RÖPORTAJ — 3 Kasım 2014 at 19:33

MAZDA TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ NURKAN YURDAKUL: YERLİ OTOMOBİLİ BIRAKIP YAN SANAYİDE MARKA OLALIM!

Nurkan_Yurdakul_2013

 

Yerli otomobil hedefinin ufuk açıcı ve hükümetin de ne kadar vizyonerolduğunu gösteren bir hedef olduğunu vurgulayan Mazda Türkiye Genel Müdürü Nurkan Yurdakul, bu hedefin doğru bir hedef olmadığını bunun yerine otomotiv yan sanayisinde marka olmak gerektiğini dile getirdi.

 

1990’lı yılların başında Türkiye’nin en çok satan markası olan Japon Mazda son yıllarda küçük dizel motorunun olmaması ve fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de önemli satış kayıpları yaşadı. Ancak ciddi yatırımlarla geliştirdiğiskyactiv teknolojisiyle 2015 yılında tekrar çıkışa geçmeyi hedefliyor. Mazda Türkiye Genel Müdürü Nurkan Yurdakul ile skyactiv teknolojisinin Mazda’nın satış hedeflerine katkısını, sektördeki rekabeti ve Türkiye’nin yerli araba markası yaratma hedefini konuştuk.

 

Mazda’nın bugünkü yapısını ve gelişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mermerler Grubu’nun Mazda distribütörlüğünü bırakmasıyla global kriz aynı döneme denk geldi. 2006 yılında Mermerler Grubu ile ilişki bitti. Türkiye’de kurulan bu ulusal satış şirketi 2008’in Haziran ayında faaliyetine başladı. Eylül ayında da LehmanBrothersçöktü. Tabii bir de aynı yılın başında Mazda Ford’daki hisselerini geri aldı. Çünkü 2006 yılında Mazda’nın çok önemli olan skyactiv teknolojisi yatırımları başlamıştı. Mazda bu teknolojilere 1.5 milyar Euro civarında bir para yatırdı.Nakit akışı açısından zayıf bir dönemde yakalandığı için çok zor bir dönem geçirdi 2008’den itibaren. Bu dönem yeniden yapılanmak için fırsatımız oldu. Şu anda skyactivteknolojileri hayata geçti. Bu teknolojilerle donanımlı araçlarımız Hem Türkiye’de hem Avrupa’da büyük talep görüyor. Artık Mazda tırmanışa geçti.

 

Mazda’nın, pazarda lüks segmente hitap eden bir profili vardı. Hali hazırda Mazda, bu profilde mi devam ediyor?

Tabii ki bu profilde devam ediyor. Devam da etmesi lazım. Çünkü yeni nesil araçlarımız birincisi dizayn olarak, ikincisi motor, şanzıman ve şase olarak skyactivteknolojisiyle donandığı için kalite daha da arttı. Şu anda premium olduğu varsayılan markalardan hiçbir eksiğimiz yok. Mazda hem kalitesiyle hem verimliliğiyle hem performansıyla, hem de düşük karbondioksit salımıyla tüm araçların önüne geçmeye namzet bir araç. Biz teknolojimize çok güveniyoruz. Şimdi artık güçlendirmemiz gereken şey markamız. Bunu da satış adetlerimiz arttıkça herkes görecek. Ama dediğim gibi yeni araçlarımızla özellikle premium markalardan çok fazla müşteri alıyoruz. Çünkü çok daha makul fiyatlara aynı hatta daha fazla kalitede daha fazla konfor ve donanımla böyle bir araca sahip oluyor tüketiciler. Birçok tüketici bunun bilincinde. Mazda sürüş keyfinden ödün vermedi. Ne yaparsa yapsın sürüş keyfi bir numara. Yani sürüş keyfinden ödün vermektense başka şeylerden ödün verebiliriz. Tabii sürüşün keyifli olabilmesi için tonlarca da para vermemek gerekiyor yakıta. Onun için Mazda bütün mevcut olduğu sınıflarda üç aşağı beş yukarı yakıtı en iyi olan araçlara sahip.

 

Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yüksek olması nedeniyle dizel motorlu araçlar biraz daha ön plana çıkmaya başladı. Mazda özelinde dizel araçların yeri nedir Türkiye’de?

Mazda’nın Türkiye’ye özel üretim yapıyor olması çok da düşünülemez. Tabii her ülkede müşteri talepleri farklıdır. Bunların asgari müştereklerini bulup ona göre bir araç üretilir. Yoksa biz Türkiye’ye göre araç üretemeyiz. Aslında bütün markalarda bu böyledir. Mesela bizim Mazda 3’ümüz Avrupa’da 100 beygir ve düz vites olarak satılır. Yaptığımız girişimler sonucunda bizim otomatik vites için pazar olduğumuzu anlatabildik. Onun için de bu 100 beygirin otomatiği kaldırmayacağı varsayımıyla bize gelen motorlar 120 beygir ve vites kutuları da otomatik hale getirildi. Ama bunu isteyen bir iki ülke daha vardı. Şu anda çalışması devam eden ve Haziran ayında piyasaya süreceğimiz dizel motorlu modelimiz de olacak.Rakiplerin 1.2, 1.4 ve 1.5 motorlarından çok daha az yakıt tüketen, çok daha az karbondioksit salan dizel motorlu aracımız var: Ancak bu motorumuz 2.2 litre. 2.2 litreyle 3-3.5 litrelik motorların performansını ve 1.5 litrelik yakıt tüketimini sağlayan skyactive bir motorumuz var. Jip’lerde CX-5’lerde. Yüzde 145 ÖTV artı yüzde 18 KDV var. Çevreye süper duyarlı, yakıt tüketimine son derece hassas bir aracı Türkiye’de maalesef satamıyoruz.

 

Her ne kadar Türkiye’ye özel araç üretilmiyor olsa da tüketici taleplerini dikkate alarak merkezi firmayı yönlendirme noktasında Mazda Türkiye aktif mi?

Tabii ki aktifiz. Hep bizim arzu ettiğimiz yönde olsun istiyoruz gelişmelerin ama bu 1000-1500 adet araç satarken çok mümkün olmuyor. Bunu yapabilen mesela; 15 bin-20 bin adette satabilen Mercedes, BMW koskoca kasalara 1.6 motorları koydurmayı becerdi. Yani Avrupa’da göremezsiniz bunları ama bizde var. Volkswagen 100 bin araç sattığı zaman böyle bir şey oluyor ama belli bir olgunluğa gelmeden böyle bir şey beklemek olmaz. Mazda Türkiye pazarına ilk gelen ithal markadır. 1.500 adet araç satışı az. Bunu kabul ediyorum ama bizim hiçbir zaman 20 bin satma hedefimiz olmayacaktır. Yani biz az ve öz satalım düşüncesindeyiz. Mazda butik bir markadır. Bu Mazda’nın politikasıdır. Benim daha önceki tecrübeme istinaden baktığımda; bir marka 10-15 bin satış adedini geçtiği zaman bir şeylerden ödün vermesi gerekir. Önce adet yarışı başlıyor, bayiler karlarından fedakârlık yapmak zorunda kalıyorlar.Müşteriler servislerden, bayilerden iyi hizmet alamamaya başlıyorlar. Distribütörün huzuru kaçmaya başlıyor. Çünkü daha fazla adet nereye kadar?  Fiyatla savaşmak nereye kadar? Onun için biz adet yarışında yokuz. Biz karlı bayi, verdiği paranın karşılığını alan müşteri ve arabaları buraya getirip satmaktan memnun distribütör istiyoruz. Bu şartlarınkabul göreceğine inanıyorum ki şu anda adetlerimiz az olmasına rağmen bayilerimiz çok mutlu. Yani sonuçta daha az ama daha kaliteli müşteriyle muhatap oluyorlar. Mazda 2. yıldan sonra en az arıza yapan araç dünyada. Yirmi yıldır da böyle devam ediyor. Bakıldığında 2. yıldan sonra araçlarımızın arıza yapma ihtimali yüzde 17; bizden sonra gelen hattapremium bir markanın yüzde 25. Yani müşteriyi mutlu eden, kaliteli ürün sunan, sürüş keyfi sağlayan bir markayız.

 

Sizin bayilerinize yönelik “2015’ten itibaren skyactiv teknolojisiyle çıkış yapacaklar” gibi bir söyleminiz olmuştu. Bu çıkış başladı mı?

Bu 2015’te başlayacak. Çünkü Türkiye’de çıkış yapabilmek için dizel otomatik bir aracınızın olması gerekiyor ve bunun1.6 litre motordan daha küçük olması gerekiyor. Eğer böyle bir aracınız yoksa niş marka olarak devam edersiniz. Gözle görülür bir çıkış yapmanız için bu motorun mutlaka olması lazım. Bu motorun hangi kasada olacağıda çok önemli değil. Hatta mümkün olduğu kadar büyük kasalara koymak daha çok ilgi çekiyor. Çünkü her ne kadar bu araba gitmez derse de, tamam gitmesin  benim arabam, kasası büyük olsun motoru küçük olsun, benim umurumda değil diyen bir tüketiciyle karşı karşıyayız.

 

Pekiyi bu skyactiv teknolojisi Türkiye’de müşterinin zihninde sizce yer etmeye başladı mı?

Tabii bunu yeterince anlatamadık. Skyactiv motorlardaki 14:1 sıkıştırma oranı dünyada seri üretimdeki en yüksek sıkıştırma oranıdır. Bu sıkıştırma oranları normalde 11’e 1, 10’a 1. Formula 1 araçlarında 12-12.5’a 1’dir. Bu ne getiriyor? Verimlilik getiriyor. Verimlilik derken, aynı yakıtla daha fazla güç elde etmeyi getiriyor. Dolayısıyla bu daha fazla güçle daha az yakıt sarfiyatını getiriyor. Daha az karbondioksit salımını getiriyor. Karbondioksit salımı umurumuzda değilmiş gibi görünüyor. Ne hükümetin ne de tüketicilerin… Nezaman ki araçların vergileri motor hacimlerine göre değil de karbondioksit salımına göre düzenlenir, o zaman Türk tüketicisi de çevreye çok duyarlı olur.

 

Dünya otomotiv sektörünü yönetenler bugün artık içten yanmalı motordan çıkmaya başladı. Alternatif enerji kaynaklarıyla çalışan motor üretme çalışmaları var ama Türkiye bu konuda yolun daha başında. Pekiyi bu dünyada ne aşamada ilerliyor?

Evet Türkiye yolun çok başında. Aslında dünya da yolun başında. Bunun nedeni yanlış politikadır. Yani bugün içten yanmalı motorlara gelen yakıtın 30 birimi enerjiye dönüşür, 70 birimi gürültü, sürtünme vs. olarak kullanılmadan atılır. Skyactiv teknolojileri işte burada önemlidir. Bizim skyactiv motorlarımızda harekete dönüşen yakıt oranı yüzde 40’a çıkmıştır. Mazda alışılmışa meydan okuyan bir markadır. Herkes şu anda elektriğeyönelmeye çalışıyor. Mazda da iddia ediyor ki içten yanan motorların gelişimi bitmedi. Daha başındayız. Şu anda çalışması sürdürülen skyactiv 2 var. Bu harekete dönüşen yakıt oranını yüzde 48’e çıkarıyor ve bu oran skyactiv 3 motorlarımızda yüzde 60’a çıkacak. Yani yüzde 60 enerji harekete dönecek. Yani elektrikli araçlara dönelim, elektriği üretmek çok mu masum. Ama güneş enerjisiyleüretin; rüzgâr enerjisiyle üretin, o zaman o elektrikli araçlar benim için değerlidir. Yani bir sürü hidroelektrik santral doğaya az mı zarar veriyor. Yani Fukuşima çok güzel elektrik üretiyordu, doğaya az mı zarar verdi? Yani kömürden elektrik üretiyoruz bu çevreyi kirletmiyor mu? Doğalgaz biraz masum gibi gözüküyor ama o da kirletiyor.

 

Acaba petrol yataklarında mı bir sıkıntı var?

Petrol yataklarında bir sıkıntı yok. Ben 55 yaşındayım. 15 yaşımdan beri petrol bitecek deniliyordu. Ben 15-20 yaşındayken petrol herhalde 12 dolara civarındaydı. 12 dolara kuyudan petrol çıkarıp onu satmak fizibil değildi. Bugün 84-86 dolar, ama 150 doları görmüş bir petrolden bahsediyoruz. Dolayısıyla 86 dolara müsait, şimdi fizibil oldu. Yani bir araba 100 kilometrede 2 litre benzin yaksa kötü mü olur. O zaman 40 yıllık rezervler 80 yıla çıkmaz mı? İşte Mazda bunun için çalışıyor. Tabii ki hibriti, elektriği yapsın herkes. Mazda da bunun üzerine çalışıyor. Ama ana odağı içten yanan motorların verimliliğinde maksimizasyon. Mazda’nın 500 tane elektrikli aracı Japonya’da devlet kurumlarına kiralanmış durumda. Elektrikli araçlarda bir de pil var. O pil bittiğinde ne oluyor, o az mı zarar veriyor doğaya? Mesela dizel araçlar en masumu olarak görülüyor.Dizellerin çok fazla karbondioksit salmamalarının ana nedeni katalitik konvertör. Katalitik konvertör ne yapıyor? Yanan ve atılması gereken kurum dediğimiz parçaları bir şekilde orada topluyor. Sonra araç, ısı 600 dereceye geldiği zaman onları yakıyor. Pekiyi onlar nereye gidiyor? Kendiliğinden yok mu oluyor? Kimse bundan bahsetmiyor. İşte bu aslında bir şaşırtmaca.

 

ÖTV ve diğer vergi kalemlerinin sektöre getirdiği yükü nasıl yorumluyorsunuz?

Aslında bunun yorumlanacak bir tarafı yok. Bunun arabayla bir ilgisi yok. Doğrudan vergileri alamadığımız sürece akaryakıt, araç, tütün ve alkol kalemleri en çok vergi aldığımız kalemler olmaya devam edecektir. Ben bu kalemlerde indirim beklemiyorum. Aksine artış bile bekliyorum. Avrupa’daki tüm ülkeler çevresel duyarlılıktan dolayı karbondioksit salımına göre vergi alıyor. Ama Türkiye bütçesini düzeltebilmek için bu vergilerden vazgeçmeyi en sona bırakacaktır.

 

Vergi oranlarının düşmesi sektörde nasıl etki yaratır?

Bunun hesaplarını yaptık. Vergiler düştüğünde hem devlet kazanıyor hem de firmalar kazanıyor. Ama  Türkiye’de tercih edilen yerli marka az. Dolayısıyla bunu yaptığınız zaman daha fazla ithal araç gelecek. Bu sefer de cari açık söz konusu olacak. Şu anda otomotiv sektörü 2 milyar dolar kadar artıda. Yani cari açığı kapatıcı pozitif katkıda bulunuyor.

 

Hükümetin Türkiye’de yerli araba hedefi var. Bunun gerçekleşmesi sizce ne derece mümkün?

İçinde bulunduğumuz dünyada yeni bir marka yaratmanın ne demek olduğu herhalde hafife alınıyor.Hele ki otomobil gibi bir konuda. Yani bir otomobil fabrikası kaç adet üretirse rantabl olur. Bunun bir hesabını yapmak lazım. Ben endüstri dehası değilim ama benim bildiğim belli bir adette araç üretmek gerekiyor. Yani bizim niye bir otomobil markasına ihtiyacımız var? Onu da anlamış değilim. Bir marka yaratılacaksa, bu dünyada da kabul görmeli. Bizim yapacağımız en makul iş elektrikli araba üretmektir. Yani şu anda dünyada içten yanmalı motorlarla Toyota 12-13 milyon araç yapıyor, Volkswagen 8-10 milyon araç yapıyor, Honda’sı 6-7 milyon araç yapıyor. Çünkü bunlar bir marka. Bunlar 150 yılın birikimi sonucu buraya gelmiş. En yakını Hyundai’nin 50-60 yıllık bir geçmişi var. Ama elektrikli araçlarda hemen hemen yarış yeni başlıyor.  Ama ben ona da gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü bizim çok iyi yaptığımız başka şeyler var Türkiye’de. Otomotiv yan sanayisinde çok iyiyiz. Biz burada marka olalım. Marka olmaya da gerek yok aslında. Biz bu sektörü geliştirelim ki yabancılar gelip yatırım yapsınlar burada.Böylece yerel katkı fazla olsun. Siyasilerin yerli otomobil hedefi çok güzel bir hedef, ufuk açıcı bir hedef, hükümetin de ne kadar vizyoner olduğunu gösteren bir hedef ama doğru bir hedef değil.Keşke olabilse ama bu olabilecek bir şey değil.

 

Mesela yerli katkıyı artırırsak, Mazda Türkiye’de üretim yapar mı sizce?

Yerli girdiyi arttırmasanız da üretim olabilir. Araç satışındaki vergi sistemi mantıklı bir hale gelmeden Mazda buraya gelmez. Yani Mazda 2 milyar yatırım yapacak;3 litrelik motoruyla 1.6 motorların salımınaeş karbondioksit salacak bir araç yapacak,ama 2.2 litre olduğu için yüzde 145 vergilendirilecek. Böyle bir yere niye gelsin ki. Bakın Meksika’yı inceleyin. Mazda en son fabrikasını Meksika’da açtı. Meksika’da makul bir vergi sistemi var ve yıllardır sabit olan bir otomobil pazarı var.Yani iç pazar yatırımları da çok önemli. Ben 2011 yılında otomotiv sektörüne geçtim. Daha önce bankacıydım. O günden beri 1 milyon adetlik pazar lafıyla eğlendik. Ama hiçbir zaman böyle bir şey olmuyor. Çünkü ne zaman kafasını kaldırsa otomobil satışları bir vergi ile bastırılır. Tabii ben otomotivci olarak düşünüyorum.Ama eminim ki vergi koyanların da kendilerine göre haklı gerekçeleri vardır. İşte bütçeleri tıkanacaktır, cari açıktan korkuluyordur vs.

 

Mazda, Türkiye’de nasıl bir yarışın içinde?

Mazda, Türkiye’de hiçbir yarışın içinde değil. Bizim öncelikli hedefimiz arabasıyla süper markete gidip gelirken bile keyif alan tüketiciyi bulmak. Yani üstüne binilerek benzin koyup gidip gelmek için, nasıl giderse gitsin benim ayağımı yerden kessin yeter denilecek araç değil Mazda.  Çok kaliteli, donanımlı, performansı güzel, yakıt sarfiyatı az olan bir aracı,premium araçlara göre makul bir fiyata almak isteyen müşteriyi bulmak lazım. Dediğim gibi biz fiyat yarışında, adet yarışında olmayacağız.

 

Sektörle ilgili STK’ların etkinliği nedir?

Türkiye’de her konuda STK’lar güçlenmektedir. Bizim sektörümüzde deODD ve OSD son derece güzel çalışan ve bir sürü yönlendirmesi dikkate alınan sivil toplum kuruluşlarıdır. Fakat hiçbir STK hükümetin vergi, gelir toplama alanına giremez. Kırmızı çizgi maliyenin sınırlarıdır. Buralara giremeyiz.

 

Bayi ağında bu sene genişleme var mı?

Genişleme anlamında hiçbir şey yapmıyoruz. Bu sene açacağımız tek bayilik Malatya olacak. Fakat ben buraya 2011’in başında geldim. O günden beri biz bayilik teşkilatının hafızasını temizlemeye  çalışıyoruz. Yani geçmişten gelen kalıntılar, düşünceler, aşılamayan engeller, öğrenilmiş çaresizlikler var. Bunları aşmaya çalışıyoruz. Ben geldiğimde 24 bayi vardı, 14 tanesiyle yolları ayırdık. Yerine de 10 tane bayi koyduk. Şimdi 20 tane bayimiz var. Yani bizimle birlikte yürüyecek arkadaşlar aradık.Ama ne pahasına olsun bayilik verelim diye bir düşüncemiz yok. Biz mekan aramıyoruz. Bizim vizyonumuzda insanlar arıyoruz. Yani adet saplantısı olmayan, bu işle hayatını sürdüren bayiler arıyoruz. Fiyat ve adet yarışı öyle bir noktaya geldi kibizim düşüncemizin gittikçe daha kıymetlendiğinin farkındayız. Hele yeni gelen modellerimiz ve motorlarımızla bize başvuruların daha da artacağını düşünüyorum.

 

2015 yılı pazar hedefleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Yeni nesil araçlarımızdan çok memnunuz. Müşterimiz de çok memnun olacak. 2015 ortasından itibaren Türkiye’nin arzu ettiği, hatta hayal ettiği motor şanzıman kombinasyonunu Türkiye’ye getireceğiz. Sanıyorum bu seneyi ikiye katlarız. Bu sene satışta 1.300 adetlerdeyiz. Fakat satışta bir problem olduğu için değil, tedarikte ancak 1.300 araç alabildiğimiz için buralardayız. Yoksa çok daha fazlasını satardık bu yıl. Tabii tedarik noktasında sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da ön ödemesi yapılmış ve bekleyen 20 bin Mazda 3 siparişi var.