RÖPORTAJ — 8 Mayıs 2019 at 15:03

GAMATEKS YÖNETİM KURULU BAŞKANI OSMAN AYDINLI: VERİLEN TEŞVİKLER SUİSTİMAL EDİLMEMELİ!

by

 

Gamateks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Aydınlı, “Ülkemizde ne yazık ki, teşvik kullanımında suistimaller yaşanmakta. Verilen teşviklerin yatırıma, üretime dönüşüp dönüşmediğinin devlet tarafından daha iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Bu olursa başarı gelir ve tam bir üretim üssü olabilir Türkiye” dedi.

 

Gamateks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Aydınlı daha lise yıllarında ihracat yapmayı kafasına koymuş tutkulu bir girişimci. İlk ihracatını 1978 yılında yapan Aydınlı, tekstil üretimine ise 1985 yılında başlamış. Gamateks ülkemiz tekstil sektöründeki başarısını İSO ilk 500 firma listesinde yer alarak sürdürüyor. Gamateks’in başarısını ve hedeflerini Osman Aydınlı ile konuştuk.

 

Gamateks’in kuruluş aşamasından bu yana gelişimini anlatabilir misiniz?

Ben Gamateks’i lise yıllarında hayal ettim. Ben 1963 yılında lise mezunuyum. Lisede okurken ihracatçı olmak istiyordum. Bu hayalimi gerçekleştirmek için uzun müddet çabaladım. 1970 yılında Atatürk Üniversitesi İşletme fakültesini bitirdim. Üniversiteden mezun olduğum yıllarda Türkiye’den, özellikle Anadolu’dan ihracat yapmak çok zordu. Mezuniyetimin ardından Ankara’da 1,5 yıl süren bir memuriyet dönemim oldu. Sonrasında Denizli’ye geldim ve bir seyahat acentesi kurdum. Suudi Arabistan’a hac organizasyonu yaptım. O iş vasıtasıyla tanıdığım insanlar oldu. Onlarla kurduğum ilişkiler sonucu Suudi Arabistan’a gıda ürünleri ihraç ettim. İlk ihracatı 1978 yılında gerçekleştirdim. Böylece Denizli’de ilk ihracatı ben yapmış oldum. Çeşitli illerden kuruyemiş ürünlerini alıp Denizli’de ambalajlayıp ihracat yapıyordum. Böylece küçük de olsa bir birikim yaptım.

 

O dönemde imkanlarım sınırlı olduğu için Avrupa’ya ihracatı düşünemiyordum. Denizli’de 4-5 sene tekstille uğraştım ama iyi sonuçlar alamadım. Derken, bir tır almak için Almanya’ya gittim. Oradan Hollanda’ya geçtim. O dönemde yeni yeni Türk bakkalları vardı Almanya’da, Hollanda’da. Bir depo ve birkaç araba alıp organizasyon kurmayı düşündüm. İkinci gidişimde Denizli’den bornoz, havlu numunesi götürdüm. Orada bir yakınım aracılığıyla mağazalar zinciri olan Vroom&Dreesman’dan randevu aldım. Numunelerimi bıraktım. İki bin adet bornozu Hollanda’da hazırsa almak istediklerini söylediler. O siparişi yerine getirme şansım olmadığı için girişimim sonuçsuz kaldı. Aradan üç ay gibi bir zaman geçtikten sonra Bayramyeri’ndeki ofisime bir avukat geldi. Bu avukat, Vroom&Dreesman mağazaları ile iletişimi olan bir Türk’ün kardeşiymiş. Vroom&Dreesman kartvizitimi o kişiye veriyor beni araştırması için. O da buradaki avukat kardeşini görevlendiriyor. Gelen avukat bu işi yapabileceğime ikna oldu. Önce numuneleri hazırlatıp ona teslim ettim. Ardından Vroom&Dreesman yöneticileri Hollanda’dan geldi. İstanbul’da anlaşmayı yaptık. Ben ilk defa bir tır havlu ve bornozu Hollanda’ya ihraç ettim. O firmayla 17 yıl çalıştık. O zaman benim fabrikam yoktu. Denizli’de de bu kadar fabrika yoktu.

 

Peki, ilk fabrikanızı ne zaman kurdunuz?

Hollanda’ya ihracat başladıktan sonra kurdum. Önce tekstil üretimiyle başladım. Ardından konfeksiyon üretimini de ekledim. 1995 yılında da boya-terbiye-baskı ünitesini kurarak faaliyetlerimizi iplik dışında entegre bir tesis olarak sürdürür hale geldik. Bizim için 2017-2018 iyi geçti. Turquality firması olduk. Turquality firması olunca Avrupa’da kendi markamızla kumaş satıyoruz şimdi. Firmamız hem kumaş hem nihai ürün satıyor şimdi. O nedenle bizim pazar sıkıntımız yok.

 

Pazarınız sadece Avrupa mı?

Evet, sadece Avrupa’ya ihracat yapıyoruz. Zaten bizim kapasitemiz ancak oraya cevap verebiliyor. Avrupa’da İtalya, Fransa, Almanya vs. birçok ülkeye ürün gönderiyoruz.

 

İtalya bugün yaratmış olduğu marka değerleriyle ekonomisini yönetiyor. Peki, biz bugün neredeyiz tekstil ve hazır giyim sektörü olarak?

Bizler iyi yerdeyiz. Tabii ki marka yaratıp katma değerli üretim yapmak lazım. Ama bugün gene de katma değerli ürün sattığımızı söyleyebiliriz, kumaş olarak.

 

Sektörünüz katma değerli ürün konusunda yol almaya yeni mi başlıyor sizce?

Bugüne kadar sektör katma değeri dikkate almadan çalıştı. Yıllar içinde işi öğrendi. Şimdi Avrupa’nın ne istediğini biliyoruz. Eskiden fabrika yaparken, müşteri odaklı yapamadık. Kendi bildiğimiz gibi yaptık. Ama artık müşterinin isteğine göre fabrika yapmak lazım. Bunu yaparsan iş buluyorsun. Ayrıca, Türkiye lojistik açıdan çok önemli bir avantaja da sahip. Türkiye olarak, tekstilin ana dallarında yatırım yapmak gerekiyor.

 

Nedir bu ana dallar peki?

Mesela kumaş… Kumaşta Uzakdoğu ile tam rekabet edecek seviyede değiliz. Boya terbiye, baskı teknolojisi konusunda yeteri kadar rekabetçi değiliz. Bunlarla ilgili yatırım yaparsa, çeşitlilik arz eden işlere girerse Türkiye gelecekte tekstilde çok şansı olan bir ülke.

 

Kayıtlı ekonomiye geçiş noktasında Türk tekstilinin bugünkü durumu nedir?

İhracat yapan her kişi, her şirket kayıtlıdır. Başka şansı yok, başka yolu da yok zaten. Biliyorsunuz istihdam günümüzde çok önemli. Bence doğu ve güneydoğu illerine verilen teşviklerin devam etmesi gerekiyor. Biraz da yetişmiş iş gücünü artırmak ve istihdamı iyileştirmek için devlet öncülüğünde bir model yaratmamız lazım. Çünkü bugün tekstilde yetişmiş eleman açığı çok büyük. İstihdam artınca hem ihracatımız artar hem de kanayan yaramız solar.

 

Bildiğimiz kadarı ile Batman’da da üretim tesisiniz var. Doğu ve Güneydoğu da iş yapmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Aslında Doğu da olmak, Batı da olmak diye bir şey yok, sadece uzaklık var. Şimdi artık Doğu da yatırım yapmak için gidiliyor. Mesela şu anda Batman OSB’de yer yok. Batman’da çalışan işçiler hep Batmanlı. Onun için bence, Doğu ve Güneydoğu da yatırımı artırırsak hem İstanbul’un yükü azalır, hem de göçü tersine çevirmenin yolu açılır. Kalkınmaya yerelden başlamak lazım. Yerelde ne üreteceğini bilip onu ticarileştirmek lazım ki, orada istihdam artsın. Biz bunları yaparsak üretiriz, Anadolu kendi kendini besler. Bugün Doğuya yapılan yatırımlarda artış var. Özellikle 6. Bölge teşviklerinde genişleme var. Şimdi Karadeniz’de de daha çok yatırım yapılıyor.

 

Yatırım teşviklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

TL’deki değer kaybından sonra fiyatlarımız rekabet edilir hale geldi. İstenen kalitede üretim yaparsak Türkiye’nin tekstil, konfeksiyon ihracatında patlama olur. Ancak verilen teşviklerin yatırıma, üretime dönüştüğünün devlet tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Bu olursa başarı gelir. Tam üretim üssü olabilir Türkiye, olması da gerekir.

 

Denizli’de yeni kurulan Çardak Organize Sanayi Bölgesi’ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çardak OSB, aslında sadece Denizli için değil Türkiye için bir şanstır. Ama yeterince tanıtılamadı. Zaman içinde çok gelişeceğini düşünüyorum. Orada belki farklı bir sektöre teşvik verilebilir. Tekstille, modayla ilgili çalışmalar yapılabilir mesela.