RÖPORTAJ — 3 Şubat 2014 at 17:24

SEABIRD HAVAYOLLARI YÖNETİM KURULU BAŞKANI KÜRŞAD ARUSAN: EN SEYİR KEYİFLİ SEYAHATLER SEABIRD İLE BAŞLAR

12

 

Türkiye semalarında nefes kesen güzelliklerle dolu denizler üzerinde bu benzersiz seyahat deneyimini aileniz ve dostlarınızla paylaşmak sizin de hakkınız… Seabird Havayolları, 19 kişilik Twin Otter uçakları ile Marmara, Ege ve Akdeniz’deki kıyı kentlerine eşsiz bir uçuş keyfi sunuyor!

 

Seabird Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Kürşad Arusan, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 16 yıllık havacılık kariyerini tamamladıktan sonra 2009 yılında Türkiye’ye döndü. Aynı yıl deniz uçağı fikrine heyecanla sarıldı ve 2010 yılında Seabird Havayolları’nı kurdu. İki yıllık bürokratik süreçten sonra Seabird, 2012 yılı Haziran ayında ilk seferini gerçekleştirdi. Bugün 19 yolcu kapasiteli Twin Otter tipi deniz uçaklarıyla altı noktaya uçuş gerçekleştiren Seabird Havayolları’nın kuruluş sürecini ve hedeflerini Kürşad Arusan ile konuştuk.

 

Gökyüzünden denizlerimize yepyeni bir soluk getiren Seabird Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Kürşad Arusan, bu sektöre girişini şöyle aktardı; “1993 senesinde Amerika’ya üniversite için burslu gitmiştim. 1996 senesinde Saint Louis’de Trans World Airlines’da (TWA) bavul yüklemede yarı zamanlı olarak çalıştım.  Daha sonra yine TWA’de operasyonun bir çok farklı bölümünde görev aldım.  Türk Hava Yolları’nın Miami Bürosunun kuruluş çalışmalarına katılmak üzere 1999 senesinde Miami’ye taşındım ve bu istasyonun kuruluş aşamasında kısa süreli çalıştım.. O sıralarda askerlik durumum nedeniyle yabancı bir firmada çalışmam gerekiyordu. Bu yüzden 2002 yılında Atlanta merkezli Air Tran Havayolları’nın Fort Lauderdale operasyonunda, operasyon ve güvenlik koordinatörlüğü yöneticiliğini yaptım. Üç sene sonra Delta Havayolları’nın Miami’deki Uluslararası Satış ve Rezervasyon bölümünde görevlerde bulundum.  2006 senesinde Delta Airlines iflas koruması istedi ve ben de 2007’de oradan ayrılıp USA 3000 Havayollarına geçtim. Orada Sarasota ve Güney Florida operasyon birimlerini kurdum.  Daha sonra Operasyondan Sorumlu Genel Müdür olarak ana merkez Philadephia’da 2009 yılının Aralık sonuna kadar görevimi sürdürdüm. 2010 senesinde Türkiye’ye kesin dönüş yaptım.”

 

Deniz-kara entegre havayolu taşımacılığını Türkiye’de ilk kez hayata geçiren Seabird Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Kürşad Arusan, “Amacımız, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde deniz hava taşımacılığını, tüm denizlerimiz başta olmak üzere ve bir çok bölgedeki göllerimizi de kullanarak, Türkiye’nin  dört bir yanına yayarak,  uçulmayan noktaları birleştirmek.  Kış turizmine yönelik olarak da hedefimiz, bölgesel havacılık çatısı altında en kısa zamanda karadan ve denizden uçulmayan noktaları güvenli bir şekilde bir araya getirmek” dedi.

 

 

 

 

Seabird’ün doğuşu ve hayata geçişi nasıl oldu?

İzmir’de tatilde plajda otururken, “Bodrum’a nasıl gidilir, bir deniz uçağı olsa da gitsek, bu neden olmasın?” diye düşünürken, merakla birlikte araştırmaya başladım.. Nasıl olur, dünyada bunun örnekleri var mı, mevzuat ne, para bulunur mu gibi sorulara cevap aradım. Derken Kasım ayında Dubai’de havacılık fuarına gittim. Orada deniz uçakları hakkında bilgi edinip daha sonra Kanada’da şu anda da işbirliği içinde olduğumuz uçak firmasını ziyaret ettim. Uçak satın almak zor olduğu için önce kiralamayı düşündüm. 28 Aralık 2009’da Amerika’da çalıştığım şirketten ayrılarak Türkiye’ye döndüm.  10 Ocak’ta Kanadalı şirket Türkiye’ye geldi ve onlarla bir anlaşma yaptıktan sonra 11 Şubat 2010’da şirketi resmi olarak tek başıma kurdum. Şirket sermayesi olarak 15-20 bin dolarla başladım. Bunun üzerine Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne (SHGM) gittik, konuyu anlattık. Mevzuata uygun olmadığını söylediler ve çay ikram edip bizi gönderdiler. Sonra 2010 senesinde uçağı kiralık olarak getirdim. Bizim açımızdan bir engel yoktu ama SHGM’de uçağın kabulünü gerçekleştiremedik. İki sene mücadelemize devam ettik. Bu sırada kira bedeli ödedik, yatırımcıları ikna ettik, uçmadan ruhsat almak için ekipleri kurduk. Bu arada SHGM’de bir genel müdür değişikliği oldu. Bizim için kapı bu noktada aralandı. Yeni genel müdürün havacılığın içinden gelip teknik konulara hakim olması, bize de projemizi daha sağlıklı anlatma fırsatı yarattı.. Yapılan çalışmalar sonucunda ilk ticari uçuşumuzu Haziran 2012’de gerçekleştirdik. Aslında biraz sabır gerekiyor. Türkiye’de “Yapılmamışsa vardır bir sebebi” diye bir düşünce var. Amerika’da 20 sene kalmanın naifliği ile bu alanda ilk görüşmelerde benimle dalga geçildi. Bir konuda bir ilki gerçekleştirmek için bir şeyi kırman gerekiyor. Bunun için de inanmak gerekiyor.  Bu konuda görüştüğüm insanlar  “Yapacağın iş çok mantıklı ama muhtemelen yapamazsın” şeklinde konuştular.  Türkiye’de herkes işin nasıl olacağını değil, neden olmayacağını konuşuyor.

 

Türk insanının girişimci olduğu söyleniyor. Ancak, sizin sözlerinize göre girişim kültürümüz sorunlu görünüyor. Havacılık sektöründe girişimcilik de böyle mi?

Türkiye’de girişimcilik eşittir rant diyebiliriz. Tabii ki büyük projelere imza atan girişimciler var. Otomotiv sektöründe, inşaat sektöründe çok güzel üretimler var, ama bunun girdisi belli çıktısı belli. İnovatif olarak biz telefon icat etmiyoruz. Türkiye’de inovatif bir ürün olarak havacılık sektöründe Pegasus var. İnovatif dediğim bir şeyleri değiştiren, karşı tarafı harekete geçiren projeler. Örneğin, Anadolu Jet’in kurulması… Aslında bu da yeni keşfedilmedi, Amerika’da örnekleri var. Seabird olarak çok ilgi çekiyoruz.. Algısal olarak deniz uçağının Haliç’e iniyor olması veya buna binme olasılığı insanları heyecanlandırıyor.

 

Bu işe başlarken, önünüzdeki engelleri ve yapıcı olmayan yaklaşımları aşmak için nasıl mücadele ettiniz?

Öncelikle doğal olarak kanunun hazırlanması bir süreçti. Buradaki olay şu: Bu uçaklar gelsin hemen uçsun demedim. Devlet kurumlarının asıl görevi doğru projenin önünü açmaktır ve hizmeti getirmektir.  Bu da bizim projemizde gerçekleşti. Tabii ki burada gerek Sayın Ulaştırma Bakanımızın ve gerek Bakanlık Müsteşarımız Suat Hayri Aka’nın büyük desteği oldu. Sivil Havacılık Genel Müdürümüz Sayın Bilal Ekşi’nin önüne projemizi koyduğumuzda,  çalışmalarımızı raporlarımızı ve alt yapımızı gördükten sonra projemizin ciddi ve gerçekçi bir proje olduğuna kanaat getirdiler. Buradaki en önemli konu Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüz tarafından deniz uçaklarına yönelik yönetmeliğin çıkartılmasıydı.

 

 

 

Güvenlik konusu da dillendirilen çekincelerden biriydi galiba…

Mevzuat hazırlandıktan sonra biz Haliç’e ineceğiz dedik, bize oraya inemezsiniz dediler. Şimdi gidin Haliç’teki güvenliğin hava limanından bir farkı yok. Biz sadece havayolu şirketi yönetmiyoruz, aynı zamanda kendi çapımızda hava alanı modeli oluşturduk. Ama biz havacılık kuralları çerçevesinde ilk sene daha kısıtlı imkanlarla ama güvenlik zafiyeti olmadan hizmet verdik. Bu sorumluluğu kanunlar netleştirmiş. Ruhsatı olan, Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş bir havacılık şirketi olarak bu sorumluluğa imzamızı attık. Güvenlikten sorumlu olan bu tarz operasyonlarda kontrolsüz noktalar dediğimiz hava alanları olarak bütün dünyada uçuş güvenliği kuralları çerçevesinde bütün uçuşlarda güvenlik kurallarını yerine getirmek zorunluluğu var.

 

Mevcut milli güvenlik kuralları çerçevesinde sivil havacılığın şirket sorumluluğunda kalan kurallarını uyguluyoruz, tabiki hava alanı farklı bir şey. Kendi içinde farklı regülasyonu olan steril bir bölge. Biz burada kendi steril bölgelerimizi oluşturarak güvenliği sağlamaktan sorumluyuz. Biz de bu standartlarda imkanlarımız dâhilinde en iyisini yapıyoruz. Haliç’te, Alaçatı’da, Kocaeli ve Bursa’da valilik tarafından onaylanmış özel güvenlik yetkimiz var.

 

Şu an kaç noktaya uçuş gerçekleştiriyorsunuz?

Şu anda altı uçuş istasyonumuz var. Bunlar Haliç, Kocaeli, Gemlik, Bozcaada, Bodrum ve Alaçatı istasyonları. Yakında Mudanya Bursa’daki ikinci uçuş noktamız olacak. Kocaeli yeni başladı ve çok ilgi gördü. İstanbul şehir turları da büyük ilgi görüyor.

 

İstanbul şehir turunu kısaca anlatabilir misiniz?

İstanbul’da 20 dakikalık şehir turlarımız var. Bu da İstanbul’un marka değerini arttıracak yeni bir servis. Paris’e gittiğinizde Eyfel’e çıkarsınız, Venedik’e gittiğinizde gondolla gezersiniz. Bizim bu hizmetle amacımız; İstanbul’a gelindiğinde de “uçakla şehir turu yapılarak iki kıta havadan görülür” düşüncesini oluşturmaktır.

 

Uçuş noktaları artacak mı?

Bozcaada’dan sonra Gökçeada’ya da uçmak istiyoruz. Bodrum’da Türkbükü ve Yalıkavak olmak üzere 2 lokasyon hedefimizde. Nisan ayında yayınlayacağımız programımız dahilinde, 2014 yazından itibaren uçmayı planladığımız Ayvalık, Marmaris, Hisarönü, Antalya, Ankara Gölbaşı, Sapanca gibi noktaları içeren yaklaşık 15-16 destinasyon daha açacağız. Bir uçakla başladık, 4 uçağımız oldu bu sene 6 uçağımız olacak. Geçen sene Nisan ayından bu yana Bursa’ya yaklaşık 1.800 uçuşla yaklaşık 15-16 bin yolcu taşıdık.

 

Yurtdışına yönelik uçuş hedefleriniz var mı?

Bizim uçaklarımız yönetmelikte denize konduktan sonra tekne statüsüne geçiyor. Yani bir çok limandan gümrüklü çıkış yapma olanağına sahibiz. Bu noktada Türkiye ayağında fazla sıkıntımız yok. Bir İzmirli olarak, İzmir’deki hayallerimden bir tanesi de hem tarihi hem de kültürel bağları sebebi ile İzmir’den yunan adalarına uçuş yapmak. Bunun yanı sıra gelişmelere bağlı olarak sonraki hedeflerimiz arasında Bulgaristan’da Varna ve Rusya’da Soçi var. Bütün bunlar zamana ve büyümeye bağlı.

 

Seabird’ün kurulma amacı, bu farklı ulaşım modelini havacılığa getirmekti, bunu da başardık. Türkiye’nin doğru manada bölgesel havayolu şirketlerine  ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Seabird olarak denizden yaz aylarında 10 uçuş yapıyorsak, kış aylarında 5 uçuş yapıyoruz. Bu arada karasal kısa mesafeli uçuşlar yaparak büyük hava yolu firmalarına destek olabiliriz. Mesela Ankara-Konya ve Samsun-Trabzon arasında uçuşlar olabilir. Tabii ki burada uçak kapasitesi önemli… Türkiye’de en küçük uçak kapasitesi 70-80 kişi olarak BoraJet. Ancak onlar da Anadolu Jet ve Pegasus ile bilet fiyatlarını aynı tutarak  rekabete girmek mecburiyetinde kaldılar..Bana bugün “paramız var 737 tipi uçakla uçuş yapalım mı” deseler, bu teklifi kabul etmem. Çünkü Türkiye’de buna ihtiyaç yok. Zaten THY her tarafa uçuyor.  Türkiye’de tur operatörlerine bağlı olarak 2-3 havayolu şirketimiz charter operasyonlar gerçekleştiriyor. İzair, Pegasus bünyesine katıldı. Anadolu Jet, Sun Express THY iştiraki. Onun dışında Atlas Havayolları, Onurair, Bora Jet var. Seaird halka direkt satış yapan, belirli bir volümde yolcu taşıyan 7. Havayolu şirketidir.

 

Uçaklarınızda yolcu kapasitesi nedir?

Uçaklarımızın yolcu kapasitesi 19’dur. Bursa ve Kocaeli’ye 18 kişi ile Alaçatı’ya 14 kişiyle uçuyoruz. Uçakların bir kalkış ağırlığı var. Yani mesafe uzadıkça yolcu sayısı düşüyor. Yolcu valiz ağırlığı 10 kilo ile sınırlı. Daha fazla ağırlık olması durumunda UPS Kargo firmasıyla işbirliği yaptık. Buna göre 40 kiloya kadar olan yükleri 25 lira ücretle taşınıyor. Bunun için Seabird hattımız var. Bu sayede bir gün önce aranmasıyla müşterilerin yükleri kapısında paketlenerek istenilen yere taşınıyor. Yani burada bizim bir menfaatimiz yok. Amacımız yolcuları rahatlatmak için bir alternatif sunmak.

 

Nasıl bir fiyat politikanız var?

Fiyat olarak örneğin İstanbul-Kocaeli arası 97-157 TL arasındadır. Şehir turlarımız 227 TL’dir. Fiyat farklılıklarımız sınıflandırmayla ilgili değil, bu farkın nedeni avantaj sağlamasıdır. Mesela, 157 TL’lik bilet alan yolcu 2 saat kala haber vermesi durumunda bileti erteleyebiliyor ya da parasını geri alabiliyor. Fiyatlarımızı, Türkiye’de insanların ben uçağa binemedim diyemeyeceği noktaya getirdik. Son dönemde döviz kurlarındaki hızlı yükselişi bizi olumsuz etkilemektedir. Çünkü bilet fiyatlarını TL olarak satarken, uçak kiralarını Dolar olarak ödüyoruz.

 

Personel yapınız hakkında bilgi verir misiniz?

Uçaklarımız küçük olduğu için hostes kullanmıyoruz. Zaten zorunluluğumuz da yok. Pilotlarımızın hepsi yabancı.. Denize inmek kolay değil. Onun için özel pilotlar bunlar. Tabii ki line çekleri yapan eğitmen pilotlarımız var. Pilotların ilk uçuşları onların eşliğinde yapılıyor. Sigorta şirketi pilotlar için 3 bin 500 saat uçuş deneyimi istiyor.

 

Türk pilotların bizim uçak tipinde en az 3.5 sene sabretmesi lazım ya da yurtdışında deneyimi olması lazım. Bu yüzden şimdilik yerli pilotlarla çalışmıyoruz. Şu anda 16 pilotumuz var. Yazın bu sayıyı 32’ye çıkarmaya planlıyoruz. Ama bundan sonra doğru arkadaşlar bularak, yavaş yavaş Türk pilotlara da yer vermeyi düşünüyoruz.

 

Şirketiniz nasıl bir ortaklık yapısına sahip?

Firma sahibi benim ama küçük ortaklarımız var. Fakat önümüzdeki dönemde büyümek için bir holding bünyesinde faaliyetlerimizi sürdürmek istiyoruz.

 

Türkiye’de gerçek girişimci sermaye yetersizliği nedeniyle kaybolabiliyor. Siz, sermaye konusundaki sıkıntıları aşabildiniz mi?

Biz sermaye arayışını sonuçlandırdık. Geçen sene tehlikeli bir noktadaydık, şimdi onu aştık. Geçen sene 10-15 küçük yatırımcı bulduk, bu da projenin cazibesinden dolayı. Bir de Bursa kontratının gelmesi bizleri canlandırdı. Bizi en çok zorlayan 2 sene uçamamaktı. En önemlisi geçen seneydi, o duvarı geçtik. Bu hizmeti devam ettirebilmek için Seabird’ün artık yatırım problemi yok. Bu sene Mayıs ayına kadar 2 uçak satın almayı düşünüyoruz. Çünkü belli bir aşamadan sonra şirketin kendine ait birkaç uçağı olması gerektiğini düşünüyorum.  Bu alanda Türkiye’de ilk ve tek olmanın dezavantajlarından sonra artık avantajlarından faydalanmamız normaldir. Bu aşamadan sonra yeni firmalar rekabete katılabilir. O bizi etkilemez, önemli olan bu sektöre girecek firmanın doğru yatırımla hizmet vermesidir.

Büyüme hedefleriniz arasında borsaya açılmak gibi planlarınız var mı?

Bu ortakların vizyon ve yapılanmasıyla alakalı bir durum. Bizim gerçek manada İstanbul Borsasına açılabilmemiz için bir mesafe kat etmemiz lazım. Bununla birlikte çok yakın zamanda “gelişmekte olan işletmeler ve sermaye piyasası” adı altında borsaya açılmayı kolaylaştıran yeni bir oluşum devreye girdi. Halka açılmak kolay değil. Bunun kural ve sorumluluklarına hazır olmak gerekir. Ancak Seabird yapısında ve büyümeye açık havayolu şirketleri doğru şartların oluşması durumunda her zaman halka açılma potansiyelini yaratabilirler.