RÖPORTAJ — 20 Ağustos 2013 at 23:09

HALİÇ ÜNİVERSİTESİ MÜTEVELLİ HEYETİ BAŞKANI AV. MANSUR TOPÇUOĞLU; “DÜNYADA BÜYÜK OLMANIN YOLU HALİÇ’TEN GEÇER”

Av. Mansur TOPÇUOĞLU-2

Uluslararası düzeyde tanınan, bilgi çağının gereklerini eğitim ve öğretimde uygulayan ve eğitim kalitesinden ödün vermeyen Haliç Üniversitesi’nin kurumsal sinerjisinin temel unsuru; çağdaş bilgi, beceri ve tecrübeye sahip nitelikli öğretim kadrosu!

Öğrencilerini, ulusal-evrensel-çağdaş-kaliteli-uygulanabilir-rekabetçi bilgi ve beceriler ile donatarak hedefe ulaşmayı amaç edinen Haliç Üniversitesi’nin mezun olan öğrenciler; amaçlarına ve hedeflerine yönelik rekabetçi koşullara uyum sağlayan, ömür boyu öğrenmenin erdemi ve bilincinde olan, özgüvenli ve özgür düşünce yapısına sahip…

Değişken koşullar karşısında doğru olan sonuçların bulunması, rasyonel ve isabetli kararların alınması ancak değişen bilim, teknoloji, iletişim ve bilgi yönetimi koşullarına göre hazırlanmış eğitim-öğretim programlarıyla sağlanabileceğini söyleyen Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Av. Mansur Topçuoğlu, “Göreve geldiğimiz andan itibaren, Haliç ailesini bilgi çağının gereklerine göre yeniden yapılandırıyoruz. Günümüzde bilgi artık ışık hızıyla değişmekte! Ülkemiz son 10 yılda her alanda muazzam gelişmeler kaydetti. Artık Türkiye değişti. Şimdi yeni Türkiye var. Değişimin gücünü ve hızını her alanda hissediyoruz. Haliç ailesi, ülkemizin 2023 hedefine kilitlenen yeni Türkiye’ye katkı sağlamak için, çoğulcu, özgürlükçü, katılımcı ve demokratik yapısıyla hazırdır. Eğer Türkiye’de büyümek istiyorsanız İstanbul’da olacaksınız. Avrupa’da büyümek istiyorsanız Londra’da olacaksınız. Dünyada büyümek istiyorsunuz da Amerika’da olacaksınız. Ama büyüme fırsatı yakalamak istiyorsanız Haliç Üniversitesi’nde olmalısınız” dedi.

Türkiye’nin önde gelen vakıf üniversitelerinden Haliç Üniversitesi, Av. Mansur Topçuoğlu’nun yönetimi devralmasının ardından yeni bir ivme kazandı. Öğrencilerini birer dünya vatandaşı olarak yetiştirme idealiyle yola çıkan Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Av. Mansur Topçuoğlu’nun son icraatı ise TSYD ile yapılan işbirliği!

“TSYD ile olan işbirliğimiz gelecekteki vizyonumuzun ne olacağının en somut örneğidir” diyen Av. Mansur Topçuoğlu, “Haliç Üniversitesi artık yüzme havuzu, tenis kortları, tartan pisti, yani her türlü aktivitenin yapılabildiği bir alana sahip. Bunda TSYD’nin ileri görüşlü yönetiminin de büyük payı var” şeklinde konuştu.

Mansur Bey, öncelikle üniversitenizin 2023 vizyonunu aktarır mısınız?

Son yıllardaki gelişim ve değişimi okuyarak biz, Türkiye’nin ve dünyanın nereye gittiğini ön görüyoruz. Bilgi çağında olduğumuzu biliyoruz, bilginin ve teknolojinin ışık hızında değiştiğini de görüyoruz. O yüzden biz, ülkemizin küresel anlamda güç kazanması için eğitim alanında nasıl katkı sağlayabiliriz diye düşündük ve kendimize böyle bir misyon edindik. Bizim hayalimiz girişimci, yatırım yapılabilir, deneyimli, donanımlı ve hayal eden gençler mezun etmek. Bu anlamda tanıtım dönemimizde “Dünyada büyük olmanın yolu Haliç’ten geçer” diye iddialı bir sloganımız oldu.

Haliç Üniversitesi, yeni eğitim-öğretim dönemine hangi yeniliklerle giriyor?

Bilgi çağına göre her şeyimizi yeniden yapılandırıyoruz. Fiziksel imkanlarımızı artırıcı yeni hamlelerimiz oldu, Kağıthane ve Levent’te iki tane yeni kampus bünyemize kattık. Kâğıthane de 18 bin metrekarelik yeni yerde Türkiye Spor Yazarları Derneği ile birlikte bir iş birliği yaptık, bizim beden eğitimi spor yüksekokulumuz artık orda. Dolayısıyla biz sloganımızda ‘Haliç seni bekliyor’ diyoruz. Çünkü Haliç büyüyor, biz büyüyeceğiz. Aynı zamanda felsefemizde değişiyor, biz katılımcı, özgürlükçü, çoğulcu ve demokratik bir üniversite olmayı hedefliyoruz.

Vakıf üniversitelerinin yaşadığı sorunlar hakkında neler söylemek istersiniz?

En temel sorun YÖK! Vakıf üniversiteleri ile YÖK ilişkisinin çok ciddi anlamda bir yere oturtulması lazım. YÖK hukuktan, mevzuattan aldığı yetkiyi ne kadar kullanıyor net değil, otuz yıl önce çıkan bir kanunla yükseköğretim sistemi idare edilemez. Türkiye son on yılda inanılmaz gelişti, değişti, muazzam gelişmeler kaydetti ama YÖK hala otuz yıl öncesinin YÖK’ü, bu doğru bir şey değil. Ülkenin 2023 hedefleri var. Mesela Haliç Üniversitesi olarak biz, ‘gelin nasıl bir üniversite istiyorsanız beraber kuralım’ diyoruz. Ülkemizin 2023 hedefine eğitim alanında katkıda bulunmak istiyoruz. Peki, bunu nasıl yapacağız, elimiz kolumuz bağlı.

YÖK, bugün dilediğine bölüm veriyor, dilediğine vermiyor. YÖK’ün derhal bir koordinasyon kurumuna çevrilip, üniversitelerin kendi kontenjanlarını belirleyecek noktaya gelmeleri lazım. Vakıf üniversiteleri kendi kontenjanlarını, kendi bölümlerini kendileri belirlesin. Eğitimde de bizim mutlaka piyasa koşullarına uymamız lazım, bugün anayasamızda mahkemeler bile kararlarını gerekçeli yazmak zorundayken YÖK’ün hiçbir gerekçe göstermeden şu bölümü kabul etmiyorum demesi kabul edilemez bir durum. YÖK ‘Evet’ ‘Hayır’ makamı, biz bunu kabul etmiyoruz.

Sorunlarımızın kökten çözümü için bir kere önce Vakıf Üniversiteleri Birliği’nin kanunla kurulması lazım! Kanunla kurulmuş birçok meslek örgütleri var, o zaman neden ülkemizde eğitim gibi önemli bir işlevi yerine getirmeye çalışan Vakıf Üniversiteleri Birliği dernek statüsünde kalıyor? Derhal bir kanun çıkması ve bu kanun kapsamında onun belli yöneticilerinin YÖK’te doğal üye olarak temsil edilmesi lazım. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar döneminde bunlar olamaz, olmamalı. Çünkü AK Parti her türlü sistemi kurdu, değiştirdi, geliştirdi. YÖK’ün çok acilen gerçekten değişmesi ve gelişmesi gerekiyor.

Bugünkü Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı’dan, sorunlarınızın çözümü noktasında beklentiniz neler?

Bir kere Nabi Avcı hocamız çok deneyimli bir hoca ve onun bakanlığı döneminde özellikle yükseköğretim anlamında umutlandığımızı söyleyebilirim. Bu umudunda boşa çıkmayacağına eminim. YÖK’ün yapısının netleşmesi ve YÖK’ün ülkemizin 2023 hedefine katkı sağlayacak bir yapıya mutlaka dönüşmesi lazım. Aksi takdirde 2023’ü en azından eğitim alanında YÖK’ün bu yapısıyla bizim götürmemiz çok zor.

Sizce, üniversite-sanayi işbirliğinin istenilen düzeyde olmamasının gerekçeleri nelerdir?

Bizlerin sadece diplomalı mezunlar yetiştirmemesi lazım, bizim mutlaka deneyimli, ne istediğini bilen öğrenciler yetiştirmemiz lazım. Dolayısı ile üniversitelerin kendi kurumsal olarak bir işbirliği yapması lazım. Öğrencilerimizi böyle yetiştirip, sanayinin de bu öğrencilere ihtiyaç duymasını sağlamamız gerekiyor. Ülkemizin son on yıldaki gelişimi bizi umutlandırıyor. Çünkü girişimci sayısı, sanayici sayısı, her şey artıyor. Ama buna kaynak sağlayacak üniversitelerimiz yerinde duruyor, aynı oranda gelişmiyor maalesef… Üniversite-sanayi işbirliğinin gelişememesinin elbette ki birden fazla sebebi var ama en temel sebep yine YÖK! 2023’ü, 2050’yi planlaması, koordine etmesi gereken bir kurumun, şuan neresi hazır? Ben 2023 vizyonuna YÖK’ün şuandaki bu yapısıyla çok katkı sağlayacağını düşünmüyorum.

Piyasa ekonomisinin gelişiminde üniversitelerin rolü sizce nasıl olmalı?

Üniversitelerin piyasa ekonomisine katkı sağlayabilmesi için önce üniversitelerin bütün her şeyiyle piyasa kriterlerine göre yeniden yapılandırılması, dizayn edilmesi gerekiyor. Piyasa ekonomisine uygun hareket eden bir piyasa üniversitesi olmamız lazım ki doğru bir ilişki kurabilelim.

Ülkemizde sayısı 200 civarında ve giderek artıyor. Sizce, bu sağlıklı bir büyümemidir?

Türkiye’nin nüfusu 76 milyon ve ülkenin 200 tane üniversitesi var. Geleceğimiz ve genç nüfusumuzla beraber ülkemizin hedefleri için mutlaka üniversite sayısının artmasında fayda var. Ama bu sayının sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da artması lazım. Niteliğinin artması da mutlaka akademik kadroların eğitilmesi, yetiştirilmesiyle olur. Şuan 200 tane üniversitedeki akademik kadro açığı gösteriyor ki üniversiteler olarak, son on yıldaki gelişimin ne kadar gerisinde kalmışız. Demek ki bunları YÖK öngörebilse, bizim şuan 200 tane üniversite değil, belki 1.000 tane üniversite için hazır akademik kadromuz olması gerekirdi. YÖK, Türkiye’nin son on yıldaki gelişimine ayak uyduramadığından, şuan her yerde açık var.

Yabancı üniversitelerin Türkiye de fakülte açması konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Dünyaya açık biri olarak, yabancı üniversitelerin Türkiye’ye gelmesi fikrine evet derim. Ama yükseköğretim sistemimiz ülkemizin hayalleriyle, gelişimiyle paralel gitmiyor. Eğer yabancı üniversite altyapısını iyi sağlayamazsanız, buradaki mevzuatı ona göre iyi uyduramazsak o zaman bu bütün üniversite sistemimizi derinden etkileyebilir. Burada mutlaka bir tane yerli partner olmalı, bu çok önemli. Yoksa vakıf ya da özel üniversite sistemini tamamen bitirirsiniz. Vakıf üniversiteleri olarak biz, zaten devlet üniversiteleriyle haksız rekabet içindeyiz. Birde altyapısı iyi doldurulamamış yabancı bir üniversitenin Türkiye’ye gelme fikri olursa o zaman bu sistem biter. YÖK, yabancı bir üniversitenin Türkiye’ye gelmesine izin verecek ki ben destekliyorum, ama Haliç Üniversitesi Adana da, Ordu da bir yer açamıyor. Böyle bir şey olamaz. YÖK’ün asli işlevine dönmesi lazım, o üniversiteyle, bu üniversitenin iç işiyle uğraşmaması lazım. YÖK’teki hocalarımızın kendi kişisel hedef ve beklentileri olmamalı, sistem bunlara kurban edilmemeli.