RÖPORTAJ — 8 Mayıs 2019 at 15:16

İSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ERDAL BAHÇIVAN: SADECE ÜRETMEK YETMİYOR!

by

 

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Yerli üretim bir dans ise evrensel standart ve kalite ölçüleri de bu dansın müziğidir. Yerli üretim dansını, evrensel standart ve kalite ölçülerini içeren müzik eşliğinde yapmak günümüzün dünyasında artık hepimiz için artık bir zorunluluk” dedi.

 

Bahçıvan, İSO tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde “yerlilik” temasıyla düzenlenen İSO 14. Sanayi Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, 80’li yılların sonunda iki kutuplu dünya düzeninin sona ermesinden, 2008’deki küresel ekonomik krize kadar uzun süren çarpık bir küreselleşme sürecine hep birlikte tanıklık edildiğini, finansın öne çıktığı, üretimin geri plana itildiği bu dönemde küreselcilik kavramının yükselen değer olduğunu dile getirdi.

 

Bununla birlikte gölgesinde “yerelin” ve “yerliliğin” yeşeremediği globalizmin artık sorgulanmaya başladığına dikkati çeken Bahçıvan, “Bir Afrika atasözü, ‘Yolunuzu bulmak için bazen kaybolmanız gerekir’ diyor. Bugün artık üretimin dünya genelinde ve Türkiye’de yeniden önemsenmeye başladığı, doğru yola yeniden girildiği bir süreçteyiz.” diye konuştu.

 

İSO olarak üretime dayalı ekonomiye önem verirken, çalışmaları ve projeleri Türkiye’nin güçlü bir endüstri ülkesi olması hedefiyle sürdürdüklerini aktaran Bahçıvan, “Bu çalışmalarımız kapsamında, ‘Yerlisi varken, neden ithal edelim?’ diyerek, yerli üretimi ve yerli ürün kullanımını desteklemek en öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Türkiye’de bir zamanlar Yerli Malı Haftası ile yerli üretim ve yerli malı kullanımı teşvik edilirdi. Bu anlayış çarpık küreselleşme sürecinde maalesef unutuldu. Dünyada rüzgar bugünlerde korumacılık ve ticaret savaşlarından yana eserken, unutulan bu anlayışın ülkemizde de yeniden hatırlanmasından daha doğal bir şey olamaz.” ifadelerini kullandı.

 

Erdal Bahçıvan, kamu ve özel sektör projelerinin alımlarında yerli ürünlerin tercih edilmesinin ve yerli sanayinin desteklenmesinin, birçok sektörde dışa bağımlılığı azaltacağına işaret etti. Bu yaklaşımın milli gelir, istihdam, ödemeler dengesi ve Türkiye’nin uluslararası rekabet gücü üzerinde de olumlu etkiler yapacağını belirten Bahçıvan, ” ‘Ne kadar üretirsen o kadar güçlüsün.’ Bu güç tanımlaması, dünyanın en önemli gerçeklerinin başında geliyor. Elbette ki sadece üretmek yetmiyor. ‘Nasıl bir üretim?’ sorusuna vereceğimiz yanıt da günümüzün acımasız rekabetçi dünyasında büyük bir önem taşıyor. 21. yüzyılın dünyasında ihtiyaç duyduğumuz üretim; yüksek katma değerli, ileri teknolojiye dayalı, kaliteli, verimli, güvenli, çevreye duyarlı, dışa bağımlılığı azaltan, dünya standartlarına uygun bir üretimdir” dedi.

 

Dünya pazarlarında rekabet edebilen güçlü bir Türkiye’nin sadece sanayicilerin değil bu topraklarda yaşayan herkesin ortak hayali olması gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, şöyle devam etti: “Bunun için, üretimde yapısal bir dönüşüm ve sıçramayı başta siyasi otoritenin desteği ve teşviki olmak üzere tüm paydaşlarımızla birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor. Geliştireceğimiz Ar-Ge kapasitesi, patent sayımız, bilgi ve enformasyonu etkili kullanabilmemiz, sosyal sermayemiz ve insanımızın niteliği; üreteceğimiz ürünün kalitesini de belirleyecektir. İnsanı odağına alan, bütünsel kalkınmaya dayalı, temelden ve kapsamlı bir dönüşümü hedeflememiz gerekiyor. Böylesi bir üretim anlayışı, İSO olarak savunduğumuz yerli üretimin tanımını da ortaya koymaktadır. Bu tanım aynı zamanda ithal ürün hayranlığı ile yerli üretim fetişizmi arasında yaşadığımız sıkışmayı aşmaya yönelik yöntemi göstermesi açısından da çok önemlidir.”

 

İSO olarak yerli üretimi ve yerli ürün alımını “yerel” ile “evrensel” arasındaki denge ve uyumu gözeterek savunduklarına da değinen Bahçıvan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir başka ifadeyle, milli olanın içe kapanmaya doğru dönüşmesi, evrensel olanın da yereli yutmaya doğru dönüşmesi gibi bir risk ve tehlike karşısında her ikisini de içeren ‘Küyerel’ veya ‘Glokal’ şeklinde bir yaklaşımı savunuyoruz. Hepimizin malumu olduğu üzere, dansta müziğe uymayanın ayağına basarlar. Yerli üretim bir dans ise evrensel standart ve kalite ölçüleri de bu dansın müziğidir. Uzun sözün kısası; yerli üretim dansını, evrensel standart ve kalite ölçülerini içeren müzik eşliğinde yapmak günümüzün dünyasında hepimiz için artık bir zorunluluk.”

 

“BİLİŞİM TEMELLİ YENİ EKONOMİYE KAYITSIZ KALAMAYIZ”

 

Dijital devrim nedeniyle bütün endüstrilerde üretim şekillerinin değiştiğini söyleyen İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Bilişim temelli yeni bir ekonomi doğuyor. Paradan para kazanma dönemi miadını doldurdu. Hiçbir ülke, yeni üretim modelini ekonominin en önemli unsuru olarak görmeden küresel rekabette ayakta kalamaz. Dijitalleşme sayesinde üretimde yaşanacak yüzde 3’lük artışın, Türkiye ekonomisine 150-200 milyar dolar katkı sağlayacağı hesaplanıyor” dedi.

 

Erdal Bahçıvan, bu alanda insan odaklı anlayış ve işbirliği anlayışı gerekliliğine dikkat çekerek; “Dijital devrime dayanan yeni sanayileşme perspektifi, kalkınma stratejimizin merkezinde olmalı. Üretimde niteliği artırma zorunluluğuyla karşı karşıyayız. Başkalarının geliştirdiği teknolojiyle kalkınan bir ülke modeli yok. Yeni sanayi ve üretim ekosistemini, insan odaklı biçimlendirecek bir model için çok paydaşlı iş birliğine ihtiyaç var” diye konuştu.

 

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, dijitalleşme dolayısıyla bütün endüstrilerdeki üretim şekillerinin değiştiğini belirterek dijitalleşme sayesinde üretimde yaşanacak yüzde 3’lük artışın, Türkiye ekonomisine 150-200 milyar dolar katkı sağlayacağının hesaplandığını söyledi. Sanayideki dijitalleşmeyle birlikte üretim sistemlerinin yeniden oluştuğuna dikkat çeken Bahçıvan bugün dijitalleşmeyi sadece üretim hattının bir faaliyeti olmadığını aynı zamanda bir şirketin bütün çalışma ve süreçlerinin dijitalleşmesi olduğunu anlattı. Bahçıvan, bu yeni dönemin kendi kendini düzenleyebilen otonom üretim sistemleri vaat ettiğini ifade etti.

 

Bugünlerde “Dijital ekonominin yakıtı veridir” ve “Veri yeni petroldür” sözünü de sık sık duyduklarını hatırlatan Erdal Bahçıvan, verinin gerçekten de önemli ve çoğu zaman yararlanılmayan bir kaynak olduğunu ve çoğu durumda yararlı olması için işlenmesi gerektiğini dile getirdi. Bu süreçte “Büyük Veri” olarak adlandırılan yeni dijital kaynaklar ortaya çıkarken, yapay zekaya sahip akıllı makinelerin kendi kendini geliştirmeyi öğrendiğine değinen Bahçıvan, sanayinin artık makinelerin makinelerle iletişim kurduğu bir aşamaya geçtiğini belirtti. Bahçıvan, akıllı ve bağlantılı ürün ve üretimin süreçleri müşteriyi, satıcıyı, üreticiyi, tedarikçiyi birbirine daha da yakınlaştırdığını ifade etti.

 

Bilişim temelli yeni bir ekonominin doğmakta olduğunu vurgulayan Erdal Bahçıvan, yeni çağın yarattığı yeni üretim ekosisteminde artık üretmeden büyümenin ve kısa yoldan zengin olmanın eskisi kadar kolay olmadığının altını çizdi. Bahçıvan, “Paradan para kazanma dönemi miadını doldurdu. Hiçbir ülke, yeni üretim modelini ekonominin en önemli unsuru olarak görmeden küresel rekabet koşullarında ayakta kalamaz. Bütün bu gelişmeler; dijitalleşme ile üretim süreçlerinin ve ürünlerin daha ‘akıllı’ hale geldiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

 

Üretim sürecindeki değişime dikkat çeken İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, fabrikaların da bu değişimin odağında olduğuna dikkat çekti ve tıpkı cep telefonlarının giderek akıllanması gibi fabrikaların da akıllandığını kaydetti. Bahçıvan, gelişmiş ülkelerde hızla yaygınlaşan “Akıllı Fabrika” teriminin bir kavram olarak literatürde yerini aldığını anlattı. Bahçıvan, diğer taraftan yapay zeka ve derin öğrenmenin geleceğin dünyasının en önemli rekabet alanlarından biri olmaya aday olduğunu kaydetti.

 

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan şöyle devam etti: “Sanayi ve dijitalin yarattığı yeni üretim ekosistemi perspektifini hayata geçirmenin en önemli unsurlardan biri, hiç kuşku yok ki Türkiye’nin de şekillenmekte olan yeni nesil sanayi anlayışını benimsemesi ve bu doğrultuda bir dönüşüme kendini hazırlaması gerçeğidir. O halde sormamız gereken soru şudur: Yeni sanayi çağına hazır olmak için neler yapıyoruz, hangi adımları atıyoruz? Çok net bir şekilde ifade etmek istiyorum: Dijital devrime dayanan yeni sanayileşme perspektifi, kalkınma stratejimizin merkezinde yer almalıdır. Teknolojide de tüketici değil, üretici konumda olmamız gerekiyor. Öyle ki tarih boyunca kendi özgün teknolojisini, kendi yerli teknik kapasitesini geliştirebilen ülkeler her alanda fark yarattılar. Başkalarının geliştirdiği teknolojiye bağımlı olarak kalkınan bir ülke modeli yok. Büyük hedeflere sahip, genç nüfusu olan bir Türkiye için çok şikâyetçi olduğumuz orta gelir tuzağını ve düşük büyümeyi artık kabul edilemez görüyoruz. O halde, Türkiye sanayide dijitalleşmeyi başarmış güçlü bir ülke olma yolunda üretimde niteliği artırma zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Yeni sanayi ve üretim ekosistemini, insanı güçlendirici ve insan odaklı şekilde biçimlendirmek için bir model oluşturulmalı. Çok paydaşlı; kamu, özel sektör, üniversiteler, bilim çevreleri, vb. iş birliklerine ihtiyaç var. Devlet ve kamu kurumları kadar biz sanayicilerin de kendi rollerini yerine getirmesi gerekiyor. Ülkemizi birlikte dönüştürmek için bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.”