RÖPORTAJ — 21 Ekim 2013 at 23:36

SKF, VARLIK YÖNETİMİNDE ÇÖZÜM ORTAĞI OLMAK VE BİLGİ BİRİKİMİNİ PAYLAŞMAK İSTİYOR!

SKF1

SKF Türk’ün ana işinin rulman olduğunu, bunun yanında servis ürünleri, durum izleme sistemleri, varlık yönetimine yönelik çözümleri, keçe, mekatronik ve yağlama ürünleri platformlarının ve güç aktarım ürünleri de bulunduğunu belirten SKF Türk Genel Müdürü Mahmut Işıkara,  SKF’nin artık sadece rulmanla anılmak istemediğini vurguladı.

 

Rulman denince hemen akla SKF markası geliyor. Dünyada da önde gelen rulman markalarından biri olan SKF’nin Türkiye’deki faaliyetlerini, gelecek hedeflerini ve rulman sektörünün son durumunu SKF Türk Genel Müdürü Mahmut Işıkara ile konuştuk.

 

Son açıklanan büyüme rakamlarıyla başlayalım isterseniz. Siz büyümeyi görebiliyor musunuz?

Bugün dünyada gelinen ekonomik konjonktüre baktığımız zaman Türk ekonomisindeki büyümeye gıptayla bakıldığını görüyoruz,  burada büyümenin nereden geldiğine bakmak lazım, Türkiye’nin rulman için bir yedek parça pazarı olduğu gerçeği sanayinin büyümeye yeteri kadar katkı sağlamadığını ortaya koyuyor, bunu rulman ithalatının 2013 yılında daralması da doğruluyor. Zaman zaman büyük sanayi kuruluşlarımızın sıkıntılarını gözlemliyoruz.

 

Bu sıkıntılar şirket yönetimlerinden kaynaklanıyor olabilir mi?

Firma yönetimlerinde dünya şirketleri ile yarışabilecek durumdayız. Birçok Avrupa firmasına göre firmalarımız gerek iş yapma modelleri gerekse esneklik anlamında çok önde. Bir şeyleri kaybedince yerine başka bir alternatif koyma yetimiz var diye düşünüyorum. Kriz dönemlerinde edindiğimiz tecrübeler bizi bu noktalara taşıdı.

 

Ekonomideki krizlerin aşılması için üretim modellerinin gözden geçirilmesi mi gerekiyor?

Türkiye’de enflasyon ve cari açık yüksek tansiyonla yaşamak gibi, kontrol altında tutulması çok mümkün.. Cari açık ithalat kalemleri içinde önemli yer tutan ara mallarından kaynaklanmaktadır. Bunu düşürmek için ara mallarının ikame edilmesi, yani yurt içinde üretilmesi gerekiyor. Dışa bağımlılığımızın azaltılıp kendi kendimize yeter duruma gelmemiz için adımlar atmalıyız. Bunu yaptığımızda belli bir noktaya gelir, dünya pazarında çok daha önemli bir oyuncu oluruz.

 

Peki, ara malları ithalatını azaltmayı neden beceremiyoruz?

Sorunun temelinde üretim maliyetleri var. Bugün herkes daha ucuzunu nereden temin edebilirim diyor. SKF de bazı ara mallarının üretimi için araştırma yaptığında Türkiye’de üretimin daha pahalı olduğu görülüyor.

 

SKF’nin Türkiye’de üretim yapması için hangi şartlar gerekli?

Türkiye’de yatırım yapılmasının önündeki en önemli engellerden biri bürokratik engeller. Ancak Hükümetin bürokrasiyi azaltmak için attığı adımlar da var. Ayrıca ekonomiye olan güven, yatırım için öncelikli ülkelerden biri olabilmek önemli.

 

SKF’nin üretim kararı almasına bürokrasi bir engel teşkil etmiş olabilir mi?

Uzun yıllardır konuşulsa da SKF’nin Türkiye’de üretim yapılmasında karar aşamasına geldiğini sanmıyorum. Pazar koşullarına bağlı ve yatırım ortamlarına bağlı olarak bugüne kadar farklı tercihler oldu, ama Türkiye her zaman bir tercih olarak masada olacaktır. İlave olarak servis işlerine yönelik satınalmalar da olabilir.

 

Rulman sektöründe rekabet koşulları nasıl şu anda?

Rekabet Türkiye’de çılgınlık boyutuna ulaşmış durumda. Sadece fiyat rekabeti var, problem de orada. SKF dünyada ve Türkiye’de önde gelen rulman şirketlerinden biri, ürün çeşitliliği, mühendislik bilgisi ve çözüm önerileri ile fiyat rekabetinin dışında kalmaya çalışıyoruz. Özellikle bugünkü kriz ortamında fiyat rekabeti ile daha fazla karşılaşılıyor. Müşteri bugün kısa vadeli düşünüp ucuz olan ürünü alıyor, “bozulursa değiştiririm” diyor. Biz rulman satmaktan çok değer satmak, çözüm üreterek kullanıcının karlılığına katkı sağlamak amacındayız ve yarattığımız katma değeri ortaya koymaya çalışıyoruz. Sonuçta her ürünün arkasında bir bilgi birikimi, değer var. Biz bu rekabetinin içinde kalırsak ürünlerimizi satma şansına sahip olamayız.

 

Uzakdoğu ürünleriyle sizin ürünleriniz arasında kalite farkları yok mu? Bu hiç dikkate alınmıyor mu?

Çok fark var, ama çoğu zaman dikkate alınmıyor. Ancak çok kritik ekipmanlarda ucuz ürünler değil, bizim ürünlerimiz gibi kaliteli ürünler tercih ediliyor. Öte yandan taklitçilik çok yaygın. 15 milyon dolar büyüklüğünde bir pazar. Neredeyse bire bir taklit! Öyle fiyatları da eskisi gibi çok düşük de değil ve yapanlar için çok ciddi bir kazanç kapısı. Bunları biz izlemeye çalışıyoruz. 1,5 sene önce 10 ton civarında bir ürüne baskın yapıldı, hukuki süreç caydırıcı olmaktan uzak.

 

Bazı firmalar normal satış kanalları dışında spot piyasaya da ürün veriyor. Sizin yaklaşımınız nedir bu konuda?

Bence bu doğru bir uygulama değil. Bizim satışlarımız ağırlıklı olarak 88 adet distribütörümüz üzerinden yürür. Sadece bazı özellikli ihtiyaçları olan firmalara doğrudan mal satarız. Distribütör bizim iş ortağımızdır. Biz onlar aracılığıyla müşterilerimize ulaşırız.

 

Sektörde denetim mekanizması iyi işliyor mu?

Bize de son birkaç ayda denetime geldiler. Bu denetimler için ürünü bilen yetkin personel mevcut mu bilemiyorum. Bilen insanlar bu işe kanalize edilebilirse çok farklı bir gelişim olabilir. Rulmanda sadece belli bir ürün grubunda standart var. Özellikle yerli üretimdeki rulmanlar için. Başka ürünler için de standartlar getiriliyor süreçte. Ama belli başlı firmalar ISO standartlarında üretim yapıyor.

 

Rulman kullanımında bilinç düzeyi nerede sizce?

Bilinçli tüketici az. Kullanıcı bilgi ve eğitim yönünden eksik. Çekiçle rulman montajı yapıldığını görürsünüz. Rulmanı yağın içinde ısıtanlar var. Çok ciddi sayacağınız kuruluşlarda bile bunu görebiliyorsunuz.

 

Rulman ile ilgili eğitimler veriyor musunuz?

İstanbul Çobançeşme’de 3 bin m2 alanımız var. Yarısı depodur yarısı da çözüm merkezidir. Orada kullanıcıya yönelik eğitimler veriyoruz. Hem mühendis hem de ustabaşı seviyesinde. Bu eğitimleri alan insanlar çok farklılaşmış olarak dönüyorlar. Dört-beş günlük uygulamalı ve ücretli eğitimler veriyoruz orada. Ücretlerimiz verilen eğitime göre gayet uygundur. Bizim amacımız eğitim alanların daha bilgili ve bilinçli hale gelmeleri. Şirketlere ne zaman hangi tür eğitimler olduğunu bildiriyoruz.

 

Başka şehirlerde de eğitimleriniz var mı?

Adana ve İzmir’de de aynı eğitimleri veriyoruz. Buraya verilen para çok ciddi bir kazanç olarak şirketlere dönüyor. Bazı firmalar her sene belli sayıda personelini gönderiyor. Dünyada bu eğitimlere daha fazla talep var. Hatta önünde olduğumuz Ortadoğu’da bile daha fazla talep var Türkiye’ye göre.

 

Günümüzde SKF’nin ürün ve hizmet konsepti neleri kapsıyor?

SKF rulmanda en geniş çeşitliliğe sahip. Satışı az da olsa çok da olsa biz her tip üründe varız. Bazı firmalar belli bir ürün grubunu üretiyor. Çok adetli üretiyor ve maliyetlerini aşağıya çekiyor. SKF ve rulman o kadar özdeşleşti ki artık SKF, rulmanla anılmak istemiyor. Bizim 5+1(güç aktarım ürünleri) platformumuz var. Ana işimiz rulman her zaman lokomotif olacaktır. Servis ürünleri, durum izleme sistemleri, keçe, mekatronik ve yağlama ürünleri platformlarımız,  zincir, kaplin, kasnak,dişli ve kayışlardan oluşan güç aktarım ürünleri var. Biz bunu ne kadar anlatsak da bize rulman için geliyor müşteriler. Bir bütün olarak ele alındığında her şeyi bir arada bulabilecekleri bir adresiz müşteriler için.

 

SKF Türkiye olarak faaliyetlerinizde hangileri önde?

700 bin üzerinde ürün çeşidimiz var. Rulmanda 25 binin üzerindedir. Satışın ağırlığı şu anda rulmandan geliyor. Ancak servis ve platform paylarını artırmayı hedefliyoruz. Servis kapsamında fener mili tamiri yapıyoruz, zor ve bilgi gerektiren bir iş, SKF dünya üzerinde 20 adedi geçen Çözüm Fabrikalarında bu işi yapıyor, merdivenaltı dediğimiz servis veren firmalar da var, ancak elindeki tezgahın değerini bilenler bizi tercih ediyor.

 

SKF olarak hedefe koyduğunuz yeni sektörler nelerdir?

Enerji ve demiryolu sektörleri önümüzdeki 15 yıl için önemli olacak bizim için. Enerji ve demiryollarına yapılan yatırımlar artıyor. Biz sadece rulman satışı olarak bakmıyoruz bu sektörlere. Rüzgar enerjisinde önemli bir potansiyel var. Ege ve Çukurova bölgesine ziyaretlerimde birçok yeni rüzgar gülü görüyorum. Bizim o alanda yapabileceğimiz servis adına çok iş var aslında. Bir de denizcilikle ilgileniyoruz. Özellikle bakım ve servis amaçlı çalışmalar yapılıyor. Onu geliştirmeye çabası içerisindeyiz, Tuzla’da bir servis merkezi kuruyoruz.

 

Son olarak 2013 ve sonrasındaki hedeflerinizi de konuşalım…

Hedefleri düşündüğümüz çerçevede gerçekleştiremiyoruz 2013 yılı için. Küresel ölçekte olduğu gibi hedeflerin gerisindeyiz. Türkiye olarak öngörümüz ikinci yarıda hareketlenme olacağı yönündeydi. Her şeye rağmen geçen senenin üzerinde kapatacağız. Bizim için önemli olan da bu. 2014 bütçe süreci başladı. 2014 yılı için hacim olarak %7 civarında büyüme öngörümüz var. Dış konjonktür Türk ekonomisini nasıl etkiliyor görmemiz lazım. 2016’da 2012’nin üzerine yüzde 80 büyüme hedefimiz vardı. Bugünkü koşullar nasıl etkiler zaman içerisinde göreceğiz. Biz Türk ekonomisinin geleceğini iyi görüyoruz. Büyüyeceğini öngörüyoruz. SKF Grubu da böyle bakıyor Türkiye’ye.