RÖPORTAJ — 05 Haziran 2018 at 15:58

İNOKSAN YÖNETİM KURULU BAŞKANI VEHBİ VARLIK: SİPARİŞLERE YETİŞMEKTE ZORLANIYORUZ!

 

Yaptıkları Ar-Ge yatırımlarının ve iyileştirmelerin yanı sıra özellikle turizmdeki iyileşme ve 2016- 2017’de bekletilen yatırım, tadilat ve yenilemelerin 2018’de siparişe döndüğünü belirten İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, tüm siparişlere cevap vermekte zorlandıklarını vurguladı.

 

Sürekli Ar-Ge odaklı üretim anlayışını benimseyen İnoksan, endüstriyel mutfak sektöründeki liderliğini koruyor. Ar-Ge çalışmalarını 2018’de daha da güçlendirdiklerini ifade eden İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık ile İnoksan’ın yeniliklerini ve hedeflerini konuştuk.

 

İnoksan, öncelikle 2017’yi nasıl kapattı hem ciro anlamında hem ürün yelpazesi anlamında hem yeni pazarlar noktasında?

2016’daki ekonomik sıkıntıyı toparlamak için 2017’de herkes heyecanla gayret etti, turizmde bir kımıldama, iyileşme oldu. İnoksan olarak bu sıkıntıyı özellikle dış pazarlara yönelerek gidermeye çalıştık. Bu arada 2018 yılının iyi geçeceği haberlerde hep paylaşıldı. Dolayısıyla 2018’de Ar-Ge kısmını çok güçlendirdik. Ar-Ge merkezimizi kurduk 2017’de. Yeniliklerle, iyileştirmelerle pazarda daha etkin olmak adına yaptık bunu. Ekibimizde değişimler yaptık, tasarım programını değiştirdik, uluslararası tasarım programına geçtik. Turquality programında daha da hızlanmaya çalışıyoruz ve bütün bunların sonucunda 2017 yılında yüzde 20 civarında büyüme gerçekleştirdik. 2018’e girdiğimizden bu yana ciddi bir yoğunluk yaşadık. Tarihimizde yaşamadığımız kadar bol siparişle karşılaşıyoruz. Sektörde 1 ay doluluk mükemmel bir durumdu. Biz 3 ay doluluklarla geçiyoruz şu ara. Bu gelişmede bizim muhakkak katkımız, başarımız var ama özelikle turizmdeki iyileşme ve 2016-17’de bekletilen yatırım, tadilat, yenileme gibi işlerin 2018’de hayata geçirilmesi siparişe döndü.

 

Sizin sektörünüzde amiral gemisi turizm mi o zaman?

Ağırlıklı turizm sektörü. Yiyecek, içecek, kafe, bar, restoran eğlence sektörü gibi… Dolayısıyla bununla gidiyoruz. Şu anda Temmuz ayına kadar ancak siparişlere cevap veriyoruz. Bu tabii, bir taraftan sevindirici ama bir taraftan da yıllardır süre gelen zincir müşterilerimizin işlerinde büyük bir sıkıntı yarattı. Biz çok üzüyoruz onları, işlerini yapamaz hale geldik. Bir taraftan sevinirken, diğer taraftan onların işlerini yapamamaktan bir mahcubiyet yaşıyoruz. Bir de yazılımın getirdiği aksaklıklar da yaşadık. Ama sonuçta çok güzel bir yıl gidiyor. Nisan, Mayıs, Haziran ayları tesisler açılıyor. Onların acelecilikleriyle dolu dolu gidiyoruz. Sonrasında nasıl gider onu göreceğiz. Ama benim tahminim aynı tempoda gideriz.

 

Turizm sürdürülebilirliğe ulaştı mı sizce? Herhangi bir siyasi gelişmenin bundan sonra turizme olumsuz yansıması olur mu sizce?

Bence darbe dışında hiçbir şey turizmi etkilemez. Ufak tefek zikzaklar olabilir ama darbe girişimi başka bir şeydi, bıçak gibi kesti turizmi. İnanılmaz derecede çok olumsuz etkisi oldu.

 

Peki, dış pazarlarda büyüme oranlarınız nedir şu an?

Bizim ciromuz büyüyor, tabii, dış pazarlardaki ciromuz da büyüyor. Özellikle Afrika kıtasında çok etkili olmaya başladık. Orada referanslarımız arttıkça, markamız benimsendikçe arka arkaya iş almaya başladık. Tabii, Avrupa, Amerika, Rusya ve Ortadoğu’da da iş yapıyoruz. Ama Afrika başka bir hızla gidiyor. Orayla daha önce hiç ilgilenmemiştik. Avrupa krizinden sonra oraya yöneldik.  Krizlerden az etkilenmenin yolu herkes için geçerli; dış ticarete çok önem vermek lazım. Dış ticaret için de uluslararası kaliteye ulaşmak şart. Bu ister istemez sizi üst gruba çekiyor. İç pazarda iyi olup hazırlanmanız ve ondan sonra dış pazara çıkmanız lazım.

 

Bu noktada şirketlerin ticari kimliklerinde itibar endeksleri de son zamanlarda etkili olmaya başladı. Bu anlamda nasıl bir kimlikle hareket etmeli Türkiye?

Güven anlamında ilişkiler her zaman zedelenebilir. Riskler sanayici işadamına da yansıyor. Biz krizlerde çok büyük bağlantılarda imza noktasına geldiğimiz müşterilerimizi getiremez olduk. Onca uğraşılarımızın ve çabalarımızın sonucunu alamadık. Birçok firma bunu yaşadı ve gerçekten büyük kayıp oldu. Ülke olarak hala tazeleyemiyoruz o güveni. Ama firma bazında baktığımda çok gururlanıyorum. Çünkü kriz dönemlerinde bile bazı firmaların itibarları hiç değişmedi.  Güvenilir, kaliteli hizmet veren firmaların her şartta işleri yürüyor. İşte ülke de böyle olmalı. Hangi şartlarda olursa olsun ticaretin yaşamasına müsaade eden bir yapı oluşturulması lazım. Hükümetin iş dünyasıyla temasının, iletişiminin daha iyi olması lazım.

 

Peki, toparlanabilir mi bu durum?

Tabii, zamanla toparlanabilir. Ne kadar erken başlarsak o kadar erken düzeltiriz. Ama siyasi yapı ve komşularla ilişkiler önemli. Biz 500 milyar ihracat diyorsak komşularla ilişkileri bozamayız. O yüzden siyaseti iş dünyasıyla barışık hale getirmemiz lazım.

 

Cumhurbaşkanımız milli duruş vurgusu yapıyor. Ekonomik bağımlılığı en aza indirmek için de Endüstri 4.0’da bir çıkış yolu olarak görülüyor. Bu konuya temasınız nedir?

Bu konu Türkiye’nin gündemine çok çabuk girdi ve gündeminden çıktı. Çıkmaması lazım, çünkü dünya bunu konuşuyorsa geri kalamayız. Bütün işletmelerin, hükümetin gündeminden eksik olmamalı. Rekabet edeceksek aynı teknolojiyle rekabet etmemiz ve bizim Endüstri 4.0 seviyelerine yükselmemiz lazım. Sanayinin devamlı gündeminden eksilmemeli bu konu. Bursa bu konuda bir adım attı, güzel bir şey yaptı. TEKNOSAB’ı (Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi), Türkiye’nin ileri teknoloji sanayi bölgesini oluşturdu. İnşallah bu proje aynı mantıkla doldurulur ve bu örnek diğer şehirlerde de çoğalır. Gerçekten bizim artık ileri teknoloji, yüksek katma değer üreten bir anlayışa sahip olmamız lazım. Dünyadaki gelişmeleri anında uygulayan, anında refleks gösteren bir ülke haline gelmemiz lazım.

 

Endüstriyel mutfak sanayisinin katma değerli ekonomi içerisindeki payı nedir?

Ne kadar payı olduğunu bilemesem de 1 milyar dolar ihracat yapan, bütününde 13 milyar TL pazar büyüklüğü olan bir sektör var. Türkiye bu konuda gerçekten çok hızlı bir gelişme gösterdi. Benzer gelişmeler farklı sektörlerde olsa da biz merdiven altı üretimden yola çıkmış bir sektör olarak Türkiye civarında tutunurken bugün dünyada 120 ülkeye ihracat yapan sektör olduk. Ve İtalya’dan sonra mutfak sektöründe ikinci büyük ülke haline geldik. Avrasya Fuarını düzenliyoruz; Avrupa’nın en büyük ikinci fuarı. Bu noktaya çok kısa sürelerde geldik. Diğer sektörler de bu milli duyguyu dernekler vasıtasıyla hükümetin anlayışına entegre etmek lazım. Bütün kurumları, üreten sanayiciyi, iş dünyasını motive etmek lazım.

 

Tasarım gücümüz nedir peki endüstriyel mutfakta?

Eskiden tasarımcı diye bir kavram yoktu. Pratik ustalıkla işin ihtiyaçlarını karşılama mantığıyla tasarımlar oldu. Şimdi artık okullarda genç tasarımcılar, yetenekli çocuklar yetişiyor. Tasarım merkezleri kurmaya bile başladık, bırak tasarımcı almayı. Tasarım merkezi olan işletmeler oluştu. Devlet bu konuda da doğru güzel bir şey yaptı; Ar-Ge merkezleri kurdurdu. Bu konuda gerçekten doğru ve güzel işler yapılıyor. Ar-Ge merkezlerinin sayısı 100’leri geçti, tasarım merkezleri de 50-60 tane olmuştur. Bu örnekler çoğaldıkça daha da iyi olacak.

 

Peki, yetişmiş insan gücü hakkında hala ciddi bir problem var mı sektörde?

Çok ciddi sorun var. Çok yakın bir zamanda bütün organize sanayi bölge başkanları toplandılar, sorunu masaya yatırdılar. Çünkü mavi yakalı çalışan bulmak çok zorlaştı. AVM’lerde, dükkanlarda, sosyal işlerde, restoran, kafe, barlarda vb. işlerde çalışmayı çok sever oldu gençlerimiz. Mavi yaka konusu büyük bir problem. Gelenler çok kısa sürede vazgeçiyorlar, mesleklerini sevmiyorlar. Eskiden sanat altın bilezik denirdi, şimdi öyle bakılmıyor. O kadar büyük yatırımlar, tesisler, makineler kuruluyor ki çalıştıracak kimse yok, kalifiye çalışan sayısı çok düşmeye başladı. Çocuklarımızın bakış açısını değiştirmemiz lazım, onların psikolojisini iyileştirmemiz lazım. Onları gururlandırmamız ve gerçekten çok değerli iş yaptıklarına inandırmamız lazım. Ama okuldan çıkarken de onları hazır etmek lazım. Ben gittiğim yerlerdeki konuşmalarımda hep bunu anlatıyorum, hepiniz mimar olmak zorunda değilsiniz.

 

Türkiye’de maalesef hala bu eğitim modeli var…

Çok üniversite olunca herkes oraya gitmek istiyor. Dolu dolu çocuk yetiştiremiyoruz ama mezun ediyoruz. Şimdi 4 yıllık mezunların mavi yakalı çalıştığını duyuyorum. Geleceği düşünürsek ileri teknoloji makineleri çalıştıracak genç arkadaşlarımızın heveslendirilmesi, motive edilmesi lazım.

 

İnoksan’ın 2018’de ürün gamına kattığı yeni ürünler neler?

Tüm ürünlerimizi iyileştirdik. Yeni fırınlarımız katma değeri en yüksek ürünlerimiz. Dünya çapında bir markanın alternatifi olmak istiyoruz. Türkiye’de en iyisiyiz ama dünyada da alternatif olmak gibi bir hedefimiz var. O yüzden fırın odaklı bir Ar-Ge ekibi kurduk. Çok değerli Ar-Ge’ci, tasarımcı arkadaşlarımız var. Makine yatırımlarına önem verdik, yeni makinelerimiz var.

 

Endüstri 4.0’a geçti mi tesisiniz?

Yeni üretim makineleri hep bu noktada. Artık bundan sonra gelen makinelerin bu anlayışta olması lazım. Tam olarak 4.0’a geçmedik ama yeni geçen makineleri hep o mantıkla alıyoruz. Kapasiteyi çok yükseltiyoruz; vardiya sistemine geçtik. Hatta burası artık doldu, yeni tesisi açmak üzere arayışımız var, TEKNOSAB’a (Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi) müracaatımız var. 2018 eğer bir terslik olmazsa gerçekten bizim de gelmiş geçmiş en iyi yılımız olacak.

 

Şu anda çalışan sayısı ne kadar tesislerinizde?

435 çalışanımız vardı, yeni işe alımlarımızla 450 kişi olmuştur. Eskiden ciroyu yükseltmeyi çok iş yapmayı seviyordum. Ama çok iş yapma fikri kaliteyi bozuyor. Gerçekten çok emek verilerek yapılan bir iş. Emeğe değer veren, saygı duran firmalarla çalışmak istiyoruz. Laf olsun diye iş yapmak istemiyoruz.

 

Uzakdoğu size ne ifade ediyor?

Ama hedefimiz Uzakdoğu değil ama orada iş yapıyoruz, Hindistan’da, Pakistan’da, Vietnam’da, Singapur’da iş yaptık. Çin’de bile iş yapıyoruz ama hedef haline getirmedik. Biz ağırlıklı olarak Rusya, İran çizgisinde iş yapıyoruz.  Ama Türkiye Avrupa’nın gerçekten üretim merkezi oldu. Bine yakın yabancı ortaklı şirket var Bursa’da. Bursa’yı yatırımlarını tamamlayıp tedarik merkezine dönüştürdüler. Bizim için Avrupa Birliği’ne girmek gibi bir şey bu. Avrupalı firma ile ortak olmak kaliteyi Avrupa standartlarına taşıyor, pazardan pay almak kolaylaşıyor.

 

Ticari evlilik durumu nedir İnoksan olarak?

Hep hayalimiz. Üç defa direkten döndük. Biz istiyoruz, bizi de istiyorlar ama zaman ve zemin uymuyor. Her yıl bize 3-5 firma gelir. Bu bizi onurlandırıyor. Ama biz bu güzel geçen yılı bitirip, rakamları görüp öyle pazara çıkmak istiyoruz. Dünya pazarlarında yer almak, teknolojiden faydalanmak için bir Avrupa, bir Amerika şirketiyle, markasıyla işbirliği yapmak istiyoruz.

 

Toparlayacak olursak son sözlerinizi de almak isteriz…

Özetle; Türkiye olarak çok iyi eğitilmiş ikinci neslimiz var, çok tecrübeli birinci neslimiz var. Bu iki neslin işbirliğini sağlayabilirsek, bir de üstüne siyasi destek, koordinasyon sağlarsak eminim çok daha güzel günler bekliyor Türkiye’yi. Gelecekten umutluyuz.