RÖPORTAJ — 2 Temmuz 2019 at 22:56

Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü İlkin Yoğurtcuoğlu: LİMASOLBANK 80.YILININ HAKLI GURURUNU YAŞIYOR!

by

 

Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü İlkin Yoğurtcuoğlu; “80 yıllık geçmiş büyük bir gurur ve köklü geçmişimizden aldığımız güçle, gelecek nesillere onur duyacakları bir miras bırakabilmek için 2019 yılında da var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

 

 

Limasol Türk Kooperatif Bankası bu yıl kuruluşunun 80. Yılını kutluyor. Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesinde bir finans kurumu olarak önemli bir konumda bulunan Limasol Türk Kooperatif Bankası’nın tarihçesini, bugünkü faaliyetlerini ve gelecek hedeflerini Limasol Türk Kooperatif Bankası Genel Müdürü İlkin Yoğurtcuoğlu ile konuştuk.

 

Limasol Türk Kooperatif Bankası’nın 80 yıllık tarihçesini ve başarısının temelindeki ilkeleri özetle anlatabilir misiniz?

 

Tarihçemize geçmeden önce şunu ifade etmek isterim ki, Kıbrıs Türkünün en köklü kurumları arasında yer alan Bankamız 80. yılında ve tüm müşterilerimiz, hissedarlarımız ve çalışanlarımız bu mutluluğu paylaşmanın haklı gururu içerisindedir.

80 yıllık tarihçemizi özetle aktarmak gerekirse;  Bankamızın temeli; 1939 yılında İngiliz Koloni döneminde Limasol’da kurulan “Birinci Leymosun Ko-operatif İktisad Bankası” na dayanmaktadır ve sonrasında Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde, Otonom Türk Yönetimi döneminde, Kıbrıs Federe Türk Devleti döneminde ve nihayet Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti döneminde 5 farklı yönetim altında faaliyetlerine devam eden Bankamız herzaman seçkin kurumlar arasında yerini alarak, Bankacılık Sektörümüzün amiral gemilerinden birisi olmuştur. Hepsinden önemlisi bir de göç yaşadık ve Bankamız güneyden kuzeye göç ederek  faaliyetlerine devam etme başarısını gösterdi. 1974 savaşını müteakip ortaya çıkan göç aşaması haliyle çok önemli bir kırılma noktasıydı ve bu aşamada kendi özel eşyalarını güneyde bırakma pahasına arabalarında, bavullarında Bankamız evraklarını taşıyarak kuzeyde faaliyetlerimize devam edebilmemizi mümkün kılan o dönemin Yöneticilerine bu vesileyle bir kez daha şükranlarımızı aktarır, sonsuzluğa uğurladıklarımızı da rahmetle anarım. Kurulduğu dönemde Limasol ve bölge halkına hizmet eden Bankamız göç sonrası Limasol Türklerinin kuzeyde çeşitli bölgelere yerleştirilmiş olmasından hareketle şubeleşme yoluna gitmiş ve haliyle tüm Kıbrıs Türklerinin bankası olmuştur. Günümüzde KKTC Bankacılık Sektörü Kamu Bankaları, Özel Sermayeli Bankalar ve Şube Bankaları olarak 3 gruba ayrılmış durumda ve bankamız Özel Sermayeli Bankalar grubunda yer almakta olup, aktif büyüklük bakımından, toplam 21 banka arasında orta sıraların üzerinde bir konumda bulunmaktadır. Yaklaşık 20,000.  Hissedar sayısından kaynaklanan tabana yaygın hissedar yapısı yanında, Kooperatifçilik ruhuyla hareket eden ancak bankacılık kural ve ilkelerini de eksiksiz uygulayan Limasol Bankası bu yapısıyla bankacılık sektörümüz içerisinde kendine münhasır bir konumdadır.

Başarımızın temelini oluşturan ilkelerimizi özetle aktarmak gerekirse; Temel ilkelerimizden biri daima iyi ahlaklı ve dürüst Banka ve Bankacılar olmak. Limasol Bankası için iyi Banka olmak demek, çalışanları, hissedarları, müşterileri ve toplumu için iyi olmak demek. Dolayısıyle Bankamızı uzun vadeli hedeflerine taşıyacak teknoloji ve insan kaynakları yatırımlarımız herzaman Bankamızın yatırım programının esasını teşkil ederken, “bizler için herşey sadece rakamlardan ibaret değildir” ve bu anlayışımızın bir yansıması olarak içinde yaşadığımız topluma ve sosyal çevreye verdiğimiz değer de her zaman önceliklerimiz olacaktır. Çünkü müşterilerimiz ve diğer paydaşlarımızla uzun soluklu ve sağlıklı bir ilişki içerisinde büyümek bizim için çok önemlidir.

Pek tabii ki değişim kaçınılmazdır. Günümüzde müşteri ihtiyaçları ve kullanım alışkanlıkları da evrilmeye devam etmektedir. Zaten bu sebepledir ki; bugünün Limasol Bankası dünden daha yeni, daha dinamik ve daha iddialıdır. Ancak biz temel değerlerimizi değiştirmeden hissedarlarımız, müşterilerimiz, çalışanlarımız ve tüm paydaşlarımızla değer yaratmaya devam edeceğiz ve müşterilerimizin hayatlarını kolaylaştırabilmek için emek vereceğiz.

 

Bütün bunları yapabilmek ve güvenli bir gelecek için; İhtiyatlı olmak, öngörülebilir olmak ve tutarlı olmayı sağlarken bizim 5 tane temel taşımız vardır. Vizyon sahibi Üst Yönetim, Teknolojik gelişim, kaliteli insan kaynağı, güçlü marka değeri ve uzun vadeye odaklanan anlayışımız.

 

Bundan sonra KKTC bankacılık sektöründe nasıl bir konumlanmanız olacak?

 

Herşeyden önce Bankamızın vizyonu;  KKTC’nin tartışmasız Finans lideri olmak. Dolayısıyla bütün yaptıklarımız, yapacaklarımız ve bankamızın konumlanması da bir anlamda bu maksada da hizmet etmelidir.

Hal böyleyken dünyada genel olarak bankacılıkta dijitalleşme önem kazansa da ülkemizde bankacılık,  halen müşteri sadakatinin yüksek olduğu bir sektör. Bu sebeple Limasol Bankası olarak bizler risk odaklı ve sermaye tabanlı çalışmalarımızı yoğunlaştırmak yanında, önceki sorunuzda da değindiğim üzere, Bankamızı uzun vadeli hedeflerine taşıyacak teknoloji ve insan kaynakları yatırımlarımız herzaman Bankamızın yatırım programının esasını teşkil ederken, içinde yaşadığımız topluma ve sosyal çevreye verdiğimiz değer de her zaman önceliklerimiz olacaktır. Diğer taraftan müşterilerimizin tüm bankacılık faaliyetlerinde ilk akla gelen banka olmayı başararak, sürdürülebilirliği sağlamak ve hız, esneklik ve samimiyeti önceliklendirmek suretiyle hizmette farklılaşarak sektördeki payımızı daha da artırmayı planlıyoruz.

Hizmetleriniz ve ürünleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

Özellikle girişimci ve KOBİ’lere sağladığımız olanaklarla çok sayıda yeni değerli müşterimiz olmuştur. Limasol Bankası sağladığı proje kredileriyle piyasadan hatırı sayılır bir talep görmüştür. Bugün, özel ve tüzel nitelik taşıyan müşterilerimize her türlü; finansal ürün ve hizmetleri sunmakta olan bankamız; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en eski ve en başta gelen finans kuruluşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bireysel Müşterilerimize yönelik olarak rekabetçi fiyatlar ve 10 yılı aşan vadeler temelinde oluşturulan kredi ürünlerimiz yanında proje kredileri, faiz destekli krediler, işletme kredileri ve hertürlü bankacılık hizmetlerimiz ile Kurumsal Müşterilerimize de hizmet sunmakta ve her kesime ihtiyaç duydukları ekonomik desteği sağlamaktayız. Hazine ürünlerimiz ile gerek bireysel gerekse de kurumsal müşterilerimize para piyasalarına kolay erişim imkanları sağlamaktayız. Dolayısıyle çeşitli kredi, mevduat, sigorta, uluslararası havale sistemi ve hazine ürünleri ile müşterilerimizin hayatlarını kolaylaştıracak tüm hizmetleri sunmaktayız. Bunların yanında KKTC’de bir ilki gerçekleştirerek sosyal sorumluluk bilincini kurumsal yapıya taşımak suretiyle kar amacı gütmeyen bir şirket olarak Limasol Sosyal Sorumluluk Kurumunu yıllar önce faaliyete geçirmiş olmamız bağlantılı sosyal sorumluluk projelerimiz yanında, Fatura Ödeme Noktaları gibi yenilikçi teknoloji yatırımları, geleceğin yöneticilerinin yetiştirilmesine yönelik MT Programları ve Limasol Bankacılık Akademisi yanında topluma ve sosyal çevreye verdiğimiz değerle sınırlı kalmadan, en önemli kaynağımız olarak kabul ettiğimiz personelimiz de kendilerine sağlanan sendikal haklar ve toplu iş sözleşmesi olanaklarıyla KKTC Bankacılık Sektöründe ayrışmaktadır.

 

KKTC bankacılık sektörünün genel durumu hakkında neler söylemek istersiniz?

 

KKTC Bankacılık Sektörünün öneminin daha iyi anlaşılabilmesi adına birtakım verileri GSYH büyüklüğümüz ile mukayeseli olarak sizlerle paylaşmakta fayda görmekteyim. Şöyle ki; Nisan 2019 itibarıyle yaklaşık TL 33 milyar seviyelerinde olan bilanço büyüklüğü takriben GSYH’nin 2.3 katı anlamında bir büyüklüğe denk gelmekte olup, diğer taraftan yine yaklaşık olarak TL 29.6 milyar mevduat ve TL 20.4 milyar kredi büyüklüğü sözkonusudur ki yine mukayeseli olarak baktığımızda krediler GSYH’nin 1.3 katı gibi,  mevduatlar ise GSYH’nin yaklaşık 1.8 katı gibi bir büyüklüğe denk gelmektedir. Diğer taraftan TL 3.4 milyar seviyelerine ulaşan Özkaynak büyüklüğüne sahip sektörde 21 Banka ve toplamda 230 şube ile hizmet verilmekte olduğunu ve 3.150 kişinin çalıştığını göz önünde bulundurduğumuzda Kuzey Kıbrıs ölçeğinde sektörün ne kadar önemli olduğu gayet açıktır diye düşünüyorum.

Bunlara ilaveten birtakım rasyolara da değinmekte fayda görmekteyim. Şöyle ki;

  • Mevduatın Krediye dönüşüm oranı son dönemlerde %70 seviyelerinde seyretmekte ve bu rasyo bir taraftan ülkemizde tasarruf fazlası olduğunu anlatırken, diğer taraftan da yasaların imkan verdiği ölçüde kredi kanallarının açık olması yanında, Likit aktiflerin toplam aktiflere oranının da %31 seviyelerinde olması ile birlikte okunduğunda aynı zamanda sektörün likit olduğunu da göstermektedir.
  • TGA dönüşüm oranı ise yaklaşık %5.4 seviyelerinde ancak TGA konumuna düşen kredilerin tahsilatının ülkemiz koşullarında çok geç mümkün olabildiğini düşünürsek, yılların birikiminin de sözkonusu olduğunu görmekteyiz ki bu gözle bakıldığında, günümüz koşullarında TGA dönüşüm oranının da oldukça makul seviyelerde olduğunu söyleyebiliriz.
  • Sektörün Sermaye Yeterlilik oranı ise son dönemlerde yaklaşık %18 seviyelerinde seyretmekte olup, yasal oranın %10 olduğu gözönünde bulundrulduğu zaman hayati öneme sahip bu rasyo bakımından da sektörün olabildiğince makul ve sağlıklı seviyelerde olduğunu görmekteyiz.
  • Öne çıkan karlılık rasyolarına baktığımız zaman ise sektörün Özkaynak Karlılığı’nın %25 seviyelerinde ve Aktif Karlılığının ise %2.23 seviyelerinde olduğunu görmekteyiz ki son derece regüle bir sektör olduğunu ve kayıt dışı işlemin sözkonusu olamayacağını dikkate aldığımız zaman sektörün makul oranda kar ürettiğini de söyleyebiliriz.
  • Ne yazık ki Bankalarımızın biraz önce değindiğim güçlü yönleri yanında birtakım önemli sıkıntıları da sözkonusudur. Bunları çok özetle detaylandıracak olursak; Ülkemizin içinde bulunduğu durum dolayısıyle yurtdışı kaynaklara erişim imkanımızın olmaması, yine bu sebeple yerel bankaların muhabirlik ilişkisi tesis edememesi ve sadece bazı TC Bankaları vasıtasıyle dünyaya açılım sağlayarak üçüncü ülkelere ödeme işlemleri gerçekleştirebilmesi yanında, yine çok önemli olan donuk alacakların tahsili bakımından adli ve idari çözüm yolları bağlantılı olarak yaşanan sıkıntılar ilk akla gelenlerdir.

 

Sonuç olarak; bankacılık sektörü gözardı edilemeyecek bir büyüklükte, KKTC ekonomisi ve istihdam açısından da çok önemli rol oynayan, finansal sağlamlık göstergeleri ile performans rasyoları kabul edilebilir seviyelerde ve ayni zamanda makul ölçülerde kar eden bir sektördür.

 

Sektördeki tahsili gecikmiş alacaklar sorunu bağlantılı özetle neler söyleyebilirsiniz ve bu soruna ilişkin çözüm önerileriniz nelerdir?

 

Önceki sorularda de değindiğim üzere sektörün TGA dönüşüm oranı % 5.4 seviyelerinde ve bu durum kredi kullanıcılara bir maliyet unsuru olarak yansıtıldığı gibi,  adli ve idari çözüm yollarındaki tıkanıklıklar ve/veya yetersizlikler dolayısıyle ayni zamanda bankaların kredi iştahını da köreltmektedir. Düşününüz ki 10 yılı, hatta 15 yılı aşkın süredir icra yoluyla satışı yapılması beklenen ipotekli mallar vardır ve adli ve idari çözüm yollarının tıkanmış olması nedeniyle Tahsili Gecikmiş Alacaklar konusu artık bankaların kendi iradeleri ile çözemeyeceği yapısal bir soruna dönüşmüştür ve bir ülkenin ekonomisinin gelişmesi için ticari anlaşmazlıkların erken ve adil çözümü çok önemlidir diye düşünüyorum.

Ne yazıktır ki bu gibi örnekler borç alacak ilişkilerinde derin yaralar açarak, güven bunalımı yaratıyor ve ülkemizde finansal istikrarın geleceği açısından önemli bir tehlike oluşturuyor.

Sonuç olarak bankaların da haklarını gözetecek uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesi elzemdir. Şöyle ki;

  • Mahkemelerimizde donuk alacaklar bağlantılı karar süreçlerinin hızlandırılması ve alınan kararların da hızlı şekilde icra edilebilmesine yönelik tedbirler alınmalıdır.
  • Halihazırda yürürlükte olan 29/2013 sayılı Borçların Yeniden Yapılandırılması yasası vb. birtakım yasal altyapılar, bankaların ana para alacaklarını bile ortadan kaldıran bir yapının ve haliyle sistemik bir riskin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyle ülkemizde finansal istikrarı tehdit etmekte olan bu gibi sorunlar bakımından da devletimizin gecikmeden önlem alması gerekmektedir.

 

Yerel bankalarla şube bankalarını rekabet açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Haksız rekabet söz konusu mu?

 

Şube Bankalarının sahiplik yapısı ve KKTC’nin tanınmamışlığı dolayısıyle yerel bankaların içinde bulunduğu durum temelinde, şube bankalarının birtakım avantajları vardır diye ifade etmekdoğru olacaktır diye düşünüyorum. Özetle belirtmek gerekirse KKTC bankacılık sektöründe yer almakta bulunan 21 banka her birimiz işlerimizi en doğru şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bankacılık ülkemizde tam rekabet koşullarının gerçek anlamda işlediği bir sektördür ve rekabet ortamı finansal sistemimizin en önemli artılarından birisidir. Nitekim herhangi bir finansal servis ya da finansman ihtiyacı duyan kişiler ve/veya firmalar faiz oranı, vade, finansal ürün seçeneklerinden kendisi için en uygun olanını seçiyor.

İşte tam da bu noktada yerel bankaların birtakım zorlukları ortaya çıkıyor. Şöyle ki; biraz önce sektörün genel durumu bağlantılı sorunuzu cevaplandırırken bir vesile ile değindiğim muhabir banka ilişkileri yerel bankalar açısından önemli bir dezavantaj. Çünkü yurtdışı muhabirimiz yok ve ancak Türkiye Bankaları üzerinden dünyaya açılabiliyoruz. Halbuki bizim mesleğe başladığımız 1980’li yıllarda bırakınız her ülkede yerel bankaların muhabir bankaları olmasını, birçok ülkede birden fazla muhabir bankamız vardı. Diğer taraftan Uluslararası Bankacılık ve Ödemeler Sistemine doğrudan entegre olamamak, IBAN kullanamamak, SWIFT üyesi olamamak, Visa/Master Card gibi uluslararası kartlı ödeme sistemlerinin doğrudan bir parçası olamamak, yurtdışı kaynaklara erişim imkanı olmaması gibi etkenler yerel bankalarımızın rekabet güçlerini önemli ölçüde zayıflatıyor. Bunun yanında örneğin bizim bankada toplam personelin neredeyse üçte biri Genel Müdürlük Birimlerinde yani bir anlamda Destek Birimlerinde görev yapmakta ancak Şube Bankalarında böyle bir yapılanma sözkonusu değildir, çünkü merkez yurtdışındadır. Buna bağlı olarak yerel bankalarda toplam faiz dışı giderlerin yaklaşık yarısı personel giderlerinde yoğunlaşırken, şube bankalarında ise personel giderleri toplam faiz dışı giderlerinin yaklaşık üçte birine denk gelmektedir. Dolayısıyla bu faktörler şube bankaları lehine yerel bankalar aleyhine ürün ve fiyat avantajı sonucu yaratmaktadır.

 

2019 yılı hedefleriniz nelerdir?

 

Finansal anlamda bu senenin ilk 6 ayı için öngördüğümüz hedeflere henüz Mayıs ayı içerisinde ulaştığımızı söyleyebilirim.  Ancak esasen bu yıl dengelenme, yeniden yapılanma ve stratejik planlarımıza bağlı kalarak bir taraftan içinde yaşadığımız toplumla birlikte büyürken bir taraftan da nice 80 yıllara sürecek bir miras bırakabilmek adına temellerimizi daha da güçlendirebilme çabası içerisinde olmayı hedefleyen bir anlayışla hareket etmekteyiz. Dolayısıyle pazar payımızı kaybetmeden, ancak teknolojik gelişim ve insan kaynakları bağlantılı yatırımlarımıza fazlasıyla odaklanarak şekillendirmeye çalıştığımız yapılanma çalışmaları bu yıl temel önceliklerimizdir. Diğer taraftan günümüz koşullarını gözönünde bulundurarak agresif bir büyüme hedefi yerine, kredi kanallarımızı kapatmadan gerek bireysel gerekse de kurumsal müşterilerimize yasaların ve piyasa koşullarının imkan verdiği her türlü desteği sağlamaya çalışıyoruz.

 

Son olarak şunu ifade etmek isterim ki; 80 yıllık geçmiş büyük bir gurur ve köklü geçmişimizden aldığımız güçle, gelecek nesillere onur duyacakları bir miras bırakabilmek için 2019 yılında da var gücümüzle çalışıyoruz.