdiğinden, örtü altı alanlarımız özellikle güney kıyılarımızda yoğunlaşmıştır. Isıtmanın bir avantaj olması ile jeotermal enerjinin kullanıldığı bölgelerimiz son 5 yıl içinde seracılığın geliştiği cazibe merkezleri haline gelmiştir. İzmir, Aydın, Manisa, Denizli, Şanlıurfa, Ağrı ve Afyon’da jeotermal enerjiden yararlanarak seracılık sektörü önemli bir ivme kazanmıştır.

 

İklim koşulları, uygun ısıtma giderleri, altyapı, işçilik ve ulaşım avantajlarını göz önüne alarak yer seçimleri yapmalı. Bu faktörleri göz önüne alarak yatırım imkanları değerlendirilmelidir. Aynı zamanda SERA-BİR olarak, tüm yatırımcılarımıza bu konuda ücretsiz danışmanlık yapan bir kuruluş olmaktan da ayrıca gurur duyuyoruz. Ülkemizde sektörde gelişmenin önünde yatırımcı ve üreticiyi zorlayan nedenler vardır; Sektördeki know-how önemli bir maddi değere dönüştürülebilmektedir. Bu nedenle genellikle paylaşılmamakta ve saklanmaktadır. Bu sektördeki ilerleme hızımızı düşürmektedir.

 

Üniversitelerde verilen eğitimlerin sadece teoriye yönelik olup, uygulama kısmının yetersiz kalması, örtü altı yetiştiriciliği ile ilgili bölümlerin yetersiz ve sınırlı sayıda olması nedeniyle yeni mezun ziraat mühendislerinde istenen nitelikler bulunmamaktadır. Sera dışında yaşanan rekolte düşüşleri ve artışları, sera firmalarının karlılık oranlarını doğrudan olarak etkilemektedir. Satış fiyatlarındaki sert düşüşlere müdahale edemeyip üreticinin korunamaması en önemli sorunlarımızdandır. Avrupa Birliği’nin kendi iç piyasalarını korumak amacı ile kendi iç üretiminin başladığı dönemde gümrük vergilerini yükseltmesinden dolayı, bu pazarda fiyat rekabeti şansının kaybedilmesi, önemli bir dezavantaj olarak ortaya çıkmaktadır. Donanım konusunda sektörel gelişmeler olmasına rağmen, yeterli düzeyde değildir. Yerli imalatı destekleyecek teknik bilgi konusunda eksiklikler mevcuttur. Yerli üretim yapan firmalar, yabancı firmalarla rekabet edememektedir. Mevcut destekler,  üretim girdilerimize uygun ve yeterli durumda değildir. Seracılığın bir çiftçi işletmesinden ziyade tarımın sanayiye uyarlanmış hali olduğu kabul edilip Kanun ve mevzuatlarda ki düzenlemeler bu yönde yapılmalıdır. SERA-BİR ailesi olarak bu sorunların çözüm yolları için yoğun bir mesai ve çaba harcamaktayız.

 

Türkiye’de seracılık yatırımlarını incelediğimizde; Modern tarım yapan topraksız seralarının kurulum maliyetleri ve üretim maliyetleri yüksektir. Jeotermal yatırımların desteklenmesi ve yeni Pazar çalışmalarının ilgili bakanlıklarla ( Tarım, Ekonomi, Kalkınma ) birlikte yapılması gerekmektedir. Özellikle ihracatta açıklanan uçak kargo fiyatlarının daha makul seviyelere çekilmesi büyük önem teşkil etmektedir. Tarım Hayvancılık ve Gıda Bakanlığımızın sera yatırımlarına dönük sağladığı hibe ve kredilerin arttırılarak, yatırımcının önündeki bürokratik engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Verilen hibe miktarının arttırılması, günümüz şartlarına göre yatırım büyüklüğünün minimum 30 dekardan başlaması optimum faydayı sağlamak konusunda önem arz etmektedir. Rasyonel m2 birim fiyatları baz alınarak, yatırımcılar teşvik edilebilir. Bakanlıklar arasında koordinasyonun sağlanması da yatırımlara ivme kazandıracaktır.

 

Derneğimizin özellikle üzerinde durduğu bir diğer hususta kamuoyunda sera ürünlerinin sağlıksız olduğu yönündeki algıyla mücadelesidir. Değişen ekonomi ve pazarlama desenlerine de bakıldığında taleplerin güvenli gıda üzerine değiştiği bir döneme geçilmiştir. Bitkilerde insan ve hayvan gibi bir, canlı olup, hassas bir yapıya sahiptirler. Olumsuz ortam koşulları ile hastalık ve zararlılar oluşmakta ve buna bağlı olarak ilaçlama yapmak adeta zaruret haline gelmiştir.  Tekniğine uygun yapılmayan, havalandırması ve ısıtması yeterli olmayan seralarda oluşan hastalık ve zararlılarla mücadele için kullanılan ilaçlar; insan ve hayvan sağlığının tehdit edilmektedir. Bu olumsuzlukları gidermek veya en aza indirmek için de kimyasal savaşıma alternatif,  çağdaş, çevre dostu yöntemlere geçilmekte ve bu yöntemlerin en başında da biyolojik mücadele gelmektedir. Derneğimiz üyelerinin de kullandığı biyolojik mücadele ile üretim gıda güvenliğini sigortalayan bir eylemdir.

 

Sertifikasyon süreçlerinde ve bakanlık denetimleriyle üretimlerimiz sıkça denetlenmektedir. Hasattan son müşteriye kadar izlenebilir bir politika ile üretimlerimizi sürdürmekteyiz.

Konvansiyonel tarımın aksine topraksız tarım metodunda kimyasal kullanımı çok düşük düzeyde ve Bakanlık Kontrolündedir, biyolojik mücadele ve arılı sistem uygulanarak üretilen ürünler ise açık alanda tarlada yetişen ürünlerden çok daha SAĞLIKLIDIR!