RÖPORTAJ — 3 Mayıs 2014 at 19:35

GAZİANTEP GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI TANER ÖZDURAK: GAZİANTEP’İN DAHA FAZLA ALTYAPIYA İHTİYACI VAR

Resim 026

 

Gaziantep’in uzun yıllar boyunca kendi kendine yeten bir şehir olduğunu, bugün ise 2023 hedefine 30 milyar dolar ihracatı koyduğunu belirten GAGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Taner Özdurak,  bu amaca ulaşılabilmesi için gerek otoyol gerekse demiryolu altyapısının daha da geliştirilmesinin şart olduğunun altını çizdi.

 

Ülkemizin üretken şehirlerinden Gaziantep’in iş dünyasını çatısı altında toplayan önemli kuruşlardan birisi de yirmi yıldır hizmet veren Gaziantep Genç İşadamları Derneği (GAGİAD)… Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Taner Özdurak ile GAGİAD’ın yapılanmasından, Gaziantep’in 2023 hedeflerine kadar geniş bir yelpazede Gaziantep’i konuştuk.

 

GAGİAD’ın kuruluşu, yapısı ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

Gaziantep Genç İşadamları Derneği 1993 yılında kuruldu. 20 yıllık bir geçmişi var. Bir okul gibi çalışmışız. Buradan işadamları yetişmiş, politikacılar, siyasetçiler yetişmiş, başka sivil toplum kuruluşlarında görev alan insanlar yetişmiş. Bugün şehrin birçok sivil toplum kuruluşunun liderleri bu okuldan, bu ocaktan yetişmiş ahilik kültürüyle. Tabii bizde büyüğe sonsuz bir saygı var. Bu otomatikman işimize yansıyor. Gaziantep en eski yerleşim yerlerinden biri. Her zaman bulunduğu konum gereği ticaret yolunun üzerinde olmuş. Yani İpek Yolunun üzerinde olmamız bir şekilde DNA’larımıza işlemiş. Zanaatkarlık işlemiş. Son dönemde sanayiciliğimiz ön plana çıkmaya başladı. Turizmimizi, kültürümüzü hareketlendiriyoruz. Tabii turizmin sadece deniz, kum, güneşten ibaret olmadığını, kültür turizminin de bir o kadar önemli olduğunubütün insanlarımız kabul ediyor. Bizim şu an geldiğimiz noktada, işçiliğin gelişmemiş olması, topraklarımızın tarıma elverişli olmaması, belirli ürünler yetiştiriliyor olması, ikinci husus olarak da Gaziantep’te hiç devlet yatırımı olmaması kendi söküğümüzü dikmeyi öğretti. Daha doğrusu bizden önceki büyüklerimiz öğrenmiş. 1965 yılında 1.Sanayi Bölgesi kurulmuş, yıl 2014 5.Sanayi Bölgesi bu şehirde harekete geçiyor. Büyüklerimiz bize çok iyi yol göstermiş. Bir kere birinci,ikinci kuşak eğitimli. Herkes şehir dışında okumuş ama şehrine dönmüş, burada babasının kültürüne veya alaylı kültürüne kendisinin mektepli kültürünü eklemiş ve şirketini kurmuş temele bakınca. Burada şuanda birçok sektör var; makarnadan halıya, iplikten dokumaya, plastiğe kadar…

 

Ama bunla bitmemiş. Bir de sanatkar yapımız var. Bu yapının içerisinde şöyle bir oluşum olmuş. Bizim mesela küçük ve orta sanayi işletmelerin olduğu tornacıların, makinecilerin olduğu küçük sanayi sitemiz var. Orada çok muhteşem cevherler var. Şimdi siz sanayiyi kurarsınız ama altyapısı veyahut sonraki teşkilatlanmanız yoksa, bir yerden sonra yorulursunuz ya da bir şeyi yaptırmakta güçlük çekersiniz. Gaziantep bunu da aşmış. Şuanda kendi kendine yeten bir şehir olmuş. Yeterli mi? Değil. Gaziantep bir yol talep etmiş ama bundan sadece Gaziantep yararlansın diye değil, tüm bölge yararlanacak. Nasıl ki otoban Urfa’ya kadar uzanıyorsa, daha ileri gidecekse ve bölgenin lojistik gücünü artırıyorsa, bu yol da tüm Güneydoğu Anadolu’yu belki de Doğu Anadolu’yu kalkındıracak. Bu yol projesi 2015 yatırım planında gözüküyor. Bunu biraz daha hızlandırmak istiyoruz. Onun için sürekli bunun olması gerektiğini söylüyoruz. Bir ülkenin hedefleri var, bir de şehrin hedefleri var. 2023 için 30 milyar dolar ihracat hedefimiz var şehir olarak. Ama bunu bugünkü lojistik altyapısıyla yapmamız söz konusu değil.

 

Peki burada hükümetin ilgisi, bakışı ne durumda?

Babadan sanayici veya tüccar sanayici ikinci kuşaklar olarak her zaman devletin ve hükümetin kapısını aşındırıyoruz. Artık istemeden bir şeyi gerçekleştiremiyorsunuz. Şu ana kadar isteklerimize çok da olumsuz cevaplar almadık. Belki biraz gecikmeler oluyor ama şimdi bunu aşmaya çalışıyoruz. Gaziantep olarak 6 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyoruz. Bugün sadece sanayi bölgesinde 250 binin üzerinde işçi çalışıyor. Yatırımlar tamamen şehre yapılmış. Bu yüzden göç veren değil, göç alan bir şehiriz. Bizim yolun yanında ikinci talebimiz, demiryolu ağının özellikle Mersin’den, yeni yapılacak Dörtyol Limanından Gaziantep’e güçlü bir altyapıyla gelmesini istiyoruz. Çünkü bugün hem cari açık noktasında, hem de maliyetler noktasında navlun çok büyük bir değer. Bir kamyonla tren arasında beşte bir fark var. Çünkü siz binlerce ton hammadde aldığınız için çok ciddi maliyetler karşınıza çıkıyor.

 

Hükümet demiryollarının özelleştirilmesini gündemine aldı. Bunun etkisi ne olur sizce?

Özelleştirmeyi destekliyor ve doğru olduğunu düşünüyorum. Bunun örneği havayollarında yaşandı. Bugün eskisi gibi sadece Türk Havayolları olsaydı kaç kişi uçardı bakmak lazım. Rekabet her zaman kaliteyi getirir. Ama rekabet üslubuyla, şekliyle, karşıya zarar vermeden olmalı. Özelleştirme olursa Gaziantep’te bizim de arkadaşlarımızdan, çevremizden duyduğumuz bu işe talip, gönüllü çok firma var. Tabii Gaziantep birçok kanalda büyüyor. Üç üniversitemiz var. Dördüncüsü de yolda. Bunun yanında odaları Türkiye’de söz sahibi. Turizmiyle, kültürüyle canlılık kazanmaya başladı. Son dönemde Sayın Belediye Başkanımız Fatma Şahin Hanımefendinin projelerinin de hayata geçmesiyle çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Biz gençlerin önünde küçük çakıl taşları var. Onlar ayıklandığı zaman Gaziantep bölgeyi, bölge de Türkiye’yi kalkındırabilecek duruma gelir. Türkiye’de her şehrin sanayi şehri olmasını beklemiyoruz. Dünyada da böyle bir şey yok zaten.

 

Gaziantep’e minnet borcunuzu nasıl ödüyorsunuz?

Biz şehrimizdeyiz, göçmedik. Yeni yatırımlarımızı da burada yapmayı düşünüyoruz. Kazandığımızı buraya yatırıyoruz. Evladımızı burada yetiştiriyoruz, vatan sevgisiyle, millet sevgisiyle. Benim burada çok arkadaşım var. Dünyanın her tarafında iş yapabilecek bilgi birikimine sahip, eğitimli, donanımlı insanlar ve hepsi burada işinin başında.

 

Sosyal açıdan baktığımızda kentte nasıl bir yaşam sürmekte?

Bu tamamen insanların gelir düzeyi ve eğitimle alakalı bir şey. Bazen dernek olarak kendimize göre birkaç proje hazırlıyoruz. Hazırlıyoruz ve insanları topluma nasıl kazandırırız noktasına getiriyoruz. Tabii Gaziantep’i ayıran özellik iş, ekmek, üretim… Tabii göç geldiğinde nitelikli mi, değil mi diye ayrıştırmak söz konusu değil. Türkiye vatandaşı olan her insan buraya gelebilir veya buradan gidebilir. Yani buraya gelen insanı nasıl bir şehirli yaparız? veya nasıl Gaziantep’in bir mensubu yaparız?  Buna bakıyoruz.

 

Ülke olarak, kültür yozlaşması sebebiyle gençlerimizi 18-20 yaşlarda kaybediyoruz maalesef… Bu yozlaşmanın önüne devletin, hükümetin, sivil toplum örgütlerinin elbirliğiyle geçmesi lazım. Son zamanlarda çok seslendirdiğimiz bir şey de şu; Çalışma hayatına ilk kez başlayan bayanlar 5 yıl boyunca gelir vergisi ödemesin diyoruz. Neden diyoruz? Asgari geçim indirimini biz çalışana ödüyoruz. Biz gelir vergisini almayınca işverene kalmasın diyoruz. Onu da ilk kez çalışma hayatında olacak bayana ödeyelim. Çalışmaya teşvik edelim diyoruz. Hane halkının geliri artsın. Hane halkının geliri artıkça refahı artacak.Bu birinci mutluluk. İkinci mutluluk devletimizin burada kaybı var mı diye bakıyoruz. Bakınca yok gözüküyor. Çünkü o bayan gerek babasından gerek eşinden dolayı devletin sağlamış olduğu her türlü sosyal güvenlik haklarından faydalanıyor. Kendi sigortalı olursa biz burada sigorta primini ödeyeceğiz. Sigorta primindeki açığı da kapatacağız. Dolayısıyla devletin zararı yok. Hatta karı var. Çalışan kadın mutludur. Çalışan erkek de mutludur. Dolayısıyla bu ortak geliri çocuklarına harcayacaklardır.Böylece aile içi huzursuzluk azalacaktır. Mesela 5. Sanayi Bölgesi yapılıyor. 150 bin istihdam öngörülüyor. Yani bu Gaziantep’e 600 bin ek nüfus demek. Pekiyi evde oturuyor ablalarımız, kardeşlerimiz bunları neden istihdama kazandırmıyoruz. Biz bunu söylerken, neden sonuç ilişkisinde şunu hedefliyoruz: Toplumsal huzur. Bununla birlikte GAGİAD olarak kadın girişimci yetiştirme, kadınlara yönelik istihdam geliştirme gibi projeleriz var. Biz kurulduğumuzdan beri kadınlarımız bizim için çok değerli olmuş. Biz pozitif ayrımcılık olmayacak kadar kadın-erkek eşitliği olan bir Türkiye istiyoruz. Bugün şuan bizim nüfusumuzun çok büyük bir kesimi çalışmıyor. Kadınlarımızın çok büyük bölümü çalışmıyor.

 

Erkeklerin önemli bir kısmı eşlerinin çalışmasına sıcak bakmıyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınların çalışmasını hoş gören, izin veren bir kesim var. Bir de hoş görmeyen bir kesim var. Saygı duymak lazım… Ama siz bu insanları çalıştırırsanız teşvik ederseniz o insanların para kazandığını, daha rahat yaşadığını, çocuklarının daha iyi okullarda okuduğunu, tatil yaptığını görürse, bu kesim ikna olacaktır. Başka çare yok. Buna bugün başlarsanız bugün yol alırsınız. Üç yıl sonra başlarsanız üç yıl sonra yol alırsınız. Eğitim gibi zor olan, meyvesi geç alınan hiçbir şey yok. Gaziantep bugün eğitim hamlesi başlatıyor. Çok güzel bir şey yapıyor ama biz bunun meyvesini 15 seneden önce alamayız.

 

GAGİAD öncülük anlamında başka hangi projeler üzerinde çalışıyor?

Öncelikle “Biz” diyoruz. Bu kültürle büyümeye çalışıyoruz. Sanayicinin sadece kendi işletmesine duyarlı olmasının önüne geçmesini sağlıyoruz. Toplantılarımızda öyle bir sinerji yakalanıyor ki bunları topladığınızda 10 fikirden bir tanesi memlekete yetiyor. Bu fikirleri maddi imkanlar dahilinde hayata geçiriyoruz. Üyelerimizin sosyal hayatın içerisinde olmasını istiyoruz. İşten eve evden işe modundan çıkmasını istiyoruz. Üçüncüsü de yaptığımız faaliyetlerin yüzde 99’unu eşli yapıyoruz. Ev hanımıdır ekonomide ne işi vardır diye düşünmüyoruz. Gelsinler paranın nasıl kazanıldığını bilsinler ki paranın nasıl harcanacağını bilsin. Geçen 2012-2013 dönemimizde belediyeden sonra en çok girişimci  kurumduk. Halkımıza yönelik kurs açıyoruz. Yönetici asistanları yetiştirdik. Kendi yöremiz içinde dayanışma fuarı açtık.

 

Ülkemiz ekonomisiyle ilgili öngörüleriniz nelerdir?

Şimdi bir geriye dönük 10 yıla bakmak lazım. Bunun içerisinde son yaşanan 3-4 aylık bir süreç var. Tabii ülke olarak seçim süreci başladı ve devam ediyor. İmkan olsa da bunları bir ayda halledebilsek. Yerel seçimlere kadar siyasi gerginlikler, huzursuzluklar oldu ama seçim sonrası piyasalar biraz toparlandı. Biz bir kere genç nüfusuz her seçim bizim için demokrasi sınavı oluyor. Yerel seçim dönemi biraz sancılı ve zor bir dönem oldu. Ama katılım olarak baktığımızda başarıyla çıktık. Halk sandığa giderek demokratik hakkını kullandı. Önümüzdeki 1.5 yıl daha dikkatli olmamız gerekiyor. Her şey Türkiye’ye endeksli gelişmiyor. Ülke olarak bağlı bulunduğumuz global dünya var.  Bizim en büyük kırılganlıklarımızdan bir de enerjide dışa bağımlı olmamızdır. Ama bunların yanında da bir genç nüfusumuz var. Girişimci nüfusumuz var. Bulunduğumuz coğrafyadan dolayı etkin olabileceğimiz ticari bir yapıya sahibiz.