RÖPORTAJ — 5 Şubat 2019 at 20:29

SAMSUN YURT SAVUNMA İHRACAT MÜDÜRÜ DİDEM ARAL SAVUCU:TÜRKİYE’NİN TABANCA MARKASI OLDUK!

by

 

Sanayici bir aile olarak birincil hedeflerinin bu işi hakkaniyetiyle yapmak olduğunu dile getiren Samsun Yurt Savunma İhracat Müdürü Didem Aral Savucu, yirmi yıldır Türkiye’nin tabanca markası olma vizyonuyla çalıştıklarını ve bunu da Canik markasıyla başardıklarını dile getirdi.

 

Samsun Yurt Savunma (SYS) bugün Türk savunma sanayisinin ilk 20 kuruluşu içinde yer alan bir firma. Canik marka tabancalarıyla sadece Türkiye’de değil, ABD pazarında da yer alarak önemli bir başarıya imza atan Samsun Yurt Savunma’nın hedeflerini firmanın İhracat Müdürü Didem Aral Savucu ile konuştuk.

 

Bugün Samsun Yurt Savunma ve Canik markası nasıl konumlanmış durumda?

Bizim ana işimiz ateşli silahlar. Samsun Yurt Savunma Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SYS), faaliyetlerine 1998 yılında, “Doğu Karadeniz Silah Projesi” kapsamında, projenin Samsun ayağı olarak başladı. Firmamız bugün, Türk savunma sanayisinin ilk 20 kuruluşu arasındadır. Savunma sanayisi alanındaki faaliyetlerimize ‘Canik’ marka yarı otomatik tabancaların tasarımı ve üretimi ile başladık. SYS bu ürünlerini, Türk kolluk kuvvetlerinin ve ordusunun yanı sıra birçok dost ülkenin güvenlik kuvvetlerinin kullanımına sunmaktadır. Üretimimizin yüzde 80’ini ihraç ediyoruz. ABD’ye ihracatta, dünyada 8. sıradayız. Üretim faaliyetlerimizi Samsun Organize Sanayi Bölgesinde yer alan, ileri teknoloji makine ve teçhizatla donatılmış iki tesiste yapmaktayız. Tabanca üretiminin yanı sıra 2018 yılında, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile orta kalibre silah sistemlerinin geliştirilmesi için de bir sözleşme imzaladık. Bizim vizyonumuz Türkiye’nin tabanca markası olmaktı. Bunu da başardık.

 

Türkiye’de bir dönem yerli üreticiler ne yazık ki pek de kabul görmüyordu. Bugün durum ne sizce?

Biz, “Milliyiz, yerliyiz, bizi alın.” söylemini doğru bulmuyoruz. Türkiye 1990’lı yıllardan beri fiili bir savaştadır. O yüzden ABD ve Türkiye envanterindeki her şey savaş alanında kendini ispat etmiş ürün olarak gösterilir. O nedenle vatan evlatlarımızın ellerine rüştünü ispat etmemiş, muadil yabancı ürünlerle aynı noktaya gelememiş bir tabancayı sunup “Biz milliyiz, bizden alın.” demek doğru bir yaklaşım değil. Bu, insanları da sanayiyi de geriye götürür. Biz rüştümüzü ispat ettik. Özgün yerli tabanca projesini Savunma Sanayi Başkanlığı ile beraber yürütüyoruz. Bugüne kadar Deniz Kuvvetlerine, Jandarmaya, Polis Özel Harekat’a üretimlerimiz oldu. Bunların bir bölümü teslim edildi. Artık Jandarmaya teslimde son virajı alıyoruz, Polis Özel Harekat’a 2019’da teslim etmiş olacağız. Bunların hepsi TP9 modeli ile aynı platformda yer alan ürünler fakat Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, kolluk kuvvetlerine özel olarak üretilmiş ürünlerdir. Bu ürünlerin dışında üretimimizin yüzde 80’ini ihraç ediyoruz.

 

Peki, hükümetimizin savunma sanayisinde son yıllarda yerliliği önemsemesi konusunda neler söylemek istersiniz?

Savunma sanayii devletin birtakım garantileri, teşvikleri olmazsa büyüyecek bir sektör değil. Bugün Roketsan, Aselsan, TAİ, Makine ve Kimya Endüstrisi gibi kurumların ihaleleri çok ciddi rakamlara ulaşıyor. ABD büyük ihalelerde kendi firmaları için garantör oluyor. Şimdi Türkiye’nin de yavaş yavaş böyle bir uygulamaya geçmesi gerekiyor. Biz bunları katıldığımız her toplantıda vurguluyoruz. Bunun kesinlikle uygulanması lazım. İkincisi; yerli üretimin tanımı çok önemli. Biz yerli üretim dendiğinde motorundan yazılımına kadar tüm bileşenlerin yerli olmasını anlıyoruz. Böyle üretim yapılmazsa gelecekte ilişkileriniz bozulduğunda elimizde bir demir yığını kalmamalıdır.

 

Siz üretimde ne kadar yerlisiniz?

Biz tamamen yerli üretim yapıyoruz. Dışarıdan tedarik anlamında yerli parça üreticileri, kalıpçılar ve kaplamacılarla çalışıyoruz. Halihazırda Samsun’daki fabrikamızda Ar-Ge merkezi var. İkinci Ar-Ge merkezimizi de İstanbul Teknopark’ta oluşturmak istiyoruz. Onun da imzaları atıldı. Günümüzde dış ilişkilere bağlı olarak dönem dönem ambargolarla karşılaşıyoruz. Bu da yerli markalara olan talebi artırıyor. Yerli markaların içinde de Canik gerek dizaynı gerek performansıyla hep önde yer alıyor.

 

Peki, ihracatınızın ağırlıklı olduğu ülkeler hangileri?

Bugün 25 ayrı ülkeye ihracat yapıyoruz. 2018 yılının sürprizi olarak Filipinler ihalesini kazandık. Bu, dünyada çok büyük ses getirdi. Filipinler polisi ürünlerimizden çok memnun. Onun dışında Brezilya’da Rio polisinin 106 bin adetlik önemli bir ihalesi var. Orada kıyasıya bir rekabet var. Ama biz en avantajlı noktadayız. Şu anda arkadaşlarımız Tayland’da ve Tayland ordusu için çalışmalar yapıyorlar. Bangladeş ordusunda kalifiye olmuş tabanca modelimiz var. Aynı zamanda Bangladeş polisiyle ilgili bu sene çok önemli bir adım attık. İhale yazımında ülke olarak Türkiye hep dışarıda tutuluyordu. Bangladeş polisi nezdinde yaptığımız girişimler sonucunda ihalelere katılabilecek ülkeler bölümüne “NATO Ülkeleri” ibaresini ekletmeyi başardık. Artık ihalelere katılabiliyoruz. Bu, Türkiye için çok önemli bir adım oldu. Onun da önünü biz açmış olduk. Bu, bizim için de büyük mutluluk oldu.

 

Öte yandan dünya üzerinde ABD’ye silah ihracatı yapan 8. firmayız. Bugün savunma sanayi üzerine ne üretiyorsanız üretin, ne dizayn ediyorsanız edin; eğer ABD’de bir pazarınız yoksa aslında siz yoksunuz. ABD’de Canik USA firmasıyla faaliyet gösteriyoruz. Ayrıca ABD’deki çok iyi bir firmayla birlikte çalışıyoruz. Subkompakt boy dışında olan tüm modellerimizi ABD’ye ihraç edebiliyoruz. TP9SFx modelimiz 2017’de ABD’de yılın tabancası seçildi.

 

Orada da bir üretim yapınız olacak mı?

Bu sene itibariyle ABD’de üretime başlayacağız. Bu çalışmaya stratejimiz gereğince bir-iki sene önceden başladık.

 

Ülkemizin içine girdiği bir darboğaz var. Siz bu durumdan nasıl etkilendiniz?

Üretimimizin yüzde 80’inin ihracata gitmesi bize çok büyük bir avantaja sağlıyor. Yaptığımız projeksiyon gereği kapasite artırıyoruz. Siparişler açısından üretim programımız 2019 yılında doldu. İstihdamımızı 300 kişiden 450 kişiye çıkardık. Samsun’daki üretim alanımızı genişletmek istiyoruz. Çünkü artık kabımıza sığamıyoruz.

 

Üretimi bu kadar konuşmuşken biraz da Ar-Ge’yi konuşalım. Ar-Ge merkezi kurmak kolay değil bu sektörde. Siz ikinci Ar-Ge merkezini de kuruyorsunuz…

Ar-Ge merkezini yaptık. Ekibimiz 20 kişi oldu. Hepsi Samsun bölgesinde yaşıyor. Bu işin en önemli kısmı personel yetiştirmek. Bunun için biz de Samsun Üniversitesi ile harika bir işbirliği kurduk. Bu işbirliği için Rektörümüze de çok teşekkür ederiz.

 

Marka olarak yeniliklerinizden bahseder misiniz?

Türkiye’de şu ana kadar hiçbir firmanın yapmadığı yeniliklerle geldik. Bunu 2019’da da geliştireceğiz. Canik olarak atıcılığı doğru ekipmanlarla yapılan güzel bir hobi haline getirmeye çalışıyoruz. Bir kültür oluşturmaya çalışıyoruz. Atıcılığın kendine has ekipmanları, aksesuarları ve bir modası var. Biz bu amaçla online aksesuar satışına başladık. Buna tekstil ürünlerini de eklemek istiyoruz. Bu ürünlerin hepsini biz üretmeyeceğiz. Türkiye’de bizim sayemizde birçok genç girişimci kılıflar, aparatlar ve birtakım tekstil ürünleri yapıyorlar.

 

Diğer taraftan poligonlarla çalışıyoruz. Ama çalıştığımız poligonların hepsi düzgün, güzel organize olmuş ve temiz işletmeler. Bizim kurumsal aynamız gibi olabilecek poligonlarla beraber çalışıyoruz. Bu poligonlarda düzenlenen müsabakalara sponsorluk yapıyoruz. Onlar da bizi çok güzel onurlandırıyorlar. Böylece sektörün içinde atıcılık konusunda bir etkileşim olmaya başladı. Asker ve kolluk kuvvetleri kanadından da takdir görüyoruz, gururluyuz.

 

Son olarak; iç piyasada büyüme oranınız değişecek mi? diye soralım…

Ruhsat alınması ne kadar kolaylaşır ve insanların alım gücü ne kadar artarsa bizim de pazar payımız artacaktır. Sadece yerli piyasaya özgü üretim yaparak böyle bir kurumu devam ettiremeyiz. Muhakkak ihracat yapmamız gerekiyor.