RÖPORTAJ — 30 Ekim 2018 at 17:53

BEYPAZARI DOĞAL MADEN SUYU YÖNETİM KURULU BAŞKANI NİYAZİ ERCAN: HİLEMİZ DÜRÜSTLÜĞÜMÜZDÜR!

by

 

Beypazarı Doğal Maden Suyu’nun kalitesini dünyaya kabul ettirdiklerine vurgu yapan Beypazarı Maden Suyu Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Ercan, başarılarının temelinde dürüstlük olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: “Bizim hilemiz dürüstlüğümüzdür.”

 

Beypazarı Doğal Maden Suyu 60 yılı aşkın süren kaliteli üretimini uluslararası alanda aldığı birçok ödülle taçlandırmış bir markamız. Bugün 27 farklı ülkede bayrak gösteren Beypazarı Doğal Maden Suyu’nun hedeflerini ve maden suyu sektörünün gelişimini Beypazarı Doğal Maden Suyu Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Ercan ile konuştuk.

 

Maden suyu konusunda tüketici bilinci ne düzeyde bugün?

Türk halkı hala maden suyunun ne olduğunu iyi bilmiyor. Hala yapay bir su olduğunu, herhangi bir yerde şişelendiğini düşünüyor. Maden suyu açıklamak gerekirse yerin en derin katmanlarından çıkan veya çıkartılan litresinde en az bin miligram çözünmüş mineral/element ihtiva eden ve doğasında da en az 250 miligram karbondioksit gazı bulunduran şifalı sulardır. Bunların sıcak olanlarına kaplıca, ılıca derler, ılık ve soğuk olanlara da maden suyu derler. Türkiye’de maden suyu deyince birçok kişinin aklına soda geliyor. Soda nedir? Soda ise herhangi bir suya karbondioksit eklenmesi halinde elde edilen gazlı sudur. Maden suyu ile aynı kefeye konmamalıdır. Maden suyunda kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir gibi elementler var. Ama gazlı suda hiçbir şey yok. Şu anda Türkiye’de satılan yeşil şişelerdeki suların hepsi maden suyudur. Öte yandan maden suyu tüketimine ilişkin yanlış bir bilgi de var. Maden suyu çok içilirse mideyi tembelleştirir deniyor. Böyle bir şey yok. Avrupa’ya sık gidip geliyorum. Avrupa’da su kültürü yok. Avrupa’da maden suyu kültürü var. Türkiye’de hazmı rahatlatmak için maden suyu içiliyor. Hâlbuki hiç alakası yok. Ben günde 7-8 şişe maden suyu içiyorum. Su yerine maden suyu içiyorum. Maden suyunun yaptığı en büyük etki böbrekleri çok iyi çalıştırmasıdır. Eğer böbreklerinizde taş, kum, parazit varsa bunların dökülmesine yardım eder. Bunun dışında doğal kozmetiktir, doğal toniktir. Makyaj temizliğinden sonra yüzümüzü maden suyu ile yıkar kendi halinde kurulamaya bırakırsak uzun yıllar sivilce, akne, kırışıklıktan kurtulmuş oluruz. Erkekler için de bu geçerli. Maden suyu Mevla’nın biz insana bahşettiği bir ilaçtır.

 

Peki, sağlık açısından maden suyu bir sorun yaratabilir mi?

Maden sularında en önemli dikkat edilecek konu sodyumdur. Çünkü hipertansiyonunuz varsa sodyumlu maden suyundan bir şişe bile içseniz başınız döner, sıkıntı yaşayabilirsiniz. Bu sebeple sodyum oranı yüksek olan maden sularını daha az tüketmeliyiz. Beypazarı Maden Suyu ise düşük sodyumlu maden suyu sınıfına girmektedir. Bu sebeple tercih edilir olmak da bizi mutlu etmektedir. Böyle olduğu için de zaten Türkiye’de Dünya Kalite Ödülü, Avrupa Birliği Kalite Ödülü almış tek maden suyu şirketiyiz. Bu bizim gurur kaynağımız. Markamız Beypazarı ilçemizin adını taşıyor. İlçemizin adını hem Türkiye’de hem de 27 ülkede dalgalandırıyoruz. Beypazarı’mızı tüm dünyaya tanıtıyoruz. Bunun mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Birçok ödüle sahibiz ama önemli olan zirvede olmak değil, zirvede kalabilmek. Bunun için de elimizden gelen gayreti gösteriyoruz, en titiz çalışmamızı yapıyoruz, Ar-Ge’mizi sonuna kadar kullanıyoruz, yatırımlarımızdan hiç vazgeçmiyoruz. Makine parkımız şu anda dünyanın en iyi makinelerini barındırıyor. Dünya standartlarında makineler kullanıyoruz.

 

Maden suyunu kimler içmeli?

Başta hamile kadınların içmesi lazım ki yakın bir zamanda dünyaya gelecek bebeğin sağlıklı gelişimi hızlansın. İçinde bulunan kalsiyum sütteki kalsiyumdan daha fazladır. Kalsiyum ise kemik gelişimi için son derece önemlidir, magnezyum kalbin en iyi destekleyicisidir, demir ise olmazsa olmazlardandır, florür diş minesinin sağlamlaşmasını, beyazlaşmasını sağlar. Çocuklarımız maden suyunu içmeli, sağlıklı büyümeli, sağlıklı gelişmeli, hastalıklardan uzak tutulmalı.

 

Günde kaç tane maden suyu içilmeli sizce?

Bize göre sağlıklı bir insanın en az 2 şişe maden suyu tüketmesi lazım. Bunun saati, zaman dilimi yoktur. Yemekten önce mi, sonra mı hiç önemli değil. Aklınıza geldiği zaman, masanıza konduğunda içebilirsiniz. Maden suyu sadece yemeklerden sonra içilen bir su değildir.

 

Kaynaklar konusunda bir endişe taşınıyor mu şu an Türkiye’de?

Tabii ki var. Nüfus arttıkça yerleşim alanları büyüyor. Biz kaynağımızı koruyabilmek çok geniş bir araziyi Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı izniyle kapattık. Bizim dışımızda herhangi bir kimse gelip burada sondaj dahi yapamaz. Hayvancılık yapamaz, kümes dahi kuramaz. Biz bunu elde ettik. Aynı hassasiyeti diğer sektördeki arkadaşlarımdan da istiyorum. Eğer havza kirlenirse bu işi sürdüremeyiz. Bu sebeple çok dikkat etmeliyiz, araziyi çok sık dolaşmalıyız, bizden habersiz kimse bir şey yapamamalı, kontrolü çok sık yapmalıyız.

 

Bu kaynaklarla ilgili bir zaman söz konusu mudur?

Tabii ki her şeyin bir sonu vardır. Ancak Türkiye şartlarında şükürler olsun ki 4 mevsim yaşıyoruz. Yeteri kadar yağmur ve kar alan bir bölgede bu sular havzaya kadar iniyor. Orada magmada buluşuyor ve magmadaki karbondioksit gazı basıncıyla yeryüzüne yavaş yavaş çıkıyor. Jeolog arkadaşlarımızın dediğine göre bizim havzamızda 60 yıllık maden rezervi var. Yani 60 yıl hiçbir zaman yağmur yağmasa, kar yağmasa bile 60 yıl tüketebileceğimiz bir rezerve sahibiz. Bu herkese nasip değil. Bu Mevla’nın bize müthiş bir ikramı.. Ama her havza böyle midir; onu bilemem. Ama bana göre öyle değil. Bazı yerlerde çok yağmurludur; suyun debisi artar, bazı yerlerde hiç yağmur yağmaz ertesi gün su kesilir. Bizde böyle bir şey yok.

 

Maden sularının ambalajlanması konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Biz maden suyumuzu 61 yıldan beri cam şişeye koyuyoruz. Daha çok para kazanalım diye kesinlikle ambalajını değiştirmedik. Pet şişeye koymadık, teneke kutuya koymadık. Doğal maden suyunun kalitesini bozmak istemiyorsanız ambalajı cam şişe olmalıdır. Cam şişenin rengi neden yeşildir? diye sorular geliyor bize. Avrupa’da maden suları genelde hep yeşil şişede, Amerika’da mavi şişededir. Önemli olan şişenin renkli olması, saydam olmaması, gün ışığını geçirmemesidir. Çünkü maden suları gün ışığından etkilenir, mineral yapısı etkilenir. Bu sebeple biz de Avrupalı gibi Türkiye’de maden sularımızı yeşil renkli cam şişeye koyuyoruz. Cam biraz pahalıdır, cam biraz risklidir ama bu riske katlanıp sağlığımızı korumak adına bunu yapmalıyız. Sağlıklı yaşamak kadar sağlıklı yaşlanmak önemlidir. Çünkü bu hayat bize emanettir. İçtiğimiz, yediğimiz birçok gıdaya dikkat etmeliyiz.

 

Şeffaf şişeleri de görüyoruz piyasada…

Bundan 15-16 yıl önce meyve aromalı maden suyu çıktı. İyi de oldu bence. Netice itibariyle halkın talebine göz yumamazsınız. Biz de 14 yıl önce meyve aromalı maden suyumuza geçtik. Ancak bizim bir farklılığımız var. Tamamen doğal maden suyu, tamamen doğal aroma kullandık. Pahalıya imal ediyoruz ama önemli olan insanların sağlığı. Marka olmak kolay değil. İnsanların güvenini sarsmak kadar kötü bir şey yok. Bizi tercih eden insanlarımızı kandırırsak kendimizi kandırmış oluruz. Bu sebeple maden suyu renkli şişede olmalı. Eğer bunu şeffaf şişeye koyarsanız bir soru işareti olur. Demek ki o maden suyu değildir veya o maden suyunun evsafı zengin mineralli maden suyu değildir. Biz kendi maden suyumuzu kesinlikle şeffaf şişeye koyamayız, koymamalıyız. Çünkü kalitemize zarar verir. Bu nedenle sayın halkımızın da buna dikkat etmesi gerekir. Bir de lütfen etiketleri okumaya çalışalım. Evet, küçük yazıyor ama okumaya çalışalım. Bu suyun içinde neler var, bu gıdanın içinde neler var bunları okuyalım, güven sağlıyorsa bunu içelim veya tüketelim. Okuyamadığımız bir şeyi bana göre tercih etmeyelim. Tüketiciler bütün maden sularını denesinler. Hangi maden suyu lezzetli geliyorsa, kendi sağlıkları için uygunsa onu tüketsinler. Hiçbir maden suyu birbirine benzemez. Her maden suyunun tadı farklıdır, lezzeti farlıdır. Sevgili vatandaşlarımız da bunların tadına bakarak, kendisine en uygun olanı yakalayabilmelidir diye düşünüyorum.

 

Halka açılmayla ve yabancı ortaklık teklifleriyle ilgili bakışınız nedir?

Tabii ki yıllar içerisinde çok teklifler gelmiştir. Ancak rahmetli babamın da bize tavsiyesi olduğu üzere; Türkiye toprakları Türklerindir, Türklerin kalmalıdır demesinden ilham alarak şu an için firmamızı, sektörümüzü herhangi bir yabancı ortağa teslim etmek, satmak istemiyoruz. Ama hayat nasıl gelişir bilemiyoruz. Şu an için kendi firmamızla gurur duyuyoruz, kendi kaynağımızla gurur duyuyoruz. Ve Türkiye markasının bayrağını da dalgalandırmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Halka açılmak için birçok başvuru oldu. Halkımızdan teklifler de geldi. Ancak henüz değerlendirmedik. Fakat bu değerlendirme sanıyorum yakındır. Çünkü gerçek anlamda, ciddi anlamda bir talep var. Bu değeri ekonomiye katmak onları, halkımızı da ortak etmek bizim mutluluğumuz olacaktır. Geleceğe bakacağız. Ama şu an için kesin bir kararımız yok.

 

Vermek istediğiniz son mesajınızı da almak isteriz?

Her işte bir püf noktası var. Her işte olduğu gibi bizim de bir hilemiz var; bizim hilemiz dürüstlüğümüz. Eğer bizler de bazı firmalar gibi insanları kandırma yoluna gitseydik 61 yıldır aynı marka ve aynı kişi, aynı tabela, aynı telefon numarası olmazdı. Bu çok önemli…

 

Türkiye’miz çok zor günlerden geçiyor şu anda. Ama Türkiye çok güçlü bir ülke.. Neler gördük; hepsini tek tek yendik, yeneceğiz, yeniyoruz da. Ama ne yazık ki bazı fırsatçı firmalar iflas erteleme veya konkordato gibi yöntemleri haksız yere kullanıyorlar. İnşallah bunlar da hükümetimizin çabalarıyla son bulur, hiç hak etmediği halde konkordatoya gidenler son damlasına kadar uğraşır, borçlarını öder ve kimseyi mutsuz etmezler.