RÖPORTAJ — 2 Aralık 2019 at 12:29

MEDIAMARKT TÜRKİYE SATINALMADAN SORUMLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ FARUK KOCABAŞ: 2020 PERAKENDE SEKTÖRÜ İÇİN DAHA İYİ BİR YIL OLACAK!

by

 

Ağustos 2018’de ekonomide başlayan zorlu sürecin geride kaldığını vurgulayan MediaMarkt Türkiye Satınalmadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Kocabaş, perakende sektöründe toparlanmanın başladığını, 2020’nin perakende sektörü için daha iyi bir yıl olacağını söyledi.

 

Elektronik perakendeciliğinde liderliğe oynayan MediaMarkt Türkiye, ekonomide yaşanan daralmaya rağmen yatırımlarını sürdürüyor, mağaza açmaya devam ediyor. Bu süreçte elektronik perakendeciliğinde yaşanan gelişmeleri ve MediaMarkt Türkiye’nin hedeflerini Satınalmadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Kocabaş ile konuştuk.

 

Öncelikle genel ekonomik duruma ilişkin yorumlarınızı alarak başlayalım…

Ben öncelikle perakende sektörüne değinmek istiyorum. Geçen sene Ağustos’un ortasından başlayan bir senelik zorlu dönemi geride bıraktık. Ağustos’un ortasında döviz kurlarında başlayan hızlı yükseliş ithal ürünlerin fiyatlarında büyük artışlara yol açtı ve pazar 2018’in sonuna doğru daralmaya başladı. Bu; üreticiler, dağıtıcılar, satıcılar açısından zor bir süreçti. Halk açısından da alım gücünün düştüğü bir dönem oldu. Bu yıl ise Ağustos ayından itibaren işlerin biraz açıldığını görüyoruz. 2019 yılının son çeyreğine kadar belli sektörlerde satış adetlerinin yüzde 30 – 40’lar seviyesinde düştüğünü görüyoruz. Ciroların ise ya sabit kaldığını ya da biraz düştüğünü görüyoruz.

 

Peki, bunu neye bağlıyorsunuz?

Bu, ürün fiyatlarının artışından geldi. Satış adedinden gelmedi. Daha az adedi daha yüksek fiyata aldığımız için pazar sabit kalmış gibi göründü. Ağustos ayından sonraki dönemde ise artık satış adetlerinin de arttığını ve pazarın da cirosal bazda çift hanelerde büyüdüğünü görüyoruz. Çünkü birincil olarak ertelenmiş talep realize olmaya başladı. Bu noktada tüm tüketici kesimlerini kastetmiyorum. Daha çok alım gücü olup da ekonomideki olumsuz gelişmelerden kaygılanıp satın almalarını erteleyen kesimden söz ediyorum. Orta kesimdekiler de ekonomik gelişmelere bağlı olarak tasarruf kararı alıp, alımlarını ötelediler.

İkincil olarak genç nüfus da ihtiyaçlarını gidermeye başladı. Bu kesimdeki hareketlenme ise yaz tatili döneminde başladı. Ama öncelikli harcama tatile yönelik olduğu için satın almaları şehre veya okul dönüş dönemi sonrasında gerçekleşti. O anlamda pozitif bir durum var. Müşteri sayılarında artış olduğunu görüyoruz. Özetle; bir yıllık zorlu bir dönemden sonra pazarda tekrardan bir toparlanma başladı. Bu, beklediğimiz bir durumdu.

 

Peki, döviz kurunun görece istikrar kazanması bu toparlanmada ne kadar etkili sizce? Bir korelasyon görüyor musunuz?

Tabii ki bir korelasyon var. Bence talebi kısa dönemde artıran ve azaltan unsurların başında döviz kuru geliyor. Aslında Türkiye pazarı, büyüyen bir pazar. Türkiye pazarı Avrupa pazarları içinde, farklı ekonomik enstitülerin beklentilerine, araştırmalarına baktığınızda, önümüzdeki 5 senelik projeksiyonda Euro bazında bile en çok büyüyecek ilk üç, ilk beş ülke arasına giriyor. Beklenmedik etkiler olmazsa Türkiye pazarı büyümeye devam edecek.

 

Tüketici alışkanlıkları ne ölçüde değişiyor Türkiye’de? Özellikle yeni nesil tüketici sizin satışlarınızı ne yönde etkiliyor?

E-ticaret hızlı bir gelişim içerisinde. Bizim açımızdan da e-ticaret önemli. Biz kendimizi e-ticarette avantajlı hissediyoruz. Aslında tüketici ihtiyacı olan ürünü en uygun şekilde almak istiyor. Böyle baktığımızda tüketicinin ihtiyacı olan ürünü mediamarkt.com.tr adresimiz üzerinden onlara sunuyoruz. İster oradan siparişini verebiliyor, isterlerse mağazamıza gelip ürünü deneyimleme olanağını da bulabiliyorlar. Ya da siparişini mobil uygulama üzerinden verip,  ürünü gün sonunda gelip mağazamızdan alabiliyor. Müşteriye istediğini, istediği anda sunabilmek önemlidir. Ama bunu nasıl sunduğunuz daha da önemlidir. Orada da deneyim devreye giriyor. MediaMarkt olarak biz de bu deneyimi sunuyoruz.

 

Geçtiğimiz günlerde Dijital Hizmet Vergisi yürürlüğe girdi. Bu sanırım mağaza perakendeciliğinin yoğun talebi yönünde çıkarıldı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Ben mağaza perakendeciliğinin böyle bir talebi olduğunu düşünmüyorum. Benim gördüğüm kadarıyla bütün dünyada bu tür uygulamalar var. En temel problemlerden birisi e-ticaretin sınırlanması. Eskiden ithalatta sınırlar belliydi. Her şey çok daha kontrollü bir şekilde yürüyordu. Teknolojinin gelişmesi ve sınırların ortadan kalkmasıyla bambaşka bir dünya oluştu. Önemli olan bu dünyanın kurallarını üreticiler, dağıtıcılar, tüketiciler ve devletler açısından doğru bir şekilde konumlayabilmektir. Bence bugüne kadar problemin hep çevresinde dolaşıyorduk. Bu probleme dokunulması güzel oldu. Elbet bu değişikliklerin her kesim tarafında artıları ve eksileri olacaktır.

 

Peki, e-ticaretin gelişmesinin mağaza sayılarını azaltacağı yönündeki beklentiler için neler söyleyebilirsiniz?

E-ticaret, aslında günün sonunda ticaretin bir şeklidir. Ben tüm dünyada perakendeciliğin geleceğinde mutlaka hem fiziki mekanların hem de dijital mekanların var olacağını düşünüyorum. Bunlar kaybolmayacaktır. Belki fiziki mekanlar yapılarını, fonksiyonlarını ve sundukları hizmetlerini değiştirecektir.

 

Pazardaki oyuncuların sürekli değişiyor olması tüketici nezdinde bir satış sonrası bir güven problemi yaratabiliyor. Ama sizin gibi perakendeciler sattıkları ürünün arkasında duruyor. Bu alandaki değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pazarda oyuncular değişiyor. Öyle bir endüstriyel dönemde yaşıyoruz ki olan hiçbir şey bizi şaşırtmıyor. Hem perakendeci hem müşteri olarak bunları gözlemledik. 2019 yılında iki yeni markayı tüketiciye sunduk. 2020 senesinde yine yeni cep telefonu markalarını tüketicilerimize sunacağız. Birileri piyasadan çıkarken birileri de giriyor. Bugünkü markalar belki 5 sene sonra olmayabilir, başka markalar olabilir. Tüketici bundan mağdur olmayacak. Çünkü bu markalar ülkelere yatırım yapan, ürünlerinin arkasında duran markalar. Buna ek olarak perakendeciler satış sonrası için güvence sunuyorlar. Müşteri deneyimi dediğimiz kavramın içinde satış sonrası deneyim de var. Biz MediaMarkt olarak her ay 20 binden fazla tüketicimizin cep telefonuyla ilgili sıkıntılarının ya bizim mağazamızda ya da üretici yetkili servisine göndererek çözülmesine yardımcı oluyoruz. MediaMarkt olarak satış sonrası hizmetleri, bu deneyimin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.

 

Son olarak; MediaMarkt özelinde 2019 yılı nasıl geçti? 2020 hedeflerinizi, öngörülerinizi özetler misiniz?

Tabii ki 2019, içinde bulunduğumuz koşullar dolayısıyla zorlu bir seneydi. Ama biz uzun dönemli verilere ve pazara bakıyoruz. Zorlu süreci atlattık. Önümüzdeki yılın daha iyi gideceğini tahmin ediyorum. Buna ek olarak MediaMarkt olarak 2019 senesinde yatırımı kesmedik; 8 tane mağaza açtık, tüketici kampanyalarını sürdürdük. 52 hafta boyunca yaptığımız kampanyalarla tüketicilere dokunarak, onların ihtiyacı olan daha iyi ürünleri, daha uygun çözümlerle sunmaya çalışarak, iyi bir tüketici deneyimi yaratarak onlardan hiç kopmadan yolumuza devam ettik. İhtiyatlı olsak da 2020’nin daha iyi bir yıl olacağını düşünüyorum. 2020 Türkiye pazarında bir toparlanma senesi olacaktır.