RÖPORTAJ — 6 Nisan 2014 at 14:04

FC GİYİM YÖNETİM KURULU BAŞKANI FAHRİ ÇAKIR: 2023 HEDEFİMİZ 100 MAĞAZA!

SONY DSC

 

Genç ve yenilikçi bir marka olduklarına vurgu yapan FC Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Çakır, 2023 vizyonu çerçevesinde önümüzdeki 9 yıl sonunda 100 mağazaya sahip olmayı hedeflediklerini ifade etti.

 

Hazır giyim sektöründe yeni trendleri takip edip, müşterinin isteklerine odaklanan markalar yenilikçilikleriyle öne çıkmaya çalışıyorlar. Bunlardan birisi de 7 yıl önce kurulan ve erkek giyimine odaklanan JFC Store Erkek Giyim… JFC Store adıyla mağazalar açan FC Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Fahri Çakır, hazır giyimdeki trendleri ve JFC’nin markalaşma yolculuğunu Business News okurları ile paylaştı.

 

Fahri Bey, öncelikle sektördeki geçmişinizden bahseder misiniz?

25 yıldır bu sektörün içindeyim. İnsanların satın alma anına tanıklık ediyorum. En önemli artım bu… Toplumda insanların istekleri doğrultusunda hep hayalimdi mağazacılık yapmak. Bunun öncesinde çeşitli görevlerim oldu sektörün belli noktalarında. Ve artık insanlarda gözlemlediğimiz, eksik bulduğumuz hali aktarma dönemi. JFC yeni bir marka. Yaklaşık 6-7 yıllık bir marka. Ama markalaşma sürecine 1 yıldır ağırlık veriyoruz. Hep eski olmanın avantajları olduğu söylenir. Doğru tarafları vardır. Ben yeninin fırsatlarını ve avantajlarını tüketiciye aktarmakla bu zamanı kullanacağım. Çünkü yenilik toplumun arzu ettiği bir unsurdur. Tabii ki, geçmişten her türlü dersi, bilgiyi alarak yarınlarda markayı oluşturmak için çaba sarf ediyoruz.

 

Firmanızın ismini nereden esinlenerek koydunuz?

Şirketimizin ismi FC, markamız ise JFC. FC, kendi adım ve soyadımın baş harfleridir. J ise danışman arkadaşların önerdiği bir harf. Özellikle J harfi Türkçe de az kullanılan ama kullanıldığında da akılda kalabilen bir harf olduğu için tercih ettik.

 

Yenilik dediniz, peki yeni olan nedir sizde?

Yenilik olarak en önemlisi kalıp… Artık insanlar giydiğinde kalıp odaklı karar veriyor. Eskiden böyle değildi. İnsanlar dokunarak, elleyerek kumaş alıyorlardı. Şimdi gençler kumaşa bakmıyor. Renge, desene ve fiyata bakarak alıyor. Sonuçta gençlik bambaşka yerden meseleye bakıyor. Üzerime oturdu mu diye bakıyor. Mağazada anketler yaptırıyoruz, yenilik adına en çok sorulan kalıbın slimfit olduğunu gördük. Slimfit nedir? Daralmış demek. Eskiden bir giysi alınırken hep bir büyük beden alınırdı. Şimdi ise, küçük beden isteniyor. Gençlerin talep ettiği kalıp bu… Türkiye dünyayı geriden takip ediyor ama eşitlendiğimiz nokta modayı sosyal medyanın belirliyor olması. İnsanlar beğendiği bir deseni, modeli anında paylaşıyor. Siz eski bilgilerle devam ederseniz açık büyüyor. Gençliğin hareketliliğine paralel ihtiyaçları da artıyor.

 

Modayı belirleyen unsurlar nelerdir ve siz bu anlamda nasıl bir yol takip ediyorsunuz?

Ülkemize moda kavramı nereden geliyor, nasıl oluşuyor? Bu bizimde uğraştığımız bir konudur. Çünkü siz önceden bir şeyi bilirseniz, onun önceden hazırlığını yaparsınız. Modayı önceden kestirmek kolay değil. Toplumun ne hissettiğini önceden algılamak kolay değil. Ama bilinen şu ki insanlar, yeniliği, farklılığı istiyor. Popüler insanların üzerinde gördüğü şeyleri isteyen bir toplumumuz var. Yani herhangi bir ürünü yenilik adına ünlü birinin üzerinde görmediğiniz zaman veya ulaşılmaz bir markada görmediğiniz zaman bunun doğru bir ürün olduğuna inanmıyorsunuz. İnanmadığınız için yeniliği hep reddediyorsunuz. Biz bunu hep yaşadık. Fuarlarda gördük. Buna taklitçilik veya şekilcilik diyebiliriz. Gençlerde moda diye bir şey yok. Belirledikleri markaların her yaptığı doğrudur algısı var. Klasik bir söylem vardır; moda üzerine yakışandır. Bu, gerçekliğini hiç yitirmeyecek. Çünkü moda olsa da tüketilmeyen birçok ürün var. Her moda giyilir, kullanılır diye bir şey yok. Erkekte modayı takip etmek çok zor.. Bunu ikiye ayırıyoruz, gençlik ve orta yaş. Olgun geçmişinden ciddi anlamda besleniyor. Bazı gerçekleri terk etmiyor, sadece renk dışında. Yeni renkleri kabul eden bir orta yaş var. Eskiden birçok renk giyilmezken, orta yaş ve üstü de renkliliğe ayak uydurdu. Bu doğru ve istediğimiz de noktadır. Dönem dönem gözlemliyorum. Takım elbise erkeğin olmazsa olmazı. Özellikle işadamı, iş sahibi, yönetici vs. Çünkü bu temsil kıyafetidir. Yani siz, mümkün olduğu kadar kıyafetlerinizi sade ve estetik hale getirirseniz işiniz kolaylaşır, karşı taraftaki algı farklı olur.

 

Markalaşmanın önemli bir unsuru da pazarlama stratejileri. Siz bu konuda ne durumdasınız?

Bizim en önemsediğimiz konu pazarlamadır. Yani istediğiniz kadar doğru ürün, doğru fiyatlandırma yapın, bunu pazara doğru aktaramadığınız zaman bir faydası yok. Toplumda reklam yapınca maliyetler yükselir, yükselince de fiyatlar yükselir diye bir algı var. Bu yanlış bir algı.. Pazarlama olmazsa olmaz halinde yaşamazsak, yarınlara bu markayı aktaramayız. Dolayısıyla, sizin algınızı yakalamam lazım. Bu durduğum yerden olmaz. Gazetede, dergide, televizyonda veya internet sayfalarında size ulaşabilme noktalarını çok iyi bulmam gerekiyor. Biz önümüzdeki üç yılda bu sosyal ağı çok doğru algılayıp, iyi analiz edip, doğru pazarlama teknikleriyle büyütmek istiyoruz. Çünkü klasik yöntemlerin çalışmadığı veya az çalıştığı bir dönemdeyiz. Eskiden 10 yıl önce bu sosyal medyayı bize anlatsalar hayal derdik.

 

Marka ürünler fiyat açısından son yıllarda ulaşılabilir noktaya geldi. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Siz bir ürün alırken, uzun süre giymek istediğinize ve bu bedeli ödemek istediğinize göre biz de buna hazırlanırken uzun süre giymeyeceğiniz bir ürüne anlamsız maliyet yüklemek durumunda olmayacağız. Markalar bugün karlılığından taviz vermiş değil. Burada kabul edilebilir kaliteyi bulup, kabul edilebilir fiyatın üzerine inşa ediyor. Geçmişte bilinen İngiliz kumaşları yok. Olsa bir fayda sağlar mı? Fayda sağlamaz. Çünkü böyle talep yok. Sonuç olarak, Onlar kaliteyi fiyat odaklı düşürdüğü noktada biz kalitemizi yükseltiyoruz. Çünkü bizim bildiğimiz bu. Mesela bizim sattığımız bir takım elbiseyle içeriği, kumaşı ve diktirdiğimiz işletmesi aynı ürünü biz 200 liraya satarken, bilinen marka 600 lira fiyatla satıyor. Şimdi size soruyorum nasıl kabul edersiniz? Onun için doğru fiyatı doğru yerde kurgulamamız lazım. Yani 200 lirayı 300 lira yapalım demiyoruz ama 300 değil de 220 olsun ki 20 lira da topluma anlatma payı olsun.

 

Üretimi nerede gerçekleştiriyorsunuz?

Üretim planlamayı burada yapıyoruz. Aslında bulunduğumuz yerde üretim yok. Bu konuda Amerikan modeli var. Bu model hiçbir şeyi kendi tesisinde üretmez, dünyanın her yerinde en doğru noktalarda ürettirir. Bu olumlu bir maliyettir. Çünkü sizin tesisiniz boş durmamak durumunda. Boş durduğunda maliyet yazıyor. Benim böyle bir derdim yok. Bana kaç adet lazımsa üreticim o kadar yapar bana. Bu verimliliği biz çok analiz ettik. Yani bir şeyin üretimini yapsak mı diye arkadaşlarla tartıştık. Mağazacının bir şeyi olmaz. Birçok şeyi olur. Birçok şeyi üretmek anlamlı değil. Ama birçok şeyin üretiminde bulunabiliriz, planlayabiliriz, ürün aşamasında diktirebiliriz. Yapanla kendi etiketimiz ile işbirliği yapabiliriz, güçlerimizi birleştirebiliriz. Birçok parametre var kullanabileceğimiz ve bunları kullanıyoruz.

 

2023 vizyonunuz nedir?

Hedefsiz bir Türkiye’nin son 10 yılda hangi hedefleri konuştuğu çok önemli. Dolayısıyla bütün şirketler herkes 2023 hedefi koydu. Bu istisnasız Türkiye’ye çok önemli kazanımları vardır.  İnsanlar ciddi anlamda çaba sarf ediyorlar. Biz de bunlardan biriyiz. Bizim de 2023 yılında 100 mağazaya ulaşmak gibi bir hedefimiz var. Şirketimiz 2007’de kuruldu. 2007’den bugüne kadar 12 mağaza açtık. Biz planlama yaparken önümüze 5 yıllık hedef koyuyoruz. Bu 100 mağazanın önümüzde kalan 9 yılın en büyük büyümesini 5 yıl içerisinde tamamlayacağız. Ve mağazalarımızı yüzde 100 kendi sermayemizle açacağız. Bu, tüketiciye en uygun fiyatı verme isteğimizden kaynaklanıyor.  Franchising vermeyi düşünmüyoruz. Çünkü bunun zamanı bugün değil. O ancak markalaşma sürecinin tamamlanmasıyla olacak bir şey diye düşünüyoruz.

 

Hedefleriniz doğrultusunda yerli ya da yabancı ortaklık düşünceniz de var mı?

Önümüzdeki 5 yıllık bir süreçte ortaklık planımız yok. Ama bu hiç olmayacağı anlamına gelmiyor. Bize ticari katkı sağlayacaksa, bizi dünya pazarına çıkartacak bir ortaklıksa, neden bugünden hayır diyelim. Diğer noktada markalaşma süreçleri ve marka olmuş firmaların el değiştirmesi veya batması bu işten uzaklaşmayla hızlanıyor. Bizim için bu süreçte iki önemli unsur var. Birincisi kiralama, ikincisi yönetimdeki yanlış kararlar. Bizim için en önemlisi kiralama. Biz bunu nasıl çözeceğiz? Bunu hazır mağazaları katarak büyüyeceğiz. Yani hazır olan mağazasını işletememiş firmaların mağazalarını alma modeliyle büyüyeceğiz.

 

Mağaza büyüklüğünüze ilişkin bilgi verir misiniz?

Konya mağazamız 1.200 metrekare. Karaman 800 metre kare. Samsun’da bir mağazamız 700 metrekare, diğeri ise 400 metrekare. İstanbul’da 212 AVM’deki mağazamız 1.000 metrekare, Merter’deki ise 700 metrekare. En küçük mağazamız 250 metrekaredir.