RÖPORTAJ — 02 Temmuz 2018 at 13:42

İSO BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN: ÜLKELERİN İÇE KAPANMASI DÜNYA BARIŞI İÇİN TEHDİT!

 

 

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, oda Meclis toplantısında ticaret savaşlarından ipin ucunun kaçmaya başladığına dikkat çekerek “Bu durum üreticiden tüketiciye, ihracatçıdan ithalatçıya birçok kesimi olumsuz etkiliyor. Sertleşecek misillemelerle ülkeleri içe kapanma noktasına götüren korumacılık, büyük çatışmaların habercisi. Umarız dünya barışı ve huzuru adına işler o noktaya varmaz” dedi.

 

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisinin haziran ayı olağan toplantısı “Yılın İkinci Yarısına Başlarken Dünya ve Türkiye’deki Ekonomik Gelişmelere Sanayimizin Öncelikleri Açısından Bir Bakış” ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya İSO Danışmanı Can Fuat Gürlesel konuk olarak katılarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

Konuşmasının başında küresel ticaret savaşlarının yeni ve tedirgin edici bir boyut kazandığına dikkat çeken İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, ABD ve Çin arasında karşılıklı ticareti sınırlayıcı önlemlerin alındığı korumacılık rüzgarının ABD ile Avrupa ülkeleri arasında da ayrışmaya neden olduğunu vurguladı.

 

Ticaret savaşlarının kapsamının genişlemesinin ve restleşmelerin sertleşmesinin, küresel büyümenin geleceği açısından endişe yarattığını dile getiren Bahçıvan, “ABD, Çin kaynaklı ithal ürünlere 6 Temmuz’dan itibaren 34 milyar dolarlık ek gümrük vergisi kesmeye başlayacak. Çin’in ceza vergilerine karşılık vermesi halinde ceza kapsamına alınacak ürün miktarının 450 milyar dolara çıkacağı ifade ediliyor. Öte yandan Trump, Harley-Davidson’ın Avrupa pazarına yönelik üretimini tarifeler nedeniyle yurtdışına taşıma kararı almasını eleştirerek işi tehdide kadar vardırdı. Bizi yakından ilgilendiren komşu pazarlarımız İran, Irak ve Ürdün’de de sanayicilerimizi de ilgilendiren farklı farklı ürün gruplarında son haftalarda arka arkaya korumacı önlemler alınıyor. Bu örnekler de gösteriyor ki korumacılık alanında ipin ucu giderek kaçmaya başlıyor” dedi.

 

Bu durumun üreticiden tüketiciye, ihracatçıdan ithalatçıya birçok kesimi olumsuz etkilediğinin açık olduğunu belirten Bahçıvan “Daha da önemlisi; kontrol kaybı, sürpriz ve öngörülemezlik eşliğinde giderek sertleşecek misillemeler, ülkeleri hiç arzu edilmeyen içe kapanma noktasına götürebilir. Tarih defalarca göstermiştir ki o noktaya varan bir korumacılık büyük çatışmaları beraberinde getiriyor. Dünyanın barışı ve huzuru adına umarız işler o noktaya varmaz” diye konuştu.

 

“Artık icraat zamanı, ekonomi ana gündem olmalı”

Konuşmasında Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendiren Bahçıvan, son dönemde kur artışları ve arkasından gelen faiz hamlelerinin sanayi üzerinde ciddi bir baskı yarattığını, enerji ve emtia fiyatlarının artmasının yanında ticari kredi faizlerinin yüzde 25’lere yaklaşan yüksek oranlarda seyretmesinin yatırım yapmayı zorlaştırdığını ve finansman yükünü artırdığını vurguladı.

Seçimlerin geride bırakan Türkiye için artık icraat zamanı olduğuna ve ana gündemin ekonomi olması gerektiğine dikkat çeken Bahçıvan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden sanayiciler olarak beklentilerini de şu şekilde sıraladı: “Başta kur oynaklığı, enflasyon ve cari açık olmak üzere ekonomimizin temel sorunlarına odaklanarak kalıcı çözümler üretmemiz ve finansal istikrarı sürdürmemiz gerekiyor. Bakanlıkların birleştirilerek sadeleştirilmesini olumlu buluyoruz. Nitelikli üretime dayalı nitelikli büyümeye uygun bir kalkınma anlayışına ihtiyaç duyuyoruz. İhracatımızın kompozisyonunda ciddi bir dönüşüm sağlamamız kaçınılmaz. AK Parti’nin seçim beyannamesinde ihracatta yüksek teknolojili ürünlerin payının yüzde 4’ten yüzde 15’e çıkartılması hedefi son derece doğru ve anlamlı. Yüksek katma değerli üretim yapısı için en büyük ihtiyaç; nitelikli bir eğitim ve nitelikli insandır. Eğitimde kalite standartları sistemli bir şekilde takip edilmeli, eğitmenlerin niteliği güçlendirilmeli ve mesleki eğitime gereken önem verilmelidir. Yine yüksek teknolojili yatırımlarının finansman ihtiyacını karşılayacak yeni nesil bir kalkınma bankası modelinin oluşturulması öncelik taşımaya devam ediyor. Kalıcı yatırım yapacak yabancı sermaye gelişine önem verilmeli. Kıdem tazminatı sorunu BES modeli örnek alınarak çözüme kavuşturulmalı. Sanayi yatırımlarında “Emlak Sanayi” modeli ile arazinin rant amaçlı kullanımının da önüne geçilmeli. KDV alacaklarının sanayiciye ödenmesi ve kayıt dışılıkla daha etkin mücadele hayata geçirilmesi. Yine AR-GE, yenilikçilik, dijital dönüşüm ve endüstri bölgeleri önümüzdeki dönemin en önemli konu başlıkları.”