RÖPORTAJ — 8 Mayıs 2019 at 15:06

DENİZLİ ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ DERYA BALTALI: YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞMESİ İÇİN YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ!

by

 

Ülkenin yakıcı sorunlarından olan işsizliğin çözümü için yatırımların artması gerektiğini dile getiren Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Baltalı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı, yatırım ortamının iyileşmesi ve ekonominin büyümesi için de yapısal sorunların çözülmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Tekstil ve konfeksiyon sektörünün önemli üretim merkezlerinden birisi de Denizli. Ekonomide yaşanan sorunların sanayicileri giderek daha da zorladığı Denizli’de sanayicinin nabzını tutmak için Denizli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Baltalı Grup Yönetim Kurulu Başkanı Derya Baltalı ile bir araya geldik ve ekonomi gündemini ve Denizli sanayisinin sorunlarını konuştuk.

 

Hükümetin, son dönemlerde çıkarmış olduğu yeni ekonomik program başta olmak üzere, sanayicinin motive edilmesi için attıkları adımları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son dönemde birçok ekonomik program ortaya kondu. Fakat ortaya konan ekonomik programların konfeksiyon sektörüne, emek yoğun sektörlere çok büyük bir faydası olmadı. Siz de biliyorsunuz şimdiye kadar herhalde 10-15 tane ekonomik paket açılmıştır. Bu ekonomik paketlerden elle tutulur olanlar istihdamla ilgili teşviklerdir. Ama organize sanayi bölgelerinin, özellikle Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nin yaşaması, yatırım yapılabilmesi için sektörlerin, özellikle de emek yoğun sektörlerin ciddi bir şekilde ele alınacağı toplantılar yapılması lazım.

 

2005 yılında yürürlüğe giren 5084 Sayılı Teşvik Kanunu’na kadar Organize Sanayi Bölgesi’nin durumu görece daha iyiydi. O yasayla Türkiye’de 49 ile teşvik verildi. Denizli gelişmiş bir il sayılarak 2. Bölgeye girebildi. Bizim dışımızda o dönemde bazı illerde bir gelişme yaşandı. Eğer bize bu imkan tanınsaydı Denizli sanayisi bugün uçardı. İhracatını belki 6,6 milyar dolara çıkarırdı. Son 10 yıl içerisinde istihdam rakamı değişmedi; 26 binde kaldı. O günden bugüne ilave olan fabrika sayısı 15-20’yi geçmez. Oysa bölgemiz desteklenmiş olsaydı, burada gördüğünüz bütün sanayi firmaları Çardak Organize Sanayi Bölgesi’nde yer almış olacaktı. Orada işlerini büyüteceklerdi, yeni sektörlere gireceklerdi. Diğer taraftan aynı 2005 yılında tekstil-konfeksiyon sanayimizin hitap ettiğimiz pazarlarda, özellikle Avrupa’da Çin’e uygulanan kotalar kalkmıştı. Bu da olumsuz etki yarattı.

 

Özetle; bugün verilen istihdam teşvikleri burada bir değerdir. Ama mevzuat karışık… Uygulamanın sadeleştirilmesi gerekir. Bunun dışında bu bölgelere verilen önemli bir yatırım teşviki yok.

 

Türkiye, ekonomik büyümeyi sağlamak ve istihdamı artırmak için nasıl bir çıkış yolu bulabilir sizce?

Bunun için bütün sektörlerin masaya yatırılması gerekiyor. Öncelikle ifade edeyim; Türkiye, konfeksiyon sanayisini bırakıp gidemez. Konfeksiyon hemen hemen cari fazla veren bir sektördür. Öte yandan Türkiye’nin ortalama eğitim seviyesi 7 yıl. Bu eğitim seviyesindeki bir ülkenin ileri teknoloji üretecek konumda olması beklenemez. Önümüzdeki 4,5 yıl seçim yok. Bu sektörlerin hepsi için birkaç ay içinde birer rapor hazırlanıp yol haritası ortaya konursa bir çıkış yolu bulunabilir. Türkiye’de ortalama gelir son 10 yılda 10.500 dolardan seviyesinden 9.600 dolara düştü. Orta gelir tuzağında sıkıştık kaldık.

 

Peki, STK’ların ekonomideki etkin yapıları konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Sivil toplum örgütleri ve başındakiler politize oldular, doğruları tam anlamıyla söyleyemiyorlar. En büyük sorun burada.

 

Diğer taraftan birçok bakanımız sağ olsunlar ziyarete geldiklerinde hepimiz devlet görevlisi olarak onlarla açılışlara gidiyoruz. Ama bizim işimiz bu değil, bizim işimiz sanayi. Biz bunlara vakit ayırırsak kendi işimizi yapacak vakit kalmıyor. Artık biz o yüzden diyoruz ki: Oralarda bulunmayalım, politize sistemin içinde olmayalım. Doğruyu söylemeden birilerinin doğruyu öğrenmesi mümkün değil. Her geçen gün işsizlik artıyor. Özellikle okuldan mezun olmuş genç işsizlik oranı artıyor. Buna ilişkin rapor hazırlayıp yetkililere iletiyoruz. Ama kimse gerçekleri, olumsuzlukları duymak istemiyor. O yüzden STK’lar iyi şeyleri söylüyorlar.

 

Sürdürülebilir ekonomi modeline sizce nasıl geçebilir Türkiye?

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne “Herkes bir işçi alsın; 1,5 milyon insan istihdam edilir, o zaman işsizlik azalır” demekle olmuyor. Biraz önce anlattığım dertlerin veya Türkiye ekonomisinin büyümesi için yapısal sorunların halledilmesi lazım. Türkiye’nin 2003’ten bugüne sayısız seçim geçirdi. Bir kere bundan bir uzaklaşmamız gerekiyor. Siyasi konjonktürde tekrar birbirimizi kucaklamamız gerekiyor, yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekiyor, Avrupalının gözünde bizim statümüzün yükselmesi gerekiyor. Bunun için de Avrupalı gözetmenlerin bize yol gösterdiği konuları süratle düzeltmemiz lazım. Bunların başında da hukuk geliyor. Hukuka inanmamız gerekiyor, güvenmemiz gerekiyor. İnsanlar düşüncelerini serbestçe söyleyebilmeli.

 

Denizli’de ekonomi neden böyle gidiyor? Neler yapılması gerekiyor? Bunları yapmak çok basit… Her şeyden önce sanayici dinlenmeli. Bu ülke benden daha fazla yatırım yapmamı istiyorsa, bu bahsettiğim hadiselerin süratle iyileştirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi gerekiyor. Dolar devamlı zikzak içinde. Merkez Bankası rezervleri iniyor, çıkıyor. Ekonomi stabil olmalı. Dünyada 5 kırılgan ekonomi içinde ülke parası Dolar karşısında en fazla değer kaybeden ülkeyiz. Turizm önemli bir döviz sağlayıcı sektördür. Sanayide ise otomotiv ve kimya sektörünün ardından tekstil-konfeksiyon sektörü gelir. Bu sektörlere iyi bakılması gerekiyor. Sektörümüz emek yoğun yapısıyla en çok istihdam sağlayan sektörlerden biridir. Döviz kurundaki dalgalanma yanında finans sektöründe yaşanan sıkıntılar da sanayicinin finansa erişmesini engelledi. Bu da yatırımlarda düşüşe yol açtı. Tüm bu sıkıntılar içinde üretmeye çalışan sanayici yeterince desteklenmiyor, takdir edilmiyor.

 

Biraz da sanayici olarak sizi ve grubunuzu konuşalım isterseniz…

Ben 1951 Aydın doğumluyum. İnşaat mühendisiyim. İstanbul’da yaşıyorum, Denizli’ye yıllardan beri uçakla gidip geliyorum. Orada da ofisim var. Ben 1980-1991 yılları arasında Sultanhamam’da toptan pamuk iplik ticareti yaptım. Ama o ticaretin yeterli olmayacağını düşünüyor, sanayiye girmek istiyordum. Burada kökten Babadağlı sanayici olan kayınpederimin iplik ticareti paralelinde mühendisliği bırakıp iplik ticaretine geçtim.

Biz grup olarak yaklaşık olarak 110 milyon dolar ihracat yapıyoruz. Toplamda 2 bin 500 çalışanımız var.

 

Baltalı Grup bünyesinde ilk olarak Hürsan Havlu 1991 yılında Denizli de kuruldu. 40.000 m² alan üzerinde ve 800 çalışanıyla, tam entegre bir fabrika olarak hizmet veriyor. İplik imalatı, dokuma, örme, boyama ve ürünlerin konfeksiyonu da kendi bünyemizde yapılıyor. Nakış bölümümüzde pul işleme ve organze aplikeli veya lazer kesimli çalışmalar da yapılıyor. Üretimimiz, temel olarak her türlü Havlu ve Bornoz imalatı üzerinedir. Paspas ve mutfak ev tekstili ürünleri, ev ve plaj kıyafetleri ürünlerinin de imalatını yapmaktayız. Deniz Tekstil ise 1994 yılında kuruldu. Deniz Tekstil; İplik, Örgü, Baskı, Boyahane ve Konfeksiyondan oluşan entegre bir tesis olarak çalışmalarını 50.000 metrekaresi kapalı, toplam 90.000 metrekare alanda 875 çalışanıyla sürdürüyor. Bunların dışında tekstil sektöründe Intermondial, Seasoul, Nadd, Royal Tekstil, Baveno, Moderya şirketlerimizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

 

Gayrimenkul sektöründe ise Batı Ege ve Kuzey Deniz firmalarımızla faaliyetteyiz. Batı Ege Gayrimenkul Yatırım, Deniz Tekstil ve Sinpaş Yapı’nın ortaklığında kuruldu. Ortaklaşa yürüttüğümüz Aqua City Denizli projesinde 1.200 konutu teslim ettik.

 

Enerji sektöründe de; Denizli’nin Honaz ilçesinde kurduğumuz Salbakos Güneş Enerji Santrali üretime başladı. Piramid Petrol şirketiyle de akaryakıt dağıtım sektöründe faaliyet gösteriyoruz. Bunlardan başka, tarım ve tarımsal lojistikte; Batı Ege Tarım, turizmde; Salbakos Hotel, dış ticarette; Alper Dış Ticaret, sigorta sektöründe; Atadeniz Sigorta ile faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

 

Toparlayacak olursak, son mesajınızı da almak isteriz…

Ben işimi severek ve isteyerek yapıyorum. Bu sıkıntılara rağmen enerjimiz ve çalışma saatlerimiz de yüksektir. Çalışanlarımızla konuşsanız, onlarla içtenlikle muhabbet etseniz, o zaman enerjiniz daha çok yükselir. Bize en çok enerji veren çalışanlarımız oldu.