RÖPORTAJ — 8 Mart 2014 at 17:36

BOSEN ENERJİ, ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİNE KESİNTİSİZ VE KALİTELİ ENERJİ İLE EMRE AMADE!

Resim 006

 

Bosen Enerji Elektrik Üretim A.Ş.,15 yıldır Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalara kesintisiz elektrik hizmeti sağlayan bir enerji şirketi. Dört adet gaz türbini ve üç adet buhar türbini olmak üzere kurulu gücü 263MWh!

 

Bosen Enerji’nin faaliyetlerinden doğalgaz arzındaki sıkıntılara, Türkiye’nin enerji politikalarından alternatif enerji kaynaklarına kadar birçok konuyu konuştuğumuz Bosen Enerji Genel Müdürü Ömer Özdemir, sektördeki köklü geçmişinin yanı sıra aynı zamanda TÜRKOTED-Türkiye Kojenerasyon ve Temiz Enerji Teknolojileri Derneği  Yönetim Kurulu Üyesi, EÜD-Elektrik Üreticileri Derneği Üyesi, Bursa BTSO-Enerji Konseyi Üyesi…

 

Bosen Enerji Elektrik Üretim A.Ş. olarak temel misyonlarının, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki sanayi tesislerine kesintisiz ve verimli elektrik sağlamak olduğunu vurgulayan Bosen Enerji Genel Müdürü Ömer Özdemir, döviz kurlarındaki yükselmenin öngörüde bulunmayı zorlaştırdığını, bu yüzden ulusal boyutta yatırım için uygun fırsatların takip edilmekte olduğunu ifade etti.

 

Ömer Bey, öncelikle Bosen Enerji’nin faaliyetlerini ve misyonunu anlatabilir misiniz?

Bosen Enerji doğalgaz kaynaklı elektrik üretim şirketi. 2 sene önce göreve geldiğimizde devam eden yatırımları vardı. Bursa Organize Sanayiinin seçkin Değerli Sanayicilerinden oluşmuş Yönetim Kurulumuzun Değerli üyelerinin koordinasyonundaki hedef ve planlamalarla Bosen Enerji, 2012’de yatırımlarını tamamlamış ve kuruluş amaçlarını sürdürülebilir hale getirmiştir. Bosen Enerji 1999’da faaliyete geçmiş. Kuruluş amacı, OSB üyelerine kaliteli ve kesintisiz elektrik sağlamaktır. Yani, bir zamanlar iletim sistemlerindeki arızalar ile kesintilerin olmamasını sağlayan bir kaynak olması için 1994’te kurulmuştur. Bursa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren yaklaşık 250 firmaya kesintisiz emre amade elektrik sağlıyoruz. Bunun yanında kaynak çeşitliliğini sağlama yolunda yenilenebilir enerjiden de yararlanmaya başladık. Böylece optimizasyon yapıyoruz.

 

Enerji sektörünün bugünkü durumuna baktığınızda neler söyleyebilirsiniz? Arz-talep dengesi açısından Türkiye’nin durumu nedir sizce?

Öncelikle enerji sektöründe neler oluyor, ona bakmak lazım. Enerji sektöründe Enerji Piyasası stratejik planlamaya bağlı. Stratejik planlamada Türkiye, makalelerimde belirttiğim gibi,çeşitli etkenlerle biraz geride gidiyor. Yani hedefler tutamıyor. Tutmayınca da enerjide arz-talep dengeleri bozuluyor. Enerjiden kasıt, sadece elektrikten ibaret değil. Doğalgaz var. Diğer maden konuları, hidroelektrik potansiyeli gibi hepsi var. Ben, son birkaç yıldır BOSEN’deyim. Bundan önce de Enerji sektöründe yine iki büyük firmada görev yaptım. Bu şirketlerde aynı misyonları işlerken aynı stratejide mesleki olarak 34 senedir görev yapmaktan gurur duyuyorum.  Bundan önceki 6446 Sayılı Enerji Piyasasından önce4628 vardı. Bundan öncesi farklı bir yasaydı, farklı yönetmeliklerdi.  Ama prensipte temeller hep aynı. Fakat hedefler tutturulamadığı için zaman zaman sıkıntılar yaşanıyor.  Bilindiği gibi Türkiye elektrik üretiminde yüzde 50 ile devam eden doğalgaz kaynaklı elektrik üretim yapısı vardı.Yine bilindiği gibi doğalgaz tamamıyla dışa bağımlı bir kaynak. Türkiye’de çıkartılan kaynaklar hiçbir şekilde yetmeyecek oranda. Dolayısıyla doğalgaz sektörü Enerji Bakanlığı modüler yapılarında o fiyatlarısürdürülebilir olarak nasıl kontrol edecekler. Tabii o da çok zor. Bir ülkede elektrik üretiminin yüzde 50’si eğer dışarıya bağlıysa sıkıntılar olasıdır. Biz Bosen Enerji olarak doğalgaz şirketlerinden biriyiz. Kaynak çeşitliliği getirirseniz elektrik üretim ve ticaretinde var olabilirsiniz. Ama tek kaynağa bağlıysanız yüksek risklerle karşı karşıya kalırsınız. Bu nedenle maliyetleriniz yükselir, rekabet şansınızı yitirirsiniz, yaşamanız zor olur.

 

Kaynak çeşitliliği açısından ne durumdayız?

Enerjiyi global dünyada dışarıdan almayalım savı çok doğru sav değildir. Ama dışarıdan alırken, bir şeyler de vereceksiniz ki, karşılıklı dengeleri sağlayacaksınız. Asla ve asla risk sizin kontrolünüz dışına çıkmayacak. Tabii ki halen bugünkü Bakanlıgımız da ve önceki dönemlerde de kaynak çeşitliliği sağlamak, geçiş yolları konusunda çok uğraş verdiler. Enerji konusunda yaşadığım tecrübelerime dayanarak her zaman vurguluyorum, ülkemizde milli felsefede ne yapılabilir diye gözlemledim ve hep önerdim. Zaten bunun için de Türkiye Enerji Dernekleri gibi yapılarda yer alıp, kanun ve yönetmelikler kapsamında ideal sonuçlar için çaba gösteren bir misyon içinde oldum ve bundan sonra da olmaya devam edeceğim. Doğalgazda çeşitli nedenlerle dışarıdan hattın musluğunu kapatabilme riski her zaman vardır. Fiyat artıramadığınız zamanbasınç düşüklüğü vs. gibi sebeplerle çok önemli zararlara uğrayabiliyoruz. 2013 Aralık ayında bir sıkıntı yaşadık. BOTAŞ doğalgazda % 50 kısıtlı çalışma talimatı verdi. Ayrıca 2014 Şubat’ta da bir hafta yaşadık. Bütün bu sıkıntıları yönetmek elektrik marketinde bizler için, üretim şirketleri için çok zor oldu. Ve onun için de bütün elektrik üreticileri EÜD-Dernek olarak yaşadığımız zorlukları ve önerilerimizi BOTAŞ’a yazılı talep ettik. Genel olarak bakıldığında, bugünkü kur dengesizliğinin olduğu ekonomik yapıda yatırım kararı alma cesaretini göstermek çok zor. Çünkü kurlar sürekli değişiyor ve sürekli değişen bir model oluşuyor. Mesela geçen sene 1.85 TL hedef koyduğumuz dolar kuru bu sene 2.13’le başladı, şuanda  2.20’da seyrediyor. Bu şartlarda nasıl kura güvenerek yatırım yapacaksınız. Bugün ekonominin kurmayları da aynı şeyi söylüyor.

 

Çevre ülkelere baktığımızda Rusya, İran, Azerbaycan, Irak gibi ülkelerde doğalgaz kaynakları var. Daha sağlıklı bağlantılar yapılamaz mı?

Tabii ki kaynak bağlantıları Enerji Bakanlığı BOTAŞ tarafından yapılıyor. Mevcut ve olası potansiyel arz var, ama iletimde altyapı problemleri nedeniyle basınç düşüklüğü ile bize yeterli gelemiyor kanaatindeyim. Bu husus bir Ulusal konu olduğundan üzerimize düşen görevleri usulünce yerine getirdik ve getireceğiz.

 

Enerjide fiyat baskısı nereye kadar gidecek ve sektörde çalışan kuruluşlar bunu nereye kadar taşıyabilir?

Biz bunu baskı olarak değil de arz talep dengelerinin yönetim stratejisi olarak ele alalım. Türkiye’de bir elektrik sistemi kuruldu. Yani gün öncesi piyasası, anlık takip sistemi diyelim. Bu sistemde siz gün öncesi arzınızla, tüketiminizle ilgili birtakım bilgileri sisteme giriyorsunuz ve sistemde fiyat öneriyorsunuz. Benim üreteceğim şu var, şu saatlerde siz okey verirseniz ben şu kadar güç sokarım diyorsunuz. Veya bu kadar tüketimim var. O saatte yapıyorum veya başkalarından alıp koyabiliyorsunuz potansiyele ve balans ediyorsunuz, bunun dışında bu kadar malımı satarım diyorsunuz. Sistem bunu bütün piyasa katılımcılarını onaylıyor. Onaylayınca siz yarınki programınızı yapabiliyorsunuz. TEİAŞ’ın Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi (PMUM) ve Milli Yük Tevzi Merkezi (MYTM) birimleri bu sistemi yönetiyor.  Bu sistem üretimlere bakıyor. Tüketimlere bakıyor. Ama manuel olarak bakmıyor. Yani kurulan sistem tamamen bir yazılım üstünde otomatik olarak verilere göre kurgulanmış, hesaplanmış olarak oluşan bir fiyat mekanizması. Mesela saatlik veriler var. Biz onları takip ediyoruz.  Üretimler, tüketimler giriyoruz. Mesela bu gün çalışmıyoruz. Benim çalışmamamın nedeni; benim santral üretim maliyetimin altında havuzda fiyat oluşması. Yani o fiyatla üretimimi satmaya kalkarsam maliyetimin altında olduğu için zarar etmiş olurum. Sistem böyle çalışıyor. Dolayısıyla, sistemin bütünlüğüne gelirsek, üretimin hangi noktadan geleceğine ya da gelmeyeceğine bakmaksızın fiyat belirliyor, yani üretim doğalgazdan gelmiş, sudan gelmiş sistem bunu ayırt etmiyor. TEİAŞ PMUM sistemi üretime mutlak olarak bakıyor. İşte şu kadar üretim var, şu kadar ihtiyacım var diye bakıyor. Elektrikte bunu eşitlemek zorundasınız. Eğer eşitleyemezseniz, bu dengeyi kuramazsanız elektrik kesintileriolur. İşte onun için sistem bunu yaşatıyor. Biz 2010 Eylül’ünden beri Avrupa elektrifikasyon şebekesine paralel çalışıyoruz. Bunun anlamı şu; frekansın voltajın kararlı hale getirilmiş ki Türkiye AB’ye entegredir şu an. Böyle bir düzeni kurgulayan ve kontrol eden de TEİAŞ. Bütün üretim verilerini Enerji Bakanlığı alır. Bütün bu kurgulamaya karşı Bakanlık arz talep dengesinde 10 yıllık bir hedef koyuyor. On yıllık planda ben şu hedefe ulaşacağım diyor. Ve yerli üretim yapacağım diyor. Enerji bugün en önemli silah. Yani siz kaynaklarınızı kumanda edebilirseniz kazanırsınız. Bir örnek verirsek; Amerika geçtiğimiz seneye kadar doğal gaz ithal ediyordu. Kaynak olarak kaya gazı üretimi yapıyor. Aslında kaya gazı kullanımı da tehlikelidir. Çünkü toprağın ekolojik yapısını bozuyorsunuz. Bu nedenle de depremi tetikleyebilir. Yani Amerika bu riski göz önüne almış ve bugün dünyaya kafa tutacak kaynak potansiyele sahip oldu. Kısacası, Doğal Gaz ithalatçılığından kurtuldu. Bu nedemek? Kendi ülkenizde çıkardığınız her enerji kaynağı sizin gücünüz demektir. Türkiye’de doğalgaz dışarıdan geliyor. Suyunuz var yeterince kullanmamışsınız. Yani barajlar yeterince yapılmamış. Bir nehre baraj yapmaya kalkıyorsunuz çevre tepkisiyle karşılaşıyorsunuz. Aslında böyle bir ikilem var. O nedenle Enerji Ulusal stratejilerini uzun vadelere yayarak yönetmek hakikaten çok zor ve yoğun çaba istiyor.

 

Bir taraftan enerji ihtiyacı varken, diğer taraftan çevre duyarlılığı gösterip, barajların yapılmasına tepki koyan çevrecileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de 2012’de 45 milyar metre küp doğal gaz kullanılmış. 2013’te 47 milyar metre küp doğalgaz kullanılmış. 2013’te Enerji Bakanlığı doğal gaz kullanımın düşürülmesi için bir hedef koydu ve elektrik üretiminde doğalgaz kullanımı yüzde 50’den yüzde 44’e düşürüldü. Yenilenebilir kaynaklara yönelim oldu ve bu sayede de 12 milyon tasarruf sağlanmış doğalgazda. Tabii ki bunlar güzel şeyler. Sanayide, üretimde artış olduğu sürece enerjiye her zaman ihtiyaç var. Türkiye ekonomisinin 2014’de yüzde 4 büyüyeceği savına inanıyorum. Enerji kaynaklarının kullanımında çevrenin önemine gelince, çevre konusunda eğitim önemli. Siz yöresinde yaşayan insanları uygun bir şekilde bilinçlendirirseniz, hiç kimse buna karşı çıkmaz. Yani hidroelektrik santraller kurarken, doğada elbette bir tahribat olabilir. Ancak bunu kurarken uygun bir yer bulursanız, bu tahribat en aza iner. Burada Bakanlığa iş düşüyor. Yani yöre halkını bilinçlendirmeli. Yatırımcıyı ona göre yönlendirmeli. Tabii ki bu alandaki yatırımlarda işi her isteyene değil, her anlamıyla özümseyene verilmeli. Bana göre bu konuda tespit mekanizması kurulmalı. Geçmişte ne yaptığına bakılmalı. Enerjiyle hiçbir ilgisi olmayan bir müteşebbis için partnerinin işi bilen birisi olma şartı aranmalı. Bu mekanizmanın otoritelerce kurulması sağlanmalı. Enerji alanında faaliyet gösteren firmalar planlamayı iyi yapmaya çalışıyorlar, ama lisans alımlarına bakıldığında sanki her isteyene veriliyor gibi. Ama bu işin çok kolay olmadığını bilerek bu zor yola çıkmaları gerekir.

 

Yeni yasa enerji yatırımlarının önünü açacak mı?

Sektör daha düzenli olacak. Yani lisans yönetmelikleriyle sağlam verilere dayalı değerlendirme yöntemi gelecek. Bir önemli husus da çevre görüşü getirilmeden lisans alınamayacağı. Yani çevreden ilişkisi yoktur belgesi almadan lisans alamazsınız. 2013’te ön lisans, lisans kademesinin gelmesi çok iyi oldu. Bundan sonra ciddi yatırımcılar bu lisansı alabilecektir.

 

Elektrik üretim şirketleri için doğalgaz kullanımı mı, yoksa diğer kaynaklar mı daha karlı?

Doğalgaz gibi kaynaklar kararlı üretim kaynaklarıdır. Yani rüzgardan kararlı üretim yapamazsınız. Sudan yaparsınız ama baraj olmak zorunda. Kömürden de yaparsınız, ama orada da çevre faktörü var. En iyi kullanım doğalgaz, ama maalesef o da ithal ve fiyatı yüksek. Nükleer enerji konusu var. Evet yapılabilir. O da bir kaynaktır. Bunda geç kalınmakla birlikte, bugün nükleer yatırıma başlasanız bitirilmesi 10-12 sene sürüyor.  Ben özellikle şunu vurguluyorum; elektrikte serbest ticaret yapıldığı gibi, doğalgazda da yapılmalı. Yani doğalgaz fiyatları sadece BOTAŞ’ın tekelinde değil, serbest piyasada oluşmalı, anlık olarak belirlenmeli. Bence asıl o zaman gerçek fiyatlar ortaya çıkar.

 

Bosen Enerji, 2013’ü nasıl kapattı ve 2014 ile ilgili beklentileriniz nelerdir?

Tabii ki, kurlardaki farklar herkes gibi bizi de çok etkiledi. Elektrik rekabet piyasasında karlar çok yüksek değil.  Karlar yüksek olsa kurun getirmiş olduğu zararı da baypas edersiniz. Ama bakıyorsunuz faaliyet geliriniz iyi ama o kur zararı, kazancınızın tamamını götürüyor. Ancak Bosen olarak 2013’ü benzerlerimiz arasında faaliyet olarak iyi kapattığımızı düşünüyoruz. 2014’de de yine geçtiğimiz yıl gibi kararlılıkla devam edeceğiz. Büyükyatırım hedeflerini şimdilik öngöremiyoruz… Bosen Enerji’nin öncelikli amacıüretim tesisleri prosesindeenerji verimliliğini uygulamaya devam etmektir. Bu doğrultuda enerjide birim maliyetimizi azaltarak, rekabet şansımızı yükseltmeyi hedefliyoruz.