RÖPORTAJ — 07 Ağustos 2018 at 00:46

PETLİM GENEL MÜDÜRÜ DOĞAN ÇIRAKOĞLU, MAYIS AYI İTİBARIYLA TÜM İŞLETME İZİNLERİNİN ALINDIĞINI SÖYLEDİ VE EKLEDİ; PETLİM ARTIK EGE BÖLGESİ’NİN EN BÜYÜK KONTEYNER TERMİNALİ!

 

SOCAR Türkiye’nin iştiraki olan ve 400 milyon dolarlık yatırımla kurulan Petlim’in Genel Müdürü Doğan Çırakoğlu, geçen yıl tamamlanan limanın tüm izinlerinin Mayıs 2018 itibarıyla alındığını söyledi. 1,5 milyon TEU’luk kapasitesiyle Ege Bölgesi’nin tüm deniz ticaretini yapabilecek konuma geldiklerini ifade eden Çırakoğlu, “700 metrelik yekpare rıhtımımız bizim en rekabetçi özelliğimiz olacak” dedi.

 

Petlim Konteyner Terminali SOCAR Türkiye’nin Petkim Yarımadası için belirlediği ‘Value-Site 2023’ vizyonu kapsamında 400 milyon dolar yatırımla hayata geçirildi. Eylül 2017’de ikinci fazın tamamlanması ile 1,5 milyon TEU kapasiteye ulaşan Petlim’in gelişimini ve Petlim Limancılık A.Ş.’nin hedeflerini Genel Müdür Doğan Çırakoğlu ile konuştuk.

 

Petlim’in ikinci faz inşaatının bitişi ve işletmeye alınması süreci hakkında bilgi verebilir misiniz?

Petlim için 2017, çok önemli bir yıldı. 2016 yılının sonunda limanın yaklaşık 750 bin TEU kapasiteden oluşan ilk fazını bitirdikten sonra geçtiğimiz yıl eylül ayında ikinci fazını da tamamladık. Bu yılın mayıs ayı itibarı ile de tüm işletme izinleri de alındı. Şimdi artık liman bir bütün olarak işletmeye başladı diyebiliriz…

 

İkinci fazın tamamlanması demek Petlim’in özellikle inşaat ağırlıklı bir yapıdan daha geniş servis yelpazesi olan bir yapıya geçmesi anlamına geliyordu. Bunu vizyonumuz çerçevesinde önceden çalışmaya başlamıştık. Biz Petlim olarak 3 ana konu belirledik kendimize. Birincisi, grup içinde özellikle kıyı yapıları ve operasyonları konusunda ihtisaslaşarak benzer projelerde hizmet veren kaynak haline gelmek istiyorduk. İkincisi, varlık yönetimi projemizi hayata geçirmekti. Üçüncüsü de deniz operasyonlarına biraz daha fazla girmek istedik. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız da hala sürüyor. İlk iki hedefimizle ilgili aksiyonlarımızı aldık. Şu anda proje bazlı olarak yaklaşık 7 ayrı işe bakıyoruz. Varlık yönetimimiz de fonksiyonel olarak mayıs ayı içerisinde tamamlandı. Bununla ilgili ilk muayenelerimizi yapmaya başladık. Şimdi onu biraz arayüzlerini kullanıma daha uygun hale getirmek istiyoruz. Varlık yönetimi çok daha kompleks yapılar için düşünülmüş bir yaklaşım. Limanlarda fazla uygulanan bir sistem değil. Ancak biz bu modeli proaktif olmak için geliştirdik ve liman uygulaması haline getirdik. Aslında ben kısa ve orta vadede altyapı sorunlarını beklemiyorum. Çünkü bizim kalite standartlarımız Türkiye’deki birçok standardın çok üzerinde.

 

Peki, Faz 2’nin işletmeye alınmasıyla Petlim’in ulaştığı nokta nedir?

Petlim’in ikinci fazını tamamlayarak 1,5 milyon TEU kapasiteyle Ege Bölgesi’nin tüm ticaret hacmini karşılayabilecek büyüklükte bir kapasiteye ulaştık. Konteyner stoklanan, elleçlenen ve işlemlerin yapıldığı geri sahamız yaklaşık iki katına çıktı. Birinci fazda rıhtım boyu 350 metreydi, şimdi bu uzunluk 700 metreye ulaştı. Petlim şu anki yapısıyla Ege Bölgesi’nde en büyük ve verimli liman konumunda. Ege Bölgesi geçen yılı 1,4 milyon TEU konteyner hacmiyle kapattı. Bunun 800 bini Aliağa bölgesinden, geri kalanı İzmir Limanı’ndan sağlandı. Aliağa bölgesinin yüzde 25’i ise Petlim’den geldi.

 

Şu anda kapasite kullanım artışının yarattığı nasıl bir ilerleme söz konusu?

Bu konuyla ilgili henüz çok net bir şey söylemek çok mümkün değil ancak terminalimiz birinci yıl için koyduğumuzun ticari hedeflerin üzerine çıktı. İkinci yılın ilk yarısında da bu trendi görüyoruz ve sürdürmek istiyoruz. Kapasite kullanımı pazarın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda ve rekabet gücünüzle ilgilidir. Nihayetinde Ege Bölgesi’nde yaratılan ticaret ve buna bağlı konteyner hacmindeki artış önümüzdeki yıllarda bu kapasite kullanımını belirleyecek. Biz de burada güçlü bir şekilde yerimizi alacağız.

 

Petlim, gelecekte de konteyner taşımacılığı olarak mı varlık gösterecek, yoksa orta ve uzun vadede farklı bir yapılanma da söz konusu olabilecek mi?

SOCAR’ın projelerine bakarsanız aslında her biri bir şirket. Petlim’in SOCAR’ın diğer şirketlerinden farkı, burada işletmeci olmamamız; biz Petlim’de varlık sahibiyiz. Bunun için de mevcut yapıda önceliğimiz gelirlerin üzerindeki risklerin idare edilmesi. Altyapıyla ilgili konularda biz varlık sahibi olarak riskimizi idare etmeye odaklandık. Onun ötesinde sürdürülebilirlik için diğer projelerden farklı olarak biz projeyi ana yüklenici olarak icra ettik. Buradaki proje bilgisi ve şirketin yapısı benzer projeleri idare edecek şekilde. O yüzden biz grup şirketlerine servis verebiliyoruz. Bunlar kısa ve orta vadeli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Daha farklı hedeflere gidebilmek ancak kısa ve orta vadede icra edeceğimiz projelerdeki başarımızın üzerine inşa edilecek.

 

Petlim’i kendine has bir yapısı olan bir liman olarak mı görmek lazım, yoksa Türkiye’de var olanlarla mukayese edilecek nitelikte bir değer olarak mı?

En başta SOCAR gibi enerji kökenli bir firmanın kendine ait bir sahada liman inşaatı ilk bakışta bir ana faaliyet konusunu gibi görünmeyebilir ancak bugün enerji işinde olup da deniz ile bağı olmayan bir firma düşünmek çok zor.  Büyük miktarda hammadde girdisi ve ürün çıkışları olan bir sektörden bahsediyoruz.  Yalnızca Aliağa bölgesindeki kıyı yapılarının sayısına bir bakın.  Petlim, bağlı olduğu şirketin ihtiyacının yanı sıra bölgeye hizmet verebilecek çok büyük, modern bir konteyner terminali. Bu limanı kullanacak müşterilerin memnuniyeti için teknolojiyi sonuna kadar kullandığımızı söyleyebilirim. Petlim, daha önce başka bir amaçla kurulmuş ancak daha sonra konteyner terminaline dönüştürülmüş bir liman değildir; sıfırdan bu amaçla planlanarak yapılmıştır. Bu nedenle de çok güçlü bir altyapıya sahiptir.  Terminalimiz işletmecimizin dünyanın değişik bölgelerinde işlettiği limanlardan gelen bilgileri doğrultusunda oluşturulmuş oldukça ağır bir şartnamesine göre inşa edilmiştir. Diğer bir deyişle yılların operasyon deneyimleri ve tecrübelerinden gelen bilgiler ve yaklaşımlar terminalimizde uygulanmıştır.

 

Bütününe baktığımızda burada en büyük eksiklik demiryolu. Bununla ilgili bir proje gündemdeydi. Buraya da değinmek isteriz aslında?

Tabii ki demiryolu ulaşımının olması gerektiği düşüncesindeyim. En ekonomik ulaşım gemiyledir, ondan sonra demiryolu gelir, sonra lastik tekerlekli kamyonlarla devam eder. Türkiye geçmişte bunun biraz tersini uyguladı. Fakat şu anda hem demiryolu hem de deniz taşımacılığı ile ilgili çok ciddi adımlar atılıyor. Biz de tabii ki bunu destekliyoruz. Bu çalışmaların, Petlim’in gücünü ve rekabetçiliğini artıracağını düşünüyoruz. Ulaşıma bütüncül bakmak gerekiyor.

 

Siz limanı yaparken bütüncül bakabildiniz mi?

Bildiğiniz gibi bizim demiryolu ya da karayolu taşımacılığıyla ilgili bir yatırımımız yok. Ancak konteyner terminalimizin olduğu bölgede 3 hektarlık kamyon parkımız var. Gelişmiş ülkelerde bulunan lojistik köylerine ihtiyacımız var. Bu tür lojistik köyleri Türkiye’de kurulabilirse limanlarda yaşanan kargaşanın da azalacağını düşünüyorum. Lojistik ile ilgili mutlaka bir master plan gerekiyor. Bunun için tüm sektörlerin bir araya gelip ortak akıl oluşturmaya çalıştığı oluşumlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Mesela Aliağa’da Deniz Ticaret Odası şubesi kurulması onaylandı. Yine Aliağa Ticaret Odası’nda daha aktif görev almayı düşünüyoruz. Çözümlere katkıda bulunmamız lazım. Her gün yollarını kullandığımız, kanalizasyonuna su verdiğimiz, suyunu çektiğimiz, elektriğini kullandığımız bu bölgeye borcumuz var.

 

Petlim’in ikinci fazının kapasite ve rekabet açısından katkılarını da konuşalım biraz…

İkinci fazın tamamlanmasıyla birlikte artık hedeflediğimiz 1.5 milyon TEU’luk kapasiteye de ulaşmış olduk. Alan genişlemesi dolayısıyla daha fazla stoklama yapılabiliyor. Rıhtımımız 350 metreden 700 metreye çıkmış oldu. Yekpare bir rıhtım. Su derinliği 16 metre. Bu bizim hesabımıza göre 400 metrelik gemilerin dahi yanaşması için uygun bir koşul. Bunun yanında ikinci olarak konteynerlerin yükleme ve boşaltmasının yapılması için bir saha tahsisi projemiz (CFS) var. Bununla müşteriye sunulacak yeni bir hizmet ve ilave bir gelir söz konusu. Bazı firmalar için terminalimizde bu hizmeti vermenin önemi daha büyük olacaktır. Rekabetçiliğe en büyük etkilerden bir tanesi de bence gemi büyüklüğü üzerinden olacaktır. Mevcut rıhtım boyumuzla, iki gemi aynı anda veya çok büyük boyda bir gemi yanaşabilir.

 

Petlim’de gerçekten ciddi bir know-how oluştu. Bunu sanki daha çok grup içinde geliştirme yönünde perspektifiniz var. Bunun dışına çıkma ihtimali gelecekte olabilir mi?

SOCAR Türkiye bünyesinde bu projeyi bitirdik. Çocukluktan ergenliğe geçtiğimiz bir dönemdeyiz şu anda. Şimdi ergenlik çağında kendimizi ispat etmeye çalışıyoruz. İspat ettikçe gelişim potansiyelimiz de artacak. Türkiye’nin Petlim gibi şirketlere ihtiyacı var. Dünya ticaretinin yüzde 95’i deniz ticaretiyle yapılıyor. Dolayısıyla, bu alana yatırım yapılması, know-how ve ihtisaslaşma lazım. Bu kaçınılmaz bir şey. Bulunduğumuz coğrafya deniz ticareti açısından çok büyük potansiyele sahip. Bunu lehimize çevirebiliriz. Bunun için kamu kurumları ve özel sektörün işbirliği yapması, Petlim’in oluşturduğuna benzer bir ihtisaslaşma oluşturulması lazım.

 

Son olarak sizin altını çizmek istediğiniz genel mesajınızı da almak isteriz…

Dünyada gün geçtikçe rekabet artıyor. Kaynaklar sınırlı ama insan sayısı sürekli artıyor. Kaynakların bazı yerlerde hovardaca kullanıldığı, bazı yerlerde de hiç olmadığı bir dünya var. Şimdi bunu geriye çevirecek, bunu kontrol edecek olan yine insan. 1900 yılına geldiğimizde dünya nüfusu 1,5 milyar iken şimdilerde 7,5 milyar. Bu sürdürülebilir bir şey değil. İnsana yatırım çok önemli. Bunu şirketler bazında söylerken, bizlerin üniversitede okuyan öğrencilere ulaşmamız, onları yönlendirmemiz, staj ve tecrübe veren imkanları yaratmamız lazım. Yeni nesilleri geleceğe hazırlamakta sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum, neticede onlar bayrağı devralacaklar ve yüksek yetkinlikleri ile bizlerin yaptıklarını çok daha ileriye taşıyacak yine onlar olacak. Bunu daha bilinçli yapıp firma olarak adımlar atmak istiyoruz. Hali hazırda üniversiteler ile ortak çalışma yapmaktayız. Petlim’de hep insanı ön plana koymaya çalıştık. Sahada en basit gibi görünen bir işi yapan çalışanımızdan başlayıp, şirketin üst düzey idarecilerine kadar tüm çalışanların değerli olduğunu düşünüyoruz. Gelecekteki rekabet ortamında dünya kaynaklarının insan tarafından doğru idare edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bizim de insanlarımızı doğru yetiştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki dönemde bu konuda daha fazla çaba göstermek istiyoruz.