RÖPORTAJ — 8 Mart 2019 at 15:35

GYODER BAŞKANI DOÇ. DR. FEYZULLAH YETGİN: KENTSEL DÖNÜŞÜM, YEREL YÖNETİMLERE BIRAKILMAMALI!

by

Can güvenliği açısından riskli binaların hızlıca tespit edilip dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizen GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin; “Kentsel dönüşüm, yerel yönetimlere bırakılamayacak kadar hassas ve önemli bir konudur. Ülkemiz için böylesine önemli olan bir konuda mutlaka merkezi otorite ve yerel yönetimler birlikte çalışmalıdır” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın riskli yapılara ilişkin yayımladığı son genelge kentsel dönüşümü yeniden tartışmaların odağına koydu.  Biz de gayrimenkul sektörünün önde gelen çatı örgütü GYODER’in Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin ile kentsel dönüşümün geleceğini konuştuk.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı riskli yapıların tespitine ve dönüşümüne ilişkin bir genelge yayımladı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıkılma riski yüksek olan binaların öncelikle ve süratle tespit edilip dönüşümün projelendirilmesi ve finansmanı konusunda hızlı bir karar verilmesi ve uygulanması gerekiyor. Öyle tahmin ediyorum ki hemen müdahale edilecek yüksek riskli binaların sayısı büyük bir finansmanı gerektirecek düzeyde değildir. Ne kadar finansman gerekeceğini hızlıca görmek lazım. Söz konusu insan hayatı olduğu için hızlı aksiyon almak gerekiyor. Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımız 6,7 milyon konutun 20 yılda dönüşümünden bahsetti. Ancak dönüşümde tüm binaları yıkıp yapmak gerekmiyor. Bazı binaları güçlendirerek de dönüşümü gerçekleştirebiliriz. Bu da daha önce söylenen 400 milyar dolarlık kentsel dönüşüm faturasını minimize edecektir diye düşünüyorum. Kaldı ki her anlamda bunu yapabildiğimiz kadar yapmalıyız. Bugün Türkiye’nin herhangi bir kaynak israfı yapma lüksü yok. Dolayısıyla bu binaların risk derecelerinin önemi büyük. Her an yıkılabilecek riskte olan binalar, rapor çıktığı anda boşaltılmalıdır.

Sizce, kentsel dönüşümde yerel yönetimler nasıl bir inisiyatife sahip olmalı?

Kentsel dönüşüm yerel yönetimlere bırakılmayacak kadar çok boyutlu ve hassas bir meseledir. Mutlaka kentsel dönüşüm ve yenilemede merkezi ve yerel otoritenin birlikte çalışması lazım. Can güvenliği riski söz konusu olduğunda hiçbir şekilde zaman ve enerji kaybına tahammül yok. Bir an önce riskli yapılara müdahale etmek lazım. Ama Fikirtepe örneğinde gördüğümüz gibi emsal artışı yoluyla finansman sağlama modeli hiçbir açıdan doğru değil. Türkiye’deki arz-talep dengesi, alt yapı, üst yapı, demografik özellikler ve diğer parametreler buna izin vermiyor. Öncelikle gelecek nesli düşünen bir şehir planlama nosyonuyla hareket etmek gerekiyor. Risk faktörü yüksek olanlar öncelikli ama onun dışında kalan tüm bina stoku için merkezi otoritenin yönlendirmesi ile il ve ilçe planlamalarının bitirilmesi gerekiyor. Buna uygun olarak da dönüşümün mümkünse ada bazında çözülmesi lazım. Evet, sadece yasa çıkarmakla olmuyor, yasayı işletme noktasındaki organizasyon şeması da önemli. Ben naçizane şunu söylüyorum: Kentsel dönüşüm ve yenileme ilçe belediyesine bırakılamaz. İlçe belediyesi olmaksızın da yapılamaz. Sayın Bakanımız tek genelgeyle veri alıyor. Ama o verilerin işlenmesi ve realize edilmesi için hep birlikte çalışılması lazım. Bundan sonra konut sektörü kamu tarafından bilinen, denetlenen, yönlendirilen bir sektör olmalıdır. Projenin detayları noktasında kamunun konuya son derece hakim, yönlendirici olması ve takdir yetkisi kullanması gerekiyor.

Peki, bu koşullarda konut sektöründe son durum nedir?

2019’da satışlar çok iyi değil. Düzeltme sürecini her anlamda yaşıyoruz. Bu dönemin, mevzuatın önümüzü açacak şekilde değiştirildiği ama yaşanan problemlerin yeniden doğmasını önleyecek denetleme ve yaptırım kurallarının da yerli yerine oturacağı bir dönem olması gerektiğini düşünüyoruz.

Yani sektör kendine çekidüzen verecek ve yeni bir yapı oluşacak…

Tabii. Müteahhitlik meslek yasasının çıkması, istatistik anlamında verilerin üretilmesi, şeffaf bir şekilde paylaşılması ve ona göre kamu tarafından gerekli kontrollerin yapılması ve ruhsatlandırma sürecinin kurulması lazım. Böylece mühendislik, estetik, imar durumu açısından şehirlerin karakteriyle mütenasip bir şehir planlama anlayışı ortaya çıkacaktır.

GYODER’in kentsel dönüşüm konusunda ne tür çalışmaları var?

Bir kere bu işin sahibi olan kurumlarla biz yakın temas çalışıyoruz. 2017 yılında yapılan Şehircilik Şurası buna en güzel örnektir. Muazzam bir çalışmaydı; bir yıldan fazla sürdü. O çalışmanın içinde GYODER olarak biz de vardık. Bakanlıklar ya da ilgili üst kurumları herhangi bir konuda görüş istediğinde biz kendi üye tabanımızdan aldığımız güçle gerekli çalışmaları yapıp yazılı olarak ya da ilgili toplantılara katılarak görüşümüzü sunuyoruz. GYODER’in 20. yılındayız. 20 yıldır gayrimenkul sektörünün kurumsallaşması, gelişmesi için çalışıyoruz. Kurucularımız GYO’lar. Yüzde yüz halka açık kurumsal yapılar bunlar. Biz küçük bir çıkar grubu veya herhangi bir oluşum değiliz. Kapsayıcı çatı örgütüz. Nisan ayında bir zirve planlıyoruz. O zirvede bahsettiğimiz hususları kamu ve özel sektör olarak konuşalım; sonuçları da bugüne ve geleceğe ışık tutsun, tartışılsın, konuşulsun istiyoruz. Yapıların belli bir ömrü var. Karamsar olmaya gerek yok. Bugün itibariyle doğruyu yapmaya başladığımız andan itibaren yanlış, beğenmediğimiz, şehrin dokusuna uygun olmayan yapılar da tasfiye olur. Önemli olan vizyon sahibi, o şehri tanıyan, bilen yöneticilerin yerelde ve merkezde inşaya başlaması lazım. Mümkünse mevcut yapıları koruyalım. Yıkıp yenisini yapmak için kaynak harcamayalım. 30-40 yıl daha kullanılacak yapılar kullanılsın. Avrupa’ya gittiğimizde gördüğümüz binaların hepsi yeni değil. Biz onlardan daha mı varlıklıyız? Kişi başına düşen gelir, stratejik konum, birikim, endüstriyel yapı göz önüne alındığında daha çok çalışmamız gerekirken 5-10 yıllık yapıları yıkmamız yanlıştır. Bugün 82 milyonluk Türkiye’mizde kişi başına 1 lira tasarruf etmek 82 milyon TL demektir. Bunu yapabiliriz. 82 milyona kaç tane okul yapılır? O nedenle kim ne kadar tasarruf edebiliyorsa etmelidir. Kentsel dönüşüm özelinde önceliğimiz tabii ki can güvenliği olacak. Bu nedenle çok hızlı hareket edip riskli binaları tespit edip yıkmamız ya da güçlendirmemiz gerek.

Peki, kentsel dönüşümle ilgili finansman ihtiyacı nasıl çözülebilir sizce?

Finansman konusu bugün, ulusal ve uluslararası finansal piyasaların durumuna bağlı olarak kolaylaşıp zorlaşabiliyor. Risk faktörü, marjlar, para bulma kabiliyeti ve maliyeti noktasında süratle kendini yeniden yapılandıran bir Türkiye var artık. Bu çalışmalar YEP kapsamında ilgili bakanlığımız tarafından yürütülüyor. Enflasyonu düşüremezsek konut kredi faizleri düşmez, konut kredi faizleri düşmezse müteahhidin satabilme kabiliyeti düşer ve konut piyasası kitlenir. Dolayısıyla, kentsel dönüşümde ne yazık ki istenen merhalede olmaz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*