RÖPORTAJ — 7 Temmuz 2014 at 14:10

S.O.S INTERNATIONAL YÖNETİM KURULU BAŞKANI NİLGÜN KANBER: TÜRKİYE’DE HAVA AMBULANS HİZMETİNDE ÖNCÜYÜZ

KAPAK Resmi Nilgün kanber

 

Nilgün Kanber, “S.O.S International, 1993 yılında Türkiye’de kurulan ilk ve tek hava ambulans organizasyonu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “1996 yılından itibaren kara ve deniz ambulansı, revir hizmetleri, organizasyon hizmetleri, asistan hizmetleri, iş güvenliği eğitim ve hizmetleri, ilkyardım eğitim hizmetleri veren sağlık sektörünün öncü ismiyiz.”

 

1993 yılında ortaya koydukları ilk hedefin, 2013’ün sonunda kendi uçağını almak olduğunu ve bunu başardıklarını söyleyen S.O.S International Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Kanber, “S.O.S International, Türkiye’de hava ambulans hizmetinin öncüsüdür. Bugün kendi uçağımız hariç 4-5 uçakla hizmet veriyoruz. 2023 için ise hedefi İsmail Ege Kanber belirleyecek” dedi.

 

S.O.S International,1993 yılında kiralık bir helikopterle başladığı faaliyetini, birisi kendi mülkiyetinde olmak üzere 5 uçaklık bir filoyla sürdürüyor. Bu hizmetin yanına 300 araçla yürüttüğü kara ambulansı hizmetini de ekleyen firma ayrıca, iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri de vermekte. Firmanın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Nilgün Kanber, S.O.S AIR Direktörü İsmail Ege Kanber ve S.O.S İş Sağlığı Güvenliği Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Akdemir ile grubun genel faaliyet yapısını ve S.O.S International’ın hedeflerini konuştuk.

 

Nilgün Hanım, öncelikle bu işe nasıl ve nereden başladığınızı anlatırmısınız?

Bu çok merak edilir. Anlattığım zaman da çok şaşkınlığa uğrar insanlar. Aslında tıp mezunu değilim. Marmara İşletme mezunuyum. Tek özelliğim çalışkan bir talebe olmaktı. Profesyonel hayatta sadece bir buçuk yıl çalıştım. International Hospital’da marketing ve PR manager görevindeydim. İşte o sırada helikopterle hasta ziyaretine gelen bir hasta yakını vardı. Onu gördüğüm zaman patronun odasına gittim. Dedim ki heliportumuz var. Biz, helikopterle hasta taşıyalım, ne dersiniz? Aldığım cevap, “nerde gördün sen onu?” oldu.. Yurtdışında çocukken gördüğümü söyledim.. “Helikopter fiyatı ne kadardır?” dedi. 3 milyon dolara alırız dedim, kullanılmış helikopteri kastederek.. “Sen kendin yap, ben böyle bir şey yapmam” dedi. Yarı alaylı reddetti.

 

Daha sonra ben bu işi gerçekten yapabilirim diye düşündüm. S.O.S. International’ın logolarını çizmeye başladım kağıda. Sonra da elinde helikopter olanların listesini döktüm. Bunlardan bir tanesine gittim teklif ettim. Kızı benimle aynı yaşlardaydı. Sağ olsun birlikte babasını ikna ettik. Çift motorlu İtalyan yapımı bir helikopterdi. Bir tane koltuğunu kaldırıp, sedye koyduğumuz bir sistem yaptım. International Hospital ile çalıştırmaya başladım bu helikopteri.. International Hospital’in hava ambulansı var diye yayınlar yaptık. Tabii o zaman en yeni, Türkiye’nin en prestijli özel hastanesi…

 

Tabii, helikopter gece uçamıyordu. Uzun menzilde uçamıyordu. Yani bir uçak  ihtiyacı vardı. Bunun üzerine Top Air’e gittim. Onların hem jet uçakları hem de turbo probları vardı. Bana al kullan dediler. Ben onların uçaklarını pazarlamaya başladım ve inanılmaz başarılı oldum. Öncüsü olduğum çok büyük bir pazar yarattım aslında. Top Air, yolcu uçaklarına girip sonunda kapanınca Güven Air bize bir jet sağladı. En fazla ticari uçuşu o dönemde gerçekleştirdik. O şirket de sahibi bulunduğu bankanın kapanmasıyla bizi de çok zor durumda bıraktı. Var ettiğimiz piyasayı ayakta tutmakta zorlandık. Yıllarca süren zahmetlere katlandık ama  hava yolu ile hasta taşımaktan vazgeçmedik. Derken şimdi buradayım. Bu işin kitabını değil, ansiklopedisini bile yazarım. Çünkü ben bu işe gönül verdim. Taşıdığımız kopuk uzuvların mikrocerrahi vakalarının duaları bize yeter. İnşallah vatana millete ve insanlığa hayırlı işlerle devam ederiz. Bugün S.O.S AIR in başında; S.O.S ile birlikte büyüyen, annesinin ilgisini, sevgisini bile S.O.S ile paylaşan biricik oğlum İsmail Ege Kanber var.

 

Hava ambulansından sonra kara ambulansı hizmeti de vermeye başladınız…

Helikopterle ve uçakla hastaneye, hastaneden havaalanına taşırken kara ambulansının da gerekli olduğunu düşünerek kara ambulansına girdik. Aslında yaptığımız tüm yatırımlar birbirini tamamlayan entegre yatırımlardır. Hep kara ambulansı olarak biliniyor S.O.S ancak, hava ambulans olarak başladık ve daha sonra kara ambulansına da geçtik.

 

Ayrıca, Sağlık Bakanlığı’ndan izinli ilkyardım merkezimiz var. Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde mecburi olan, şirketlerde ilkyardım eğitimlerini de veriyoruz ve çok başarılıyız bu konuda. Yüzde 100’e yakın başarı oranımız var. Temel prensip olarak, “Çalışmak ve inanmak” diyoruz. Grubun kurucusu ve CEO’su olarak, ‘yaptığım her işi iyi yapmak zorundayım’diye yola çıktım. Hava ambulansındaki başarıyı kara ambulansında ve ilkyardım eğitimlerinde de yakaladık. Geçen yıl işyeri hekimliği ve iş güvenliği eğitimi veren bir eğitim merkezi de kurduk. Bunun başında ise Gökhan Akdemir Bey var. Ayrıca, ortak sağlık güvenlik birimimiz var. Bu da şirketlerin işyeri hekimliği ve iş güvenliği istihdamını sağlıyor.

 

Hava ambulansı hizmetini Sağlık Bakanlığı da veriyor. Sizin farkınız nedir?

İsmail Ege Kanber: Evet, 112 Acil işini gayet iyi yapıyor. Ancak biz, 112 Acil’den önce hava ambulansı yapmaya başladık. Fakat kara ambulansı hizmetini 112 Acil bizden önce de veriyordu. Ancak, eskiden hizmet kalitesi ve modernizasyon farkı vardı. Özel sektör olarak bizde bu ihtiyacı görerek, yaptığımız yatırımlarla bu açığı kapattık. Şimdi 112 Acilde gayet güzel hizmet veriyor. Çünkü son on yılda bu işe çok önem veriliyor.

 

Biz ne yapıyoruzu konuşacak olursak; Biz uluslararası çalışıyoruz. Bizim için Türk vatandaşı veya başka ülkenin vatandaşı fark etmiyor. Her ülkenin vatandaşı her yerden her yere taşınabiliyor bizimle.. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı öncelikle Türk vatandaşının hizmetinde ve daha fazla Türkiye içinde. Dolayısıyla, Türkiye içi piyasamızı Sağlık Bakanlığı’na bırakmış olduk. Buna memnunuz.Yeter ki bu hizmet verilsin. Uluslararası başlayan hizmetimiz yine uluslararası devam ediyor. Türkiye’de taşıdığımız oluyor ama ağırlıklı yurtdışı hizmet verdiğimiz için yurtdışında Türkiye’den daha çok tanınıyoruz.

 

Sağlık Bakanlığı ile ortak hizmet verme ya da işbirliği sözkonusu mu?

İsmail Ege Kanber: 112 Acil bizim bütün sistemimize girebiliyor. Hangi ambulansımız nerede bilebiliyor ve boşluk olduğu noktada bizim sistemimize girip bizden ambulans isteyebiliyor. Hava ambulansında yine kendi ambulansları olmakla beraber bizden de hizmet alabilir. Dolayısıyla, işbirliği her zaman olur. Bir de özel sektörün var olması ya da yaşatılması hizmette kaliteyi arttırır. Bu bakımdan özel sektör önemli ve desteklenmeli.

 

Özel sektörün verdiği hasta taşıma hizmetinde sorunlar var mı?

Nilgün Kanber: Ben bu işe başladığımda bir helikopter vardı ve bu konuda bir yönetmelik bile yoktu.. Ancak bizler yurtdışı örnekleri kullanıyorduk ve ruhsat dışında bütün standartlara uyumlu çalıştık. 2007 den sonra hava ambulansında A3 standardı geldi. Bu belgeye sahip olmayan ambulans yapamayacak. Şimdi en önemli eksiklik işin ehli olmayan insanların verdiği aracılık hizmetleri. Çünkü çok yüksek kar marjı var arada. Hastayı size verirken uçak sizde ama hasta onun irtibatında. Yani şu anda sektörün en büyük düşmanı bu brokerlerdir. Bunlar bireysel, bağımsız insanlar.. Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmeliler bence. Hiçbir yetki belgeleri yok. Ellerinde telefon var. Bazen de web  sitesi açabiliyorlar.. Ambulans uçak ücreti 10 bin lira diyelim. Sağlık ekibini de katarsak 12 bin lira. Broker ise 5 bin lira kazanıyor. Uçağın maliyetini düşündüğünüzde bu çok büyük bir para. Bu parayı ne uçak kazanır, ne de medikal ekip kazanır. Sonuçta ödemeyi yapan hasta ve yakını zarar görüyor. Bunların ortadan kaldırılması lazım. Brokerler yerine bu işi sağlıkla ilgili birimler yapmalı. Bizim gibi ambulans şirketleri olabilir, hastaneler olabilir ama aracılar değil! Avrupa’da sağlıkla ilgili broker yok. Sonuç olarak, aracılarla ilgili bir düzenleme gelmelidir.

 

Kaç ülkeyle işbirliğiniz var?

İsmail Ege Kanber: Bir sınırı yok. Adını duymadığınız yerlerden de taşıyabiliyoruz. Oradaki şirketlerle bağlantılarımız var. Daha önceleri petrol şirketleriyle bağlantımız vardı. Şimdi inşaat şirketleri ve başka şirketlerde var. Dünya artık küçülüyor. Herkes her yerde olabiliyor. Sadece ülke sınırları var ama insanlar her yerde. Bizim farkımız, uzun yılların tecrübesi ve hava yoluyla yoğun bakım koşullarında transfer yapmamız. Transfer her şekilde gerçekleşebilir. Biz uluslararası gibi hizmet veren normal havayolu şirketleriyle de yolcu taşıyabiliyoruz. Ama acil durumlarda kendi jetimizle götürüyoruz. Bu herkese göre bir hizmet.

 

Türkiye’de hava ambulansı kullanımı çok yerleşmiş değil. Neden?

İsmail Ege Kanber: Birincisi pahalı bir hizmet. Ama ne kadar pahalı olursa olsun yoğun bakımda ödenen fiyatlara baktığımızda ucuz bile kalabilir. Artık herkesin sigortası var. Genel sağlık sigortası veya özel sağlık sigortası… Genel sağlık sigortaları varsa tamamlayıcı sigorta eklenebilir. Özel sigortalarda artık insanlar bakıyorlar hava ambulansı imkânı var mı diye. Hava ambulansı hizmetinden yararlanmak istiyorlar ve yararlanıyorlar. Axa, Allıanz, Maphre gibi büyük sigorta şirketlerine yıllardır bu hizmeti veriyoruz.

 

Sağlık Bakanlığı’nın son on yılda attığı adımlar devrim niteliğindedir. Kara ambulansında araçlar için çok yüksek standartlar geldi mesela ve çok da sıkı denetleniyor. Bu yüzden herkes bu işe giremiyor. Hava ambulansı tarafında da yine bir ilki gerçekleştirdiler. Bunların hepsi bu zaman diliminde oldu.

 

İş sağlığı güvenliği ile ilgili nasıl bir eğitim veriyorsunuz?

Gökhan Akdemir: Yeni çıkan 6331 sayılı yasayla S.O.S International, Çalışma Bakanlığı tarafından iş sağlığı güvenliği hizmeti konusunda yetkilendirilmiştir. Ortak sağlık güvenlik birimimiz açıldı. Bununla birlikte işyeri güvenliği eğitim merkezimiz var. Bu yasayla birlikte 2014 itibariyle Türkiye’de firmalar 3 sınıfa ayrıldı. Az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olarak.. Tehlikeli ve çok tehlikeli olan bütün firmalar ve kurumlar Ocak 2014’ten itibaren iş sağlığı güvenliği hizmeti almaları gerekiyor. Bu hizmete istinaden bizde sahip olduğumuz bu yetki belgesi ve uzman derinliğimiz ile birlikte (A ve B sınıfı) uzmanlar ile birlikte kurumsal firmalara, ihtiyacı olan bu hizmeti vermekteyiz.

 

“İşverenler, iş sağlığı güvenliğini ek maliyet olarak görüyor”

 

Kurumların alması gereken bu hizmet ile birlikte uygulama noktasında bilinçlenmesi de önemli. İnsanların bilinçlenmesi adına neler yapıyorsunuz?

Gökhan Akdemir: Tabii ki, öncelikle iş sağlığı güvenliği kültürünün oluşturulmasına yardımcı olunması gerekiyor. Bizim KOSGEB ile beraber belli periyotta bilgilendirme toplantılarımız var. Bunun için KOSGEB’in bünyesinde 100’erli gruplar halinde firmalar ile çeşitli toplantılar yapıyoruz her ay.. Ayrıca, üniversitelerle işbirliğimiz oluyor. İstanbul’daki 3 üniversite ile iş sağlığı güvenliği üzerine çözüm ortaklığı, işbirliği anlaşmaları yapıldı. Donanımlı personelle ilgili Çalışma Bakanlığı’nın belli kriterleri var. Üniversitelerin mühendislik, mimarlık, fen-edebiyat fakültelerinden mezun olmak gerekiyor. Bununla birlikte sınavdan önce 180 saatlik bir eğitim var. Tabii bize göre bu eğitimler çok az. Almanya’da bu eğitimlerin yaklaşık 1000 saat olduğu bilgisi geldi. Zaten 180 saatlik eğitimin 90 saati uzaktan eğitim dediğimiz modüler sistemde gidiyor. 90 saati yüz yüze eğitim. Bu eğitimin artırılmasının iş güvenliği kültürünün oluşması için daha faydalı olacağını düşünüyoruz.

 

İşverenler iş sağlığı güvenliğini ek maliyet olarak görüyor. Bunu aşmak lazım. Yani ileride bir iş kazası olduğunda, işin gereği yerine getirilmediği zaman bunun 100 katını ödemek durumunda kalırlar. Tabii bunun bir de vicdani yanı var. Vicdani sorumluluk en önemlisi bence. Aslında iş güvenliği uzmanı çalıştığı kurumdan maaş almamalı. Çünkü hizmet verdiği kurumdan maaş aldığı zaman gerçek anlamda bağımsız bir denetim yapması zor. Ama bunu bağımsız iş sağlığı güvenliği birimlerinden aldığı zaman burada iş güvenliği uzmanının daha çok yaptırımı, rolü olabiliyor. Yani patrona karşı daha dik bir duruş gösterebilir. Baktığınız zaman burada Çalışma Bakanlığı çok güzel bir sistem kurdu. Artık her firmanın faaliyet kodu var. Faaliyet koduna göre firmalar konumlandırıldı. Bu sayede Çalışma Bakanlığı her firmanın ihtiyacı olan iş güvenliği uzmanını veya işyeri hekimini bulundurup bulundurmadığını sistemden görebiliyor. Dolayısıyla, sistemden otomatik olarak ceza kesebilir.

 

Nilgün Kanber: Bir önemli konu da iş güvenliği eğitiminin ilgili mesleklerine, sektörlere göre ayrılması. Mesela, su ürünleri fakültesini bitiren biri inşaatta iş güvenliği uzmanı olmamalı. İşverenler açısından da iş güvenliği konusu yasak savmak gibi görülmemeli. Haydi bana risk analizi yap, paranı vereyim değil… Gerçekten onun gerekliliklerini yerine getirmek gerekir.

 

Aslına bakılırsa firmalar, bağımsız güvenlik birimlerinden bu hizmeti aldıkları zaman sorumluluk tamamen ortak güvenlik birimlerinde oluyor. Onların görevlendirdiği iş güvenliği uzmanlarında oluyor. Ve o da yaptırım uygulayabiliyor. Çünkü iş güvenliği uzmanının bakanlığa bildirme yetkisi var sistemden. Türkiye’de 1500’e yakın ortak sağlık güvenlik birimi açıldı. Burada gerçekten referansı kuvvetli kaliteli firmalardan iş güvenliği hizmeti alınması gerekiyor. 80 bine yakın iş güvenliği uzmanı var ama bunların yaklaşık 5 bin tanesi aktif olarak çalışıyor.

 

Hava ambulansı konusunda 2023 hedefiniz nedir?

Nilgün Kanber: Bizim hedefimiz 2013’tü. 1993 yılında ortaya koyduğumuz bir hedef vardı. 2013’ün sonunda kendi uçağımızı alarak bu hedefi noktalamış olduk. Uçağımız, 3000-3500 km menzili olan bir uçaktır. Kendi uçağımızı alacağız dedik ve aldık. Bundan sonra bayrağı Ege Bey devraldı.

 

İsmail Ege Kanber: 2023 için ise hedef, filoyu genişletmek ve tabii ki uluslararası hasta taleplerini karşılayan bir şirket haline gelmek. Çünkü Türkiye’nin coğrafi konumu buna çok müsait. Zaten şu an bu coğrafyadaki siyasi çalkalanmalar ve iç savaşlar dolayısıyla çok hasta taşınıyor. Bugün Irak ve Libya’dan Türkiye’ye hasta getiriyoruz. Aynı zamanda talep üzerine Avrupa’ya da götürüyoruz. Mesela, yakın bir zamanda Libya’dan bir hastayı Almanya’ya götürdük. Libya’nın ambulans uçakları var ama Avrupa seferlerini yapamadıkları için biz onların Avrupa seferlerini yapıyoruz.

 

Bu işin gecesi gündüzü yok.7/24 yaşayan bir sistem. Durmadan işliyor. Çünkü hastalığın zamanı yok. S.O.S zaten bir ambulans ruhsatlı şirket. Bu kısımda yapılması gerekenler yapılmış. Bizler üzerine ne katarız diye çalışmalar yapıyoruz. Bir de bunun havacılık kısmı var. Eskiden bir jet plotuher jet uçağını kullanabiliyormuş.. Şimdi her uçağın kendi tipinde eğitimli pilotu var ve her uçağın kendi takımı var. Burada en mantıklı olan 1400-1500 km menzili olan jetler. Bunlarla Irak’tan, Libya’dan, Bakü’den kolaylıkla hasta getirebiliyoruz. 2023’te kendi uçak sayımız için 3 olur diyorum. Ama toplam filo da 10 uçak olabilir. Havacılık kısmında başka   yatırımlarımız da olacak.

 

Peki, kara ambulansında ulusal çalışabiliyormusunuz?

Nilgün Kanber: Ulusal olarak hizmet veriyoruz, network üzerinden. Zaten Sağlık Bakanlığı da bunu kolaylaştırdı. Eskiden Adana, Antalya ve İzmir’de bürolarımız vardı. Aynı yeterlikleri her ilde göstermeniz gerekiyordu ve çok zordu. Şimdi artık Sağlık Bakanlığı’na müracaat ederek istediğiniz ilde hizmet veriyorsunuz. Ayrıca, hizmet ortaklığı anlaşmalarımız var diğer şirketlerle. Hatta yurtdışındaki diğer ambulans şirketleriyle anlaşmalarımız var. Yani bütün dünyada hizmet veriyoruz. Deniz ambulansını da ilk kullanan biziz, bu hizmeti de veriyoruz ama butik hizmet şeklinde. Özel sektöre göre rantabl değil. Ancak yine devlet bu işi de olması gereken şekilde yapacak. Bekliyoruz.

 

S.O.S’in başarı sırrı ve sektördeki farkındalığı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Nilgün Kanber: Ambulans şirketi olup da havada, karada, denizde hizmet veren, ilkyardım eğitimleri, iş güvenliği eğitimlerinin hepsini komple verebilen tek şirketiz. Sektörün lideriyiz. Bunun altını çizerek söylüyorum. Hastane ambulansları, sadece kendi hastanelerine hasta götürmek üzere ücretsiz mağaza servisleri gibi hizmet veriyorlar. Hastanelerce sübvanse ediliyorlar.. Bunları aynı kulvarda sayamayız.

 

En güçlü rakiplerimiz artık yoklar. Çünkü sadece para kazanmak üzere bu iş yapılırsa, hayal kırıklığı ile sonuçlanır. Para kazanmak isteyen patates de satabilir. Bu işin, saygı hak eden ve ilgisizliğe tahammülü olmayan bir ruhu vardır. Hastane gibi sadece kurumsal yönetilen bir ticarethane olamaz. Kar marjı düşüktür. Emek ister. İhtimam ister. Durmaksızın eliniz üzerinde olsun ister.

 

S.O.S, hiçbir kurum ve hastane organik bağı olmayan bağımsız bir yapıdır. En eski ve el değiştirmeksizin ayakta kalan, kendi ilkelerini koruyan tek özel yapıdır. Şirket hafızasını taşıyan eski personelin tecrübeleri ile yeni dinamik genç beyinlerin ortak akıllarını karma yaparak her daim taze kalabilen bir yapıdır. Yaşlanmaz. Bu ise; hastaların, özel sigorta şirketlerin ve kurumların bizi tercih sebebidir.

 

Bana bir gün rakibim, “Ben holdinglerden CEO’lar getiriyorum başarılı olamıyorum. Bunun sebebi sence nedir?” diye sormuştu. Bunun nedeni aşktır. Sevgiyle yapmaktır. Ben öyle yapıyorum.