RÖPORTAJ, VIP — 3 Mayıs 2014 at 19:50

NAKSAN HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE ROYAL HALI YÖNETİM KURULU BAŞKANI TANER NAKIBOĞLU: İKİ SEÇİMDEN SONRA TÜRKİYE’Yİ KİMSE TUTAMAZ

Resim 007

 

Türkiye’de her seçim döneminde belirsizlik yaşandığını vurgulayan Naksan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Royal Halı Yönetim Kurulu Başkanı Taner Nakıboğlu, bu yıl Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2015’te de genel seçim yapıldıktan sonra Türkiye’nin önünün açık olduğunu dile getirdi.

 

Son 10 yıldaki atılımlarıyla Doğu’dan yükselen bir marka şehir olan Gaziantep’i konuştuğumuzda ilk akla gelen kuruluşlardan birisi de hiç şüphe yok ki Naksan Holding. Grubun genç kuşak yöneticilerinden Taner Nakıboğlu, Holding’de Yönetim Kurulu Üyesi, Royal Halı’da Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Gaziantep Zirve Üniversitesi’nde de Mütevelli Heyeti Başkanlığı ünvanlarıyla görevde. Taner Nakıboğlu, grubun başarısındaki kurumsal unsurlardan sosyal sorumluluk projelerine, eğitim yatırımlarından yabancı ortaklık konusuna kadar birçok alandaki sorularımıza içtenlikle yanıt verdi.

 

Naksan Grubu’nun kuruluş ve gelişimini kısaca anlatır mısınız?

Nakıboğlu Ailesi 1940 yılında başlattığı attariye ticareti ile iş hayatına girdi. 1960’lı yıllarda Polietilen Film ve Sera Örtüsü pazarlamasıyla faaliyet devam etti. Daha sonra 1975 yılında ikinci kuşak olarak babam ve amcalarım 4 kardeş olarak Naksan Plastik şirketini kuruyorlar. Naksan Plastik 1996 yılına kadar Türkiye’ninen büyük plastik ambalaj firmalarından biri olarak devam ediyor. 1998’de ben işe başladım. Biz grup şirketlerinde üçüncü kuşak olarak 12 yeğeniz. Yeğenler arasında yaş olarak en büyük benim ve işe başlayan da ilk benim. 1998’de işe başladığımda tek İngilizce bilen bendim. Hüseyin amcamın ayrılmasıyla doğan boşluğu doldurmak üzere ithalat ihracattan sorumlu olarak görevi sürdürdüm. Ailemizin bir kuralı olarak başta işçi gibi çalıştım. Üniversite stajımı İstanbul’da Ülker’de yapmıştım. Amerika’da da mastırımı yapmıştım. Biz şirkette bir karar alırken devamlı istişare yaparak alıyoruz. Bizim grupta 3 amca ve 5 yeğen var. Kızlar da bir dönem çalıştı ama evlendikten sonra ayrıldılar.

 

Peki, ortaya çıkardığınız bütün işlerde başarılı olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Ben her zaman söylerim; istişare, azim, çalışkanlık, kolektif şuur, takım ruhu başarıyı getirir. İstişare yapılmasıyla herkesin bakış açısına göre, bilgisine göre ortaya konan görüşler aynı zamanda yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. İstişare edilmeden kararlar alındığında sonunda Allah geri döndürüp, istişare etmeye zorluyor. Yani ben yaptım, tek başıma yaptım olmuyor.

 

Günümüzde bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de aile şirketlerinin devamlılığı noktasında ciddi sorunlar olduğu biliniyor. Çözüm noktasında ise, şirket anayasası öneriliyor. Siz grup olarak nasıl bir politika izliyorsunuz?

Ben aile anayasası olması gerektiğine inanıyorum. Bir şirketi kaç kişinin kurduğu önemli değil. İsmiyle ve gücüyle yaşamasını istiyorsanız, sanki şirket bir kişilik siz de ona hizmet ediyorsunuz gibi bakmanız gerekir. Yoksa olmuyor. Kurumsallaşmak isteniyorsa benim aile şirketlerine tavsiyem, gerçekten çocuklar gelmeden ortakların kendi aralarında anlaşması lazım. Ne olacak ki oğlum, yeğenim diye düşünüldüğünde, yıllar geçtiğinde keşke şöyle olsaydı deniliyor ama. İş işten geçmiş oluyor. Yani bir şirkette altyapının, sistemin, kuralların önceden oluşması ve bu bütünlük içinde hareket etmek lazım. Biz Naksan Holding olarak çok konferanslar, seminerler yaptık. Danışmanlarımız oldu. Gördük ki, diyelim ki 3-5 kardeş veya ortak bir araya geldi, onların görüş açıları, planları birbirine uygun, ama yıllar geçmiş, evlenmişler, çocukları olmuş. Diyelim ki, biri hala hırslı, biri yeter diyor, birisi de daha temkinli. Ama o noktada çocuklar gelmeden ortakların şuna karar vermesi lazım: Bizim başlangıçtan bugüne hedeflerimiz aynı kaldı mı? Şirketi devam ettirmek, büyütmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Bir kural konacaksa, çocukların hiçbiri gelmesin denebilir veya geleceklerse herkesin çocukları gelmesigerekir. Bu durumda da onların hakları, yetkileri ve sorumlulukları olmalı. Şirket anayasası dediğimiz şey bana göre böyle olmalı.

 

Siz bunu ne düzeyde başardınız?

Şuan için istenen noktaya gelemedik. Bu konu üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Fakat şirket anayasası diyeceğimiz yazılı bir şey tam oluşmadı. Ben işe başlayalı 16 yıl oldu. Dediğim gibi üzerinde çalışma yapılıyor ama bu açıkçası birileri göreve gelmeden olmalıydı. Burada tabii ki benim de Bahaeddin’in de, Emre’nin de farklılıkları olabiliyor. Bahaeddin İstanbul’da yaşıyor. Emre’nin yeni bebeği oldu. Yani değişik zaman dilimlerinde değişik ortamlarda büyüdüğümüz  için hedeflerimiz farklı, kişiliklerimiz farklı olabiliyor.

 

Eşleri işinize karıştırdınız mı?

Hayır, eşleri işe karıştırmıyoruz. Eşleri işe karıştırmamak da önemli, birbiriyle konuşturmamak da önemli. Bu ayrı bir şey. Türkiye’de belki ilk defa bizim Zirve Üniversitesi’nin Şahinbey Belediyesi ile yaptığı evlilik okulu var. Orada öğrettiğimiz en önemli konulardan biri şu: Evlendikten sonra aranızda olanları annenize, babanıza yani danışacağınız kişi dışında dedikodu anlamında, şikayet anlamında hiç kimseye anlatmayacaksınız. Niçin? Çünkü siz aranızda barışabilirsiniz ama anneler babalar unutmaz, işe karışır. Mesela ben amcamla, yeğenlerimle tartışırsam ve bunu eşime anlatırsam biz barışır unutabiliriz ama eşim bunu unutmaz. Bu konuyla ilgili ailelerimizde yazılı olmayan kurallar var.

 

Marka konusuna değinirsek, sizin bu konuda ne gibi çalışmalarınız var?

Biz 1940’dan 2000’e kadar businesstobusiness denilen yani fabrikadan fabrikaya bizim ürettiğimiz ürünler başka bir fabrikanın ambalaj fabrikası olduğu için 2000’li yıllarda dedik ki; artık bizim de tüketiciye yönelik bir markamız olsa. Hem yumurtaları aynı sepete koymayız, hem müşteriyi  direkt tanırız diye. Bu böyle yıllar sürdü.O zaman da Naksan Kimya diye şirket kurduk. Bu daha sonra Royal Halı’ya dönüştü. 2004-2005 yıllarında ilk olarak halı ipliği üretmeye başladık. Bize o zaman Antep’te o kadar halı firması varken neden halı işine giriyorsunuz denildi. Biz halı üretiminde farklı olacağız dedik. Şimdi gerçekten Royal Halı 2014’e gelindiğinde geçen 10 yılda farklılığını göstermiş oldu. Her sene inovasyonda lider. Her sene inovasyon ve Ar-Ge ödülleri aldık. Yenilikler olarak; halı da farklı iplik kullanımı, anti bakteriyel, anti-mite, sigortalı halı, nano halı, leke tutmayan, lekeyi kendi kendine gideren halı derken, Royal, Atlas, PierCardin olarak 3 markada yeniliklerin öncüsü olduk. İlk günlerde trendlerin takipçisi olacağız sözümüzü tuttuk. Çok şükür, 2013 yılı 3 Mayıs’ta  borsada tek halı firması olarak gong çaldık. Ondan sonra halıda ve iplikte yatırımlarımızı devam ettirdik. Yine yenilik olarak Royal Halı Custom Design diye kişiye özel halı çıkardık. En şaşırtıcı olan şuan o. İsteğe bağlı yani butik olarak tek bir halı bile çıkartıyoruz. Tabii ki, yenilik adına her sene Ar-Ge için belirli bir bütçe ayırıyoruz.

 

Naksan Holding olarak sosyal sorumluk projeleriniz içinde eğitimin önemli bir yeri var.  Eğitim alanındaki faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Eskiden beri hep inşaatın içindeydik. Dedem de amcam da babam da kendi inşaatlarımızı kendimiz yapardık. Sonra 1985 yılında amcam ve akrabalarımız İpek Vakfı’nı kurmuşlardı. O zamandan beri sosyal sorumluluk projeleri devam etti. Eğitime önem veriyorduk. Yurtlarımız, okullarımız var. 2006 yılına gelindiğinde Üniversite kurmanın zamanı geldi diyerek çalışmalara başladık. Ve 28 Eylül 2009’da üniversite başladı. Bu sene kuruluşunun beşinci yılı.

 

Peki, üniversitedeki iddianız ne?

Adında da anlaşıldığı gibi Türkiye ve dünyada zirvede olmak. Yani Zirve Üniversitesi ile sıradan bir üniversite olmak değil de üstlerde olmak istiyoruz. Hangi konularda derseniz, öyle bir şey yok. Denizcilik var, iktisadi ve idari bilimler var. Mühendislik , mimarlık var. Bu sene tıp fakültemiz başladı. Hukuk ve İletişim fakültelerimiz var. Her biri de kendi çapında iddialı gidiyor. Üniversitemizde İngilizceye çok önem veren, teknoloji kullanımına çok önem veren dalında çok iyi yetişmişhem kendi fabrikalarımızda, hem başka fabrikalarda faydalı olacak insanlar yetiştirmeyi amaçlıyoruz.

 

Üniversite-sanayi işbirliği konusundaki çalışmalarınız ne düzeyde?

Bu konuya çok önem veriyoruz. Üniversite sanayi işbirliği merkezi var. Orada sanayiden ve üniversiteden mühendisler aldık. CNC makinesi aldık. Fıstık çıtlatma makinesi yaptık, mısır irmiği makinesi vs. yaptık. Bu şekilde çalışmalarımız orada da devam ediyor. Gerçekten sanayideki firmalara üniversite-sanayi işbirliği konusunda yardımcı oluyoruz. Hem üniversiteyi bilen, hem sanayiyi bilen katalizör insanlardan faydalanıyoruz.

 

Üniversitenizin uluslararası arenada hedefi ne?

Uluslararası alanda yayınlarıyla, buluşlarıyla adından söz ettiren üniversite olmayı hedefliyoruz. Dünya çapındaki üniversitelerin akreditasyonlarında yer almak istiyoruz.  Yabancı hocalarımız var. Dünyanın 70 ülkesinden gelen yabancı öğrencilerimiz var.

 

Konut sektöründeki Antepia Evleri Projesi ile ilgili bilgi verir misiniz?

Antepia Evleri  Projesini Sinpaş ile birlikte proje ortaklığı ile yapıyoruz. Bu ortaklıkla Sinpaş’ın tecrübesinden yararlanalım dedik. Proje yapma ve yönetimi, satışı onlar yapacak. Reklamın nasıl olacağına onlar karar verecekler ama reklam bütçesini biz karşılayacağız. Proje çok iyi gidiyor. İlk 3 etabın yüzde 91’ini sattık. Toplam 3.500 konuttan oluşan Antepia’da 1.080 konutu bitirdik. Tamamının yapımı 3-5 sene sürer. Şu an her şey çok güzel devam ediyor. Proje içindeki göl bitti. Etrafında kafeteryalar olacak. Çarşıyı agora çarşı olarak yapıyoruz. AVM’yi daha sonra yapacağız. İçinde Otel de vardı ama daha sonra onu çıkarttık, yapacağımız hastanenin yanında olacak.

 

Maden sektöründe neler yapıyorsunuz?

Adularya Madencilik olarak faaliyetlerimiz devam ediyor. Madencilikte hem ruhsatlı alanlarımızda hem diğer izinlerle kömür çıkarıyoruz. Çıkardığımız kömürleri, kalori zenginleştirmesi yapıp çevredeki endüstriyel kömür ihtiyacı olan firmalara veriyoruz. Ayrıca enerji santralimiz inşallah bu sene tamamlanıyor. 290 MW olarak devreye girecek. Şuanda da Gaziantep’te doğalgaz motorlarından 50 MW üretim yapıyoruz. Ankara’da Adularya Toptan Satış, İstanbul’da Naksan Enerji Toptan Satış diye iki şirketimiz var. İki ayrı ekip olarak Ankara ve İstanbul’da elektrik satıyorlar. Gerekirse elektrik ithal ve ihraç ediyorlar.

 

Enerji sektörünün oturması 2015’i bulur deniliyor. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elektrik satışında şuan özel firmalara fatura limiti var. Ama 2015’te bu fatura sınırlaması kalkacak ve tamamen serbest piyasa olacak. Dolayısıyla her firma konutlara da girecek ve herkese elektrik satabilecek. Haliyle sektörün cazibesi artacak.

 

Grubunuzun içinde faaliyet gösteren Rinak Lojistik firmasından da bahseder misiniz?

Bu şirket demiryolu taşımacılığı, demiryolu imalatı, demiryolu sinyalizasyonu gibi işler yapıyor. Burada aslında ağırlıklı yapılan iş demiryolu taşımacılığıdır. Demiryolu taşımacılığının geleceğine inanıyoruz. Onun için bu şirketi kurduk. Aslında bu şirket çok aktif değil ama bu işin geleceğine inandığımız için erken yatırım yaptık.

 

Naksan Grubu olarak 2013’ü nasıl geçirdiniz? 2014 yılı öngörüleriniz nelerdir?

2013’te hedeflerimizi başa baş gerçekleştirdik diyebilirim. 2014’te stabil kalmayı bekliyoruz. Her şeyde süreklilik olmasını temenni ediyorum. Bilindiği gibi Türkiye’nin önünde Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. 2015’te genel seçim olacak. Şurası bir gerçek ki ülkemizde her seçim döneminde bir belirsizlik olmuştur. Fakat bu iki seçimi geçirdikten sonra Türkiye’nin önünün açık olacağına inanıyorum. Neden açık olacak? Çünkü bakıyoruz eskiye göre bir dönem Türkiye’de 28 üniversite vardı, şimdi 170 üniversite var. Bir dönem şu kadar genç vardı şimdi ise Avrupa’nın en genç topluluğu olan ülkeyiz. En son teknolojiyi kullanıyoruz ve Türk İnsanı olarak çok hızlı adaptasyonumuz var. Yine eskiye göre yabancı dil öğrenimi çok yaygınlaştı. Gaziantep’te yeni neslin hepsi yurtdışı görmüş yabancı dil biliyor. Yabancı dil bilmek çok önemli. Mesela internete girdiniz Türkçe araştırma yapıyorsunuz diyelim ki önünüzde 100 birim bilgi var. İngilizce biliyorsanız 10 bin birim bilgi var.

 

Gaziantepli sanayicilerin temel sorunlarından biri de liman ulaşımı olarak biliniyor.  Mersin Limanı yerine İskenderun Limanına daha kısa zamanda ulaşım sağlanması talepleri vardı. Bu noktada hangi aşamaya gelindi?

İskenderun yolu yapılıyor. Şu anda Gaziantep’ten kuzeye doğru gidip Mersin’e ulaşıyor. Mesafe 230 km. Halbuki buradan güneye doğru dağları tünelle geçtiğinizde hemen Dörtyol’daki limanlara ulaşıyorsunuz. Mesafe ise 120 km. Bu yolun açılması önemli bir avantaj olacak Gaziantep için.

 

Naksan Grubu yabancı evliliklere nasıl bakıyor?

Ben, işe başladığımda bizdeki ortaklık bir tabu gibiydi. Sanki ailenin dışından biriyle ortaklık yapılamaz gibiydi. Benden sonra Royal Halı’da Cihan Dağcı, Adularya’da Enver Taner Baltacı, Rinak’ta İbrahim Öz gibi başka isimlerle ortaklıklar kurduk. Halka arz imkânsız gibi bir şeydi, bunu aştık. Şimdi 5 binle 10 bin ortağımız var Royal Halı’da. Her şeye çok dikkat ediyoruz. Şimdi gördük ki bu güzel bir şey. Naksan Plastik’te de halka arz hazırlıklarımız başladı. Aslında yabancı ortaklığa sıcak bakıyoruz. Yabancılarla ortaklık yapanlardan dikkatlice dinlerseniz  yabancıların hepsinin sistem getirdiğini, belki sermaye getirdiğini, tecrübe getirdiklerini ama, sizi yavaşlattığını söylüyorlar. Onun için bizi yavaşlatmayacak ortaklıklar yapmak istiyoruz. Mesela enerji de ortaklık olabilir. Çünkü enerji de satın alma yok, satış yok, pazarlama yok, ihracat yok. Durağan bir yapı. Ama bu Naksan Plastik’te, Royal Halı’da biraz zor. Çünkü diyecekler ki, onu yapalım, bunu yapmayalım. Mesela Royal Halı’da yabancı ortaklık teklifi oldu. Bizi yavaşlatırlar diye çekincemiz oldu ve ortaklık yapmadık.