RÖPORTAJ — 2 Aralık 2019 at 12:41

STM GENEL MÜDÜRÜ MURAT İKİNCİ: 2023 HEDEFİMİZ, DÜNYANIN EN İYİ İLK 50 SAVUNMA ŞİRKETİ ARASINDA YER ALMAK!

by

 

STM Genel Müdürü Murat İkinci, global bir oyuncu olma hedefiyle ihracat çalışmalarına devam ederken milli teknoloji hamlesi doğrultusunda yerli savunma sanayisini ileri taşımak için üstlendikleri rolü daha da genişleteceklerini söyledi.

 

STM mühendislik, teknoloji ve danışmanlık alanlarındaki yetkinlikleriyle savunma sektörüne yön veren kuruluşlarımız arasında yer alıyor. Askeri deniz platformları, otonom sistemler, siber güvenlik, uydu ve radar teknolojileri, komuta kontrol sistemleri, sertifikasyon ve danışmanlık olmak üzere geniş bir yelpazedeki projelerde yer alan STM’nin hedeflerini STM Genel Müdürü Murat İkinci ile konuştuk.

 

2019 yılını STM’nin hedefleri açısından değerlendirir misiniz?

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde mühendislik, teknoloji ve danışmanlık alanlarında verdiğimiz hizmetlerle bugün savunma sektörüne yön verirken, global ölçekte yetkinliğini kanıtlamış bir şirket olarak faaliyetlerimize yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Türkiye’nin savunma sistemleri ve kritik teknolojilere yönelik ihtiyaçlarını karşılamak önceliğimizi oluşturuyor. Bu kapsamda ülkemiz adına oldukça önem taşıyan projelerde görev alarak kazandığımız kabiliyetler ve bilgi birikimi; askeri deniz platformları, otonom sistemler, siber güvenlik, uydu ve radar teknolojileri, komuta kontrol sistemleri, sertifikasyon ve danışmanlık olmak üzere geniş bir yelpazede çeşitleniyor.

 

Ülkemizi savunma alanında daha da ileri taşımak üzere benimsediğimiz misyon doğrultusunda bu yıl önemli bir yol kat ettiğimizi memnuniyetle belirtebiliriz. 2019 yılı; AR-GE faaliyetlerimiz sonucunda geliştirdiğimiz yeni ürünler, kritik roller üstlendiğimiz milli ve uluslararası projeler, kurduğumuz yeni iş birlikleri adına yoğun bir sene oldu. Askeri deniz platformları alanında bugün STM olarak geldiğimiz noktaya ulaşmamızda çok büyük bir katkısı olan Milli Gemi (MİLGEM) Projesi’nin dördüncü ve son gemisi olan TCG KINALIADA’nın Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmesi bizim için yılın en önemli gelişmeleri arasında yer aldı. Sınıfının ilk gemisi olarak inşa edilecek olan MİLGEM-5 “İ” Sınıfı Fırkateyn Projesi’nde de bu yıl ana yüklenici olarak sorumluluk üstlendik. Türk Deniz Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan Preveze sınıfı dört denizaltının modernizasyonu kapsamında pilot ortak olarak görev aldık. STM olarak ana yüklenicisi olduğumuz, Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi olma özelliği taşıyan Test ve Eğitim Gemisi TCG Ufuk (A-591) denize indirildi.

 

Teknoloji alanındaki en önemli yatırım alanlarımızdan biri olan otonom sistemler konusunda da hali hazırda TSK envanterinde yer alan Otonom Döner Kanatlı Vurucu İHA çözümümüz KARGU’lara sürü özelliği kazandırılmasına yönelik çalışmalarımıza ağırlık verdik. Bunun ilk örneğini de bölgenin en büyük uluslararası savunma fuarı olan IDEF’te sergiledik.

 

STM olarak siber güvenlik alanında da 2019 yılında önemli adımlar attık, yatırımlar gerçekleştirdik. Bugün dünyada ve ülkemizde kritik bir başlık olan siber güvenlik konusundaki en yeni çözümümüz olan “STM Bugshield” platformumuzu hizmete sunduk. STM onayından geçmiş güvenilir ve alanında yetkin siber güvenlik uzmanlarıyla kurumları bir araya getiren Bugshield, platforma üye olan araştırmacıların kurum envanterlerinde gerçekleştirdiği sürekli sızma testleri sayesinde tehditlere karşı hızlı aksiyon alınmasını sağlıyor.

 

Savunma alanındaki yetkinliklerimizi yenilikçi teknoloji ve ürünlere dönüştürerek hem sivil hem de özel sektörün ihtiyaçlarına çözüm üretirken, dost ve müttefik ülkelerle iş birlikleri gerçekleştirerek ihracat çalışmalarımıza da ağırlık veriyoruz. 2019 yılında bu konuda doğru adımlar attığımızı tescilleyen bir gelişme yaşayarak, dünyanın en büyük savunma firmalarının sıralandığı Defense News Top 100 listesinde 85. sıraya ulaştık ve ciro bazında %53’lük bir büyüme göstererek 2018’e göre listede 12 basamak birden yükseldik. STM önümüzdeki yıllarda ihracata ağırlık vererek global ölçekte büyümeye devam edecek.

 

Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiniz projeler hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Daha çok hangi alana odaklanacaksınız?

STM olarak her zaman ülkemizde daha önce yatırım yapılmamış, niş alanlar belirleyerek yol haritamızı şekillendiriyoruz. Yerli ve milli kaynakları kullanarak yerli sanayimiz adına katma değeri yaratan, aynı zamanda da uluslararası ölçekte rekabet gücü yüksek projeler geliştirme hedefimizle çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugün global savunma sanayinde daha küçük, çevik, maliyet etkin ve sürü olarak çalışan teknolojiler öne çıkmaya başladı. Faaliyetlerimizi de bu doğrultuda teknoloji ve tasarım temelli bir yapı üzerinde kurguluyor ve geliştiriyoruz.

 

Bu kapsamda ülkemiz için önem taşıyan Preveze Sınıfı Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu, Yeni Tip Denizaltı Projesi ve MİLGEM “İ” Sınıfı Fırkateyn Projesi kapsamındaki çalışmalarımız devam ediyor. Önemli ve kritik bir ihracat başarısı olan Pakistan için Karaçi tersanesinde modernize çalışmalarına devam ettiğimiz Agosta 90B sınıfı denizaltıların ilkini 2020 yılı sonunda teslim edeceğiz. Cep sınıfı olarak adlandırdığımız denizaltıları milli olarak geliştirmek üzere çalışmalarımıza başladık.

 

Teknoloji alanındaki en önemli yatırımlarımızdan olan otonom sistemler ile ülkemizde üzerine gidilmesi gereken en kritik konulardan siber güvenlik alanında ürün ailelerimizi geliştirmek ve genişletmek üzere önümüzdeki yıl yoğun bir şekilde çalışmayı sürdüreceğiz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde yer alan KARGU’nun ardından sabit kanatlı kamikaze ALPAGU ve keşif ve gözetleme maksatlı TOGAN platformlarımızın da envantere girmesini bekliyoruz.

 

2020’de bizim için en önemli gelişmelerden biri de uydumuz Lagari’nin fırlatılması olacak. Türkiye’nin ilk yüksek çözünürlüklü mikro yer gözlem uydusu olarak yerli ve milli imkânlarla geliştirdiğimiz Lagari, konvansiyonel büyük uydu platformlarına göre düşük maliyetli ve takım halinde görev yapma özelliğine sahip olacak. Lagari, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ile bu yıl imzaladığımız protokol ile bakanlığın tarım uygulamaları için de görüntü sağlayacak.

 

İhracat odaklı çalışmalarınız ve hedef pazarlarınız konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Cumhurbaşkanlığımızın 2023 vizyonu ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın destekleri ile ihracat odaklı bir büyüme ile dünya pazarlarını hedefliyoruz. Global bir oyuncu olma yolunda ilerliyor ve stratejilerimize bu hedefe göre belirliyoruz. Bugün 20’den fazla ülkede devam eden ihracat çalışmalarımız Güney Amerika’dan Orta Doğu ve Uzak Asya’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılıyor.

 

İhracat çalışmalarımızda askeri deniz platformları en büyük paya sahip faaliyet alanımız. STM bugün, tersanesi olmadığı halde sahip olduğu tasarım, sistem mühendisliği kabiliyeti ile ülkemizdeki en geniş deniz odaklı tasarım grubunu bünyesinde barındırıyor. Bu haliyle STM, Türkiye’nin en büyük askeri denizcilik tasarım firması ve bu alandaki en büyük ihracatçısı konumunda bulunuyor. Milli projelerle kazandığımız kabiliyetleri uluslararası ölçekte başarıyla sergiliyoruz. Pakistan’la geliştirdiğimiz iş birlikleri bu kapsamdaki en önemli örneklerden biri. Pakistan Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyaçları doğrultusunda sıfırdan tasarladığımız ve geçtiğimiz yıl teslim ettiğimiz Pakistan Denizde İkmal Gemisi Türk savunma sektöründe tek seferde yapılmış en büyük askeri gemi ihracat projesi olma özelliği taşıyor. 2016 yılında kazandığımız ihale doğrultusunda Pakistan’ın Fransız yapımı Agosta 90B denizaltılarının modernizasyonunu gerçekleştiriyoruz. Sağladığımız uzun süreli destek ve titiz çalışmalarımız neticesinde 2018’de proje kapsamının genişletilmesiyle Agosta 90B sınıfının ikinci gemisinin de modernizasyonu STM olarak biz üstlendik. Bu projemiz, dünyanın en kompleks ve stratejik platformu olan denizaltılarda Türk savunma sanayinin ve STM’nin geldiği yetkinliği gösteriyor.

 

Askeri deniz platformlarının açtığı ihracat kapısını ulusal ihtiyaçlarımız için geliştirdiğimiz ve olgunlaştırdığımız diğer faaliyetlerimizle de genişletmek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda otonom dron sistemleri ve siber güvenlik faaliyetlerimizle de yurtdışında çalışmalarımız bulunuyor. Pakistan ve Kazakistan ile siber güvenlik alanında iş birliği anlaşmaları yaptık. Otonom sistemlerimizden KARGU, teknolojik olarak gelişmiş ülkelerin dahi ilgisini çekiyor.

 

Enerji güvenliği konusunda yürüttüğünüz çalışmaların kapsamı ve hedefi nedir?

İçinde bulunduğumuz dijital çağda ülkeler adına kritik altyapıların güvenliğini sağlamak çok daha büyük bir sorumluluk doğuruyor. Bu kritik alt yapılar arasında küresel çapta öneme sahip enerji güvenliği, bu alanda yoğun olarak kullanılan teknolojiler ve bilişim ağlarına bağlı sistemlerden dolayı siber tehditlerin hedefinde bulunuyor. STM olarak siber güvenlik konusunda benimsediğimiz bütüncül ve proaktif yaklaşımın enerji güvenliği konusunda da önem taşıdığına inanıyoruz.

 

Ekim ayında Sakarya Üniversitesi ile birlikte SSB himayesinde kuracağımız Ulusal Test Yatağı Merkezi projesinin imza törenini gerçekleştirdik. Projeyle, kritik altyapılarda kullanılan elektronik kontrol sistemlerinin yerlileştirilmesini ve bu sistemlerin siber güvenliğinin milli imkanlarla sağlanmasını hedefliyoruz. İlk aşamada modellenecek sistemler arasında da özellikle enerji sistemleri yer alıyor.

 

Ayrıca konunun stratejik önemini ve boyutlarını ortaya koyacak şekilde gelecek öngörülerini de yine savunma odağında takip ediyoruz. Bu kapsamda Türkiye’nin ilk teknolojik odaklı düşünce merkezi olarak faaliyetlerini sürdüren STM ThinkTech ile konunun uzmanlarını bir araya getirdiğimiz son panelimizi enerji güvenliği üzerine gerçekleştirdik. Enerji güvenliğini, kritik altyapıların korunması başta olmak üzere, Akdeniz’de kaynak arama faaliyetlerinin güvenli bir şekilde yapılabilmesi dahil farklı boyutlarıyla ele alınmasına olanak sağlayarak hem farkındalık hem de bilgi paylaşımı adına önemli bir etkinlik gerçekleştirdik. Bu konudaki çalışmalarımızla gelecek stratejilerinin belirlenmesine ve birlikte çözümler üretilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.

 

Yurtdışı ve yurtiçi iş birlikleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Biz sektördeki diğer şirketlerle, üniversite ve kamu kuruluşlarıyla iş birlikleri kurma konusunda aktif çalışıyoruz. İhracat çalışmalarımız kapsamında askeri deniz platformları, otonom sistemler ve siber güvenlik alanlarında yeni iş birlikleri üzerine görüşmeler yaparken, ülkemizin savunma ekosistemini besleyen girişimlerimize devam ediyoruz. STM’nin kaldıraç etkisiyle Türk savunma sanayinin taşıdığı potansiyelin görünür olmasını ve milli teknolojilerin ihraç edilmesini sağlıyoruz. Uluslararası projelerimizde birçok Türk firması ile birlikte çalışarak onların da kabiliyetlerini yurtdışına taşımasına ve sanayimizin üretim kabiliyetlerinin uluslararası rekabet edebilir hale gelmesine destek oluyoruz. Bunun yanında global firmalarla da işbirlikleri yapıp uluslararası projelere de talip oluyoruz. Alman TKMS firması ile birlikte Endonezya’nın denizaltı projesine teklif vermeye yönelik işbirliği buna bir örnek olarak verilebilir.

 

Geliştirdiğimiz yüksek teknolojili niş ürün, hizmet ve kabiliyetleri yalnızca savunma sanayi ile sınırlı tutmuyor, kamu ve özel sektörün ihtiyaçlarına göre uyarlıyor ve anahtar teslim çözümler geliştiriyoruz. Siber güvenlik, uydu sistemleri ve bilişim alanları başta olmak üzere sivil ihtiyaçlar kapsamında bugüne kadar birçok iş birliğine imza attık. Hali hazırda THY, SHGM, Tarım ve Orman Bakanlığı gibi sivil kamu ihtiyaçlarına yönelik çözümlerimiz bulunuyor.

 

Yeni teknolojilerin hızlı bir şekilde adapte edilebilmesi ve milli olarak geliştirilebilmesi adına üniversite-sanayi iş birliklerinin son derece önem taşıdığını düşünüyoruz. Bu bağlamında Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ile birlikte geliştirdiğimiz “Denizaltı ile Dalgıçlar Arası Optik Haberleşme Sistemi” projesi, Sakarya Üniversitesi ile siber güvenlik kapsamında başlattığımız Ulusal Test Yatağı Merkezi Projesi, Başkent Üniversitesi ile sağlık sektöründeki IoT bağlantılı cihazların siber güvenliğine yönelik başlattığımız IoT Medic Projelerimiz önemli birer örnek teşkil ediyor.

 

Çalıştığımız alanlarda yetkin insan kaynağı yetiştirmek de önceliklerimiz arasında yer alıyor. STM Akademi bünyesinde verdiğimiz eğitimler, düzenlendiğimiz etkinlikler, paneller ve yarışmalarla gençlere ulaşmak adına kendimize alan yaratıyor ve onları doğru bir şekilde yönlendirerek bilgi paylaşımı odağında bir sinerji yaratıyoruz.

 

OSTİM Teknopark bünyesindeki üretim çalışmalarımıza da 2020 yılında başlayacağız. Buradaki yerleşkemizde; STM olarak geliştirdiğimiz uydu, otonom dronlar ve radar sistemlerimizin üretimlerine yönelik faaliyetlerimiz olacak.

 

Defense News Top 100 listesinde 85. sıraya yükselerek küresel oyuncu olma iddianızı ortaya koymuş oldunuz. Bu yükselişin temel unsurlarını aktarabilir misiniz?

2023 yılına kadar ihracat payımızı %50’ye çıkarmayı ve dünyanın en iyi ilk 50 savunma şirketi arasında yer almayı hedefliyoruz. İhracatın aslında uzun soluklu ve üzerine sürekli yatırım yapılması gereken bir konu olduğunu bilerek yıllardır stratejilerimizi bu yönde geliştiriyoruz. Bütün faaliyetlerimizde ihracat alanımızı ve coğrafyamızı genişletmek en büyük hedeflerimiz arasında yer alıyor. Uluslararası faaliyetlerimiz kapsamında çok büyük projelerde STM imzasını görmeniz mümkün. İş birliklerimizin yeni projelerle güçlenmesi için kabiliyetlerimizi ve bilgi birikimimizi paylaşma konusunda her türlü çabayı sarf ediyoruz. Yalnızca mühendislik ve teknoloji çözümlerimizle değil, danışmanlık hizmetlerimizle de dost ve kardeş ülkelerin ihtiyaçlarına cevap üretiyoruz. Türkiye’yi mühendislik, teknoloji ve danışmanlık alanlarında başarılı bir şekilde temsil etmeye; dünya pazarlarına niş, yenilikçi ürün ve sistemler sunmaya devam edeceğiz.

 

2020 yılı için hedefleriniz ve beklentileriniz nelerdir?

Global bir oyuncu olma hedefiyle ihracat çalışmalarımıza devam ederken milli teknoloji hamlesi doğrultusunda yerli savunma sanayini ileri taşımak için üstlendiğimiz rolü daha da genişleteceğiz. Kabiliyetlerimizi geliştirmek, ekosistemdeki etki alanımızı artırmak, mevcut iş birliklerimizi daha üst seviyelere taşırken yeni iş birlikleriyle yetkinliğimizi ürün ve projelere dönüştürmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Dünyadaki rakiplerimizle yarışacak bir noktaya gelmek üzere yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Bu çerçevede de hem yerli tasarımı hem de yerli üretimi desteklemek adına sektördeki paydaşlarımız, KOBİ’lerimiz ve üniversitelerimizle iş birliklerimizi daha üst seviyelere taşımayı planlıyoruz.

 

Teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte bugün muharebe şartlarının da değiştiğine şahit oluyoruz. Teknoloji ve dijitalleşmenin bu etkisiyle değişen süreçlere uyum sağlamak adına disiplinler arası ve çok disiplinli metodolojiler benimsemeye ihtiyacımız var. Günümüzde tüm sektörlerde çarpan etkisi yaratan büyük veri ve yapay zeka çalışmaları da bunların en başında geliyor. STM olarak teknoloji alanında otonom sistemler, siber güvenlik ve yapay zeka olmak üzere belli başlı konularda hali hazırda çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle otonom sistemler konusunda gerçekleştirilen projeler, teknoloji alanında yapılan en ciddi yatırımlarımızdan birini oluşturuyor. Türkiye’de bir ilk olan Kamikaze saldırı drone’ları, İHA teknolojisinde milli bir üretim olarak önemli bir yer teşkil etmektedir. Bununla beraber STM, otonom sistem kabiliyetlerini ve deniz platformlarındaki tecrübesini de kullanarak insansız denizaltı konusundaki yatırımlarını da artırmayı planlamaktadır.

 

Tüm sektörlerde olduğu gibi savunma sektöründe de katma değer üretende değil tasarım sahibindedir. Tasarımın yurt dışından sağlandığı ve yurt içinde yalnızca üretimin yapıldığı sektörlerde yüksek gelir seviyesine çıkmak mümkün olmamaktadır. STM, savunma sanayimizin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yurtdışından alınmış ya da tasarımı yurtdışına ait ancak Türkiye’de üretilen platformlarla elde edilen bilgi birikim ve deneyimi yerli tasarımlara dönüştürerek sürecin en katma değerli aşamasını bünyesine katmış bir firma olarak bu kabiliyetini daha da geliştirme hedefindedir.