RÖPORTAJ — 4 Nisan 2019 at 00:01

KAYALAR KİMYA YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERSİN KAYALAR: HIZLI BÜYÜMEMİZİN TEMELİNDE AR-GE VAR!

by

Kimya sektöründe birçok ilke imza attıklarını söyleyen Kayalar Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Kayalar, Türkiye’de Ar-Ge merkezi kuran ilk kimya firması olduklarını ve Kayalar Kimya’nın hızlı büyümesinin temelinde Ar-Ge ve know-how bulunduğunu vurguladı.

Kayalar Kimya 40 yılı aşkın üretim deneyimine sahip bir kimya firması. Mobilya boyası ve vernik üretiminde Avrupa’da ilk üçte yer alan firma 60 ülkeye ihracat yapıyor. Sektörde ilk Ar-Ge merkezine de sahip olan Kayalar Kimya’nın hedeflerini ve kimya sektöründeki gelişmeleri Kayalar Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Kayalar ile konuştuk.

Türk kimya sektörüne baktığımızda özellikle ihracat rakamlarında bir hareketlilik olduğu gözlemleniyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Türk sanayisi güçlü bir sanayi. Son 20 senedir Türkiye sanayisinin kimya ürünleri ihtiyacının artmasıyla birlikte kimya sektörü de hızlı bir gelişim gösterdi. Yurt dışından sağlanan know-how ile birlikte Avrupa’yla boy ölçüşebilecek tesisler kuruldu ve aynı kalitede firmalar doğdu. Bir de Avrupa’da çevre sorunlarının yarattığı baskı da Türkiye’de üretimin artmasına sebep oldu. Bunun haricinde son dönemde döviz kurlarının artması ihracatımızın hızlanmasına sebep oldu. Yeni tesislerin olması Türk kimya sektörünün daha rantabl ve düşük maliyetli üretim yapmasını sağlıyor. Kendi tesisimizden örnek verecek olursak; burası Avrupa’nın en iyi üretim tesislerinden bir tanesi. Tam otomasyona sahip… Bir Avrupalı kişi başı yılda 80 ton üretirken, biz yaklaşık 200 ton üretiyoruz. Bu nedenle son 20 yılda Türkiye’deki kimya tesisi yatırımları Avrupa’dakinin yaklaşık 10 misli olmuştur. Bu tesislerde bizim gibi firmalar nihai ürün yapıyor. Fakat Türkiye’nin büyük rafinelere ihtiyacı var. İthalatımızı azaltmamız lazım. Çünkü kimya sektörü hala açık veren bir sektör. Bugün kimya sektöründe hammadde ihtiyacımızın sadece yüzde 15-20’si Türkiye’den sağlanır durumda. Onun için bir an önce devlet eliyle yeni bir politika izlenip rafineri kurulumunu hızlandırmak lazım.

Bu yönde sektörünüzün Chemport Projesi var. Onun hedefi nedir?

İlk kurucularından olduğumuz Chemport Projesi kimya sektörü için bir kümeleşme projesi. Buradaki asıl amaç toplam giderlerin azaltılması yoluyla katma değeri yüksek üretim yapacak firmaları bir küme halinde toplamak. Burada tahminimizce yaklaşık yüzde 10’la 15 arasında maliyet düşüşü sağlayarak ihracatta daha rekabetçi olacağız. Bu milli öneme sahip bir proje. Biz 5-10 milyar dolar fazla ihracat yaptık diye sevinmeliyiz ama bilmeliyiz ki daha çok gidecek yolumuz var. Bunu ancak stratejik bakış açısıyla sağlayabiliriz.

Peki, kur krizi nasıl etkiledi sektörü?

İthalat yapıp içi piyasaya satış yapan firmalar doğal olarak çok etkilendi. Sadece 2018’de değil 2017’de de kurlar hızlı yükseldi. Bu iki yıllık kur artışı ithalatımızı 70 zamlı yapmamıza neden oldu. Bu da bir taraftan nihai ürün fiyatlarına zam olarak yansırken diğer taraftan firmalar için ek sermaye ihtiyacını doğurdu. Sanayici bir taraftan bu kur yükü ile uğraşırken diğer taraftan bankalardan gelen kredi akışı bir anda durdu. Bu en büyük hataydı bence. Biz banka krizi yaşamamış gibi dursak da bankaların kendini koruyor olması birçok şirketin sıkıntıya düşmesine sebep oldu. Güçlü olmayan, ihracatı olmayan bir sürü şirket konkordato ilan etti. Günün sonunda hammaddeyi peşin almak zorundayız. En büyük sıkıntılardan birisi bu. Diğer taraftan alacak sigortası şirketleri limit düşürmeye başladı. Hatta bazıları limitleri sıfırladı. Türkiye’nin sigorta limitleri kalmadı. Bu da büyük sıkıntı. Akreditif açma sorununu aştık. Ancak Türkiye’nin alacak sigortası limitlerinin tekrar açılması lazım. Bankaların kredi limitlerini biraz daha yukarıya doğru artırması lazım ki eski işlerimizi yapabilelim. İster istemez 3-4 yıl daha yurt içinde eski tonajlarda iş yapamayacağız gibi gözüküyor. Çünkü satın alma gücü çok geriledi. Bunun toparlanması zaman alacaktır.

Üniversite-sanayi işbirliğini de konuşalım biraz… Sizce üniversite-sanayi işbirliği neden istenilen ölçekte uygulanamıyor. Nelere ihtiyaç var?

Zamana ihtiyaç var. Çünkü bu bir eğitim, bir kültür sorunudur. Devlet, sanayi ve üniversitelerin beraber çalışması aslında bir süreçtir. Bunu hızlandıracak adımlar da atıldı. Özellikle Ar-Ge merkezleri sanayicinin üniversitelerle çalışmasını sağlayacak, sanayicinin nasıl Ar-Ge yapması gerektiğini öğretecek bir yapı oldu. Ama bu çok geç atılmış bir adım olduğu için zamana ihtiyaç var. Biz bugün Türkiye’de 4. Ar-Ge merkeziyiz ve kendi sektörümüzde ilkiz. Aslında sektörde birçok yenilikleri biz getirdik. Şu anda 35 kişilik bir Ar-Ge ekibimiz var. Hükümetin Ar-Ge merkezlerine bakış açısı doğru. Ancak işletme şeklinde hatalar olabilir. Bunlar düzelir ama bu merkezlerin başına Ar-Ge’yi iyi bilen, sanayiden gelen insanların konması lazım. Bir de yurt dışından Ar-Ge’nin nasıl yapıldığını bizlere öğretecek insanların getirilmesi lazım. Kayalar Kimya’nın hızlı büyümesinin temelinde bilmediğimiz şeyleri know-how transferiyle öğrenmemiz yatıyor. Bir işi öğrenmek, keşfetmek ve üretmek bir süreç alıyor. Bu süreçleri bizim kısaltmamız lazım.

2012’deki yangından sonrasını konuştuğumuzda; Kayalar Kimya tam anlamıyla küllerinden doğdu diyebiliriz. Bu süreci nasıl deneyimlediniz? Bu deneyim size neler kattı?

Umarım bu kimsenin başına böyle bir yangın gelmez. Bizim sektörümüzde bu olabiliyor. Tedbir almanız bazen yetmiyor. Bizim sektörümüzde yangın tedbiri insanı kurtarmak adına alınır. Fabrikayı kurtarma şansınız maalesef yok. Biz tesisimizi 2005’te bu mantıkla kurmuştuk. Avrupa’daki fabrikalardan hiçbir farkı olmayan yegane tesislerden bir tanesiydi. Yangında fabrikayı kaybettik ve hiçbir insanımızın başına bir şey gelmedi. Bu bizim için mutluluk. Aslında en önemli öğreti bu. Aynı tesisi daha iyi bir şekilde yeniden kurduk. Ama bunu yaparken önce riskleri azaltmaya odaklandık. Bazı ürün gruplarını dışarıda üretmeye başladık. Buna şimdi de devam ediyoruz. Ama biz 60 ülkeye ihracat yapıyoruz. Bizim şirket dışında üretim yapmamız verimliliğimizi düşürüyor. Ancak risklerimizi azaltmak adına dışarıda üretiyoruz. Bu yangını nasıl aştığımıza gelince; bakış açımızı değiştirerek daha karlı ürünlere yöneldik. O dönemde 2011 sonunda yaklaşık 290 milyon TL ciro yapıyorduk. Yangının olduğu 2012’de ciromuz yaklaşık 329 milyondu. 2018 sonu itibariyle ciromuz 360 milyon TL’yi buldu. O dönemde yaklaşık 80 milyon ciromuzu karsız ürünlerden çıkaran bıraktık, daha karlı ürünlerde devam ettik. O günkü karlılığımıza göre bugün yaklaşık yüzde 30 daha yukarıdayız. Kar marjlarımız artınca finansman ihtiyacımız da azaldı. Yangının hemen ertesi gününde başlayan özverili bir çalışmayla tüm müşterilerimizin siparişlerini yerine getirdik. Müşteri kaybı pazar kaybı demektir. Biz bu zorlu süreci tek bir müşteri kaybetmeden aşmayı başardık.

Ürünlerinize baktığımızda hemen hemen hayatın her alanına dokunduğunuzu görüyoruz. Bunlar içerisinde amiral geminiz hangisidir?

Mobilya boyası ve verniğidir. Genç markasıyla mobilya boyası ve verniği üretiminde yaklaşık 42 yılı tamamladık. Onursal Başkanımız Yılmaz Kayalar’ın kurmuş olduğu tesisi biz devraldık ve bir yere getirdik. Sadece iç piyasaya ürün satarken bugün dünyanın her tarafına ürün ihraç eden bir firma haline geldik. Mobilya sektöründe Türkiye’de pazar lideriyiz. Cezayir, Türkmenistan ve Azerbaycan’da da pazar lideriyiz. İspanya’da fabrikamız var, İtalya’da depomuz var, Polonya’da ve Rusya’da ofislerimiz var. Bu ülkelerde çok yaygınız. İspanya’daki tesisimizde mobilya boya ve verniklerinde İspanya’nın önde gelen markalarından Gralsa adı altında üretim yapıyoruz. Çin’den Avusturalya’ya Hindistan’dan Dominik’e kadar birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Avrupa’da da tonaj anlamında da ilk 5’teyiz. Aslında ilk 3’teyiz ama garantici davranarak ilk 5’teyiz diyoruz. Kayalar Kimya’nın 2016 yılında sektöre kazandırdığı en yeni markası olan Woodsol ile de su bazlı dış mekan ahşap boya ve vernikleri üretiyoruz. Mobilya boyası ve verniğinde açık ara lideriz. İnşaat boyasına gelince; Almanya’nın 4’üncü en büyüğü Düfa markasını Türkiye’de ve 20 ülkede satın alarak yolumuza devam ediyoruz. Sanayi boyaları alanında Güney Kore’li Noroo firması ile Genç Noroo markası altında endüstriyel boya üretimi yapıyoruz. Kayalar Hammadde, Türkiye’de gıdadan tekstile, otomotivden ilaç sanayiine kadar pek çok sektöre hammadde tedariki sağlıyor.

Peki, biraz da istihdamınızı konuşalım. Bugün Kayalar Grup olarak toplamda istihdamınız nedir?

Şu anda 246 kişiyiz. Dışarıda yeme, içime, lojistik ve servislerle baktığımız zaman bu sayı 286’ya çıkıyor. Bizim avantajımız otomasyon. Bu nedenle personel sayısını artırarak değil, otomasyonu artırarak iş yapıyoruz. Bu da bizim hem verimliliğimizi hem de ürün standardımızın hep aynı kalmasını sağlıyor.

Son olarak yabancı ticari evliliklere bakış açınızı öğrenmek isteriz… Biz 2000’li yıllar öncesinde çok uzun bir dönem yabancı dostlarımızla ve arkadaşlarımızla hep çalıştık. Bu çalışmalar içinde know-how da vardı. 2000’li yıllarda ise önce İtalyan bir firmayla ortaklık yaptık, sonra ayrıldık. Dünya genelinde 9 fabrikası bulunan Alman Meffert AG ile 2005 yılında ortaklık anlaşması yaparak Düfa boyalarını Türkiye’de üretmeye başladık. 2009 yılında bu ortaklığın tüm haklarını satın alarak Kayalar-Meffert AG şirketinin tek sahibi olduk. Güney Kore’nin en büyük firmalarından biri olan Noroo Paint ile 2012 yılında gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklık ile Genç Noroo markası altında endüstriyel boya üretimine başladık. Ortaklığımız yüzde 50-50 devam ediyor. Ayrıca grup şirketimizin yüzde 35’i de Bancroft Private Equity yatırım fonuna ait. Özetle; biz yabancılarla ticari ortaklık kurmaya Türkiye’de birçok firmadan evvel başladık. Elbette her ortaklığın avantajları ve dezavantajları vardır. Ama biz ortaklıklardan hep fayda gördük.