RÖPORTAJ — 3 Kasım 2014 at 19:56

TÜRKİYE GENÇ İŞADAMLARI DERNEĞİ BAŞKANI ALİ YÜCELEN: KARLILIK DÜŞÜYOR, ŞİRKETLER ZARAR EDİYOR!

260420141029273303020_2

 

Türkiye Ekonomisi’nin, karlılığın düşmesi nedeniyle ciddi bir krizin eşiğinde olduğunu iddia eden Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, küresel kriz öncesinde yüzde 4,2 olan karlılık oranının yüzde 3,8’e düştüğünü ve bunun sürdürülebilir olmadığını belirtti. Yücelen, ekonominin savaşçı unsurları olan KOBİ’lerin karlılık anlamında desteklenmesini ve inşaat sektörü gibi nitelikli finansman sağlanmasının karlılığı destekleyebileceğini söyledi.

 

Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Ali Yücelen, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kullanıma açılan “Girişimci Bilgi Sistemi” verilerini ilk kez kullanarak elde edilen verilerin analiz edildiğini ve ortaya çıkan sonucun piyasada yaşanan karlılık sorununu net bir şekilde gözler önüne serdiğini söylüyor.

 

Türkiye’de ilk kez bu veriler kullanılarak gerçekleştirilen analizin önümüzdeki dönemlerde de sık sık tekrarlanarak geliştirileceğine dikkat çeken Ali Yücelen, “TÜGİAD olarak şikayet eden bir yapımız yok. Durumu saptıyoruz ve yapılması gereken bir şey varsa naçizane çözüme katkı sağlamak istiyoruz” dedi.

 

Türkiye Ekonomisinin son dönemlerdeki en önemli sorununun karlılık olduğunun altını çizen Ali Yücelen, pek çok işadamının ekonominin düzeleceği umuduyla zararına iş yaparak sermayeden yediğine dikkat çekerek, “Bu sürdürülebilir bir durum değil. Biz kimse fahiş karlar etsin demiyoruz; ancak eğer insanlar işlerinden yeterince kar edemezlerse o zaman o dükkan, fabrika, işyeri kapanır. Günün sonunda acı faturayı hepimiz öderiz” diye konuştu.

 

Karlılığın düşük olmasını kan kaybına benzeten Başkan Yücelen, “Bir insan belirli bir noktaya kadar kan kaybetmeyi tolore edebilir; ancak ötesi kaçınılmazdır. Bu durumu görerek dikkat çekmek ve çözümüne katkı sağlamak istiyoruz” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Küresel kriz öncesinde işletmelerimizin ortalama karlılığı yüzde 4,2 seviyelerinde idi… Bugün bu oran yüzde 3,84.. İnşaat sektörünün ise Türkiye Ekonomisi’nde üretilen toplam kardan aldığı pay 2006 yılında yüzde 5,2 iken bugün bu oran yüzde 50 oranında artarak yüzde 7,5’e çıkmıştır. İnşaat sektörümüzü kutluyoruz; peki bu süre zarfında inşaat sektöründe üretilen evleri alan; işyerlerine yatırım yapan imalat sektörünün karlılığı ne olmuş diye baktığımızda 2006 yılında yüzde 39,3 pay alan imalat sektörünün bu süre zarfında yerinde saydığını ve yüzde 2,5 oranında bir atış sağlayarak yüzde 40,3’e ulaştığını görüyoruz. Bu tablo ister istemez imalat sektöründeki yatırımcılarımız için inşaat sektörünü daha cazip kılmaktadır.”

 

Her iki sektörün karşılaştırmasını yapan Ali Yücelen, imalat sektörünün Türkiye’deki toplam net satıştan yüzde 27 pay alırken, 2013 yılında bu oranın yüzde 24,8’e gerilediğini; inşaat sektörünün ise 2006 yılında yüzde 4,1 olan payının yüzde 30 civarında artarak yüzde 5,4’e yükseldiğinin altını çizdi.

 

Sektörler arasındaki karlılık karşılaştırmasının reel sektöre darbe vurduğunu belirten TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, ” Türkiye Ekonomisi içerisinde kapladığı alanı son 8 yılda yüzde 30 arttıran, Türkiye Ekonomisinde yaratılan kardan aldığı payı yüzde 50 arttıran bir inşaat sektörüne karşılık, kar payını yalnızca yüzde 2,5 arttırabilen; ekonomideki büyüklüğünü ise bırakın arttırmayı azaltan bir imalat sektörü.. İşte asıl sorun burada” diyor ve burada bir başka çarpıcı noktaya daha işaret ediyor; finansman..!

 

Finansal kesimden gerçekleşen fon akışının, inşaat sektörüne nitelikli finansman sağladığını, bunun da finansman maliyetlerini aşağıya çekerek sektörün karlılığını desteklediğini belirten Ali Yücelen sözlerine şöyle devam etti: “Bu noktada sorulması gereken soru: İnşaat sektörü bu gelişmeyi hangi kaynaklar ile gerçekleştirdi? Farklı bir ifade ile finansal kesimden gerçekleşen fon akışından inşaatın aldığı pay ne yönde gelişti? 2006 yılında inşaat sektörünün Türkiye’deki ticari kredi toplamından aldığı pay %6 iken 2013 yılında bu oran %12’ye yükselmiştir. Başka herhangi bir sektörde bu büyüklükte bir artış söz konusu değildir. İmalat sanayinin 2006 yılında %36 olan ticari kredi toplamından aldığı pay 2013 yılında %30’a gerilemiştir. Bu veriler; inşaat sektörünün büyümesi ile birlikte finans kesiminden önemli miktarda fonu kendine çekmeyi başardığını söylemektedir. Bunun neticesinde de sektörün borçluluk oranı (yabancı kaynak/aktif büyüklüğü) diğer sektörler ile kıyaslandığında en yüksek seviyededir. 2013 yılı için inşaat sektörünün yabancı kaynak/aktif oranı %76’dır. İmalat sanayinde bu oran %62’dir.”

 

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, inşaat sektörünün toplam ekonomi içindeki büyüklüğünün görece düşük kalmasından dolayı tek başına büyümede etkili olamayacağını, ancak ekonomik hareketlilikte inşaatın önemli bir unsur olduğunu söyledi.

 

İmalat sanayinin 2013-2014 karşılaştırmasını yapan Ali Yücelen, “Türkiye’de imalat 2.çeyrekte frene bastı, durmadı ancak oldukça yavaşladı. Önemli bir trend yakalamıştı çeyrekler bazında, %1.8, %3.7, %4.6, %4.9, %5.3 ve bu çeyrekte rakam bir anda %2’ye düştü. Bir de inşaat büyümesine bakalım. İlk yarıda Türkiye’de, büyüme rakamını iki çeyrek boyunca istikrarlı bir şekilde sürdürebilen tek bileşen İnşaat yatırımı! İkinci çeyrek büyüme rakamı %4,3 olarak gerçekleşti” diye konuştu.

 

İnşaat sektörünün Türkiye’deki ekonomik canlılığın sağlanması açısından önemli olduğunun altını çizen TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, “Girişimci Bilgi Sistemi verilerinden türetilen sektörel girdi-çıktı matrisi üzerinden kısmi Leontief matrisi oluşturduk ve bu matris ile hangi sektörün ekonomide ne derece canlılık yarattığını test ettik” dedi.

 

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, “Yakın zamanda Sayın Ali Babacan’ın da inşaat sektörünün büyümeye bütün katkısına rağmen, üretmeden, sadece inşaatla büyüme ile ilgili kaygısını dile getirmesini çok olumlu karşılıyor ve reel sektörü önemseyen samimi bir uyarı olması nedeniyle kendisini kutluyoruz” dedi ve ekledi: “Burada ifade etmek istediğimiz tek husus, inşaatla büyümenin sağlıksızlığı ve sürdürülebilir olmadığı değil. İmalatın karsızlığından dolayı kaynaklar ve özellikle finansman, imalattan inşaata doğru kayıyor. İnşaat, ürettiği kardan dolayı, finansal hizmetler sektörü tarafından destekleniyor. Buradan da çıkarılacak sonuç, son dönemde müşahade ettiğimiz ticari krediler hacmindeki artışın maalesef imalat sektörüne gereği gibi yansımadığıdır.”

 

“ARAZİ RANTI, FABRİKA YATIRIMLARINI OLUMSUZ ETKİLİYOR”

 

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, inşaat sektöründeki gelişmenin bir diğer yansımasına dikkat çekerek, üretime dönük yatırım yapmak isteyen firmaların “arazi rantı” nedeni ile imalat yatırımı gerçekleştirecek uygun arazi bulamamaları ya da buldukları araziye yüksek bedel ödemek zorunda kaldıklarını belirtti.

 

Ekonomi Bakanlığı tarafından her ay yayımlanan yatırım teşvik verilerinden bu durumu çok net görebildiğini belirten Ali Yücelen, “Yıllar bazında Türkiye’de imalat yapmak için yani fabrika kurmak için yatırımcının katlandığı toplam sabit yatırım maliyetleri içerisinde araziye ödenen bedel incelenmiştir. 2011 öncesinde binde birin altında olan bu oran geçtiğimiz üç senede binde üçün üstüne çıkmıştır. Bu durum, son yıllarda arazi rantı ile birlikte arazi fiyatlarındaki artışın, imalat yatırımı yapmayı daha pahalı hale getirdiğini çok net göstermektedir. Son üç yılda üretim yapmak isteyen bir yatırımcı fabrikasını kuracağı arsaya, 2010 öncesine göre 2-3 kat bir bedel ödemek zorunda kalmaktadır. Aslında bu durum, bugüne kadar çokça dile getirilmeyen bir “negatif dışsallığı” bize sayısal olarak göstermektedir. ‘Türkiye’de üretim mi, yoksa inşaat mı?’ dendiğinde yatırımcı inşaatı tercih etmekle kalmıyor, arazi rantı ile birlikte yükselen arazi fiyatları Türkiye’de fabrika kurulmasını çok daha pahalı hale getiriyor” diyerek sizlerini tamamladı.