RÖPORTAJ — 28 Kasım 2014 at 19:15

ATEK YAPI GENEL MÜDÜRÜ TOLGA HİKMET DUĞLES: KENTSEL DÖNÜŞÜM RANTSAL DÖNÜŞÜM OLMAMALI!

IMG_0867

 

Kentsel dönüşümün ne olduğunu kavrayamamış müteahhitler olduğunu belirten Atek Yapı Genel Müdürü ve aynı zamanda Türkiye Genç İşadamları Derneği Ege Şubesi Başkan Vekili Tolga Hikmet Duğles, kentsel dönüşümün bireysel kar amaçlı yapılan rantsal dönüşüm olarak algılandığını, bunun hükümet ve yerel yönetimlerle beraber yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

 

Kentsel dönüşüm bugüne kadar daha çok İstanbul odaklı konuşuldu. Ancak tüm şehirlerimizde olduğu gibi İzmir metropolü için de kentsel dönüşüm sağlıklı bir kent yapısı için çok önemli. Son birkaç yıldır yürütülen projeler bazı bölgelerde şehrin görünümünü değiştirse de çarpık yapılaşma sorunu halen ortada duruyor. Konut sektöründe oldukça yeni bir şirket olmasına rağmen Atek Yapı, ürettiği projelerle yeni İzmir’in çehresine imza atan firmalardan birisi. Tolga Hikmet Duğles ile Atek Yapı’nın projelerini, firmanın hedeflerini, İzmir’de kentsel dönüşümü ve ekonomik gelişimi konuştuk.

 

Öncelikle Atek Yapı’yı konuşacak olursak, bugün neler yapmaktasınız?

Atek Yapı, inşaat sektöründe çok genç bir şirket. Ortakların her biri bulundukları sektörlerde Türkiye’de söz sahibi olmuş kişiler. Dolayısıyla ticareti iyi bilen kişiler. Atek Yapı 2010 yılında güçlü sermaye yapısıyla kuruldu ve İzmir Buca’da iyi araştırma ve iyi etüt sonucunda 9 Eylül Üniversitesi’ne yakın bir noktada kendi arsasında 172 adet 1+1 daire yaparak ilk inşaatına başladı. Kredi Yurtlar Kurumu’ndan bir teklif geldi ve 172 adet dairenin tamamını Kredi Yurtlar Kurumu’na sattık. Tabii bu tesadüf değildi. Doğru iş yaparsanız tesadüf kendiliğinden geliyor. Biz bunu yaparken iyi etüt ettik. Üniversiteye çok yakın olan, yaşanabilir bir öğrenci kenti yapalım dedik.

 

İkinci projemiz Evia Plus ise 7 bloktan oluşan bir proje. Buranın inşaatına başlayalı iki sene oldu, insanlar taşınmaya başladı. Satılacak 16 dairemiz kaldı. Burada kapalı yüzme havuzundan açık yüzme havuzuna, otoparktan hamama, fitness salonundan cep sineması ve güvenliğine kadar sosyal alan oluşturmak istedik. Çünkü insanlar artık hafta sonunu da geçirecekleri bu tarz konutlar istiyorlar. Biz bunları düşünerek böyle bir konsept yarattık. Sonuçta başarılı da olduk. Bu projemiz 3+1, 4+1 teras ve dubleks tipinde olan dairelerden oluşuyor.

 

En yeni projeniz olan Atek Adress ile ilgili de bilgi verir misiniz?

Atek Adress Projesi üçüncü projemiz. İzmir’de kurulmakta olan Türkiye’nin en büyük İstinaf Mahkemesinin ve 14.500 M2 büyüklüğündeki Çınarlı Rekreasyon Alanı’nın yanında, stadyum metro ana durağının tam karşısında, benzersiz bir konumda inşa edilmekte olan Atek Adress, İzmir için gerçekleştirmeyi planladığımız çok sayıdaki nitelikli yapı projelerimizin, ihtişamlı bir başlangıcı olarak Bayraklı’da yükseliyor.. Biz 2,5 sene önce arsasını alarak projeyi çizdirdik ve bir sene önce de inşaata başladık. Burası tamamen iş merkezi olacak ve iş hayatına dair ne ihtiyacınız varsa burada bulabileceksiniz. Otoparkından, güvenliğinden konferans salonuna, fitness salonundan kırtasiye hizmetleri ve kuru temizleme hizmetlerine kadar birçok hizmeti aynı noktada bulabileceğiniz kent merkezinin tam ortasında bir yer.. Burası otoparkıyla birlikte toplam 30 kattan oluşan bir proje. Satışa başlayalı daha 5 ay oldu ve satışta şimdiden yüzde 35 seviyelerine ulaştık. Eğer bu projeyi 2016 Mayıs ayında bitiremezsek buradan ofis alan müşterilere kira bedeli ödemeyi taahhüt ediyoruz.

 

“CEFA ÇEKMEDEN SEFA SÜRÜLMÜYOR”

 

Kentsel dönüşüm her bölgeye göre farklılık gösteriyor. İzmir’de nasıl bir kentsel dönüşüm olmalı sizce?

Kentsel dönüşümü her şeyden önce iyi tanımlamak lazım.. Kentsel dönüşümün ne olduğunu kavrayamamış bazı müteahhitler var. Biz Atek Yapı olarak, henüz tam anlamıyla kentsel dönüşümle alakalı çalışma başlatmadık. Öncelikle önümüzdeki projeleri bitirmek istedik. Ama sektörde olmamız hasebiyle bunun araştırmasını yapıyoruz kendi çapımızda..

 

İzmir’de çok eski ve sorunlu bir yapı stoğu ve de çarpık yapılaşma var. Kentsel dönüşümde öncelikle güçlü binalar yapmak lazım. Tabii ki sadece güçlü bina, güzel bina yapmak yeterli değil, çevresel faktörleri, altyapıyı da düşünmek lazım.. Kentsel dönüşüm demek sadece bina yıkıp yapmak değil, bunu altyapısıyla, çevre yollarla bir bütün olarak ele almaktır. Bireysel kar amaçlı yapılan bir şey olarak algılıyor bunu birçok müteahhit.. Kısacası; kentsel dönüşüm, rantsal dönüşüm olarak algılanıyor. Kentsel dönüşümün hükümet ve yerel yönetimlerle beraber yeniden ele alınması lazım.

 

Kentsel dönüşümle ilgili İzmir’i yönetenlerin, ortak akıl diyebileceğimiz bir yol haritası yok mu?

Bununla ilgili belediyemizin yaptığı bazı çalışmalar var. Aslında yerel yönetimlerle müteahhit derneklerinin birlikte hareket etmesi lazım. Bununla birlikte halkı da bilinçlendirmek gerekiyor. Onlar da rant peşinde koşmamalılar. O şekilde bir süreç yürütülmeli. Bu da ancak iletişimle mümkün.. Cefa çekmeden sefa sürülmüyor. Herkesin elini taşın altına sokması lazım.

 

İzmir ekonomisine bakıldığında daha çok ticaretin ağırlıkta olduğu, fakat sanayileşme anlamında istenilen düzeyde olmadığı görülüyor. Sizce bunun nedeni nedir?

İzmir’de marka firmalar var aslında ama bugün bir Gaziantep’e, bir Kayseri’ye, bir Denizli’ye baktığınız zaman geride kaldı. Kocaeli’yi saymıyorum bile.. İzmir sanayiden çok, ticarete, gayrimenkule önem veren bir şehir olarak gözüküyor. Teşviklerle insanları sanayiye yöneltmek gerekiyor. Ama kimle konuşursak konuşalım hep, ‘karlılıklar azalıyor, maliyetler yükseliyor’ şikayetini duyuyoruz. Böyle olunca insanlar farklı dallara yöneliyor. İnşaata değil, sanayiye yönelin deniliyor ama inşaat demek sanayi demek bence.. İnşaatta işçilik hariç hangi kalemin sanayiye girmediğini söyleyin. Tabii bugün inşaat sektörü sanayi sektöründen daha karlı gözüküyor. Sanayide karlılık düşükse şartların iyileştirilmesi, imkanların genişletilmesi devlete düşen bir şey.

 

İzmirli genç kuşağın geleceğe bakışı nasıl?

Ben aynı zamanda Türkiye Genç İşadamları Derneği Ege Şubesi Başkan Vekiliyim. İzmirli gençlerde bundan önceki dönemlerde bir İstanbul hayranlığı vardı. İyi eğitim almışlar fakat İzmir’de istediği işi bulamamışlar. İzmir’de marka firmaların sayısı çok değil. İstanbul dediğimiz zaman bir dünyadan bahsediyoruz artık. Dünyanın en büyük firmalarının temsilcilikleri var orada.. Dolayısıyla İzmirli gençlerin İstanbul’da olma düşünceleri vardı ama yeni yapılacak yatırımlarla İzmir’e dönüş olacağını düşünüyorum.

 

İzmir’in refah düzeyinin gelişimini nasıl görüyorsunuz?

Son 10 yıla baktığımız zaman gayri safi milli hasıla da kişi başına düşen gelirin arttığını görüyoruz. Tabii 2023 hedeflerini yakaladığımız zaman bu gelir daha da yükselecektir. Bu doğrultuda herkes çalışıyor zaten. İzmir’e baktığımız zaman bir işsizlik oranı var tabii.. Bugün işsizlik oranı yüzde 10 seviyelerinde. İzmir’de yaz sezonu geldiğinde bu oran aşağı düşüyor ama bu yapının çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.

 

Pekiyi İzmir özelinde üniversite-sanayi işbirliğinin bugünkü durumu nedir?

Bazı sivil toplum örgütlerinin bu anlamda çalışmaları var. TÜGİAD Ege Şubesi’nin de bu tarz bir çalışması oldu. Hatta İzmir’i üniversite şehri yapmak projemiz vardı. O dönemdeki Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bir sunum yaptık. O dönemde meslek liselerine sosyal sorumluluk anlamında ciddi anlamda destekler sağladık. Vasıflı eleman bulmakta zorluk çekiyorduk. İzmir gibi bir yerde motor ustası bulamıyorduk mesela.. İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Zekeriya Mutlu ile birlikte Buca’da Esnaf ve Sanatkarlar Lisesine çok büyük katkılar sağladık. Oradan mezun olacak öğrencilere iş garantisi verdik. Okula ekipman, motor ve araba verdik. Bu anlamda büyük firmaların okullarla ilgili inanılmaz çalışması var İzmir’de.. İnsanlar bu konuda bilinçlendi. Önümüzdeki 5-10 yılda daha vasıflı elemanların yetişeceğine inanıyorum.

 

İzmir’in turizm potansiyeli nedir ve bu potansiyeli ekonomiye kazandırmak adına İzmirli işadamları neler yapmakta?

İzmir’e baktığımız zaman insanların aklına Çeşme geliyor. İzmir daha çok iç turizme dönük bir şehir olarak görünüyor. Ama baktığınız zaman İzmir’in öyle tarihi yerleri var ki… Mesela, yarım saatte gidebileceğiniz Meryem Ana var. Ondan sonra Efes Antik Tiyatrosu var. Bunlar bütün dünyanın hayran olduğu, yabancı turistlerin gelmek istediği yerler. Yani İzmir’de İnanç turizmi var, kültürel turizm var, deniz-kum-güneş de var. Ulaşım çok iyi.. Yani yağ var, un var, şeker var ama bunu biz neden hala helvaya dönüştüremiyoruz akıl erdiremiyorum. Açıkçası burada yerel yönetimlere de büyük iş düştüğü kanaatindeyim.

 

Siz turizmde varlık göstermeyi hedefliyor musunuz?

Tabii ki düşünüyoruz. Bu anlamda önümüze koyduğumuz hedefler var. Kısa vade de otel yatırımları planlıyoruz. Bu bir şehir oteli de olabilir.

 

Son olarak nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Herkesin elini taşın altına koyarak fedakârlıklar yapması, cefa çekmeden sefa sürülemeyeceği bilincinde eğitime önem vererek, koordineli bir şekilde çalışmayla ülkemizi ve şehrimizi belli noktalara getirebiliriz.