RÖPORTAJ — 5 Mart 2018 at 16:37

DEFNE TELEKOMÜNİKASYON GENEL MÜDÜRÜ OĞUZ HALİLOĞLU: SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMEYİ SAĞLADIK!

by

 

Zor bir alanda uzun süre hızlı büyüdüklerini söyleyen Defne Telekomünikasyon Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu, 20 yılın ardından sürdürülebilir bir büyümeyi sağladıklarını vurguladı.

 

Defne Telekomünikasyon kurulduğu 1996 yılından itibaren iletişim ağları için telekom çözümleri, yazılım ürünleri ve hizmetler sağlayan Defne, kendi dalında önde gelen global bir firma. Defne’nin sunduğu çözümler abone deneyimini arttırırken, mobil operatörlerin ve servis sağlayıcılarının her potansiyel çağrıyı başarıyla sonlandırarak gelire dönüştürmelerini sağlıyor. Ürün portföyüyle mobil pazarlama, çağrı tamamlama, mesajlaşma, roaming, filtreleme ve OSS/BSS çözümleri sunan Defne Telekomünikasyon Orta Asya’dan Orta Doğu’ya, Asya-Pasifik Bölgesi’nden Afrika’ya, Avrupa’dan Güney Amerika’ya 20’den fazla ülkede 500 milyon üzerinde aboneye servis veren 25’ten fazla mobil operatöre ürün ve hizmet sunuyor. İstanbul merkezli Defne’nin Dubai, BAE ve Noida, Hindistan’da da ofisleri bulunuyor. Birden fazla yılda Deloitte Teknoloji Fast 500 EMEA ve Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye programlarında sıralamaya giren Defne Telekomünikasyon’un ürün ve hizmetlerini Defne Telekomünikasyon Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu ile konuştuk.

 

Defne Telekomünikasyon’u geçmişten bugüne özetleyecek olursak neler söyleyebilirsiniz?

Defne Telekomünikasyon Türkiye’de Telekom operatörleri için alt yapı çözümleri sunan az sayıda şirketten biri. Bu alanda 22 yıldır çalışıyoruz. 20’den fazla ülkede iş yapıyoruz. Yurt dışında 3 yerde ofisimiz var. Pazar payımızı artırmaya çalışıyoruz. Bunun için de çok çalışıyoruz. Bütün ürünlerimizi burada üretiyoruz yurt dışına satıyoruz. Zor bir alanda büyümeye çalışıyoruz. Uzun süre hızlı büyüdük. 20 yılın ardından biraz yavaşlamakla birlikte sürdürülebilir bir büyüme sağlıyoruz.

 

Bu 20 ülke dağılım olarak hangi bölgelerde?

Ağırlıklı olarak CIS(BDT: Bağımsız Devletler Topluluğu) bölgesi var. Onun dışında Asya Pasifik Bölgesi’ne çok ağırlık veriyoruz. Latin Amerika var az miktarda. Son olarak Afrika pazarına çok önem veriyoruz.  Genel olarak bizim ürünlerimiz gelişmekte olan ülkelerde ARPU (Abone başına aylık ortalama geliri) seviyesi düşük operatörlere hizmet eden ürünler. Bizim temel bilgi birikimimiz, çözümlerimiz bu düşük gelir segmentinin büyük olduğu operatörlerde bu segmentten daha fazla gelir üretmeye yönelik çözümler. Türkiye aslında çevre ülkelere göre teknik bilgi birikimi açısından iyi bir konumda. Aslında bizim ürünlerimiz başlangıçta belli teknik zorlukları aşmak amacıyla tasarlanmıştı. Ancak zaman içinde insanların kullanım alışkanlıkları ve operatörlerin ilerlediği yolda görüldü ki, teknik zorluğu aşmak için tasarlanan şey aslında değer üretiyor. O nedenle bu alana yöneldik. Sonra gelir seviyesi çok daha küçük yerlere gittik. Operatörün gelir seviyesi ne kadar düşük ise bizim ürünlerimiz orada o kadar değerli hale geliyor. Örnek verecek olursak, Türkiye’de hiç iş yapmayan bir servis Özbekistan’da çok gelir getirebiliyor. Özellikle Türkiye gibi bankacılık sistemi ve satış ağı yaygın olmayan ülkelerde ürünlerimiz daha fazla gelir getiriyor. Bu nedenle biz de çevre ülkelere yöneldik. Diğer taraftan Türkiye bölgesel bir güç. Türkiye’deki operatörler de altyapı, hizmet çeşitliliği açısından bölgesel bir güç konumunda ve bölge ülkeler tarafından izleniyorlar. Türkiye’de bir çözüm yapıldıysa biz de bunu uygulayalım diyorlar. Türkiye’den bunu üreten firmalarla temas kuruyorlar. Bunun da bizin gelişimimizde olumlu etkisi oldu.

 

Rusya pazarında durum nedir sizin için?

Rusya’da çok rakibimiz var. Rus pazarı büyük ama rakipler çok ve güçlü. Ruslarla CIS Bölgesinde ciddi bir rekabet içerisindeyiz. Ruslar fiyatı çok aşağıya çekiyorlar. Direkt olarak fiyat üzerinden rekabet ediyorlar.

 

Yazılımda Hindistan’ın ismi çok anılıyor. Hindistan bu gelişimi nasıl sağladı?

Hindistan teknoloji alanında hızlı ilerliyor ama iş yapmaya kalktığınızda bir banka hesabı 1 hafta-10 günde açılıyor. Hindistan kapalı ekonomiydi. Kapalı ekonomi olunca ve iç talep de yüksek olunca ona göre hem bilgi hem nakit biriktirebiliyorsunuz. Hindistan’da nüfus büyük. Bizden 12-15 kat fazla insan var. Yaygın eğitim kötü ama yüksek eğitim çok iyi. İyi öğrencilere sağlanan iyi imkanlar var. Amerika’ya, İngiltere’ye gidip eğitimini orada sürdürülebiliyor. Devlet de bunu sağlıyor, aileler de bu bilinçte. Şartlar zor olduğu için insanlar çok çalışmak zorunda.

 

Ona rağmen sonuç yok…

Ortada rekabet ve çaba olmadığı sürece bir sonuç olmuyor. Ciddi rekabet olacak, kaç doğru yaparım rekabeti değil, hayatta kalma rekabeti olacak ki insanlar çalışsın. Bir de diğer çevresel faktörler var. Siz eğer milli ve yerliyi destekleyeceğiz deyip bunu bilfiil kendiniz yapmıyorsanız sonuç alamazsınız.

 

Üniversite-sanayi işbirliğinde yol haritası ile ilgili bir problem var mı sizce?

Türkiye’nin genel olarak yol haritası problemleri vardır. Türkiye’nin en güçlü olduğu alan nedir? İnşaattır mesela. Türkiye’nin inşaatla ilgili yol haritasında problem vardır. Türkiye’de genel olarak 200 tane üniversite olmaz. 200 tane okul olur ama bunlara üniversite denmez. Çünkü üniversite dediğiniz şey bilim üretmek ve kültür üretmek amacıyla kurulur. Bugünkü üniversitelerin çoğu bölgesel kalkınmayı ve ekonomik sirkülasyonu sağlamak için kurulmuş olan üniversitelerdir. O üniversitelerin öğrencilerinin yaptığı harcamalarla paranın bir yerde toplanmasını değil, onun sürekli olarak dönmesini sağlıyorsunuz. Ama bu gerçek bir değer üretmiyor. Bu noktada ciddi bir yol haritası sıkıntısı var. Türkiye’nin Boğaziçi, ODTÜ, Koç, Sabancı, Bilkent, İTÜ gibi iyi eğitim veren, gerçekten araştırma yapan, araştırmaya değer veren üniversitelere ihtiyacı vardır.

 

Son olarak Barselona’daki MWC (Mobile World Congress) 2018’de tanıttığınız 3 yeni ürünle ilgili neler söylemek istersiniz?

Akıllı Pazarlama Platformu yapay zeka teknolojisiyle mobil operatörlere daha kapsamlı bir pazarlama çözümü sunarken, Voice Assistant yapay zeka fonksiyonları ile abonelerin müşteri hizmetlerini aradığında karşısına çıkan menülerde kaybolmak yerine, söylediğini doğru bağlamda anlayıp verilere dayalı doğru cevabı anında verebilen bir sistemle karşılaşmasını sağlayacak. Omni-Channel Service Platform ile ise operatörler komplike projelerini çok daha kolay ve hızlı bir şekilde üretip abonelerine sunabilecek ve müşterilerine kanaldan bağımsız olarak kusursuz bir deneyim sunmalarını sağlıyor.