RÖPORTAJ — 28 Kasım 2014 at 19:00

ALACALI İNŞAAT YÖNETİM KURULU BAŞKANI M. ZEKİ KARAHAN: ALACALI İNŞAAT ALA – SAWA İLE KONUT PROJELERİ DE ÜRETECEK!

IMG_0899

 

En büyük hedeflerinin dünyanın ileri yapı teknolojilerini Türkiye’de uygulayıp bunun öncülüğünü yapmak olduğunu dile getiren Alacalı İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı M. Zeki Karahan, bugüne kadar birçok projeye imza attıklarını ancak konutta geç kaldıklarını, yakında kendi konut projelerini hayata geçireceklerini vurguladı.

 

Alacalı İnşaat 1987 yılında kurulmuş ve beton prefabrikasyon alanında uzmanlaşmış bir firma. Bu uzmanlığına 1999 yılında Japonya’da geliştirilen yapı teknolojisi Ala-Sawa’yı ekleyen Alacalı İnşaat, birçok altyapı ve üstyapı projesine imzasını atmış. Yakın zamanda Türk Telekom Arena Stadı projesine imzasını atan firma, şimdi de Beşiktaş Vodafone Arena’da boy gösteriyor. Başarılı işlerde yer alan Alacalı İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı M. Zeki Karahan ile firmanın faaliyetleri yanında kentsel dönüşümü, yapı denetimini ve ülkemizin kalite sorununu konuştuk.

 

Ülkenin deprem gerçeğini de dikkate aldığımızda, gerek altyapı, gerekse üstyapı projelerinde nasıl bir stratejik plan dahilinde yürümeliyiz?

Ülkemizde deprem gerçeğini gözden uzak tutmamalıyız. Ancak yapacağımız işlerde tek zorlayıcı gerekçe bu olmamalıdır. Vazgeçilmez üretim standartlarımızı oluşturmamız gerekir. Bir işin meydana gelmesinde sistem ve standartlar kadar insan unsuru da çok önemlidir. Türkiye önce insan kalitesini yükselterek, vazgeçilmez üretim standartlarını ortaya koymalıdır.

 

Üretim beyni insandır. Teknik eğitimin ülkemizde uzun yıllardan beri ihmal edilmesi, özellikle ara eleman yetersizliği üretimde kaliteyi yakalamakta en büyük problemimizdir.

Kısacası ülke olarak yüksek kaliteyi hedeflemeliyiz. Bu doğrultuda eğitim, öğretim ve standartlarımızı hem ülke hem de dünya ile rekabet edebilecek duruma getirmeliyiz.

 

Bütün bunların düzelmesi, kalitenin yükselmesi için eğitimin de kalitesinin artması gerekmiyor mu?

Gayet tabii eğitim olmalı ama ben eğitimle öğretime farklı bakıyorum. Öğretim başka, eğitim başka. Kişiler toplumun parçalarıdır. Kişiler eğitilerek, kalitelendirilerek toplumun kalitesini, ülkenin kalitesini arttırmış oluruz. Daha sonra milletler ailesinde o ülke marka olacaktır. Eğer dünyada bir milletler yarışı varsa, bu yarışın içerisinde o ülke bir markaysa diğer ülkelerin önüne geçebilmektedir.

 

Alacalı İnşaat bugüne nasıl geldi? Şimdi neler yapıyor?

Alacalı İnşaat, 1987 yılında inşaat sektöründe faaliyet göstermek üzere kuruldu. Beton prekast ve konvansiyonel alanda imalat yapmaktadır. O yıllarda yurtdışında mühendislik yaptığım için gelişen inşaat teknolojisini yakından görme fırsatım oldu. Dönüşümde aile şirketi olarak ortağım ile birlikte Tekirdağ’da, Trakya’nın ilk prekast beton üretimi yapan tesisini kurduk. Bu tesisi kurarken Türkiye’de dünya teknolojisini takip eden bir firma misyonuyla yola çıktık. Nitekim bu misyonumuzdan taviz vermeden bugünlere kadar geldik. Alacalı İnşaat olarak  bu güne kadar 670 tane yapıyı tamamlamış bulunuyoruz. 2 bin metrekareden 200 bin metrekareye kadar sanayi yapıları yaptık. Sanayi yapılarının yanı sıra otel, okul, alışveriş merkezi, konut, lojistik tesisi ve iş merkezleri gibi  bir çok farklı yapıyı da beton prekasttan yapmış bulunuyoruz. 1997 yılından itibaren de inşaat teknolojisinde ileri olan ülkelerin bu çalışmalarını, Türkiye’ye taşımak için Japonya ve Amerika’da bazı araştırmalar yaptık. Bu araştırmalarımızın sonunda bizim gibi deprem ülkesi olan Japonya’da faaliyet gösteren bir firmanın uyguladığı bir sistemi ülkemize getirdik. Bu sisteme   ALA – SAWA sistemi diyoruz. Bu teknolojiyle bu güne kadar 35 tesis yaptık. Bu teknolojinin en büyük özelliği, depreme karşı ileri derecede dayanıklı olmasıdır. Bir yapı yapılırken, olası bir deprem karşısında can kaybının yaşanmasını önleyecek statik hesaplar yapılır, ancak ALA – SAWA sistemi ile yapılan binalar tasarım aşamasında can güvenliğini hedeflemesine rağmen olası bir depremden sonra hemen kullanım performansı  göstermektedir.

 

Bahsettiğiniz teknolojiyi konut sektörüne uyarlamanız mümkün mü?

ALA – SAWA  biryapı teknolojisidir. Her türlü binada ve yapıda kullanılmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren başta Japonya ve Amerika olmak üzere deprem riski altında olan ülkelerde kullanılmıştır.

 

Meydana gelen depremler sonrasında da çok başarılı neticeler elde edilmiştir. ( 1999 yılı başında ülkemizde ilk uyguladığımızdan itibaren). Alacalı İnşaat, Ala – Sawa teknolojisi ile ilk konutunu 2004 yılında Van’da uygulamıştır. Bu yapı 2011 Van depreminde çok başarılı bir netice ile hiç hasarsız depremi atlatmıştır.

 

Sizin uyguladığınız sistemin konut yapımında ne gibi maliyet farkı var?

Bir üretimde maliyet tabiki önemlidir. Ancak o üretimin kalitesi maliyetle bir orantı içerisinde olması gerekir. Tabi üretim kalitesinin içerisinde yapının mukavemetini, ömrünü dikkate almak zorundayız.

 

Kısacası, tekniğe uygun projelerde herhangi bir yapı teknolojisi ile herhangi bir fiyat farkı olmadığı halde her türlü deprem ve diğer afetlere dayanıklılığının yanında en az 150 – 200 yıllık ömre sahip yapılar elde edilmektedir. Bunda kullanılan malzemelerin yüksek kaliteli oluşu örnek olarak; C50 beton ve yüksek dayanımlı çelik ve teknoloji etkili olmaktadır.

 

Bahsi geçen bir başka konu da, Türkiye’de inşa edilen konutların gerçek ölçülerde de depreme dayanıklı olmaması. Bu sizce de böyle mi?

Ülkemizde yapı stoğunun %70’inin kaçak yapı olduğunu biliyoruz. Bu noktaya denetim ve kontrolsüzlük ve geçmiş yıllarda defalarca çıkmış olan imar afları ile geldik. Bu yapıların bir çoğunun da mühendis eli değmeden yapılan binalar olduğunu biliyoruz. Bu günde az da olsa aynı hatalar devam etmektedir. Bize göre sistem ve kontroller yeteri kadar ülkenin içinde bulunduğu afet risklerine uygun şekilde yürümüyor. Her şeyden önce yapı başlangıcında projelerin ehil mimar, mühendisler tarafından hazırlanması gerekir. Kısacası dünyada uygulanan yetkin mimar, mühendislik kavramının çok ivedi Türkiye’de de uygulanması gerekir. Üniversiteyi bitiren her mimar, mühendis bugün  imza yetkisine sahip oluyor. Bu böyle olmamalıdır. Mutlak suretle yetkin mühendislik sıfatını almak için belirli bir süre ihtisas yapmalıdır.

 

İkinci konu, yapı denetim sisteminin baştan aşağı düzeltilmeye ihtiyacı vardır. 1999 yılı depremi sonrası büyük bir boşluğu doldurmak üzere oluşturulan sistem yol boyu yeteri kadar ülke şartlarına uygun hale getirilememiştir. En başta denetlenecek merciinin, denetleyecek merciiyi kendisi seçmesi ve finansmanı direk sağlaması en büyük yanlışlardan bir tanesidir.

Ülkemizde süratle yüksek yapılar yapılmakta, ancak yüksek yapılar yönetmeliği hala oluşmamıştır. Bu da ülke için çok büyük bir eksiklik ve risktir.

 

Kentsel dönüşüm konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Kentsel dönüşüm, ülkemizde çok geç başlatılmasına karşın şu anda olması gerektiği hızda gitmektedir. Ülkemizde dönüşüm 10 yıl öncesinde başlatılmış olunsaydı, bugün çok daha iyi mesafe almış olacaktık. Bugün dünyada uygulanan yapı teknolojisinin, ülkemizde uygulanmasıyla dönüşümde çok daha iyi bir noktaya gelinebilinir. Ülkemiz inşaat çalışmalarında ahşap, çelik ve beton prekast gibi uygulamalarının da kullanılmasıyla çok daha iyi güzel bir şehircilik planlaması yapılabilir.

 

Alacalı İnşaat’ın yürüttüğü güncel projelerden bahseder misiniz?

Alacalı İnşaat geçmişte Galatasaray Stadı’nı yaptı. Ülker Arena’yı yaptı. Bu sene Krasnodar Stadı’nı yaptık, şimdi Beşiktaş’ın stadını yapıyoruz. Spor bölümü böyle. Van’da 200 konut yaptık. Depremden sonra 3 tane okul yaptık, 2 tanesi Van’da 1 tanesi Çanakkale’de olmak üzere. Son iki yılda yaklaşık 400 bin metre kare büyüklüğünde lojistik depolar yapıyoruz. Bunun yanında konut projeleri hazırlıkları devam ediyor. Japonya, Amerika’da olduğu gibi prekastyüksek katlı binalar üreten bir teknolojiye sahibiz. Alacalı İnşaat, önümüzdeki günlerde inşallah adından söz ettirecektir. Alacalı İnşaat’ın en büyük hedefi, dünyada en ileri yapı teknolojisini Türkiye’de uygulayıp bunun öncülüğünü yapmaktır. Bizim misyonumuz bu. Bugüne kadar da kalitemizden, prensiplerimizden en ufak bir sapma olmamıştır. Kadromuzla, bütün ekibimizle dünya teknolojilerini Türkiye’de uyguluyoruz. Yine konutta geç kalmakla birlikte kendi projelerimizi yapacağız. Bunun hazırlığını yapıyoruz.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Bölgemizde ülke olarak, firma olarak güçlü olmak zorundayız. Güçlü olmak için gayret sarf ediyoruz. Grup olarak da başlangıçta söylediğim gibi ülkenin ihtiyacı olan kaliteyi söz sahibi yapmak. Kaliteyi ön plana çıkararak üretim yapmak zorundayız. Bütün gayretimiz bu.