RÖPORTAJ — 15 Aralık 2013 at 16:26

EID YÖNETİM KURULU BAŞKAN YARDIMCISI BORA CAN YILDIZ: “IRAK’TAKİ MİSYONUMUZ HİZMET ÜRETMEK OLMALI”

Bora Can Yıldız

 

Türk ve Irak Hükümeti’nin sert açıklamalarının ekonomik ilişkilere de yansıdığını vurgulayan EID Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bora Can Yıldız, Türkiye’nin Irak’taki misyonunun hizmet üretmek olduğuna, bu misyona zarar verecek söylemlerden uzak durulması gerektiğine dikkat çekiyor.

 

Son yıllarda Türk şirketlerinin Kuzey Irak’ta iş yaptığını, birçok projeye imza attığını görüyoruz. Ancak Türk firmaları sadece Kuzey’de değil, Irak’ın güneyinde de faaliyet içindeler. EID İnşaat da uzun yıllardır Irak’ın Basra bölgesinde faaliyet gösteren bir taahhüt firması. EID İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Bora Can Yıldız ile Irak’ta iş yapmanın zorluklarını ve EID İnşaat’ın faaliyetlerini konuştuk.

 

Irak’ta ki yaptığınız işlerin boyutu ve karşılaştığınız sorunlarla ilgili bilgi verir misiniz?

Irak Türkiye’nin Almanya’dan sonra ikinci İhracat pazarı durumunda. Bugün orada bir markete gittiğinizde gıdadan temizlik ürünlerine kadar Türk ürünleri bulunuyor. Ticaret hacminin bu derece gelişmesi güzel bir şey. Son yıllarda iki ülke arasında siyasi gerilimler oldu ve buna bağlı olarak bazı sorunlar oldu. Ama sonuçta oradaki insanla Türk insanı birbirine çok benzer. Tarihimiz, dilimiz, kültürümüz, coğrafi konumumuz ve tarihi geçmişimiz bakımından çok ortak noktamız var. Yani bu açıdan Türklerin yabancılara göre iş çok daha kolay.

 

Türk işadamlarının başka artıları nelerdir sizce?

Türkler dünyanın her tarafında cesaretleri ve girişimcilikleri ile dikkat çekiyorlar.  Türkler Osmanlı’dan gelen akıncılar, uç beyliği gibi imparatorluk kültürü taşıyor.  Avrupalılar gibi değil, dört dörtlük bir yaşamım olsun diye düşünmüyor. Yurtdışında tam bir gurbetçi mantığı ile hareket ediyor. Türk işadamlarının İngiliz, Amerikalı inşaat firmalarından aldığı inşaat kültürüyle birlikte Kazakistan’da olsun, Irak’ta olsun birçok yerde başarılı projelere imza attıklarını biliyorum.

 

Diğer yabancı şirketler neler yapmış Irak’ta?

Savaş sonrası Irak’a Amerikalılar gelip iş yaptılar ama 1 liralık işi 10’a 15’e yaptılar. Dolayısıyla çok yüksek maliyetli işler yaptılar. Irak en büyük petrol rezervlerine sahip olmasına rağmen geçen 10 yılda inşaat anlamında değişen fazla bir şey yok. Bakıldığında orada her türlü bürokratik, güvenlik sorunlarına rağmen Türkler gerçekleştirdikleri projelerle Iraklıların gönlünde farklı yere sahipler.

 

EID olarak sizin Irak’a girişiniz nasıl oldu?

Biz Irak’a herkesin çok korktuğu bir dönemde gittik. İlk zamanlar Basra’da çok şiddet vardı. Şimdi azaldı ama başlarda çok sayıda bombalar patlıyordu. Büyükelçimiz sayesinde yerli işadamlarıyla tanıştık ve küçük ölçekli işlerle başlama kararı aldık. Adım adım giderek lojistik, strateji ve güvenlik konularında tecrübe edindik. Orada orta ölçekli göz hastanesi ve konut işyeri inşaatları yaptık. Zaman içinde çeşitli dostluklar kurarak Iraklı iş çevreleriyle kaynaştık ve daha rahat hareket etmeye başladık. Daha sonra Amerikan Hava Kuvvetleri, ABD Konsolosluğu için hava limanı inşaatı ihalesine bizi davet etti ve o ihaleyi kazandık. 11 aylık süre de bu işi başarıyla tamamlayarak teslim ettik. Böylece bu bizim için önemli bir uluslararası referans oldu.

 

Şu anda neler yapıyorsunuz Irak’ta?

Uluslararası bağlantılarım sonucunda başından beri hedefimiz olan uluslararası petrol şirketlerinden işler almaya başladık. Petrol firmalarından iş almak kolay değil. Bunun için sahada olup, sahada işler bitirmeniz gerekiyor.  Dünyanın birçok yerinden iş alabilmek için şirketler yarışıyor ama çoğu firma boş dönüyor.  Şu anda petrol boru hattından, su boru hattına, endüstriyel tesislere kadar bir çok yürüyen projemiz var.  Örneğin şuan 81 km boru hattı yapıyoruz.  Endüstriyel binalar yapıyoruz.  Özel sektöre ve devlete anahtar teslim hastane otel ve çeşitli üst yapı inşaatlarımız da devam ediyor. Biz sadece Irak’ın güneyinde faaliyet gösteriyoruz.

 

Kuzey Irak’ta işleriniz var mı?

Kuzey’e zaman zaman teklif verdiğimiz oluyor ama şu an için bir iş yapmıyoruz. Orada terör yok denecek kadar az. Belirli bir iş organizasyonu var ve karşınızda belirli muhataplar var. Ama Bağdat bölgesi öyle değil. Çok yoğun terör olayları var. Her an bir bomba patlayabiliyor ya da yol çevirmeleri oluyor. Bazı gruplar kendi mezheplerinden olmayan insanları öldürülüyorlar. Bazı işadamlarının da öldürüldüğü oldu. Güney ise Bağdat’a göre biraz daha güvenli. Biz güvenlik sorununu cengâver mantığı ile kırdık. Ama her ihtimale karşı nereye gitsem 3-4 tane silahlı koruma yanımda oluyor.

 

Türk-Irak hükümetleri arasında gerilim yaşanmasının size olumsuz yansımaları oldu mu?

Türkiye’nin bulunduğu coğrafya çok karışık. Yüz binlerce insan Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığındı. Beşar Esat’la ben de tanıştım. Görünürde makul bir insan dersiniz ama yanındaki insanlar öyle değil. Bir Baas Partisi var. Otoriter bir yönetimin etkisi var. Dolayısıyla Esad, babasının ölümünden sonra İngiltere’den apar topar Suriye’ye dönerek genç yaşta ülkesinin başına geçti. Sonuçta böyle bir ortamda karışıklıklara hakim olması, beklenemezdi, bu olayların arkasında onu başa getiren Baas partisi var. Türkiye’nin Irak ile gerilen ilişkileri konusuna gelince, Haşimi’nin Türkiye’ye sığınması sonrasında iki ülke liderleri karşılıklı olarak sert ifadeler kullandılar. Tabii ki Irak’ın da iç dengeleri var. O yüzden Türk Hükümeti daha yumuşak ifadeler kullanabilirdi ve diyaloğa açık bir şekilde sorunlar aşılabilirdi. Ben her zaman ülkeler arasında şefkat hoşgörü ve iletişimden yanayım.

 

Dışişleri Bakanımız Davutoğlu’nun, ‘Yeni Osmanlıcılık’ olarak değerlendirilen politikası Irak’ta nasıl bir etki yarattı?

Siyasi gerilimle birlikte Osmanlı politikası söylemini Irak’ta kullandılar ve cahil halkı yönlendirmeye çalıştılar. Ancak kendilerine şunu sorduğumuzda cevap veremiyorlar. Osmanlı Irak’ta 300-500 sene hüküm sürdü. Tamam ama dilinizden, kültürünüzden bir şey kaybettiniz mi, bir zulüm gördünüz mü diye soruyorum. İki körfez savaşında Irak’ta toplamda beş milyon insan hayatını kaybetti ve saklat kalanlar oldu, bugün hala mezhep savaşları yüzünden binlerce insan ölüyor. Orada bir konferansta Iraklı bir bakan Türkiye’ye konuşmasında sert mesajlar verdi. Bunun üzerine ben söz aldığımda şunları söyledim. Türkler ve Iraklılar kardeştir, yıllarca iyi ilişkileri var. Kültürel ve akrabalık bağlarımız var. Lütfen işle siyaseti bir birine karıştırmayın dediğimde, onlar da bana hak verdi.  Sayın Davutoğlu, akademisyendir. Siyasi vizyonunu çok beğeniyorum. Zaten kendisi de gerginlik yaratacak söylemlerden kaçınıyor. Bence Osmanlı ismi veya başka bir isim önemli değil, önemli olan Türkiye’nin öncülüğünde bir hizmet liderliği ve Türk İslam birliği oluşturmak için çaba göstermemiz gerekli.

 

Oradaki hukuki yapı ve finans sistemi ne durumda, 10 yıldan bu yana ne gibi değişiklikler oldu?

Devlet ihalelerinde büyük sorunlar yaşıyoruz. Yerleşik bir sistem olmadığı için bir çimento dökümünde bile üç ayrı yerden onay alıyoruz. Savaş sonrası bütün resmi kurumlar lağvedilmişti, ne valilik ne polis ne de asker resmi bir kurum kalmamıştı, uzun yıllar sonra tekrar sıfırdan bir sistem kurulmaya çalışılıyor. Bu yüzden, özellikle valiliklerde tam olarak işleyen bir sistem yok. Hak edişleri bile 5-6 aydan önce alamıyorsunuz. Irak Hükümeti şu an çok partili bir koalisyon. Valiliklerde bölge meclislerinde çok daha fazla parti var koalisyonları oluşturan. Her partinin ayrı bir bürokratı var. Böyle olunca yetki karmaşası oluyor, işler uzuyor. Bu nedenle en büyük engel siyasi değil, bürokratik yapıdır. Çözüm noktasında Türk Konsolosluğu ve Büyükelçiliği’nin büyük gayretleri ve iyi niyetli çalışmaları var. Ellerinden geleni yapıyorlar. Irak Hükümeti sorunları aşmak için yeniden yapılanma çalışmaları yürütüyor. Gelecek 10 yılda daha iyi noktaya gelecekler.

 

EID olarak Irak’taki geleceğinizi nasıl görüyorsunuz?

Şu anda Irak’ta zorluklara dayanabilen firmalar var. Koşullar ileride çok daha iyi olacaktır. Biz orada EID adıyla faaliyet gösteriyoruz. Uzun yıllar kalmak istiyoruz. Zaten bu anlamda ciddi makine parkı yatırımlarımız var. Orta vadede bürokratik işlemler düzelene kadar devlet ihalelerinde temkinli olacağız. Ancak petrol firmaları ile ciddi anlamda işler yapmaktayız. Bugün itibariyle EID adı Ortadoğu da ve bölgede bir marka oldu diyebilirim.