RÖPORTAJ, VIP — 9 Eylül 2014 at 00:19

KAYSERİ TİCARET ODASI BAŞKANI MAHMUT HİÇYILMAZ: KAYSERİ İHRACATLA BÜYÜYECEK!

DSC_0007

 

Kayseri’nin binlerce yıllık köklü bir ticari kültüre sahip olduğunu vurgulayan Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz, Kayseri’nin son yıllarda gerçekleştirdiği sanayi atılımlarıyla birlikte ihracata dayalı bir büyüme gerçekleştireceğini, bunun için somut hedefin 2023’te 7 milyar dolar olduğunu belirtti.

 

Kayseri uzun yıllar boyunca ticaretle anılmış, bulunduğu coğrafi konum itibariyle de ticaret yollarının merkezinde olan bir şehir. Daha çok mobilya sektöründe gösterdiği atılımla sanayileşme yolunda ilerleyen Kayseri özellikle Irak pazarına yönelik çalışmalarıyla ihracatta da atılım içerisinde. Irak’taki potansiyeli değerlendirmek üzere Kayseri Ticaret Odası Erbil’de bir ticaret ofisi açmaya hazırlanıyor. Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mahmut Hiçyılmaz ile Kayseri’nin 2023 hedeflerini, bu yolda önündeki engelleri ve yapılması gerekenleri konuştuk.

 

Köklü bir ticaret şehri olan Kayseri’nin bugünkü ekonomik konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tarihî gelişimine paralel olarak Kayseri her zaman ticaretin merkezi olmuştur. Ticarette 4000 yıllık deneyimi vardır. Bugün Kayseri, 5 sanayi bölgesi ve bir serbest bölgesi ile önemli bir sanayi ve ticaret şehridir. Kayserili için çalışmak bir ibadettir. Kayserili için alınteri kutsaldır. Bunlar Kayserili’nin temel prensipleri olduğu için Kayseri, Türkiye’de girişimciliğin yatırımın, kalkınmanın ve hayırseverliğin bir sembolüdür.

 

Gelişmişlik bakımından iller sıralamasında Kayseri, sosyo-ekonomik bakımdan yapılan sıralamada ilk 15 il arasında yer almaktadır. 1.7 milyar dolar ihracatı ve 3.5 milyar dolar ticaret hacmi vardır. Bu sıralamada Kayseri’nin daha üst sıraları hakettiğini düşünüyoruz. Bunun için de ticaret ve sanayide Ar-ge ve inovasyona önem verilmesi gerektiğini, firmaların rekabet güçlerinin artırılması gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum. Bugünkü yarış sadece ekonomide değil, her alanda çünkü.

 

Bu noktada sanayinin gelişimi için uzun yıllardır tartışılan teşvik sistemini Kayseri için ele alalım…

Bugün gelinen noktada, bölgesel teşvik sisteminin rantabl şekilde çalışmasını engelleyen, verilen teşviklerin heba olmasına yol açan bir sistem uygulanıyor. Ülkemizin ve şehrimizin 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmesi adına teşvik sistemimizin de bölgesel teşvik anlayışından farklılaşarak ürün bazlı teşvik uygulamasına yoğunlaşması gereklidir, diye düşünüyoruz. Böylelikle atıl yatırımın önüne geçilerek, daha hızlı şekilde üretim ve istihdam artışı sağlanabilecektir. İhracatımızın artırılabilmesi için bu konu önem arz etmektedir.

 

Ürün bazındaki teşvikten kastım şudur: Bizim kronikleşen cari açık sıkıntımız var. Bu cari açığın giderilmesi için ithal ikamesine yönelik çaba göstermemiz gerekiyor. Yani dışarıdan neyi ithal ediyorsak onu üretebilmenin çabası içinde olmalıyız. Buna yönelik teşvik vermemiz gerekiyor.

 

Son dönemdeki politikalar bu görüşü geriye attı değil mi?

Şimdiki uygulanan teşvik sistemini doğrusu ben uygun bulmuyorum. Biz hangi ürünün hangi parçasını üretemeyip dışarıdan getiriyorsak, onun burada üretilmesi için teşvik vermemiz gerekiyor.

 

Pekiyi iş dünyası üniversite ile işbirliğinin neresinde?

Üniversite ve sanayi kuruluşlarının bir araya gelerek ülkemizde yeteri kadar yürütülemeyen AR-GE faaliyetlerinin artmasına katkıda bulunmaları gerektiği kanaatindeyim. Üniversite ile ticaret ve sanayi sektörlerinin iç içe yaşamaları gerekir, iç içe çalışmaları gerekir. Bu konuda yapılan çalışmalar var tabii. Geçen yıl katıldığım 3. Sanayi Şurası’nda da bu konular gündeme geldi. Ben üniversitelerin iş dünyasıyla daha girift bir çalışma yürütmesi, bunu görev olarak görüp, üniversitenin işadamına gitmesinin gerektiğini düşünüyorum. Düzenlemenin ona göre yapılması ve ilk adımın üniversiteler tarafından atılması gerektiği kanaatini taşıyorum. Ondan sonra birlikte çalışma ortamı sağlanabilir.

 

Peki devlet bunun neresinde olmalı?

Bu konuda devletin çok fazla destek vermediği, bu işin gerisinde kaldığı kanaatinde değilim. Aslında devlet destek veriyor fakat o desteği alma noktasında işadamlarımız ya bilgi sahibi olamıyorlar ya da bilgi sahibi olsalar bile o gayreti göstermiyorlar, diye düşünüyorum. Cumhuriyetimizin 100. yılı hedeflerine ulaşılması açısından da bu tür desteklerin önem taşıdığı bir gerçektir. Bugün teknoparkta işe yeni başlayan, yeni bir şey yapmak isteyenlere hibeden, yer tahsisi ve kira yardımına kadar çeşitli destekler veriliyor.

 

Bu hibelere erişilebilirlik durumu nedir? 

Ben çoğunlukla bu tür teşviklerden işadamlarımızın haberi olmadığı kanaatindeyim. Onun için diyorum ki; işadamı üniversiteye gidip bana nasıl yardımcı olursunuz demiyorsa eğer, orada üniversitenin devrede olması gerekiyor.

 

Bu noktada odaların nasıl bir rolü olabilir?

Bizim bu konuda tabii ki devrede olmamız gerekiyor. Ama sistemin o şekilde dizayn edilmesi gerekli. Bugün üniversitelerden Kalkınma Bakanlığı’na, ORAN’dan KOSGEB’e bir çok destek kaynağı var. Ancak bu kurumların ve STK’ların da içinde bulunduğu bir konsensüsle verilen desteklerle ihtiyaçların örtüşmesi sağlanmalı. Bizde araştırma yapmak yerine taklit usulünü kullanıp hareket etmek daha yaygın. Bu da verilen desteklerin boşa gitmesine sebep oluyor. Verilen desteklerin biraz daha gözden geçirilip yapılan yatırımların yerli yerinde olması ve yapılan teşviklerin de üretime dönük olması gerekir.

 

Eskiden Devlet Planlama teşkilatı vardı. Şimdi onun yerine kalkınma ajansları var. Fakat iş konusunda bölgenin temel sorunlarını en iyi bilmesi gereken odalar değil mi?

Kalkınma ajanslarının yönetim kurullarına baktığınızda valilerin ön planda olduğu, Özel İdarenin ön planda olduğu yönetim kurulu görürsünüz. Kayseri’nin içinde olduğu Orta Anadolu Kalkınma Ajansı’nda Belediye Başkanları, valiler, il özel idare genel sekreterleri varken, iş dünyasını temsilen sadece Kayseri Ticaret Odamızla birlikte Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası ve Sivas Ticaret ve Sanayi Odası katılıyor. Bakın iş dünyasını temsilen üç kurum var. Aslında sanayinin, bölgenin kalkınması için kurulmuş bu ajanslar, bu yapıyla kalkınma ajanslarının önceliği olmayan konularla ilgilenebiliyor. Bu yapı mutlaka değişmelidir.

 

Kayseri özelinde yetişmiş insan gücü ve işsizlik konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Globalleşmeye ve gelişen yüksek teknolojiye rağmen, insan ve iş gücü unsuru belki şekil ve nitelik değiştirmiş, fakat önemli bir üretim faktörü ve maliyeti olmaya devam etmiştir.

O konuda belki de en dertli illerden biriyiz. Bir taraftan eleman bulamıyorum diye yakınan iş yerleri var, diğer taraftan iş bulamıyorum diyen kesim var. Burada bir tezat var. Biz Kayseri Ticaret Odası olarak bu konuya büyük önem veriyoruz. İhtiyaca yönelik kurslar açıyoruz. Bu kurs için gelen kişiler 3 ay kurs görüyor, günlük 25 lira para alıyor ve bu süre boyunca sigortası ödeniyor. Kurs gördükten sonra bir işe başlıyor ve ilk 36 aylık sigortasının işveren payı devlet tarafından yatırılıyor. Ama buna rağmen bu kurslar için kursiyer bulamıyoruz. Dolayısıyla ben Türkiye’de ciddi anlamda işsizlik olduğuna inanmıyorum. Bence işsizlik yok, iş beğenmezlik var.

 

Türkiye’nin 2023 hedefleri açısından Kayseri’nin hedeflerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

2023 vizyonu çerçevesinde, Kayseri Ticaret Odası olarak, biz inanıyoruz ki Kayseri 7 milyar doları aşan bir ihracat hacmi, Organize Sanayi Bölgeleri ve Serbest Bölgesi, üniversiteleri, hastaneleri, uluslararası bir havaalanı, tam kapasite ile hizmet veren Erciyes turizm projesinin bir an önce hayata geçirilmesi ile çok daha iyi yerlere gelecektir.

 

Yeni organize sanayi bölgeleri tamamlandığında, serbest bölgenin etkinliği arttığında, teknoparka yapılan yatırımlar sonuçlarını vermeye başladığında, hizmetler sektörü daha da büyüdüğünde ve özellikle Erciyes Turizm Master Planı tamamlandığında Kayseri’nin; Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir ve Aksaray illerini içine alan bir alt bölgenin merkezi konumuna geleceği ve bu gelişmekte olan illerin lokomotifi olacağını tahmin ediyoruz.

 

Oda olarak siz, bu hedeflere yönelik neler yapıyorsunuz?

İhracatımızı arttırmanın gayreti içindeyiz. Şehrimizin ihracatını artırmak adına yeni yollar aramak zorundayız. Kayseri Ticaret Odası olarak, Erbil’de açılışa hazır olan ancak şimdilik beklemede tuttuğumuz ticaret ofisinin yanı sıra Afrika ülkeleri başta olmak üzere ihracat potansiyeli taşıyan diğer yerlerde de ticaret ofisi açılması konusunda çalışmalarımızı hızlandırıyoruz.

 

KKTC-Kayseri direkt uçak seferleri başladı. Erbil hattına da direkt seferlerin olması talebimiz var.  İhracatçı yetiştirme konusunda kurslar düzenliyoruz.  Şu anda 800 civarında ihracat yapan firmamız var. Bunu 1.500’lere çıkarmamız gerekiyor.

 

Kayseri’nin büyüme hedefinde hangi unsurlar ve sektörler ön planda?

Kayseri bundan sonraki süreçte ihracata dayalı olarak büyüyecek. Kayseri’de sağlık sektörü çok gelişti. 30’a yakın özel hastane var. Şu anda şehir hastanesi yapılıyor. 4 üniversitemiz var.

Ayrıca Kayseri’nin turizm potansiyeli de çok önemli.  Erciyes Master Planı çok büyük bir yatırım Kayseri için. Hemen yanıbaşımızda bulunan Kapadokya dünya harikalarından biri. Tüm bu bileşenler biraraya geldiğinde Kayseri’nin turizmden kar sağlamaması imkansız hale geliyor.

 

Diğer tarafta Kayseri, limanı olmayan, çok kaliteli oto yollarla bağlı olmayan, hızlı treni olmayan bir yer. Şimdi bunları göz önüne aldığımızda Kayseri’ye yatırımı çekebilmek için başka enstrümanları devreye almak gerekiyor. Ona göre teşvik sistemini düzenlemek gerekiyor.

 

Pekiyi yatırımların teşvik edilmesi noktasında hükümetin popülist yaklaşımları söz konusu mu?

Belli bir olgunluğa gelmeden bazı şeylerin yapılması mümkün olmuyor. Türkiye gibi ekonomik ve sosyal bakımdan gelişimini tamamlamayan ülkelerde bazı şeyleri yapmanız kolay değil. Onun için bazı kesimlerin veya toplumun yapılacak icraatlara hazır hale getirilmesi gerekiyor.

 

Son 12 senede hükümetlerin yaptığı icraatlarla Türkiye bir yerlere geldi. Bunu da göz ardı etmemek lazım. Elbette ki eksikler var ve yapılması gereken çok şey var. Eski koalisyon hükümetleri döneminde aralarında banka paylaşılamadığından hükümet kurulamadığını hatırlarsınız. O dönemlerde Türkiye çok zaman kaybetti. Yoksa Türkiye çok daha iyi noktalarda olurdu. Türkiye çok potansiyeli olan, jeopolitik, jeostratejik imkanları olan ve bu imkanları en iyi kullanabilecek bir ülkeydi. Dolayısıyla tek başına hükümetlerin olduğu, istikrarın olduğu dönemler Türkiye’yi sıçratmıştır. Biz iş dünyası olarak istikrara bakıyoruz. İstikrar bizim için çok önemli. Biz iş dünyası olarak güven, huzur ve istikrar ortamında iş yapabiliriz. Bu üç unsur bir arada olmalı.

 

Türkiye halihazırda yatırım için güvenli bir liman mıdır?

Şu anda görünen tablo öyle. Ekonomide cari açık konusunda dikkatli davranılması gerekmektedir. Daha fazla yatırım ve katma değer sağlayan üretim açısından, düşük faiz önemlidir. Tabii faizler yüksek seyrediyor. Belli bir kesim için bu avantaj deniyor. Zaman zaman faiz lobisi devreye giriyor. Ama hükümet emretsin de faizler düşsün demek de ekonominin ruhuna aykırı. Sayın Başbakan faizler düşsün derken o da temennisini söylüyor. Ben de aynı temennideyim.

 

Bizim 2023 hedefimiz var. Bunun için ne yapıyoruz? 500 milyar dolar ihracata ulaşmak lazım. Bu hedefe ulaşmak için üretimi arttırmamız lazım. Üretim yapmak için işletmeler, fabrikalar açmamız gerekiyor. Benim işadamım ucuz kredi alsın ki yatırım yapsın,  yatırım yapsın ki istihdam artsın, üretim artsın ki ihracat yapsın. İşte bütün bunlar birbirine bağlı. Bu nedenle temennimiz faizlerin düşmesidir.

 

Son dönemde Ticaret Kanunu ve Çek Kanunu yenilendi. Bu mevzuat değişiklikleri ticari hayatı nasıl etkiledi?

Çek yasası iş dünyasını en çok zora sokan yasa oldu. Bu konuyu çok dillendirdik, çok değişik platformlarda anlattık, kamuoyu ile paylaştık. Mevcut çek yasası ile her ne kadar karşılıksız çek miktarında azalma ortaya çıkmışsa da ticarette ödeme aracı olarak kullanılan çeke karşı oluşan intiba nedeniyle ticari faaliyetlerde azalmanın oluştuğu da gerçektir. Tüccarımızın, sanayicimizin önünü tıkar hale gelmemesi için bu yasa ile ilgili yeni çalışmaların yapılmasını beklediğimizi dile getirmek istiyorum. Çek kullanımının güvenli bir hale getirilmesi için ilave çabalar gösterilmelidir.

 

Bana göre bugünlerdeki en önemli konu Perakende Yasasının Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından Bakanlar Kuruluna gönderilmiş olması. Çünkü bunun üzerinde uzun süre çalışıldı. Bu biraz cesaret işi çünkü bir tarafı memnun ederken, bir tarafı da zora sokuyorsunuz. Çünkü biz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nde oda başkanlarının bir araya geldiği toplantılar yaptık. Görüşlerimizi açıkladık. Ama siz bir şey söylüyorsunuz AVM’ciler itiraz ediyor. Başka taraf başka bir şey söylüyor. Dolayısıyla bugünlerde Perakende Yasası Bakanlar Kurulu’ndan geçtikten sonra genel kurula gelecek. Üzerinde bazı değişiklikler oldu ama özünde bir değişiklik olmadı. Yasa kabul edildiğinde bir çok sıkıntıya çözüm gelecektir diye düşünüyorum.

 

Kayseri sanayi anlamında ciddi yatırımların olduğu bir yer. Bugün itibariyle lojistik anlamda Kayseri hangi noktada?

Kayseri’nin ihracatının önünde engel olarak görülen Kayseri-Mersin navlun fiyatlarının düşürülmesi, yine aynı hattın yüksek hızlı trene kavuşturulması Kayseri ihracatının üzerindeki lojistik maliyet yükünü azaltacaktır. Çünkü üretmek tek başına bir şey değil. Ürettiğinizi satmak zorundasınız. İşte bu noktada problemler başlıyor. Kayseri konumu itibariyle Karadeniz’e, Akdeniz’e yakınlığı bakımından merkezi bir yerde.

 

En fazla Kuzey Irak’a mal satıyoruz diyoruz. Bu nedenle hızlı trenin Erbil’e kadar gidebilmesi gerekir. Tabii burada sadece Kayseri değil, bu hat üzerindeki bütün iller de bundan istifade edeceklerdir.

 

Bir de Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere ihracat gerçekleştirmek için Karadeniz limanlarına da hızlı bir şekilde ulaşmak istiyoruz. Bunu için çalışmalarına başlanan Akdeniz’den Ordu’ya ulaşacak beş akslı bir yol planı var. Bütün bunlar olduğunda ihracat imkanlarımızın genişleyeceğini düşünüyorum.

 

Son söz olarak neler söylemek istersiniz?

Biz Kayseri Ticaret Odası yönetimine geleli 1.5 yıl bile olmadı. 16 bin civarında üyemiz var. Kayseri’nin en büyük sivil toplum kuruluşuyuz. Biz her icraatımızı üye odaklı yapmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda Üyelerimize daha iyi hizmet vermek adına, Kayseri Ticaret Odası yeni hizmet binası yapımı için yeni bir sürece girdik. “Kayseri Ticaret Odası Hizmet Binası Ulusal Mimari Fikir Yarışması” düzenledik.  Çok rağbet oldu. Jürimizin seçimi ve yaptığımız değerlendirmede bir proje üzerinde mutabık kaldık. Tabii üzerinde son detayları bitirdikten sonra anahtar teslimi ihaleye çıkacağız. Bu yıl bitmeden temel atmayı hedefliyoruz. Başladıktan sonra da inşaatın bir yıl sürmesini öngörüyoruz. Kayseri Ticaret Odası, yenilenen yüzüyle, üyelerine ve Kayserimize çok daha başarılı ve güzel hizmetler vermeye bundan sonrasında da devam edecektir.