RÖPORTAJ — 30 Aralık 2019 at 17:01

SAMSUN YURT SAVUNMA GENEL MÜDÜRÜ CAHİT UTKU ARAL: ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE ROKET SİSTEMLERİNE ODAKLANACAĞIZ!

by

 

Tabanca üretiminde bir dünya markası olmayı başardıklarını vurgulayan Samsun Yurt Savunma Genel Müdürü Cahit Utku Aral, önümüzdeki dönemde tabanca üretimi yanında roket sistemlerine öncelikle odaklanacaklarını dile getirdi.

 

Samsun Yurt Savunma, Türkiye’nin önde gelen tabanca markası olan Canik’i üretiyor. Canik artık tabancada bir dünya markası olmuş durumda. ABD’deki faaliyetlerini Canik USA adı altında başarıyla yürüten Samsun Yurt Savunma’nın yeniliklerini ve hedeflerini Genel Müdürü Cahit Utku Aral ile konuştuk.

 

Öncelikle kamuoyunu bilgilendirmek adına Samsun Yurt Savunma’nın, genel yapısından bahseder misiniz?

Samsun Yurt Savunma Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SYS), faaliyetlerine 1998 yılında, “Doğu Karadeniz Silah Projesi” kapsamında, projenin Samsun ayağı olarak başladı. İlk gününden bugüne hep savunma sanayi üzerinde aktif çalışmalar yapıyor. “Canik” marka tabancalar üretiyoruz. SYS bu ürünlerini, Türk kolluk kuvvetlerinin ve ordusunun yanı sıra birçok dost ülkenin güvenlik kuvvetlerinin kullanımına sunmaktadır. Türkiye’de bu konuda üretim yapan beş firma var. SYS’nin yılda yaklaşık 225 bin-250 bin arasında tabanca üretimi ve satışı var. Üretimimizin yüzde 75’ini ihraç ediyoruz. En son, Amerikan Ordusu’ndan sonra en büyük ihaleyi açan ABD Gümrük ve Sınır Güvenliği İdaresinin açtığı tabanca alımı ihalesini ikinci sırada tamamladık. Üstelik o ihaleye her firma davet edilmiyor. Esasında Canik markası Türkiye’nin, savunma sanayi alanında en çok bilinen markalarının başında geliyor. Türkiye’deki operasyonumuzun yanında Amerika’da da operasyonumuz mevcut; Canik USA adında Miami Florida merkezli bir şirketimiz var. Onun da üretim tesisi Vermont’ta.

 

Orada üretim yapıyor olmak ihalelerde önümüze çıkan engelleri ortadan kaldıracak. O ihalede ikinci olmamızın sebebi aslen ürünümüzün performansıyla alakalı değil, ürünün Amerika’da üretilmiyor olmasından kaynaklıdır. Bunun yanı sıra birçok ülkede projemiz var. Brezilya’da, Endonezya’da, Malezya’da devam eden projelerimiz var. Şu an yaklaşık 600 kişiye yakın personelimiz mevcut. Onun haricinde Türkiye’de en az 7 tane büyük fabrika Samsun Yurt Savunma’ya çalışıyor. Olabildiğince Türkiye’deki fabrikaları kullanarak tedarik etmeye çalışıyoruz. Geri kalan tüm parçalar belli kalite ve standartlarda tedarik edilir. Samsun Merkez OSB’de iki fabrikamız var. Şu anda onay süreci devam eden proje kapsamında Samsun’da 250 dönümlük bir arazinin tahsisi yapılıp yeni bir komple tesis kurulacak ve o iki fabrika bir araya gelecek. Bunların yanında 2018 yılının başında Savunma Sanayi Başkanlığı ile ağır makineli silah üretimi ve geliştirilmesi için bir anlaşma imzaladık. 2020 yılının Haziran ayında devreye girmiş olacak.

 

Samsun Yurt Savunma olarak siz nasıl bir inovatif yapıya sahipsiniz? Ar-Ge çalışmalarınızda geldiğiniz nokta nedir?

2017 yılında Türkiye’nin en başarılı 3’üncü savunma sanayi firması seçildik. Doğu Karadeniz bölgesinde iki Ar-Ge merkezinden birisiyiz. Yine 2019 yılı içerisinde Ar-Ge’ye kişi başına en çok harcama yapan şirket olarak ödüller aldık. Bugün Türkiye’nin kg başına yapmakta olduğu ihracatın değeri yaklaşık olarak 1,5 dolar düzeyindedir. Samsun Yurt Savunma’nın şu anda kg başına yapmış olduğu ihracatın değeri 225 dolar’dır. Bugün Türkiye bir tank yapabiliyor, bir helikopter uçurabiliyor. Ama biz diyoruz ki 12,7 mm silah sistemini geliştireceğiz. Bugün F- 16’yı modernize edebilme kabiliyeti varken bu silah sistemini üretmiyor olmak stratejik veya sistemik bir hatadır.

 

Peki, önümüzdeki dönemde, özellikle 2020 için hedeflerinizde, planlarınızda neler var?

Roket sistemleri öncelik vereceğimiz bir alan. Bu alanda daha da derinleşeceğiz. Bunun yanında silah sistemleri içerisinde 12,7 mm uçaksavar silah sistemi bizim için önemli bir yatırım projesidir. Tabancada elde ettiğimiz başarıyı bu alanda da göstermek istiyoruz. İştirakimiz olan Unidef firması da bugün Türkiye’de silah entegrasyonu konusunda çok önemli projeler geliştiriyor. Helikopterlere, deniz platformlarına, kara platformlarına silah entegre ediyor. Bugün, Hava Kuvvetleri, Özel Kuvvetler, SAT Komutanlığı, Cumhurbaşkanlığı Koruma Şubesi’nde yürütülen çok ciddi projelerimiz var. Bu alanda Türkiye daha önce dışa bağımlıydı. Türkiye’de tekiz. Bu alanda da tesislerimizdeki çalışma devam ediyor. Arazimizi satın aldık, inşaat süreci devam ediyor. Yurt içi ihtiyaçları yanında ihracata dönük de çalışacağız. Bu da önümüzdeki 5 yıl içerisindeki gerçekleşecek hedefler arasındadır. Tabanca üretimindeki süreçlerimiz de aynen devam edecek. Mesela Türkiye’nin ilk sub-kompakt tabancasını biz ürettik. Bu silahla yurtdışında çok ciddi başarı elde ettik. Şu an milli tabanca olan Mete Ailesi bugün dünyada çok ilgi görüyor. Tabii, bu konularda gelişmenin sonu yok. Şu an Ar-Ge departmanında 15 ayrı proje aynı anda yürütülüyor.

 

Son zamanlarda yapılan güzel uygulamalardan bir tanesi de Ar-Ge yatırımlarının teşviki oldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bizim Ar-Ge merkezimiz var. Ar-Ge merkezi olduğumuz için ilgili teşviklerden faydalanıyoruz. Tabii, haklı olarak küçük ve orta ölçekli firmalara verilen destekler de var. Biz büyük ölçekli olduğumuz için bunlardan faydalanamıyoruz. Burada esasında en önemli Ar-Ge desteği firmalara bir strateji sunulmasıdır. Çünkü devlet firmaların yetkinliklerini çok iyi tanıyor. Bu yetkinlikler doğru yönetilirse en güzel Ar-Ge desteği olur. Öte yandan örneğin; roket sistemlerini, uçakları firmalar satmıyor. Bu tip platformlar ülkeler arası ticarete konu oluyor. Bu nedenle ülkemiz diğer ülkelerle ilişkileri iyi tutarsa savunma sanayisi otomatikman ivme kazanır.

 

Üniversite-sanayi işbirliği konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Üniversiteler farklı bilim alanlarında birçok yetişmiş insana sahip. Adına ister Boeing, ister Airbus deyin, bir firmanın bu kadar farklı disiplini bir arada barındıran Ar-Ge departmanları yoktur. Hiçbir firma buna sahip değil. Ama üniversiteler sahip. Bütün disiplinleri kullanarak firmaların problemlerini çözme şansı var. Firmaların böyle bir şansı yok. Bunu kullanıp üniversite-sanayi işbirliğini hayata geçirmeli ve birçok teknolojik ürünü ülkemize kazandırmalıyız. Üniversitelerimizin bu ürün oluşturma sürecine uyum sağlayamadığını görüyoruz.

 

Vermek istediğiniz son mesajınızı da almak isteriz…

Biz sosyal sorumluluk kapsamında kendi ülkemiz için silah kullanımı ve sorumlu vatandaş konularının altını çiziyoruz. Biz silah kullanımıyla ilgili toplumdaki yanlış algının düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Vatandaşın sorumluluklarından birisi güvenlik konusunun bilincinde olmasıdır. Türkiye’de bireysel silah kullanımı denince hep düğünlerde havaya ateş etmek akla gelir. Bu algı doğru değil. Biz bugün avcılık, atıcılık faaliyetleri kapsamında insanlara çeşitli etkinliklerde silah kullanım eğitimleri veriyoruz. Bilinçli kullanım sadece avcılık ve atıcılıkta değil ev güvenliği, kişi güvenliği için de önemlidir. Silah ne amaçla, nasıl kullanılır, silahşörlük nedir, nasıl silahşör olunur, silaha hakimiyet nasıl sağlanır sorularının cevaplarını sağlayan eğitimlerle bireyleri silah kullanımında bilinçlendirmeye ve eğitmeye çalışıyoruz.