RÖPORTAJ — 3 Kasım 2014 at 19:41

MALATYA TİCARET VE SANAYİ ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANI HASAN HÜSEYİN ERKOÇ: MALATYA’NIN GELECEĞİ PARLAK!

IMG_0808

 

Genç bir nüfusa ve girişimci ruhta bir iş dünyasına sahip olan Türkiye’nin geleceğini parlak gördüğünü ifade eden Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, ülkenin gelişimine paralel olarak Malatya’nın da geleceğini parlak gördüğünü dile getirdi. Erkoç’a göre; yeter ki hayal gücümüzü sekteye uğratmayalım, hedeflerimize emin adımlarla kardeşlik duyguları içerisinde devam edelim.

 

Kayısı diyarı olarak anılmak artık Malatya’ya yetmiyor. Malatya, Büyükşehir olduktan sonra kabuğunu kırmaya çalışan bir değişim içerisinde ve ivme kazanmış olarak ilerliyor. Ancak yakınında parlayan Kayseri ve Gaziantep gibi şehirlerle kıyaslanınca, alınacak uzun bir yol olduğu görülüyor. Bu yolda elbette sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşüyor. Malatya’nın bu bağlamda en etkili kuruluşu şüphesiz Malatya Ticaret ve Sanayi Odası. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç ile Malatya’da ekonominin gidişatını ve yapılması gerekenleri ele aldık.

 

Malatya’da sanayileşme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben Malatya’nın son yıllarda gerilediğine katılmıyorum. Bizim şu anda 1. ve 2.Organize Sanayi Bölgesinde istihdam sayımız 18 bin. Her sene artış var. Malatya sanayi ile çok geç tanışan bir il. 1995’e kadar organize sanayinin yüzde 10’u doluydu. Büyük bir çoğunluğu şu anda faal. Daha sonra 2. Organize ile ilgili girişimlere başladık. 2. Organizeyi tamamladıktan sonra şu anda orada 8 bin istihdamımız var. Proje aşamasında ve inşaatı halinde olan işletmelerin tamamı bittikten sonra 12 bin kişilik istihdam sağlamış olacağız ve sevindirici olan tarafı çok değişik sektörler olması. İsim vermek gerekirse Eczacıbaşı, Baykanlar, Çetin Cıvata, İpek Tekstil gibi firmalar burada üretim yapıyor ve bunların hepsi ihracatçı firmalar. Biz bunları görerek 2007’de 3. Organize ile ilgili çalışmaları başlattık. Sanayicilik Türkiye’de zor iş. Sanayicilik yapanı alnından öpmek lazım. Eğer Türkiye’de sanayici olacaksanız her geçen gün sorunlarınız çoğalır. Çünkü dünyadaki rakipleriniz de aynı şekilde gelişim gösteriyor. Şimdi Malatya altyapısı olmayan ama sanayi iklimini oluşturan bir kent. Büyükşehir ile bu ivmeyi daha da hızlandıracağız.

 

Malatya, çevresindeki Gaziantep ve Kayseri gibi şehirlerle karşılaştırılıyor hep…

Tabii gönül ister ki bir Kayseri olalım, bir Gaziantep olalım ama Malatya’da sanayicilik yapanların ve Malatya’yı iyi yerde görmek isteyen kardeşlerimizin kaçırdıkları bir şey var. O da şu: Gaziantep Organize Sanayi Bölgelerini gezdiğim zaman oradaki sanayicilerin yüzde 65’inin yabancı kökenli olduğunu gördüm. Terörden kaçan para stratejik kent oluşu itibariyle, altyapısı olması itibariyle Gaziantep’i tercih eder. Gaziantep farklı statüsü olan bir il. Kayseri daha farklı. Bir akil adamlar topluluğu var Kayseri’de. Otururlar seçim zamanı belediye başkanlarını da onlar tespit eder; seçilecek milletvekillerini de onlar tespit ederler. Kayseri sermaye göçü vermedi. Malatya paralı göçü verdi, parasız göçü aldı. Bugün 762 bin nüfusa sahibiz, özellikle aldığımız göç Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden ve parasız göç alıyoruz. Onlara da kapımız açık, gelsinler tabii ki. Ama Malatya’nın şartlarını göz önünde bulundurarak konuşmak lazım. Devlete baktığımız zaman devletin kaynakları da ortada. Tümünü sanayiciye verme şansı yoktur. Yani sanayici öz sermaye ile kendini emek yoğundan kurtarıp, yenilikçi yatırımlara kaydırması lazım. Türkiye’nin gelecekteki stratejisinin de bu olması lazım. Çünkü artık alın teri para etmiyor, akıl teri para ediyor. Şimdi şehirler yarışıyor. 2025’e gelindiğinde dünya nüfusunun yaklaşık 1.5 milyarı büyük şehirlerde yaşayacak. Şehirlerin artık kendini öne çıkarması lazım. Devletlerin yarışı bitti, artık şehirlerin yarışı başladı.

 

Malatya hangi alanlarda yarışacak?

Tekstil bir müddet daha devam eder Malatya’da. Çünkü gelişmiş ülkeler bunu bıraktığı gibi bir gün Türkiye’de bırakacak. Ama Malatya kayısısından hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Belki kayısıdaki katma değeri milyar dolara çıkarmaya hedefleyecek kendisine. Yine Malatya sağlık sektöründe çok önemli bir yerde. Turgut Özal Tıp Merkezi’nin karaciğerdeki başarısı artık dünyada konuşuluyor. Ve Malatya’yı geleceğe taşıyacak kaynaklardan biri Hekimhan İlçesinde bulunan demir çelik cevheri olacak. Bunun yanında son yıllarda en fazla yapılan ihracatın başında su ürünleri geliyor. Malatya bunları ortaya çıkaracak. Şimdi bunlar göz önüne alınarak Malatya belli sektörlerde desteklenmeli. Ve özellikle de bu teşvik sisteminde daha çok akıl ürününü öne çıkaracak teşvikler olmalı. Ve inanç turizmini bu bölgeye çekmemiz lazım. Doğu Anadolu’da bu anlamda ciddi potansiyel var. Malatya 6-7 bin yıllık tarihi ile Aslantepe Höyüğü, Battalgazi  ilçesi farklı bir turist çeker. Elazığ’da Harput farklı, Nemrut yanı başımızda farklı. Turizmde şehirlerarası kısır çekişmeyi bir kenara bırakıp, bölgesel kalkınmayı nasıl sağlarız bunun hesabını iyi yapmaya bakalım.

 

Siz, 2023’e doğru yatırımlar ve teşvikler noktasında nasıl bir yol haritası çizdiniz kendinize?

Biz hedeflerimizi çok yüksek tuttuk ama o desteği bulur muyuz, bulamaz mıyız o ayrı bir olay. Benim hedefim çok önemli değil. Yani yatırımcı öncellikle istikrarın, güvenin, huzurun olduğuyere yatırım yapmak ister. Bunlar olmadığı zaman yatırım yapmaz. Şimdi biz 4. teşvik bölgesindeyiz. Urfa, Diyarbakır, Hakkari 6. teşvik bölgesindeler. Teşvik paketi uygulanırken, ilin konumunu da göz önünde bulundurmak lazım. Siz ne kadar bedava da verseniz, fabrikayı yapıp teslim etseniz, orada gidip yatırım yapmaz. Ama burada gelişen illerimiz var. Malatya, Kahramanmaraş, Gaziantep, Kayseri, Elazığ gibi. Bu gelişen illerin potansiyeli tespit edilir. Mevcut sanayi haritalarına göre değerlendirme yapılır, Mesela der ki “Madencilik sektöründe Malatya’ya sonsuz destek veriyorum.” Bu şekilde teşvik verilecek sektörler belirlenebilir. Burada planlamayı iyi yapmak lazım.

 

Kayısı Malatya’nın tarımda başlıca gelir kaynağı ama bu noktada bir ürüne odaklı kalmak ne kadar doğru?  Tarımda çeşitlemeye gidilemez mi?

Tabii, tarımda alternatif ürünler geliştirmek zorundayız. Alternatif ürünler geliştirmek için de altyapıyı çok iyi değerlendirmek lazım. Özellikle bu don olayından sonra yaşanan mağduriyet Malatya ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. Alternatif ürünler olarak Malatya’nın kirazı meşhur, armudu meşhur. Elması var. Kara erik olabilir. Ceviz olabilir. Bununla ilgili altyapıyı oluşturmak lazım. Burada Tarım İl Müdürlüklerine ciddi görevler düşüyor. Biz her zaman şunu söylüyoruz: Bir ekonomi ne kadar büyürse büyüsün; sanayi ne kadar gelişirse gelişsin, tarımsız bir ekonomi düşünmemiz mümkün değil. Ziraat milli ekonominin temelini oluşturur. Eğer o temeli sağlamlaştırmazsanız, sanayiniz karnınızı doyurmaz. Onun için Türkiye tarımdan vazgeçmeden ama tarımı çok iyi reforme ederek,ürün çeşitlerini tespit ederek o ürünleri desteklemeli. Şu anda çiftçinin durumu kötü. Elektrik borcunu ödeyemiyor. Geçenlerde Sayın Bakanımız Veysel Eroğlu’na da ifade ettik. Son yıllarda küresel ısınmadan dolayı su kaynaklarımız bayağı azaldı. Barajlardan su alıp tarım yapıyoruz. Bu, maliyetleri ciddi şekilde yükseltiyor. Bir de Türkiye’de tarım arazileri miras yoluyla bölüne bölüne çok küçük parçalar haline geldi. Yasayla bunların tekrar birleştirilmesi söz konusu. Hayvancılığa bakınca; dünyada en pahalı eti yiyoruz halen. Son yıllarda iyileşmeye rağmen yine istenilen yere gelemedi. Tarım Bakanlığı’nın hakkını da yememek lazım, ciddi destekleri oldu. Malatya bile hayvan sayısını son yıllarda ciddi şekilde arttırdı. Modern besicilik uygulanmaya başlandı.

 

Tarımda kooperatifler iyi yönetilemediği için maalesef çökmüş durumda. Bu kooperatifler daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulamaz mı?

Kooperatiflerden önce Bakanlığın belli süre planlamayı çok iyi yapıp tarım kredi kooperatifleri gibi bir sistemi oluşturup, o şekilde geçişle üretici birliklerine geçiş sağlıklı olur diye düşünüyorum. Ama bu konuda bir sıkıntı var. Mesela Kayısı Birliği kuruldu akıbeti ortada, fındık kooperatifi kuruldu, onun da akıbeti ortada. Yani ben genel anlamda söylüyorum. Hepimiz öncelikle dürüst olmak zorundayız. Ahlaklı ve şahsiyet sahibi olmak zorundayız. Eğer ülkemizi seviyorsak, eğer geleceğimizi garanti etmek istiyorsak birbirimize açık, net ve dürüst olmak zorundayız. İnanç çok önemli değil, siyasi düşünmek çok önemli değil. Dünyada 7 milyar insan var. Bu 7 milyar insanın düşüncelerinin hepsi bir birinden farklı. Ama neticede aynı coğrafyada yaşıyoruz, birbirimize tahammül etmemiz lazım.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Son mesaj olarak şunu söyleyeyim; Hayallerimizi yüksek tutmak zorundayız. Hayal olmadan bir şeye ulaşmamız mümkün değil. Genç bir nüfusa sahibiz. Girişimci bir ruha sahip iş dünyamız var. Hakikaten bu ülkenin geleceği parlak. Yeter ki bu ülkede birlikteliği, kardeşliği sağlamlaştıralım. Bu noktada herkes üzerine düşen görevi yerine getirmeli. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle herkesin birbirine gönlünü açmasının zamanı. Siyasi düşüncemiz ne olursa olsun; fikri yapımız ne olursa olsun bu ülkeden başka gideceğimiz ülke yoktur. Bu ülkenin geleceğini parlak görüyorum. Aynı zamanda buna paralel olarak Malatya’nın geleceğini de parlak görüyorum. Yeter ki hayal gücümüzü sekteye uğratmayalım, hedeflerimize emin adımlarla kardeşlik duyguları içerisinde devam edelim.