RÖPORTAJ — 5 Şubat 2019 at 20:25

STM GENEL MÜDÜRÜ MURAT İKİNCİ: HEDEFİMİZ, İHRACATA DAYALI BÜYÜMEK!

by

 

 

Uluslararası savunma sanayi pazarında uzun yıllardır varlık gösterdiklerini dile getiren STM Genel Müdürü Murat İkinci, önümüzdeki dönemde STM’nin bütün ürünleri ve hizmetleriyle ilgili topyekûn bir ihracat seferberliği başlatacağını ifade etti.

 

STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. otuz yıla yaklaşan deneyim ve bilgi birikimiyle savunma sanayimizin önemli oyuncularından birisi. Sadece ulusal çapta değil küresel rekabette de varlık gösteren STM’nin projelerini ve savunma sanayi vizyonunu STM Genel Müdürü Murat İkinci ile konuştuk.

 

STM’nin savunma sanayisindeki rolü nedir? Ve bugün savunma sanayisine hangi yönleriyle hizmet vermektedir?

STM, 1991 yılında Savunma Sanayi İcra Kurulu’nda alınan bir kararla kuruldu. Başlangıçta temel görevi o zamanki yapısı ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı, şimdi Başkanlığı’mızın ihtiyaç duyduğu alanlarda danışmanlık sağlamak, kritik teknolojilerin ülkemize kazandırılmasına hizmet etmek ve askeri amaçlı kullanılacak olan kritik sistemlerin yazılım altyapılarını hazırlamaktı.  Kurulduğumuz günden beri Cumhurbaşkanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı’nın desteği ve yönlendirmeleri ile hem milli hem de uluslararası projelerde yer alarak bilgi üretimi ve birikimi konusunda savunma sanayine katkıda bulunuyoruz. STM olarak şu anda mühendislik, teknoloji ve danışmanlık olmak üzere üç ana alanda faaliyetlerimize devam ediyoruz.

 

Mühendislik faaliyetlerimizden başlayacak olursak; yapmış olduğumuz iş askeri suüstü gemileri ve denizaltı mühendisliği. Savaş gemisi platformlarının inşa edilmesi, modernize edilmesi ve bunlarla ilgili olarak tasarım ve detaylı mühendislik faaliyetlerinin yapılması konusunda önemli birçok projede görev aldık. Bu projelerin başında MİLGEM platformunu gösterebiliriz. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın tasarım ve performans sorumluluğunda öncülük yaptığı MİLGEM platformunda STM’nin çok büyük bir katkısı var. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın sahip olduğu bilgi birikimden faydalanarak destek olduğumuz MİLGEM projesinin bize kazandırdığı mühendislik deneyimi daha sonra farklı projelerde de önemli görevler almamızı sağladı. Bu kapsamda Deniz Kuvvetlerimizin AY sınıfı denizaltılarının modernizasyonunu yine Deniz Kuvvetlerimizin büyük desteği ile gerçekleştirdik. Burada kazandığımız tecrübeyle de Pakistan’da Fransız yapımı Agosta 90B denizaltıların modernizasyon projesini kazandık. Şu anda Pakistan’ın denizaltılarını modernize ediyoruz. Ayrıca bu süreç içerisinde kazanmış olduğumuz deniz platformlarındaki mühendislik kabiliyetiyle Pakistan’da baştan sona tamamen Türk tasarımı, Türk üretimi olan Denizde İkmal Gemisi PNS MOAWIN’i teslim ettik. Bu gemiyi Karaçi tersanesinde inşa ettik ve Pakistan Deniz Kuvvetleri’ne geçtiğimiz yıl teslim ettik. Bu gemi Pakistan deniz kuvvetlerinin en büyük ve en gelişmiş gemilerinden biri şu anda. Bizim bu konudaki vizyonumuz her zaman Türkiye’de kazanmış olduğumuz kabiliyetlerin uluslararası alanda değerlendirilmesini sağlamak ve ülkemize ihracat anlamında destek vermektir. Pakistan Denizde İkmal Gemisi Projesinde bizimle beraber oraya ihracat yapan 20’den fazla yerli şirketimiz var. MİLGEM projesine katkı yapmış şirketlerimizden hem PNS MOAWIN Programı’nda hem de denizaltı modernizasyon programında istifade ettik. Bunun içerisinde Türk Silahlı Kuvvetlerin Güçlendirme Vakfı (TSKGV) bağlısı büyük şirketlerimiz de var. Mühendislik alanındaki çalışmalarımızı denizaltı ve suüstü savaş gemisi tasarımı, modernizasyonu ve üretiminde yoğunlaşarak ihracat odaklı bir şekilde devam ettirmeyi istiyoruz.

 

Teknoloji alanında STM olarak daha yapılmayan, ülkemizde mevcut olmayan veya üzerine ciddi yatırım yapılmamış özgün alanları tespit ederek, o alanlara yatırım yapmayı ve yeni ürünler çıkartmayı kendimize hedef olarak edindik. Bunun en güzel örneği son zamanlarda ürettiğimiz Kamikaze Drone’larımızdır. Bu drone’lar hem döner kanat hem sabit kanat olarak görev tasarlandı. Döner kanatlı olan versiyonları Silahlı Kuvvetlerimizin kullanımına sunduk, başarıyla şu anda görevlerini icra ediyorlar. Bu alanda çalışmalarımız devam ediyor ve her geçen gün platformları geliştirerek çalışmalara devam ediyoruz.

 

Ayrıca önümüzdeki dönemde, otonom araçlar üzerine sahip olduğumuz yeteneği, deniz alanında görev yapacak insansız suüstü ve sualtı araçları ile geliştireceğiz.

 

Bunun yanı sıra siber güvenlik alanına çok ciddi yatırım yaptık. STM bünyesinde Siber Güvenlik alanında bir Füzyon Merkezi bulunuyor, bu merkezde ayrı ayrı Siber İstihbara, Güvenlik ve Zararlı Yazılım Analiz Merkezlerimiz var. Siber Füzyon Merkezimizde tüm bilgileri füzyon ettiğimiz ve ilgili bütün tehditleri analiz edebileceğimiz bir altyapımız mevcut. Bu altyapıyı kullanarak Türkiye’de kritik kamu kurumları ve şirketlere siber güvenlikle ilgili hizmet vermekteyiz.

 

Siber güvenlik, güncel ve önem arz eden bir konu. Bu alanda yerlilik konusuna da değinecek olursak neler söyleyebiliriz?

Siber güvenlik, ülke güvenliğinin önemli bir parçası ve önemi giderek daha da artıyor. Güvenlik söz konusu olduğunda, bunu yabancı ürünlerle sağlayabilme şansınız çok fazla yok. Onun için savunma sektöründeki teknolojilerin geliştirilmesi ve milli olarak oluşturulması çok ciddi bir öneme haiz. Siber güvenlik tarafında bu daha da üst seviyede geçerli. Çünkü siber güvenlik anlamında kendi tehditleriniz karşısında kullanabileceğiniz araçlarınız eğer sizin araçlarınız olmazsa bunlar başkaları tarafından kolaylıkla manipüle edilebiliyor. Elimizdeki silahın veya bir güvenlik aracının en büyük etkisi karşı tarafın bu konuda çok fazla bilgi sahibi olmaması ve o silahın veya o tedbirin nasıl çalışacağını bilmemesidir. Yabancı ürünlerde bu özelliği zaten bir şekilde sağlayamıyorsunuz. Ama milli olarak geliştirilen bütün siber güvenlik ürünleri ve altyapı teknolojileri sizin bildiğiniz ve size özgü kuralları koyduğunuz ürünler olduğu için güvenlik açısından avantajlı bir konum sağlıyor. Bu alanda sadece biz değil Savunma Sanayii Başkanlığımızın kurduğu Siber Güvenlik Eko Sistemi dahilinde önemli çalışmalar yapılıyor.

 

Kurduğunuz siber sistemler, olası dış tehditlere karşı nasıl bir karşılık vermekte?

Bizim önceliğimiz, tehdit oluşmadan onu istihbarat yollarıyla öğrenmek ve o tehdit bize zarar vermeden ilgili önlemleri almak. Bu yeteneğe sahibiz. Ama siber güvenlik denildiğinde hep bilgi sistemleri geliyor akla.  Halbuki; F35 platformu devamlı merkezle iletişim halinde olan, üzerinde çok ciddi yazılımların ve sensörlerin olduğu bir platform. Gemiler, denizaltılar ve insansız hava araçları uydular da dahil olmak üzere bütün askeri platformlar dış dünyayla etkileşimli sistemler. Dolayısıyla siber güvenlik denildiğinde sadece bilgi sistemi anlamında saldırıları düşünmemeliyiz. Bunu her türlü yeni nesil teknolojik araca genişletebiliriz. Askeri platformlardan scada sistemlerine kadar kritik altyapılara yönelik siber tehditleri içerecek şekilde konuya bir bütün olarak bakmak gerekiyor. Bu sistemlerin güvenliğinin sağlanması da dijital dönüşümle beraber çok ciddi bir iş alanı haline gelecek. Fabrikaların otomasyonları ve ülkenin entegrasyon altyapıları, güç altyapıları siber güvenlik anlamında farklı tehditlere maruz kalabilecek ülke değerleridir. Bunların hepsi için bir siber güvenlik politikası geliştirmek ve korumakla ilgili teknolojilere ciddi yatırım yapmak zorundasınız. STM olarak biz bu konuya bütünleşik yaklaşımla bakıyoruz. Ama şu anda en revaçta olan, en fazla üzerine yatırım yapılan, en çok konuşulan konu siber istihbarat merkezi, siber füzyon merkezi ve siber operasyon merkezi gibi görünüyor. Biz de bu konuda Türkiye’nin en önde gelen firmalarından biriyiz diyebiliriz. Bunun yanı sıra Türkiye’de milli olarak kullanılabilecek siber güvenlik ürünleri de geliştirmekle ilgili bir çalışmamız var. CyDecSys bunlardan bir tanesi. Bir kurumun bütün ağ altyapısı içerisindeki cihazları tarayarak, bunların zafiyet alanlarını analiz edebilen ve size bu konuda iyileştirme önerileri sunabilen bir karar destek sistemi. CyDecSys’te yakın zamanda yapay zekayla desteklenmiş bir kabiliyeti hem Türkiye’de hem de dünyada pazara sunacağız. Siber güvenlik alanında yapay zekayı kullanan araçlarla 24 saat hiç kesintisiz kurumların güvenliğinin sağlanmasına yönelik hizmetlerimizi paylaşıma açacağız.

 

Siber güvenlik ürünlerinizi endüstriyel anlamda da yaymayı düşünüyor musunuz?

Kesinlikle düşünüyoruz. Çünkü artık ülkelerin gücünü oluşturan şey sadece silah sistemleri değil, Endüstri 4.0 veya IoT alanlarında siber güvenliğin tam olarak sağlanmasıdır.  Bunları garanti altına almadığınız sürece ülke olarak güvenlik anlamında çok ciddi zafiyetlerinizin olduğu söylenebilir. Onun için STM, sadece iletişim sistemleri veya güvenlik sistemleriyle ilgili değil, ülkenin sahip olduğu bütün altyapılar ve içerisinde fabrikalarımız da dahil olmak üzere endüstrimizin tamamı için siber güvenlik anlamında destek verme gayreti ve çalışması içerisindedir.

 

İhracatınızı da konuşacak olursak, neler söylemek istersiniz?

Bizim ihracattaki en büyük başarımız şu ana kadar askeri gemi platformları tarafında. Yurt içindeki kaynakların bundan sonraki büyümeyi desteklemek üzere kullanılmasından ziyade, bu ürünlerin ihracat için geliştirilerek, yurt dışı kaynakların da savunma sektörünün geliştirilmesinde kullanılması gerektiği kanaatindeyim. Bunun için Cumhurbaşkanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın savunma sanayi için çizdiği 2023 vizyonu doğrultusunda belirlediğimiz stratejilerimizi anlattığımız Vizyon 2023 isminde bir basın buluşması yaptık. Bundan sonraki süreçte STM, dünyadaki ciddi oyuncular arasında yerini daha da üst sıralara taşımak için ihracat odaklı bir politika benimseyecektir. Bunun savunma sektörü açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. STM olarak şu anda mevcut bütün kaynaklarımızı, bütün kabiliyetlerimizi, bütün ürünlerimizi dost ve kardeş ülkelerle paylaşmak ve onların da bu konudaki ihtiyaçlarını karşılamak, böylece ülkemize de ihracat konusunda katkıda bulunmak gayretindeyiz. Bunun içerisinde danışmanlık hizmetleri de var. Danışmanlıkta yurt dışında yeni bir sözleşme imzalama aşamasındayız. Bu sözleşmeyle beraber Türkiye’de yapmış olduğumuz faaliyetlerin bir kısmını başka bir ülkede kendileri için oluşturacağız. Bunun için gerekli altyapı oluşturma konusunda danışmanlık ve hizmet sözleşmesi imzalama aşamasındayız. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde STM, aklınıza gelen bütün ürünleri ve hizmetleriyle ilgili topyekûn bir ihracat seferberliği başlatacak. Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında ürünlerin Türkiye’de geliştirilmesi ve bunların ihracatının da desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

Peki, ihracat noktasında güncel pazarlarınız nereler?

Güney Amerika’dan Uzak Doğu’daki ülkelere kadar uzanan çalışmalarımız ve ayak izimiz var. Tabii, her coğrafyanın kendine özgü ihtiyaçları var. Bizim ilk çıkışımız denizaltı ve suüstü savaş gemisi platformları konusunda. Bu konuda herhalde ayak basmadığımız bir yer yok. Ama gelişmiş ülkelere bu konuda bir şeyler satmak veya rakip olduğumuz ülkelerle projeler oluşturmak çok kolay bir süreç değil. Daha avantajlı olsanız bile buna zaten izin de vermiyorlar. Dolayısıyla oralar bizim için çok büyük pazar değil. Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler, Uzak Doğu, Güney Amerika ve Afrika ülkeleri bizim için ciddi pazarlardır.

 

Türkiye’nin 2023 vizyonu doğrultusunda STM olarak, ne kadarlık bir ihracat hedeflemektesiniz?

İhracat konusu uzun soluklu ve üzerine yatırım yapmanız gereken bir konu. STM olarak son 15 yıldır gerçekleştirdiğimiz projeler ile teknoloji ve mühendislik alanlarında önemli yatırımlar yaptık. İlerisi için de ülkemizin 2023 vizyonuna uygun olarak yatırımlarımıza devam edeceğiz. Amacımız Türkiye’nin savunma sanayisinin ihracat kapasitesinin artırılmasına katkı sunarken, aynı zamanda STM’nin ihracat potansiyelini daha da yükseltmek. Hedeflediğimiz ihracat tabanlı büyümeye paralel olarak STM’yi dünyanın en prestijli savunma listesi olan Defence Top 100 listesinde daha üst sıralara taşımayı hedefliyoruz. Bu yolda kararlı olmaya ve Türkiye’yi temsil etme misyonumuzu aklımızdan çıkarmadan çalışmaya devam edeceğiz.

 

2018 yılı sizin açınızdan nasıl bir oldu? Ve 2019 için öngörüleriniz nelerdir?

2018, STM olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz projeler ve ihracat alanında yaptığımız çalışmalar ile önemli gelişmeler yaşadığımız bir yıl oldu. Askeri denizcilik, siber güvenlik ve otonom sistemler alanlarında hem ülkemiz hem de işbirliği yaptığımız dost ülkeler adına önemli projelere imza atma yolundayız. Pakistan Denizde İkmal Gemisi Projesi’ni teslim ettik. Ayrıca savunma fuarlarına katıldığımız Kazakistan ve Pakistan’ın devlet kurumları ile özellikle siber güvenlik alanlarındaki işbirliklerimizi duyurduk. Kazakistan devletinin yetkililerine de Siber Güvenlik Farkındalık Eğitimleri vermeye başladık. 2018 yılını önemli kılan bir diğer gelişme de dünyanın en büyük savunma sanayi şirketlerinin sıralandığı Defence News Top 100 listesine girmemiz oldu.

 

2019 yılında da askeri denizcilik, otonom sistemler, siber güvenlik ve büyük veri alanındaki çalışmalarımızı yoğunlaştırarak ihracat odaklı büyümeye devam etmeyi hedefliyoruz. Bugüne kadar geliştirdiğimiz projeler ve kurduğumuz işbirlikleri ile rüştünü ispat etmiş bir şirket haline geldik. Bu yolun devamında da stratejilerimizi ve yatırımlarımızı milli ve global hedeflerimiz doğrultusunda gerçekleştirmeye devam edeceğiz.

 

Orta ve uzun vadeli yol haritanız hakkında neler söylemek istersiniz?

STM’nin en önemli kabiliyeti özgün alanlarda hızlı çözüm oluşturabilme yeteneğidir. Bugüne kadar teknoloji ve mühendislik alanlarında başarıyla tamamladığımız işlerden güç alarak; kendimize yeni sahalar açmaya, Cumhurbaşkanlığı vizyonu ve Savunma Sanayii Başkanlığı’nın yönlendirmeleriyle ihracat hedeflerine ulaşmak için aynı özveriyle çalışmaya devam edeceğiz. Ülkemizde yarattığımız katma değer ile birlikte, özellikle uluslararası şirketlerle rekabet ettiğimiz ve global bir oyuncu haline geldiğimiz bir gelecek planlıyoruz. Siber güvenlik, otonom sistemler, yapay zeka ve askeri denizcilik alanında yapmış olduğumuz yatırımları hedefine uygun olarak daha da arttıracağız.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*